Collector
Cruyff felsefesi, Enrique ve Arteta’dan sonra bir de bize bak! | Collector
Cruyff felsefesi, Enrique ve Arteta’dan sonra bir de bize bak!
BirGün Gazetesi

Cruyff felsefesi, Enrique ve Arteta’dan sonra bir de bize bak!

Şampiyonlar Ligi bir kültür mozaiğidir. Takımlardaki farklı ırktan, dilden, inançtan ve milletten futbolcular, teknik heyet ve taraftarların çok kimlikleri birleşince Dünya Kupası'na göre daha kapsamlı ve değişkenlikleri içinde barındıran bir organizasyon ortaya çıkmaktadır. Paris ve Arsenal bu bakıdan oldukça zengin iki kulüptür. Ama her iki takımın da belirleyici kimliği antrenörlerin donanımı ve felsefi oyun kurgularıdır. Luis Enrique, Cruyff’un oyuncusu olarak onun yanında yetişti; futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük mesleğine karar verdiğinde ise iki sezon Barselona B takımını çalıştırarak işe başladı. Yine Barselona altyapısından yetişen Arteta, Arsenal’de kaptanlık yapıp futbolu bıraktıktan sonra, Pep Guardiola’nın yanında iki sezon yardımcı antrenör olarak çalıştıktan sonra Arsenal’e geldi. Her iki antrenör de takımlarında işe başlar başlamaz kendi oyun felsefelerine uygun takım oluşturmak için kadro temizliğine giderek, tüm kadronun kendi iradeleriyle oluşturulmasını sağlayarak, çalışacağı bütünlüğe sahip olana dek devam etmek üzere süreci başlattılar. Buradaki ayrıntı paradan ziyade oyuncu seçimindeki tutarlılık ve bütünlüktür. Hatırlayacaksınız, Paris Neymar, Messi, Ramos ve Mbappé ile bir şeyler planlarken işin öyle olmadığını, ciddi paralar harcayarak ve bedeller ödeyerek anladılar ki UEFA’nın ayrımcılıkla destek vermelerine rağmen… Aynı şekilde Arsenal’de Arteta takımı boşaltıp kendi kadrosunu oluşturmak için epey zaman harcadı, ancak 7 sene sonra bu tutarlılığın karşılığını buldu; söylediğim ortam Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi… Aynı ekolden gelen ve aynı kültürün parçası olan bu iki antrenör, istikrar ve sürdürülebilir başarı için yönetimlerin ortaya koydukları irade ile, arka planda kalmaları işi profesyonellere bırakmaları anlamına geldiği için, işin işletme boyutu ile yapılan yatırımın karşılığını alabilmenin sabır ve tutarlılığını net ortaya koymaktadırlar. Paris’in yaş ortalaması 24,2. Arsenal’in yaş ortalaması 26,6. Paris neredeyse bu takım ile hemen hemen 6-7 sene daha oynarken, Arsenal ise 5-6 senelik bir oyuncu tutarlılığına sahip. Paris’in 36 kişilik takım kadrosu içinde 16 Fransız futbolcu bulunurken, Arsenal’in 24 kişilik takım kadrosunda 7 İngiliz futbolcu bulunmaktadır. Doğruları konuşurken, ister istemez elim yalanlarla dolu bizdeki futbola kayıyor. Ne Paris neden şampiyon oldu, ne Arsenal neyi yanlış yaptı, ne de takımların taktiksel analizlerini yapabilmek mümkün değil, çünkü bunlar bizde sadece iddia oynarken lazım oluyor. Onun dışında kimsenin böyle bir kaygısı yok. Bakın, en basit ve en kolay örnek: Fenerbahçe’de başkanlık seçimi var. İnanılır gibi değil ama başkan adayları elinde listelerle takım kurmaya başladılar. Kim antrenör olacak, nasıl bir sistem ve işletme modeli oluşacak, adaylar kendi esnaf birikimleri ile karar vermeye çalışıyorlar. Borç batağında olan takımın kurtuluşu, yeniden borçlanarak, başkanın bildiği kadarıyla, futbolcu ve antrenör ile anlaşıp şampiyon olmaya çalışmak mı? Yukarıda her iki takımın doğru yolu bulmak için sarf ettikleri çaba ortadayken hâlâ esnaf mantığıyla işi yönetmeye kalkmak başarısızlığı inşa etmek anlamına gelir. Takımın istikrarı için antrenör ve uzun vadeli anlaşma ile onun talepleri doğrultusunda bir yapılanma söz konusu olmalıdır. Ama artık Şenol Güneş veya Fatih Terim tarzından ziyade, küresel ölçekte oyun prensiplerine sahip ve tutarlı bir isim olmak zorunda. Hâlâ yerli figürler üzerinden işi kurtarmaya çalışmak ancak sezonluk veya aylık hayal kurmaya yeter. Yerli figür antrenörler tutor yeterliliğine sahip bir antrenörün yanında yardımcı olarak çalışma sürecini bir türlü kendilerine yediremedikleri için, hasbelkader kendi oyunculukları dönemlerinde çalıştıkları antrenörleri taklit ederek olması gerektiği kadar iş yapmaya çalışmaktadırlar. Maalesef süreç öyle işlemiyor… Şampiyonlar Ligi finali seyredip süreci takip ettikten sonra bile, maçla ilgili bir şey yazmaya çalışmanın bizde karşılığı bir türlü olamıyor. O kadar fazla defo var ki ister istemez iş dönüp dolaşıp bir mukayeseye ve tartışmaya geliyor. Sanırım, biraz aldatılma ve yalan üzerine kurgulanmış detaylar ülkeye dair güven sorununa karşılık geldiğinde el mecburen kayıyor.

Go to News Site