BirGün Ekonomi
Tuncay Kapusuzoğlu - kapusuzoglu@gmail.com I- Yasal düzenleme Varlık barışı düzenlemesini de içeren kanun teklifi, 21 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Düzenleme gereğince, vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilip bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilirse veya yurt dışından fiziki olarak getirilenler bu hesaplara yatırılırsa, sadece yüzde 0-5 arasında vergi ödenerek kayıtlara alınabilecektir. Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları da aynı koşullarda bu olanaktan yararlanacaktır. Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Bununla birlikte, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmeyecektir. Ülkemizde varlık barışı ile ilgili ilk düzenleme 2008’de; son düzenleme ise 2026’da yapılmıştır. 18 yılda toplam 8 varlık barışı düzenlemesi yapılmıştır. II- Varlık barışı konusunda diğer ülkelerde de uygulama var mı? Evet, var. Özellikle offshore ve vergi cennetlerinin popüler hale gelmesi sonucunda 2000’li yılların başından 2010’lu yıllara kadar çok sayıda ülkede mükelleflere düşük bir vergi ödeyerek yurt dışındaki varlıklarını getirme olanağı sağlanmıştır. Buna karşın, son dönemde varlık barışı uygulamasına sık rastlanmamaktadır. Bunun en büyük nedeni bu tür geniş kapsamlı vergi muafiyetleri ve varlık barışı programlarının, uluslararası kuruluşlar tarafından sıkı şekilde denetlenmesi ve zafiyet gösteren ülkelerin gri listeler kapsamında ilan edilmesidir. Bundan dolayı son dönemdeki varlık barışlarında vergi inceleme muafiyeti verilse bile, sıkı bir şekilde varlıkların kaynağına yönelik tespitlerin yapılmasına devam edilmektedir. III- Gri liste nedir? Uluslararası alanda dolaşımdaki paraların kaynağı ve bilgi değişimindeki iş birliği kapsamında kara ve gri liste oluşturan 3 kuruluş vardır. Bunlar FATF, Avrupa Birliği (AB) Konseyi ve OECD’dir. A- FATF’in gri listesi 1989 yılında Paris’te yapılan G-7 Zirvesi’nde kurulan FATF (The Financial Action Task Force- Mali Eylem Görev Gücü) küresel boyutta kara para aklama ve terörün finansmanı ile ilgili çalışmalar yapan uluslararası bir kuruluştur. FATF’ın kara listesinde 3, gri listesinde 22 ülke bulunmaktadır. Türkiye, iki kez FATF’ın gri listesine girmiş ve çıkmıştır. Türkiye, FATF’ın gri liste kapsamına ilk olarak 2011 yılında girip 2014 yılında; sonrasında da 2021’de girip 2024 yılında çıkarılmıştır. Türkiye’nin FATF’ın gri listesine girmesindeki önemli nedenlerden birisinin yurt dışındaki kaynağı belirsiz paraların veya yurt içinde hukuk dışı yollarla elde edilip yurt dışına çıkarılan meblağların çok düşük bir vergi ödenerek ülkeye getirilmesi olduğu açıktır. Varlık barışı ile sisteme giren paranın vergi incelemelerinden muaf tutulması ve etkin biçimde sorgulanmaması gri listeye girme kriterleri ile tamamen uyuşmaktadır. B- AB Konseyi’nin gri listesi: AB Konseyi’nin “Vergi Amaçlı İş Birliği Yapmayan Ülkeler Listesi” kara ve gri liste olmak üzere iki kategoride izlenmektedir. Kara listede 10 ülke, gri listede de 9 ülke bulunmaktadır. Türkiye, listenin ilk yayınlandığı 2017 yılından beri, AB Konseyi’nin iş birliği yapan ve taahhütleri olan ülkelerin yer aldığı gri listede bulunmaktadır. Listeleme kriterleri şunlardır: Vergi şeffaflığı, adil vergilendirme, vergi tabanı aşınması ve kâr kaydırmaya karşı önlemler. Varlık barışı düzenlemeleri, vergi şeffaflığını ihlal ettiği, adil vergilendirme ilkesine uymadığı ve açık bir vergi tabanı aşındırmasına yol açtığından AB Konseyi’ni gri listesi için ciddi bir zafiyet taşımaktadır. C- OECD’nin listesi OECD’nin "İşbirliği Yapmayan Vergi Cennetleri” listesinde Mayıs 2009’dan bu yana hiçbir ülke yer almamaktadır. Bunda vergi cenneti ilan edilen ülkelerin bilgi değişiminde iş birliğine yanaşması ve verilen taahhütleri yerine getirmesi önemli bir neden olmuştur. Vergilendirmede iş birliği, vergi cennetleriyle ilgili düzenlemelerin karmaşıklığı ve tartışma konusu olması ile birlikte AB Konseyi’nin ve FATF’ın etkili takip ve liste düzenlemeleri de OECD’nin uluslararası alanda farklı konularda odaklanmasını sağlamıştır. IV- Varlık barışı kapsamında gelen paralar için MASAK incelemesi yapılabilir mi? Evet, yapılabilir. Varlık barışı kapsamında getirilen varlıklar, yapılan düzenleme gereğince sadece vergi incelemesine tabi tutulmayacaktır; söz konusu varlıkların MASAK incelemesine tabi tutulmayacağına dair bir düzenleme yapılmamıştır. MASAK, yürütmekte olduğu görevler nedeniyle nüfuz ettiği olay veya kendisine intikal eden bildirim ve bilgilere istinaden doğrudan veya yapılan analiz ve değerlendirme sonucunda gerekli görmesi halinde inceleme başlatır. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı, suçtan gelir elde edildiğine ve söz konusu gelirin aklandığına dair ciddi emarelerin varlığı ve konunun ihtisas gerektirmesi halinde MASAK’tan, aklama suçunun işlendiği hususunda olguların varlığının tespitine ilişkin talepte bulunabilir. V- Gri liste açmazından çıkamayacak mıyız? FATF ve AB Konseyi’nin gri listeleri, buradaki ülkeler için ciddi bir saygınlık sorunu oluşturmaktadır. Listeye girdikten sonra, uzun bir süre takip edilen taahhütlerin yerine getirilmesiyle çıkışın mümkün olması sürecin zorluğunu göstermektedir. Aynı şekilde AB Konseyi’nin gri listesinde ilk düzenlemeden itibaren yer almamız ve 9 yıldır gözetim altında taahhütlerimizi yerine getirmeye çalışmamız işin ciddiyetini yansıtmaktadır. Varlık barışı düzenlemesinde MASAK incelemeleri için bir muafiyet getirilmemesinin en büyük nedeni gri listelere girme riskinden kurtulmaktır. Bununla birlikte daha önceki düzenlemeler kapsamında da sisteme sokulan varlıkların bilinmeyen kaynağı konusunda MASAK tarafından sistematik bir inceleme yapılmaması, bu önlemin etkinliği konusunda tereddüt oluşturmaktadır. Şimdi ne oldu da hiç söylentisi bile oluşmadan birdenbire tekrar “Varlık Barışı” düzenlemesi ile karşılaştık? Bunun temel nedeninin büyük aciliyet taşıyan “para ihtiyacı” olduğu açıktır. Uluslararası listelere girme riskini kolayca göz ardı ederek yapılan bu düzenleme, ihtiyacın boyutunu ve seçeneksizliğini ortaya koymaktadır. Son yaşanan olaylar acil para ihtiyacının sadece ekonominin kendi iç dinamiklerinden değil, siyasi nedenlerin ekonomide yol açtığı hasardan da kaynaklandığını açıkça göstermektedir. Varlık barışı düzenlemesinin yol açacağı sonuçları hep beraber izleyeceğiz.
Go to News Site