Collector
İhanetin 16 yılı | Collector
İhanetin 16 yılı
BirGün Gazetesi

İhanetin 16 yılı

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz. Politika Kolektifi 24 yıllık AKP iktidarı, bu uzun ömrünü siyasal konjonktür ve dış desteğin yanı sıra muhalefetin açık hatalarına da borçlu. CHP’nin eski genel başkanının bir rejim aparatı olarak ana muhalefetin başına geçmeye heveslendiği bugünlerde, geçmiş genel başkanlık döneminde iktidara sunduğu katkıları okurlarımıza hatırlatıyoruz. Kuşkusuz Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin halka ve muhalefete ihanetleri burada hatırlattıklarımızdan fazla. En genel anlamda Gezi’de ortaya çıkan sokak muhalefetini tasfiye ederek siyaseti sandığa, isimlere indirme çabasının en önemli aktörlerinden biri geçmiş CHP yönetimiydi. Geldiğimiz noktada, artık halka tek tercih olarak sunulan sandık da adaylıklar da gerçek anlamda ortadan kaldırılmış durumda. Aşağıda belirtilen tarihler, rejimin güç edinimi ve meşruiyetinde Kılıçdaroğlu yönetiminin sunduğu desteklerin bir derlemesidir. *** 20 MAYIS 2016 “ANAYASAYA AYKIRI AMA EVET!” Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki CHP’nin tarihine kara leke olarak geçecek en büyük ihanetlerden biri, 20 Mayıs 2016 tarihinde mecliste gerçekleşen milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması oylaması oldu. 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidar şansını kaybeden AKP’nin MHP ile ittifaka gelerek HDP’yi düşmanlaştırmaya dayalı stratejisinin devamı olarak, meclisteki HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme getirildi. Ülkede ülkücü faşistlerin organize biçimde HDP bürolarını bastığı bir dönemde, iktidarda kalma imkanının milliyetçi tabana oynamak olduğunu anlayarak dümeni buraya kıran iktidar, ayrıca Selahattin Demirtaş gibi etkili muhalefet liderlerini de bu şekilde siyaseten ortadan kaldırmayı planlıyordu. Ayan beyan ortadaki gerçekliğe ve hatta CHP grubu içerisindeki yoğun itirazlara rağmen Kılıçdaroğlu AKP’nin yanında durmaya karar vermiş, bunu da demokrasi kılıfına uydurmuştu: “Anayasa’ya aykırı, halkı kandırmaya yönelik bir düzenleme geliyor. Dokunulmazlık kalktıktan sonra bizi hapse atacaklarsa atsınlar. Gerçek demokrasiyi bu ülkeye getirmek için, gereken tüm bedeli ödemeye hazırız. Ciddi bir karar almalı ve her şeyi göze almalıyız. HDP de ‘Evet’ demeli.” 7 AĞUSTOS 2016 YENİKAPI KARDEŞLİĞİ Kılıçdaroğlu’nun iktidara zor anında destek çıktığı bir diğer önemli dönüm noktası ise 15 Temmuz sonrası aldığı tavır oldu. Mevcut iktidarın bizzat yıllarca iş birliği yaparak devletin tüm kademelerine sızmalarını sağladığı Fethullahçılarla girdiği çıkar çatışmasının, sonunda yalnızca ülkenin zararlı çıktığı bir darbe girişimi ile sonuçlanması, AKP’liler tarafından bir mağduriyet hikayesi ve güç kazanma fırsatı olarak görülmüştü. 15 Temmuz sonrasında ilan edilen 2 senelik OHAL, rejim değişikliğine giden yolu açmış, Fethullahçılardan boşalan kadrolar AKP-MHP’lilerle ve tarikat mensuplarıyla doldurulmuştu. Bu sürecin meşruiyet kazanabilmesinde darbeden bir ay sonra gerçekleşen Yeni Kapı mitinginde AKP, MHP ve CHP liderlerinin birlikte verdiği poz da önemli bir rol oynamıştı. Darbenin her iki aktörünü de karşısına alan bir tutum yerine sözde ‘demokrasi’ taraftarlığıyla koşa koşa AKP mitingine giden Kılıçdaroğlu, iktidarın kötü gün dostu olduğunu bir kez daha hatırlatmıştı. 16 NİSAN 2017 YSK DARBESİNE İTİRAZSIZ KABUL 2016 sonrası şekillenen siyasal konjonktürde ve rejim dönüşümünde en önemli adımlardan biri de 2017 referandumu olmuştu. 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL içerisinde girilen 2017 referandumu oldu. Bahçeli’nin “Recep Tayyip Erdoğan anayasaya uymuyor o halde anayasayı ona uyduralım” çağrısıyla rejimin geçmişte CIA’nin işaret ettiği tek adam rejimine dönüştürülmesi için yapılan referandum, Türkiye’de toplumsal muhalefetin Gezi’den bu yana en büyük kenetlenmesi olmuş, Haziran Hareketi başta olmak üzere solun önderlik ettiği ‘Hayır Hareketi’ tüm Türkiye’de büyük destek görmüştü. Dönemin CHP yönetiminin OHAL koşullarında gerçekleşmesine dahi itiraz etmediği referandum, YSK’nın darbe niteliğindeki “mühürsüz oyların sayılması” kararıyla masa başında iktidara verilmişti. AKP’nin devletin tamamını ele geçirdiği bu hileli referanduma Kılıçdaroğlu yönetimi “yargı yolu” seçeneği dışında anlamlı hiçbir muhalefet göstermediği gibi, halkın sokak çağrılarının da önüne geçmişti. 14 MAYIS 2023 HALKIN DEĞİL KİBRİN SEÇİMİ 2023 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimi, AKP’nin tarihinin en zayıf olduğu dönemlerinden birinde, üstelik 2019 yılında neredeyse tüm büyükşehirleri kaybetmesinin ardından gerçekleşmişti. OHAL ve pandemiyle geçen sessiz yılların ardından halkın tüm kesimlerinin iktidara duyduğu öfkeyi iş yerlerinde, okullarda, sokaklarda gösterdiği, toplumsal muhalefetin yeniden ayağa kalktığı bir dönemde, Kılıçdaroğlu’nun ilk stratejisi seçim sürecini yükselen halk muhalefetiyle değil tamamı sağcılardan oluşan ve önemli kısmının toplumda anlamlı bir temsiliyetinin olmadığı 6’lı masa ile yürütmek oldu. Ülkenin kaderini belirleyecek bir seçimde kapalı kapılar ardından, geleceğin değil isimlerin tartışıldığı, iki eski rejim aparatının olduğu masada bir nevi eski AKP’ye dönüşün pazarlandığı süreç, daha seçime gitmeden tıkandı. Kılıçdaroğlu’nun bizzat parti kurdurup başına geçirdiği, meclise soktuğu Meral Akşener, bugünden bakınca iktidar hamlesi olduğu şüphesiz bir biçimde kurulan masayı dağıttı, muhalefeti aday belirlenme sürecinde böldü. Ardından Kılıçdaroğlu toplumdan yükselen tüm itirazlara rağmen, şahsi kibri için kendisini aday gösterdi. Masaların ve sandalyelerin halkın umudunun önüne geçtiği seçimin sonucu, Erdoğan’a en kritik anında rejimi elinde tutma şansı verirken, seçim sonrası oluşan konjonktürde bugün halkın en temel demokratik haklarının elinden alındığı siyasi darbelere karşı mücadele etmeye devam ediyoruz.

Go to News Site