Collector
Devlet aklı | Collector
Devlet aklı
BirGün Gündem

Devlet aklı

1990'ların karanlık siyasal ortamında aktüel tartışmalar özellikle devlet üzerinde yoğunlaşmıştır. Köy yakmalar, milyonların sürgünü, gözaltında kayıplar, işkence ve cezaevi katliamları, "bin operasyon" türünden tüm siyasal olaylarda başrolde "devlet" vardır. Devlet denilince, Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Meral Akşener, Bucak ve Özel Harekâtçılar akla gelir. Bunlar '90'ların "failler cephesini" oluşturur. Çiller-Ağar-Akşener gibi "legal" olanların yanında, "derin" olanlar da vardır. Yeşil namıyla meşhur Mahmut Yıldırım, "Doğu"da, Abdullah Çatlı ise Türkiye'nin her yerinde "görev"dedir. Bu ikinciler -birincilerden de- güçlü ve meşru olmalı ki, ikisine de hiç dokunulmamıştır. Eceliyle ölen ikincisine karşın birincisinin yaşayıp yaşamadığı hâlen belirsizdir ki, bu, onun hatırasını âdeta bir mitosa dönüştürmektedir (Geçen sonbaharda Yeşil'in Saygı Bey'e açtığı, "hayalî telefon"u hatırlayın). İkincisi, şu sıra "millî kahraman" olarak bir sinema filmiyle taltif edilmiştir. İşte bu yüzden devlet, 1990'ların en tartışmalı kavramıdır. Sosyalistlerin kavramı, Kontrgerilla Cumhuriyeti'dir. Bu, hükûmet, parlamento ve legal devlet kurumlarının dışında NATO bünyesinde örgütlenmiş 1950'lerde başlayan kontrgerilla örgütüne gönderme yapar. Başka bir kavram Susurluk Cumhuriyeti'dir. Bu, Çatlı'nın öldüğü, Bucak'ın sağ kurtulduğu o meşum kazaya atıf yapar. Siyasal İslamcılar ise daha çok "derin devlet" kavramını kullanır. Bunların bakışı, kendilerine bir yarım yüzyıl hükûmet olma şansı tanımadıklarına inandıkları Amerika'ya sitem içerir. Bizatihi kavram, -Amerikan geleneğinden- "Deep State"den Türkçeye çevrilmedir. Bunların gizli devleti, "ele geçirilip dönüştürülecek bir şey"den ibarettir ki, önce Ergenekon ve Balyoz adlı sahte kurgusal davalarla, sonra ise 2010 Anayasa Referandumu ile amaçlarına ulaştıklarını söyleyebiliriz. Bu, "vesayet organları" diye tanımladıkları -ve kendilerine engel oluşturduklarını savundukları- ordu ve yargı üst bürokrasisinin hizaya getirilmesinden ibarettir. Siyasal İslamcıların, eski Türkiye kurumlarını -kuşkusuz ABD ve AB planları temelinde- tasfiyesinden beri, Türkiye'de hükûmetin yanında bir "derin devlet"in var olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu tartışmalar, Apo ile Birinci Çözüm Süreci'nde bizzat Erdoğan'ın, "İmralı ile devlet görüşüyor" sözleriyle zirve yapmıştır. Bu, önce 17-25 Aralık, sonra 15 Temmuz ve FETÖ dosyalarında "paralel devlet" olarak resetlenmiştir. Daha sonra AKP'lilerce Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sürecinde, 19 Mart sonrası devreye sokulmuştur. "Ekrem İmamoğlu'nu devlet tutuklamıştır" söylemi, hem İmamoğlu'nun "millî çıkarlara aykırı bir lider" olduğu iddiasına (İngiliz konsolosla İstanbul'da balık yeme), hem de Erdoğan'dan ayrı bir yargı ve devlet olduğu iddiasına dayanmaktadır. Birkaç yıldan bu yana, ne zaman devlet ve hükûmet içinde "ters" bir ses çıksa, bürokraside "farklı" bir adım atılsa, siyasette geçici ve kısmî çelişkiler görülse (mesela Bahçeli Erdoğan'ın tezlerine aykırı iki laf etse) veya ordu, yargı veya YSK içinde aykırı bir görüş seslendirilse, hemen hararetle "devlet aklı" tartışmaları başlamaktadır. Geçen hafta Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına "kayyım" olarak atanmasında da aynı propaganda yeniden ortaya çıkmıştır: "Devlet aklı, Erdoğan sonrası Türk siyasetini dizayn ediyor, Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına getirilmesi devletin kararıdır" (Bu söylem, son olarak Bülent Kuşoğlu'nun T24 röportajıyla gündeme gelmiştir). Türkiye'de -herhangi bir konuda- Erdoğan dışında karar verecek başka ve ayrı bir merci, ayrı bir devlet veya bir "devlet aklı" yoktur. Yargı, silahlı kuvvetler, sermaye, bankalar, MASAK, istihbarat, "zinde güçler" vd. tümü, uzun bir zamandan beri "tek adam"ın kontrolündedir. Özellikle son dönemde Suriye ve İran'daki siyasal gelişmeler, Orta Doğu'daki Amerikan planları düşünüldüğünde (Trump'ın "tek dostu" Erdoğan'a, dünya önünde açık "teşekkürü" hatırlansın) "Başkanlık Rejimi"nin -dış ve iç sermaye güçleri açısından- ne derece hayatî olduğu anlaşılmaktadır. Bu rejimde, açık-gizli tek devlet Erdoğan'dır (Varsa bir "devlet aklı", o Erdoğan'ın dışında veya uzağında değildir).

Go to News Site