GZT
20. yüzyılın ikinci yarısında Arap dünyası, sömürgecilik sonrası dönemin getirdiği siyasî çalkantılar, ideolojik arayışlar ve birlik hayalleriyle şekillenmişti. Özellikle 1950’lerden itibaren Arap milliyetçiliği, birçok Arap ülkesinde sadece bir fikir değil, aynı zamanda bir devlet politikası hâline gelmişti. Bu düşüncenin merkezinde, yapay sınırlarla bölünmüş Arap halklarının tek bir siyasî çatı altında birleşmesi gerektiği fikri yer almıştı. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır döneminde bu düşünce güçlü bir ivme kazanmış, hatta kısa süreli de olsa Mısır ile Suriye’nin birleşmesiyle Birleşik Arap Cumhuriyeti kurulmuştu. Her ne kadar bu deneyim başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da Arap birliği fikri Arap siyasetinin en güçlü ideolojik sloganlarından biri olmaya devam etmişti. 1970’li yıllara gelindiğinde ise Libya lideri Muammer Kaddafi bu ideali yeniden canlandırmaya çalışmış ve Libya, Mısır ve Suriye’yi tek bir federasyon altında toplamak amacıyla Arap Cumhuriyetleri Federasyonu projesini ortaya koymuştu.
Go to News Site