BirGün Kültür-Sanat
Birkaç hafta önceki yazımda Metallica konserinin iptali üzerine uluslararası starların ve grupların niye ülkemizde konser veremediklerinin gerekçelerini masaya yatırmış ve de biraz karamsar bir tablo çizmiştim. Geçtiğimiz hafta ise İstanbul benim yazımı boşa çıkaran iki önemli konsere ev sahipliği yaptı. Kanye West ve Travis Scott’a. Özellikle Atatürk Olimpiyat stadını dolduran 120 bine yakın müziksever hem İstanbul’da verilen en kalabalık stadyum konserinde bir rekorun parçası oldu hem de Kanye West’in şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti. Travis Scott’un konseri ise bilet alıp gelen müzikseverleri kelimenin tam anlamıyla hüsrana uğrattı. Sanatçının hem konserine bir saat geç çıkması hem de sahnede sadece 20 dakika kalması mahkemeye kadar taşındı. Arada bir böyle olumsuzluklar yaşansa da Haziran ayında İstanbul müzikseverler için resmen bir şölen sunuyor. 13 Haziran’da Bonus Parkorman İngiliz rock grubu “Kasabian” ı ağırlarken aynı gün Lifepark hiç görülmemiş bir gösteri-konsere ev sahipliği yapacak. Eğer Lifepark’ta Alice Cooper konserine giderseniz sizi sadece rock’un , vodvillerden , korku filmlerinden beslenen kaotik görünmeyen yüzü değil , giyotinlerle , gotik kıyafetlerle , canlı yılanlar ve abartılı makyajlarla bambaşka bir dünya karşılıyor olacak. 16 Haziran’da ise Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda kendine ait çok özel repertuarıyla Fransız grubu ZAZ var. 21 Haziran’da ise yine aynı mekanda bu sefer bizim gençliğimizin efsane ismi Chris İsaac sahne alacak. Rock’n Roll ve folk müziğini çok iyi sentezleyip ortaya çok güzel şarkılar çıkaran İsaac’ın o hüzünlü sesini bu büyülü atmosferde dinlemek hepimize iyi gelecektir. 23 Haziran’da Küçük Çiftlik Parkı’nda bu sefer trash metalin efsane ismi Megadeth ortalığı kırıp geçirecek. Hemen bir gün sonra ise sıkı durun rock müziğin en büyük efsanelerinden Scorpions Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda dev bir konserle hayranlarıyla buluşacak. 27 Haziran’da ise Küçük Çiftlik Parkı’nda Şebnem Ferah ikinci konserini verecek. Ben gerçekten de bu konserlerden dolayı çok mutluyum. Özellikle seyircinin Açıkhava ve stadyumları doldurması gelecek için daha doğrusu müziğin geleceği için umutlanmama sebep oluyor. Özellikle bizim nesil müziğe kaliteli zaman ayırılmamasından dolayı çok şikayetçi. Nedir o kaliteli zaman? Müzik spor yaparken, ofisteyken, ders çalışırken, yemek yaparken dinlenmez. Dinlenirse o ne yazık ki “ arka plan gürültüsü” olarak kalır. Bir müzik eseri de kitap gibi giriş-gelişme-sonuç bölümlerinden oluşur aslında. Eğer müziğe gereken özeni gösterip günde en azından algoritmaların yönlendirmesine, listelerin manipülasyonuna teslim olmadan bir yarım saat ayırırsak o zaman bir şarkıyı 15 saniyede anlamaya da çalışmayız. Artık iyi müzik dinlemek için çok pahalı ekipmanlara da gerek yok. Müziği hoparlörlerden ya da harici kulaklıklardan dinlerseniz tadına varırsınız. Dün Olimpiyat Stadı'na konsere gitmek için bin bir zorluğa katlanan sizler isterim ki bu söylediklerimi de dikkate alırsınız. Sizler bunu ciddiye alırsanız belki eski introlar derinlikli sololar da hayatımıza yeniden girer ve 100 milyon dinlenen bir şarkıyı 3 ay sonra unutmayız. Bu haftalık da bu kadar. Kalın sağlıcakla…
Go to News Site