BirGün Gazetesi
Türkiye bugün, yalnızca bir parti krizini tartışmıyor… Tartışılan, muhalefetin geleceği, demokrasinin dayanıklılığı ve ülkenin önüne konulmak istenen siyasi yeni rotadır… CHP'de yaşanan kurultay ve yönetim kaosu artık parti içi bir mesele olmaktan çıkmıştır! Çünkü Cumhuriyet'in kurucu partisi üzerinde yürüyen her mücadele, doğrudan Türkiye'nin siyasi dengelerini etkilemektedir… Bir tarafta, parti yönetiminin meşruiyetini savunan ve 3 kez Kılıçdaroğlu zamanında seçilen delegelerle genel başkan olan Özgür Özel, diğer tarafta, yargı kararlarının arkasına sığınan ve “atanmış Kayyum olan ”, gelişiyle CHP’yi karalayan, iktidar ağzıyla konuşan ve yeniden partinin genleriyle, ilkelerini değiştirmeye çalışacağı belli olan Kemal Kılıçdaroğlu… *** O Kılıçdaroğlu ki, CHP PM’si ve TBMM grubuna tescilli FETÖ’cüleri taşıyan, partideki usulsüzlüklere ve akçalı işlere ekibim diye göz yuman kişi… Şimdi, “FETÖ’den ve hırsızlardan partiyi arındırmak” için geldik diyebiliyor… Neyse ki, artık insanlardan kabul görmüyor… Parti onlardan arınmaya hazırlanıyor… Özgür Özel'in parti tabanına ve delegelere dayanarak yürüttüğü siyasetle, Kılıçdaroğlu’nun izlediği yöntemler arasındaki ayrışma, CHP'nin geleceğini belirleyecek temel unsurlar olacaktır… Sosyal demokrat ilkelere sahip olan CHP, Kılıçdaroğlu’na uyup tekrar “kimlik siyasetine” döner ve reel siyasetten uzaklaşırsa, ortaya çıkacak çelişki CHP’nin enerjisini tüketir, iktidar yürüyüşüne sekte vurur… Bu durum ise iktidara siyasi avantaj sağlar. Zaten iktidarın istediği de budur! *** Dem, İYİ Parti ve MHP Genel başkanları, CHP’ye yapılan hukuk saldırısına karşı çıkıyorlar! Haklılar! “CHP’yi olmayan bir hukuk maddesine sokarak, Anayasanın YSK’na verdiği yetkiyi de yok sayarak, siyasi partileri ve siyaseti karıştırma oyununa şiddetle muhalefet etmeleri, çoğulcu demokrasi kültürüne uygun bir karşı duruştur… Yargıtay'a ve yargı kurumlarına yönelik çağrıları, özünde hukuki sürecin netleşmesi ve ortaya çıkan belirsizliğin sona erdirilmesi isteğidir… *** Bu çağrılar, bir kesim tarafından "hukukun işlemesi" talebi olarak görülürken, diğer bir kesim tarafından ise siyasi alanın yargı yoluyla şekillendirilmeye çalışılması olarak değerlendirilmektedir… Bu nedenle tartışma yalnızca CHP'nin değil, Türkiye'de siyaset-yargı ilişkilerinin de merkezine oturmuştur… Ve AKP tarafından uygulanan ucube rejimin sonucudur… Yani, laik demokratik sosyal hukuk devleti bu rejimle yok edilmiş, 86 milyon aç ve açıkta kalmıştır… Yoksulluk kalıcı hale gelmiştir… *** Demokratik sistemlerde siyasi mücadelelerin adresi mahkemeler değil, siyaset meydanlarıdır… Elbette hukukun incelemesi gereken konular olabilir. Ancak siyasetin sürekli yargı koridorlarına taşınması, seçmenin iradesinin gölgelenmesine yol açar! Bu durum yalnızca CHP'nin değil, tüm siyasi partilerin sorunu olmalıdır… Üstelik, halkın iradesini yok sayarak ele geçirilen yargı sistemiyle, hak, özgürlük ve adaletin oluşmasının engellendiğinin ve Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan çıkarıldığının da göstergesi sayılmalıdır… *** Cumhur İttifakının iktidar olma erki bitmiştir... Güven kalmamıştır çünkü, yurttaşın “can ve mal güvencesi yok olmuştur.” Bugünkü iktidar anlayışı, emperyalist yandaşları için her an yurttaşın “hak ve özgürlüklerini” ellerinden alabilir… *** Öte yandan Emperyalist ABD’nin Başkanı Donald Trump, zaman zaman Türkiye'yi, Irak ve Suriye ile aynı bağlam içinde değerlendiren açıklamalar yapıyor… Türkiye, tarihsel, ekonomik, askeri ve kurumsal açıdan bu ülkelerden farklı özelliklere sahip bir devlettir! Ancak büyük güçler, kendi stratejik çıkarları doğrultusunda bölge ve ülkelerin niteliğine bakmadan bu değerlendirmeleri yaparlar, önemli olan” Bizim zorlamalara nasıl tepki vereceğimizdir…” *** Bu tür söylemler, Türkiye'nin bağımsız dış politika kapasitesini sınırlamaya yönelik bir algı oluşturma çabası olarak yorumlanırsa, “Dış politikamızın zayıflığı” bir kez daha anlaşılır! Büyük güçler, çoğu zaman güçlü ve istikrarlı ülkelerden değil, iç tartışmalarla meşgul olan ülkelerden beslenir ve çıkar sağlarlar. Bu nedenle Türkiye'deki siyasi kutuplaşmanın ve muhalefet içindeki çatışmaların uzaması, ülkenin uluslararası alandaki hareket kabiliyetini de etkilemektedir… *** Bu noktada CHP'de yaşanan karışıklığın Türkiye'nin genel siyasi gücü ve saygınlığını zedelediği açıktır… CHP gibi güçlü ve kurumsal bir partinin zayıflatılması, ülke ve bölgedeki demokratik denge mekanizmalarını da etkiyecektir… Çünkü demokrasilerde iktidarın varlığı kadar güçlü bir muhalefette şarttır… *** Ne yazık ki, ülkemizdeki “ucube rejimle” demokrasi askıya alınmıştır… Önümüzdeki dönemi belirleyecek açık soru şudur; Siyasi partiler, kendi iç çatışmalarını sürdürecek mi, yoksa ülkenin “laik demokratik hukuk devletine “dönebilmesi için Türkiye İttifakı adına uğraş mı verecekler? Asıl cevap bekleyen soru budur! Bilinmeli ki, üst akıl “Pentagonun isteğiyle CHP Üzerinden yapılan Kavga,” aslında Türkiye’ye verilmek istenen yeni rolün dışa vurumudur… Özgür Özel’li CHP, bu oyunu bozacaktır!
Go to News Site