Collector
Düşmanlığın derinliği | Collector
Düşmanlığın derinliği
BirGün Gazetesi

Düşmanlığın derinliği

CHP, 31 Mart 2024’te yapılan Yerel Seçimlerde “birinci parti” çıkmasından sonra özellikle yerel yönetimlerinde AKP-MHP iktidarının yoğun baskılarını yaşamaktaydı. CHP’yi baskılama ve yıldırma çabaları 21 Mayıs 2026’da yepyeni bir niteliksel düzeye çıktı. O gün, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, BAM, 36. Hukuk Dairesi, ülkenin siyasi tarihinde görülmedik bir kararla, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te 38. Olağan Kurultay’da yapılan seçimleri ve orada alınan kararları yok saydı. Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu seçimle değil, yargı kararıyla ya da “kayyım” olarak, (bu arada belirtelim sözcüğün doğru yazılışı kayyımdır) CHP Genel Başkanı yapıldı. Kayyım Kemal Kılıçdaroğlu (bundan sonra kısaca KKK) oldu.  Karar  “henüz kesinleşmeden”, KKK yönetiminin isteği üzerine CHP Genel Merkezi biber gazı ve plastik mermiler eşliğinde yapılan düşmanca saldırılarla ele geçirildi. Bu çok derin CHP düşmanlığın doğru anlaşılması gerekiyor. ARINMA Son günlerde ülke siyaseti yeni bir kavram kazandı: arınma. KKK ilk açıklamasında “arınmalıyız” dedi.  Arınma iki alanda olur. Birincisi kimi kişiler partiden uzaklaştırılır.  İkincisi CHP’nin düşünsel ya da ideolojik yapısı değiştirilir. Kayyım iki alanda da arınma yapılacağını saklamıyor. Ayrıntıya geçmeden bir nokta açıklık kazanmalı. KKK ilk açıklamalarından birinde  “FETÖ’cüler” konusundaki tutumu nedeniyle “özür” diliyor.  Oysa bu öykü çok eskilere kendisinin 2010’da Genel Başkan olmasına uzanıyor. İlginçtir, bugünlerde kimi köşe yazarları KKK’nın “FETÖ bağlantısını” keşfettiler. Oysa bu konu benim, Ocak 2026’da yayımlanan,  Özgürlüğün İzinde adlı Anılarımda (Notabene, s. 304) ayrıntılı olarak yer alıyor. Arınmaya dönelim. Altılı Masa’nın ünlü hocası ve son zamanlarda AKP’ye gitmek için uğraşmakta olan A. Davutoğlu,  önce “CHP arınmalıdır” diyordu. CHP’ye akıl vermekten hızını alamıyor olmalı ki iki gün önce Cumhuriyet Halk Partisi içindeki ihtilaflara bakan değerli dostlarıma sesleniyorum: Derin millet ile tekrar buluşmadan Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar olma şansı çok zordur diye açıklama yaptı. Benzer bir çağrı MHP Genel Başkanından geldi. Kareyi, KKK’nin ilk CHP’nin Genel Başkanı yapıldığı sırada onun “düşünürü” olduğu bilinen Bülent Kuşoğlu tamamladı. T24’te Cansu Çamlıbel’e birkaç gün önce verdiği demeçte şöyle dedi: Bir devlet aklı olduğunu söyleyebilirim. Ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. Bir tane devlet aklı da yok zaten. Ama tarihsel gelişime bakarsak; devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili oldu. Onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda. Devlet aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz. Sıkıntımız orada. Kuşoğlu’nun bu sözlerinin açıklık kazanması için yakın geçmişe gidelim. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, 31 Aralık 2021’de Karar’daki “İslamcı muhafazakâr zihniyetin dönüşümü, cumhuriyet ve demokrasi” başlıklı yazısında şöyle diyor: “Erdoğan iktidarı halen muhafazakâr mıdır?” diye sormak ve Erdoğan mutedil muhafazakârları da gittikçe endişelendiriyor tespitini yapmak gerekir. Çünkü Erdoğan Yönetimi… toplumda kutuplaşmayı artırmakta ve yeni naslar icat ederek İslam’a zarar vermektedir.” Aynı yazıda Kuşoğlu, bununla da yetinmiyor, Altılı Masa’nın oluşturulmasının gerekçesini de açıklıyor: “…Türkiye’de siyasal İslamcı muhafazakârlık… Demokratik muhafazakârlığa Davutoğlu, Karamollaoğlu ve Babacan gibi liderlerle dönüşme eşiğindedir. O nedenle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Helalleşme’ söylemi demokrasimiz için tam zamanında, yerinde ve anlamlı bir çağrı olmuştur.” Anımsanacağı gibi özellikle Davutoğlu’nun vurguladığı “endişeli muhafazakârları ikna etmeyi” kendisine iş edinen ve bu amaçla Cumhuriyet’in değerlerinden iyice uzaklaşan Altılı Masa yolunun karanlığa çıkan sonu 14 Mayıs 2023 seçim sonuçlarıyla üç yıldır yaşanıyor. TÜRKİYE AYAKTA! KKK’nin CHP’nin başına getirilmesi toplumda “çok büyük bir uyanışa” yol açtı. Önce, hiç haklarını yemeden tepkileri sırasıyla yazmalıyım: Yurttaş Ali Baş üstelik Kurban parasıyla Kurultay’ı hemen topla diye BirGün’e ilan verdi. Aynı günlerde sanatçı Şebnem Dönmez “sizden arınmış bir ülke istiyorum” içerikli BirGün ilanıyla KKK’yı kınadı. Şu duyarlılıkların büyüklüğüne bakın:  Grup Yorum KKK’ya “Halkın Türkülerini Kirli Siyasetinize Âlet Edemezsiniz”; sanatçı Onur Akın  “Şarkılarımı Kullanmayın”  derken Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, kayyım CHP’sinden gelecek bağışı reddetti. Bitmedi, Alevi Dedeleri KKK’yı “yoldan çıkmış” anlamına gelen “düşkün”  ilân etti. Hacıbektaş’taki Kültür Merkezinden Kemal Kılıçdaroğlu adı kaldırıldı. Ancak çok başka bir şey daha oluyor. Yaşamakta olduğu pahalılık, işsizlik, şiddet ve eşitsizlik gibi çok ağır sorunları unutturulmak istenen toplum,  CHP’ye  “kayyım” atanmasına karşı ayaklanmış bulunuyor.  Yüzlercesiyle, bilim insanları, sanatçılar, önceki dönem milletvekilleri, meslek oda ve birlikleri, yayınladıkları bildiriler ve topladıkları imzalarla KKK olayına kitlesel olarak karşı çıkıyor. KKK,  iktidarın elinde patladıysa da tehlike çok büyüktür. Ancak, AKP iktidarının ve ABD’nin Büyükelçisi T. Barrack’ın “Monarşi” isteğiyle tam boy içinde olduğu “Derin Aklın” hesap edemediği,  bu halkın, bir gün, Büyük Şairi Nazım Hikmet’in dediği gibi “Gayrık yeter!” diyeceğiydi. Halk, gayrık yeter diyor! Gerçek CHP de özgürlüğü, demokrasiyi ve Cumhuriyet’in değerlerini sahiplenmiş partililerinin seçtiği Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ve her gün artan halk desteği  ile daha da güçlenerek yoluna devam ediyor.

Go to News Site