Milliyet Cadde
EVRİN GÜVENDİK / ANKARA - TBMM Okul Saldırılarını ve Çocuklar için Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda sunum yapan Prof. Dr. Selman Kamer, ebeveynlerin çocukları dijital mecralarda yalnız bıraktığını belirtirken, “dijital yetim” kavramının oluşmaya başladığına işaret etti. Çocuklar açısından okulların ve dijital dünyanın güvenliğinin sağlanmasına yönelik alınması gerekli tedbirleri belirleyecek komiyon, uzman dinlemelerini sürdürüyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül, bu kapsamda komisyonda yaptığı sunumda, “erken müdahale”nin önemine işaret etti. Yaşa uygun filtre Prof. Dr. Bülbül, dijital risklere ilişkin çözüm önerilerini “tasarım yoluyla güvenlik ilkesinin zorunlu kılınması -oyun ve benzeri yazılımlarda güvenlik önlemlerinin sonradan değil baştan düşünülerek tasarımın dizayn edilmesi-, yaşa uygun filtreler veya çocuk dostu şikâyet mekanizmalarının oluşturulması, dijital vatandaşlık ve medya okuryazarlığının temel müfredata entegre edilmesi” olarak sıraladı. Bülbül, “hızlı çözüm önerileri” başlığı altında ise güvenli okul için her okulda “Tehdit Değerlendirme Ekibi” oluşturulmasını önerdi. ‘Önlem alınacak’ Bülbül, “Her gün bu ekip, küçük büyük fark etmeden bütün olayları not edecek, kaydını tutacak. Zararlı durumlar olduğunda önlem alınacak. Akıllı telefon, saat, tablet ve benzeri internete entegre cihazlara okulda erişim sınırı da getirilmeli” dedi. Okul öğrenci sayısına göre rehber öğretmen ve psikolog sayısının artırılması gerektiğini söyleyen Bülbül, “Bazen bir okulda bir PDR öğretmeni oluyor onu da öğrencinin üniversite tercihleri için kullanıyorlar. Oysa rehber öğretmenin okulda duygusal ya da sosyolojik bir takım sorunlar yaşayan öğrencilerle ilgilenmesi gerekiyor” diye konuştu. Bülbül, okula giriş güvenliği, silah dedektörü, turnike gibi polis gözetimi ve güvenlik görevlisi eşliğinde okula girilmesine yönelik alınan önlemlerin de yerinde olduğunu söyledi. Bülbül, “Okullardaki sınıf başkanlarının eğitilerek akranlarındaki olumsuz davranışları ilgililere bildirmelerinin sağlanması etkili bir önlem olabilir. Yani öğrenci dostu şikâyet” ifadesini kullandı. ‘Erken müdahale çok önemli’ Bülbül, “Çocukların dijital dünyada karşılaştıkları riskler sadece bireysel değil toplumsal bir halk sağlığı ve güvenlik meselesidir. Hükûmetler, eğitimciler, ebeveynler ve teknoloji sağlayıcılar iş birliği içerisinde hareket ederek çocukların dijital dayanıklılığını artıracak bütüncül politikaları hayata geçirmelidirler. Erken müdahale çok önemlidir. Olay olmadan önce müdahale hayat kurtarır, tek çözümü yok. Birden fazla ve çok boyutlu koordinasyon ve önlem şarttır. Bu, ortak bir toplum meselesidir. Gören, duyan, şüphelenen herkesin sorumluluğu bulunmakta” görüşünü dile getirdi. ‘Çocuk yalnız bırakılıyor’ Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer de, ebeveynlerin çocuklarına her türlü teknolojik imkanı sunduğunu ancak dijital mecralarda çocuğu yalnız bıraktığını söyledi. Kamer, “Yetim Vakfı diye bir kuruluş var; onların güzel bir kavramı var ‘dijital yetim’. Çocuklarımızı tek başına bırakıyoruz, çocuklarımız o mecralarda yetişkinlerin dahi üstesinden gelemediği birçok sorunla karşı karşıya kalıyorlar” dedi. Kamer, dijital risklere karşı “dijital denetleme kurulu” ve yerli-milli bir oyun derecelendirme kuruluşu oluşturulmasını önerdi. Oyunların Türkiye’ye girişine izin vermeden önce derecelendirilmesi, oyunun kime uygun olduğunun net ortaya konulması gerektiğini kaydeden Kamer, “Sosyal medya platformları, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, BTK, okul ve aile işbirliğini net bir şekilde koordine edecek ortak bir kuruluşun olması, ciddi anlamda daha proaktif kararlar almamızı sağlayabilir. Daha önleyici tedbirlerin olması, olduktan sonra konuşmak yerine olmadan önleyici tedbirlerin alınması açısından önem taşıyor” diye konuştu. 1 milyar çocuk şiddet mağduru TBMM Çocuğu Karşı Şiddet, İhmal ve İstismarı Araştırma Komisyonu raporunda dünyanın “çocuğa karşı şiddet, ihmal ve istismar” karnesi de yer aldı. Raporda, çocuğa yönelik şiddet oranlarının dünya genelinde yüksek olduğu ve yaklaşık bir milyar çocuğun herhangi bir şiddet türüne maruz kaldığının tahmin edildiği belirtilirken, “çocuk ihmaline ve istismarına yönelik önleme ve müdahale hizmetlerinin uygulanması, yüksek gelirli ülkelerde dahi yetersiz kalmaktadır. Ancak dünya genelinde çocuk ihmali ve istismarının yaygınlık oranları ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak bölgeler ve ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermektedir” denildi. Afrika ilk sırada Raporda, dünyadaki tabloya ilişkin sistematik derleme çalışmalarının sonuçlarına yer verildi. Buna göre, Avrupa dışındaki bölgelerde çocuklara yönelik fiziksel istismar oranları kız ve erkek çocuklar arasında benzerlik gösteriyor. Kız çocuklarında bu oran yüzde 6,9 ila yüzde 23 arasında değişirken, erkek çocuklarında yüzde 7 ile yüzde 43 arasında bulunuyor. Raporda, bazı kıtalarda bu oranların oldukça yüksek olduğu dile getirilirken Afrika’da kız çocuklarında fiziksel istismar oranının yüzde 36 ila yüzde 73,8 arasında, erkek çocuklarında ise yüzde 43 ila yüzde 84,9 arasında değiştiği vurgulandı. Düşük gelirli ülkelerde vahim tablo Raporda, BM verilerine göre de, düşük ve orta gelirli 69 ülkede 1 ila 14 yaş arasındaki her 10 çocuktan 9’unun psikolojik saldırganlık ve fiziksel cezaya maruz kaldığı vurgulandı. istismar ve ihmale bağlı çocuk ölüm oranlarının bölgelere göre farklılık gösterdiğine dikkat çekilen raporda, “İhmal, çocuklara yönelik kötü muamele ölümlerinin üçte ikisine yol açan önemli bir faktördür. Tıbbi tedavinin sağlanamaması, açlık ve yetersiz gözetim çocuk ölümlerinde önemli risk faktörleridir. Üç yaşın altındaki çocuklar kötü muamele veya ihmal nedeniyle ölüm riski en yüksek olan çocuk grubudur” tespiti de yer aldı.
Go to News Site