Collector
Kızıl inek | Collector
Kızıl inek
BirGün Gazetesi

Kızıl inek

Ak sözcüğünün adalet ve kalkınma sözcüklerine agrostiş olmaya indirgenmediği günlerde arkadaşım Tevfik “Seni Erbakan Hoca ile tanıştıracağım” dedi. “Erbakan Hoca benle niye tanışsın?” diye sorunca da “Görme biçimleri ve diyalojik iletişimle ilgili düşüncelerin onun ilgisini çeker” diye yanıtladı. Birkaç gün sonra İstanbul’daki Milli Gazete binasındaydık. Bizi önce Numan Kurtulmuş, sonra Erbakan Hoca saygıyla karşıladı. Kısa cümlelerle başladığım sunum Hoca’nın sorularıyla ODTÜ doktora düzeyine çıkıp derinleşti ve tam dört saat sürdü. Söz beynin inferintial perception (çıkarımsal algı) mekanizmasına gelince Hoca buna iletişimde bir örnek istedi. Halk Evleri bir uçurma festivali düzenlemiş, benden afiş yapmamı rica etmişlerdi. Mahallenin çocuklarını tek tek gökyüzüne bakarlarken çekmiş, her bir çocuk için ayrı bir afiş yapıp, bunların bire bir çocuk ölçeğinde basılmasını ve zemine yakın, çocuk boyunda yan yana asılmalarını söylemiştim. Uzaktan bakıldığında gerçek boyutta çocuklar gökyüzüne bakıyor gibi görünecekti. Mesele şu ki, uçurtma şenliği afişinde uçurtma görseli yoktu. Nedenini soranlara, “Çünkü biz de çocuklar gibi gökyüzüne bakacağız ve bir anda afiş gökyüzüne kadar büyüyecek” demiştim. Hoca’ya örnek olarak bu afişi anlattım. Nedense çok beğendi, gülümsedi. Tokalaşıp ayrılırken beni biraz kendine çekti ve “Türkiye haritasına bakınca görülmez ama bir yerde o haritayı izleyen kızıl bir inek vardır” dedi. Hiçbir şey anlamadım ama bu belli olmasın diye gülerek elini sıktım. Kızıl inek ne demekti? Hoca herhalde yaşlı insanlara özgü anlaşılmaz bir laf etmişti. Yıllar sonra Seth Godin’in “Mor İnek” adlı pazarlama kitabı çıkınca taşlar yerine oturdu. Muhtemelen Hoca’ya benim gibi başka birileri de sunum yapmış, markalara farklılaşma tüyoları veren bu kitaptaki “mor inek” kavramını, daha kitabı bile yayınlanmadan aktarmışlardı. Hoca da mor ve kızılı karıştırmış olmalıydı. Bu kadar kusur kadı kızında bile olurdu. Bu anıyı tanıdıklara “Adam kitabı bile çıkmadan kritik bir pazarlama kavramından haberdardı” diye anlatmıştım. Sonra bir gün kızıl ineğin mor inek olmadığını, Hoca’nın bilinçli olarak kızıl inek dediğini anladım ve kızıl ineğin ne olduğunu öğrendim. Kızıl ineği anlatmak için, önce Evanjalistler’den bahsetmem gerek. Evanjelist sözcüğü 500 yıl önce Katolik kilisesine başkaldıran Protestanları tanımlamak için kullanıldı. Bugün Avrupa’daki Evanjalistler, insanların ten rengini, aidiyetlerini, yönelimlerini saygıyla kabul eden, insanı evrenin merkezi olarak görme kibrini dahi sorgulayan büyük oranda ilerici kitlelerden oluşur. Ama bu akım Amerika’ya geçince tıpkı mis gibi Budweiser birasının, Amerika’da pirinç kokulu Bud’a dönüşmesi gibi negatif bir değişim yaşadı. Kovboy filmlerinde gördüğünüz aşırı yobaz Hristiyanlar çoğunlukla Amerikan Evanjalisti’dir. Bugün şık giysilerle dolaşan Evanjalistler gerçekte o kadar bağnazdır ki, bizdeki ilkokul mezunu ortalama bir tarikat lideri bile bunların yanında sosyoloji profesörü gibi kalır. 1970’lere kadar seçimlere fazla katılmayan, katılsa da blok kararlar alamayan Amerikan Evanjalistleri 68 hareketi, hippilik, eşcinsellik karşısında kutuplaşarak 1976’da Jimmy Carter’ın seçilmesini sağladılar ve ilk kez siyaset sahnesinde belirdiler. Jimmy Carter insan hakları, Filistin gibi konularda bir hayli liberal ve solcu çıkınca sükutu hayale uğrasalar da daha sonra Reagan denilen paraziti seçtirerek vuslata erdiler. Reagan’ı baba ve oğul Bush’lar, kısa bir Obama arasından sonra da Trump izledi ve %25’e vuran blok oylarıyla Evanjelist Kilisesi Amerika’yı ve doğal olarak dünyayı yönlendiren en büyük siyasi grup oldu. Buradan sonrası bilim kurgu masalı gibi gelebilir. Amerikan Evanjalistleri “Armagedon”a inanıyor, inanışlarının temelinde bu kavram var. Armagedon nihai ve en kanlı büyük savaş. Bu savaştan sonra İsa yeryüzüne inecek, dünyadaki herkes Hristiyan olacak. Evanjiklere göre bu nihai savaşın çıkması için önce Yahudilerin kutsal topraklara (İsrail’e) dönmeleri gerek. İkinci aşama Süleyman Mabedi, yani Üçüncü Tapınak’ın inşası. Birinci Tapınak, bugünkü Mescid-i Aksa’nın olduğu yerde Yahudiler tarafından 3000 yıl önce kuruldu ve onu Babilliler yıktı. İkinci tapınak, 1100 yıl sonra yine Kudüs’e dönen Yahudiler tarafından yapıldı ama onu da Romalılar yıktı. Hani tüm Amerikan başkanlarının dibinde gelip ağladığı ağlama duvarı var ya, işte bu duvar yıkılan ikinci tapınağın son kalıntısı ve hemen üzerinde Mescid-i Aksa var. (Burada neden ağlandığını uçurtma afişinde olduğu gibi siz bulun). Trump’ı başkan yapan Evanjeliklerin en büyük amacı (hatta tek amacı) Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve yerine Üçüncü Tapınak’ın inşa edilmesi. Böylece Armagedon başlayacak ve dünyadaki tüm kafirler (yani Müslümanlar, Budistler, ateistler) yok edilecek. Evanjelistler Yahudileri sevmiyor ama onlarla işbirliği yapıyorlar. Tolkien her ne kadar “Vallahi öyle bir niyetim yoktu” dese de, Yüzüklerin Efendisi kitabındaki “insan ırkı” Hristiyanları, cüceler Yahudileri ve mağaralardan çıkan Orklar Müsümanları temsil ediyor. Evanjelistler Yahudileri “cüce” bir aparat olarak görürken, Siyonistler de “Evanjelistleri” gerizekalı, cahil, Amerikan kovboyları olarak görüyor ama bu işbirliği her iki tarafın da şimdilik işine geliyor. Peki kızıl inek bunun neresinde? Evanjelistler ve Siyonistlere göre Mescid-i Aksa yıkıldıktan sonra, “İslam’ın kirini” tamamen temizlemek için kızıl bir ineğin kurban edilmesi şart. Üçüncü Tapınak ancak kurbandan sonra inşa edilebilir. İneğin tüm tüyleri kızıl olmalı ama bu genetik olarak imkansız. Daha doğrusu imkansızdı. Amerikan Evanjelistleri Teksas’da beş adet kızıl inek üretti ve bu inekler 2022 yılında askeri korumayla İsrail’e getirildi. 2024’de inekler iki yaşlarına gelip kurban edilme yaşlarına ulaştılar, geçen yıl da ilk “deneme ritüeli’ yapıldı. Artık her şey hazır. İnanılır gibi değil ama durum böyle. Mikrofonu Bizon Murat’a bırakırken son satırlara geçelim: “Şu cahillere bak, dünyanın hakimi onlar...” ABD’nin devrimci mücadeleci halklarına ve Yahudi toplumunun çağdaş, aydın güzel insanlarına bugün büyük görev düşüyor. İpleri elinize alın, bu manyaklığa bir son verin. Bir ucu arkaik fanatizme, bir ucu doyumsuz kapitalizme dayanan bu örgüyü söküp atın. Evanjeliklerin kralı çocuk tecavüzcüsü Trump, geçenlerde Erdoğan’a adıyla bile amacını belli eden “İbrahim Anlaşması”nı imzalaması konusunda ültimatom verdi. “Soykırımı unut, Filistin’i unut ve İsrail’le bu anlaşmayı imzala, yoksa ben de seni unuturum” dedi. Ben bu haberi okurken kadraja girmeyen bir yerde kızıl bir inek gördüm. Umarım Hoca’nın öğrencileri de görmüştür.

Go to News Site