Milliyet Yazarlar
Yargı siyasetin finansmanına dair soruşturmalarda yukarıya doğru çıkıyor. Temiz siyaset adına mutlaka geçmişe ve aşağıya doğru da bakmak lazım. Mesela bugün ekranlarda en fazla “temiz siyaset” diye bağıranların ve tüm hayatı CHP’de geçmiş olanların siyasete başladıkları zamanki servetleriyle şimdiki servetleri, haklarında yapılmış suç duyuruları, CİMER başvuruları mutlaka gözden geçirilmeli. Bağdat Caddesi’nde lüks bir kafede kurulduğu söylenen milletvekili pazarına dair iddialar üzerinden çok zaman geçmiş olsa bile mutlaka araştırılmalı. Sonuçta 2018 ve 2023’te ön seçimden büyük oranda vazgeçilmiş olmasından faydalananlar oldu mu, bunların partideki yetkileri neydi, mutlaka bakılması lazım. Mesela Özkan Yalım, 2018’de milletvekili aday listesinde Uşak’ta 3’üncü sıradan 1’inci sıraya yükselmesi işi mutlaka sorgulanmalı. Bir kafede partiden iki yöneticiyle gece yarısı buluşması, çanta içerisinde para teslim edildiği iddiaları o zaman çok konuşulmuştu. Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı dönemine dair başka iddialar da var; bizzat partinin İlhan Cihaner’in başkanlığında oluşturduğu komisyonun belediyelerde tespit ettikleri yolsuzluklara karşı Genel Merkez’in kulağının üzerine yatması da var. Geçmişe dönmek kadar aşağıya doğru da gitmek lazım. Antalya’da savcılık iş insanlarından ifadeler aldı, ihale kazanmak için ödenen paralar kayıt altına geçti. Bir de Gökhan Böcek’in topladığını söylediği paralar var, bunları kim verdi, karşılığında belediyeden ne aldı, mutlaka sorgulanması lazım. CHP, Baykal döneminden beri Türkiye’nin rantı en yüksek il ve ilçelerinde belediye başkanlıkları kazanıyor, garanti milletvekilleri çıkarıyor. Siyasetin finansmanında sorunları çözmek için kesinlikle ilk düğüme kadar gidilmesi gerekiyor. Ayıp etmenin Arjantin hali... Türkiye ile Arjantin arasında enflasyon mukayesesi yapan haberler çıktı bu hafta. İki ülkede de enflasyonla mücadele programı arasında dağlar kadar fark var. Mesela Arjantin’de kamu sağlığı bütçesinde yüzde 48 kesinti yapıldı. İlaç ve aşı programları durduruldu, kanser ilaçları desteği kesildi, AİDS ile mücadele programları tamamen kesildi. Alım gücü düşen 740 binden fazla insanın sağlık sigortası iptal edilince, kamu hastaneleri doluluk oranı yüzde 90’ı aştı. Enerji, ulaşım, su sübvansiyonları kaldırıldı, binlerce kamu çalışanı işten çıkarıldı, emekli maaşlarından kesintiler yapıldı, ülkede yoksulluk oranı olmadığı seviyeye çıktı. Türkiye böyle bir şok programı uygulamıyor, ekonomik sıkıntıların olduğu doğru ama kimse Arjantin’deki gibi “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” demiyor. Elma ile armudu toplayamayacağımız gibi mukayese de etmemek lazım… Yunanistan medyası deyince... Yunanistan’da Türkiye ile ilgili yazılan çizilen şeyler konusunda çok hassasız. Haklı hassasiyet gösterdiklerimiz kadar görmezden gelmemiz gerekenler de var. Marjinal haber siteleri, durmadan savaş ve çatışmadan söz ederek ilgi çekmeye çalışır, bunu yaparken de siyaseten yalanlanamayacak haberler uydururlar. Mesela “Yunanistan donanması 7 gün 24 saat çatışmaya hazır” diye haber yaparlar, kimse bu haberi yalanlayamaz, “çatışmaya hazır değiliz” diyemez. Bir de oyu yüzde değil, binlerle ölçülen siyasi partiler var. O partilerin de dikkat çekmek için tek yapabildikleri şey Türk tehdidi masalı uydurmaktır. Bu gürültücü faşistleri çok ciddiye almamak lazım ama Atina’daki merkez partiler iç siyasetin Türkiye üzerinden şekillendirilmesinden vazgeçmedikçe bu tipler üreyecek. Atina gelecek yıl yapılacak seçimlerin havasına girdi, 11 ay boyunca bu tarz çok haber görüp çok haber okuyacağız. Bunlara gülüp geçmek en iyi cevap olacaktır...
Go to News Site