Independent Turkish
Siyasi hayatımız olağanüstü bir dönemden geçiyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Olayın özü, iktidarın CHP'yi devre dışı bırakarak gelecek seçimleri de kazanacağı koşulları yaratmaya çalıştığıdır. Bunu başarabilecek mi? 24 yıl aralıksız süren AKP iktidarı, milleti yönetmeye ve ülke rejimini dönüştürme çalışmasına devam mı edecek? Olayı, baştan başlayarak ve madde madde anlatmak yerinde olacaktır. Gerçekçi ve doğrucu bir anlayışla. Daha sağlıklı bir geleceğin ancak bu anlayışla yaratılacağına inanarak. 1. İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini CHP'nin kazanması, iktidar partisinde panik yarattı. "İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder"di. İstanbul Belediyesinin başarısız olması ve halkın gözünden düşmesi için merkezî yönetimin birtakım önlemler alması yetmezdi. Akıl almaz bir gerekçeyle Yüksek Seçim Kuruluna seçim iptal ettirildi. 2. Yenilenen belediye seçimlerini, daha büyük bir farkla gene ana muhalefetin adayı kazanınca bu kesimde bir an önce iktidar olma isteği uyandı ve iktidarı bir erken seçime zorlama programı benimsendi. Ancak hükümet, kaybedeceği bir seçime gitmeye hiç niyetli değildi. 3. Büyükşehir Belediye Başkanı, CHP kongresinde Kılıçdaroğlu'nun karşısına Özgür Özel'i aday olarak çıkardı. Özel'e biçilen misyon, Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı seçtirmekti. Oysa kamuoyu yoklamalarında adaylardan en büyük desteği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş alıyordu. Bu eğilim dikkate alınmadan İmamoğlu'nun adaylığı için imzalar toplandı ve genel merkeze paralel olarak Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi kuruldu. 4. İktidar, bu kez belediye başkanı ve çevresindeki insanları tutuklayıp saf dışı bırakması için İstanbul'a bir başsavcı gönderdi. Geniş tutuklamalar yapıldı, sanıklar rüşvet ve yolsuzluklar konusunda itirafa zorlandı. Böylece ana muhalefet partisi mensuplarının seçmenin gözünden düşmesi ve İstanbul'un rantından iktidarın beslenmesi hedeflendi. 5. CHP'nin meydanlarda seçmenleri coşturma yeteneğini taşıyan yeni başkanı, hükümetin partisine karşı giriştiği bu itibarsızlaştırma ve etkisizleştirme hareketine karşı kolları sıvadı. Bütün ülkeyi geceli gündüzlü bir miting alanına dönüştürdü. Erken seçim istedi ve İmamoğlu'nun adaylığında ısrar etti. 6. Bu aşamada, iktidar yargısı yeniden imdada koştu. Önce İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adayı olması için gereken üniversite diplomasını iptal ettirdi. 7. CHP kurultayında bir kısım delege oylarının İmamoğlu tarafından satın alındığını ileri sürerek kongre hakkında "mutlak butlan" , yani bütün sonuçlarıyla yok sayma kararını alarak partiyi eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine teslim etti. Özgür Özel yönetimi şimdi bu badireden çıkış yolu arıyor. Ya iki başlı hâle gelen parti, yeni bir uzlaşma kurultayı ile yeniden Özgür Özel yönetimine geçecek ya da Özel-İmamoğlu ekibi yeni bir parti kuracak. Ancak bu kez de partinin seçimlere katılıp katılamayacağı gibi bir sorunla karşılaşılacak. 8. İçinde bulunulan durumun özeti: Bu, ülke kaynaklarına ve kültürel politikalarına hangi sınıfın egemen olacağı ile ilgili, örneği az görülen bir siyasi kavgadır. Taşradan yoksul halkın desteğini alarak iktidar olan muhafazakâr yeni burjuvazi mi, klasik laik, Batıcı orta sınıfların siyasi hareketi mi? Laik Kemalist burjuvazi, geçmişinden beri halkı kavramakta yetersiz kaldığından seçimleri 2002'den beri kazanmakta olan ve rejimi değiştirmeye uğraşan muhafazakâr burjuvazi, devletin bütün olanaklarını kullandığı için üstünlüğünü koruyor ise de heyecan veren yarış devam ediyor. 9. Bu süreçte kamu kurumlarında olduğu gibi belediyelerde de akçalı işlerin nasıl yürütüldüğüne ilişkin ifadelerle karşılaştık. Bütün belediyelerde ve kamu kurumlarında olan bir durum, yalnız muhalefet belediyelerinde varmış gibi ikna edici olmayan bir iddia ile kamuoyuna sunuldu. CHP ise taktik olarak bu iddiaların tümünü reddetme yoluna gidiyor. Uşak ve Antalya belediye başkanlarının itirafları ise partiyi müşkül durumda bırakırken Türkiye'de belediyeciliğin hangi ilişkiler üstünde yükseldiğine de örnek oluşturuyor. 10. CHP'lilerin ezici bir çoğunluğu, iktidarı almaya "ramak kalmışken" partinin Kılıçdaroğlu'na teslim edilmesine ateş püskürüyor. Onu hainlikle suçluyor. Kılıçdaroğlu ise geri adım atmıyor ve partinin delegeler satın alınarak elinden alındığını söylüyor. Ancak Türkiye'de particilik, gerçeği arama ve teslim etme üzerinden değil, taraftarlık üzerinden yapılıyor. İçinde bulunduğumuz süreç, böyle bir gerçeği de öğretti. Aynı durum, hükümetin bazı bakanlarının yolsuzlukları ayyuka çıkınca AKP seçmeninin bunu sorun etmemesinde de görülmüştü. Sonuç olarak: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı miadını doldurmuş olmalıdır. Türkiye'de iktidarın yenilenmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Bunu sağlayabilmek için kişisel hırs ve ikbalin yerine ortak aklı koymalı, vicdanlarda kötü bir iz bırakacak yöntemlerden şiddetle kaçınılmalıdır. "Partinin arınması" isteği hiç de boş bir istek değildir ve yaşadığımız şu deneyim, temiz siyaseti de her çevre için gündeme getirmiştir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. CHP AK Parti ZEKİ SARIHAN Zeki Sarıhan Independent Türkçe için yazdı Zeki Sarıhan Pazartesi, Haziran 8, 2026 - 08:15 Main image: Fotoğraf: AA TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: Ne olacak bu CHP'nin hâli? Type: news SEO Title: İktidarın CHP'yi yok etme çabası copyright Independentturkish:
Go to News Site