Collector
Giriş Yap
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı? | Collector
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu olduğu için, sorular üzerinden felsefi bir boyutta da tartışılmasına dayanak olmuştur. Bugün devlet ile aklı yan yana getirmeye çalışanların, dışa açık emperyal bir dayatmanın hamiliğini gizleyerek sanki bir kurgu varmışçasına söylemlerin hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi olması söz konusu değildir. Çünkü hiçbir dayanağa bağlı değildir. Merkezi ve mekanizmayı ele geçirenlerin kendi devamlılıkları üzerine bir tasarrufu tanımlamak için bu terimin kullanılması, bir devletten ziyade mutlu bir azınlığın konfor alanını terk etmemesi gibi basit bir sürece indirgenmesi daha doğru bir yaklaşım olur. Bunun için muhtaç olduğu kudret damarlardaki kanda falan değil, direkt okyanus ötesindeki hakiki derin devletin çıkarlarına entegre iş birliğine bağlıdır. Bu süreç 2010 referandumu ile başladı. Artık kurumlar ele geçirilerek beklenen hedefler yeniden tasarlanması gerekiyordu. Bunun sosyal ve siyasi yaşantının her alanında yapılmasının zorunluluğu, sonradan cumhuriyet devrimlerine ve kültürel kurgusuna karşı değişime tabi tutulacak yoz bir kültürel hegemonyanın temelini oluşturacaktı. Spor kulüplerinin ele geçirilmesinin önemi, büyük kitlelere ulaşımdaki kolaylığın hem örgütlenmeye hem de propagandaya müsait bir alanı oluşturmasından kaynaklanmaktaydı. Mali ve adil oyun çözümsüzlüğü kabulündeki rızaya dayalı ikna gücü bu noktada futbolu baş tacı etmekteydi. Bu sürece dahil olan kulüpler ve yöneticiler, başarı kisvesi altındaki şampiyonlukların edinilmesindeki kolaylıklar ve sürecin yönetilmesindeki stratejiler, artık özellikle futbolun oyun formatını bertaraf ederek ele geçirilmiş bir alanı siyasi bir oyun formatına dönüştürmekteydi. Burada irdelemeye çalışacağım konu, kulüp çekişmeleri, şampiyonluk yıldızları, transfer üstünlükleri, attığı veya yediği goller değil, tamamen siyasi yapının politik beklentileriyle kulüpleri dizayn etme planları ve kulüplerin bu aşamadaki tavırlarıyla ilgilidir. Çok uzun bir süredir Galatasaray’ın derin bürokrasisiyle her hükümetin ve devletin derin bürokrasisi arasındaki ilişkiler üzerinden bir mekanizma kurulmuştu. Bu süreç kulüp politikası haline gelmiştir. Bu bir tercihtir. Ama tartışılmaya açık bir tercihtir. Keza Beşiktaş’ın özellikle son 3 başkan dönemindeki yönetim değişkenlikleri, artık kulübü iş birliğinden çıkartarak; bağımlı bir kurum haline getirmiştir. Bu borç sarmalı ve mali kısır döngü bilinçli olarak yapıldı ve süreci dışarıdan müdahalelere açık hale getirildi. Bu noktada tartışılacak kulüp Fenerbahçe’dir. Futbola bağlı olarak kötü yönetilmesi, başarısız sonuçlar, gereksiz transferler ve bir futbol yönetim ve işletme stratejisinin olmaması hepsi tartışılır, Ama 3 Temmuz sürecinde, cemaat ile hükümet arasındaki siyasi birliktelik süreci bir şekilde cemaatin hegemonya hâkimiyetine dönüştürürken, kurumlar üzerinden bir yönetim mekanizması oluşturmaya çalışmasını sağladı. İşte Fenerbahçe’nin hedef olmasındaki gerekçe, futbol dışındaki bu hedeflere bağlı olarak seçildi. 3 Temmuz bir milattır… Bu cemaat hegemonyasına tek karşı koyan kurum olan Fenerbahçe, bu duruşuyla belki bedel ödemeyi de göze alarak kurumsal bir tavır sergiledi. Bu önemli bir davranıştı. Bu süreç futbol adına kötü yönetilmenin ve başarısızlıkların gerekçelerinden farklı olarak irdelenmesi gereken bir tutumdur. Ha, dış etkiye maruz kaldı mı? Tabii ki evet… Şimdi aynı siyasi strateji CHP’ye uygulanmaktadır. İktidarın bekası için butlan Kemal üzerinden bir strateji ortaya koydular. Küresel hegemonyanın emperyalist çıkarları, bağlı olduğumuz coğrafyanın yeniden şekillendirilmesi için güç birliği çerçevesinde istenilen politikaların ve değişimlerin oluşturulmasına bağlı olduğundan, bu değişimdeki aktörler ve piyonlar aracı olarak sağlanacak olanakları kaybetmeme adına iş birliğini zorunlu kıldı. Butlan Kemal’in ilk 13 yılındaki iş birliğiyle kurulan düzenin devamı baz alınırken, özellikle Özgür Özel’in ortaya koyduğu halktan yana liderlik tavırları bu işe çomak sokmuştu. Kurulan sömürü mekanizmasının kitlelerin ‘kader’ olarak algılaması ve Dünya dışında aranması gereken huzurun içerdeki mutlu azınlığın huzuru olacağından, muhakkak bir şekilde bir yol bulunması CHP operasyonunu zorunlu hale getirmişti. Şimdi CHP kurum olarak tavır koymak zorundadır. Ya da Özgür Özel ve ekibi… Zaman yok… Sonuç olarak: Fenerbahçe için cemaatin stratejileri, CHP için hükümetin stratejileri dönemsel farklılıklara rağmen iktidarlarının dış odaklı iş birliğinin devamlılığı üzerine planlanmıştır. Bu devamlıkların küresel ölçekteki çıkarlara bağlı olması, icazete dayalı planlarla sağlanmıştır. Bu hamle ne CHP’nin iç meselesidir ne de sadece Türkiye’yi ilgilendirmektedir.

Go to News Site