Collector
Giriş Yap
Kimin doğrusu? | Collector
Kimin doğrusu?

Kimin doğrusu?

Eskiden tek doğru vardı. Şimdi herkesin kendi doğrusu var. Bu yüzden de hiçbir konuda sonuç alınamıyor. Çünkü onlar için doğru olan sizin için, sizin için doğru olan da onlar için doğru değil… Anayasa, yasalar, yönetmelikler, yazılı ve yazılı olmayan kurallar toplumsal hayatı düzene koyan en önemli argümanlardır. Şimdi onlar da kale alınmıyor. Çünkü onlar da her an, kişiden kişiye değişebiliyorlar… Kişiye, zamana, konuya, güçlüye ya da güçsüze göre değişen kurallar hemen her sektörde var ama sanki en çok da eğitimde söz konusu. Örneğin temel eğitimi ele alalım. Hiçbir ayrım gözetmeksizin her çocuğun en iyi eğitimi alma hakkı olduğu ve bunun yasalarla güvence altına alındığı söylenir. Peki öyle mi?.. Yine aynı şekilde LGS, YKS, KPSS benzeri sınavlarda herkesin eşit koşullarda yarıştığı iddia edilir. Gerçekten de öyle mi? Öyle ise fen lisesi öğrencileri ile meslek lisesi öğrencilerinin aynı sınavda yarıştırılmaları ne kadar adil? Ölçme değerlendirme sistemi yani not verme sistemi eğitimin anayasası gibidir. Kentten kente, okuldan okula, öğretmenden öğretmene farklılık göstermemesi gerekir: Yasalarla, yönetmeliklerle, söylenenlerle yaşananlar ne kadar birbiriyle örtüşüyor? Mülakat sürecinde kentten kente değişen puanlama sistemi gibi okuldan okula değişen “hormonlu not” uygulamasının bu kadar tartışılıyor olması da bu yüzden. Bir kiloluk bir ağırlık nasıl ki dünyanın her yerinde aynı ise notlar ve diplomalar da hadi dünyadan vazgeçtik ülke genelinde aynı olması gerekmez mi? Yasalar, yönetmelikler, kurallar bu yönde ama herkesin doğruları çok farklı olduğu için notlar arasında da hiçbir paralellik yok… Devletin bir kurumunun verdiği diplomayı ve kazandırdığı yetkinliği yine devletin bir başka kurumu kabul etmiyor. Takviye bir eğitim almaya zorluyor. Doğru olan YÖK’ün doğruları mı yoksa MEB’in doğruları mı?.. Yaşanan doğal afetlerle ilgili de aynı tablo söz konusu. Alanın uzmanı profesörlerden birinin ak dediğine diğeri kara diyor, kafalar daha da karışıyor, güven dibe vuruyor. Hele ki ustalara işiniz düşmesin. Bir öncekinin yaptığı, sonrakine göre hep yanlıştır. Yapılan yanlışları düzeltmeye gelen üçüncü, beşinci ustaya göre de daha önce yapılanların tümünün akılla, mantıkla, meslekle ilgisi yoktur. Siyasete hiç girmiyorum. Bırakın iktidar değişikliklerini, aynı iktidarın bakanları değiştiğinde bile bir önceki bakanın yaptıklarının çöpe atması ya da rafa kaldırılmasının gerekçesi de yine kurumsal hafıza ve sürdürülebilirlik yerine kendi doğrularının en iyi olduğuna inanılması değil mi?.. Yasalara ve toplumsal kurallara uyum bir anlamda ülkelerin medeniyet seviyesini gösterir. Söz konusu yasalar ve kurallarda bir sorun varsa onları yok sayma yerine değiştirilmesi konusunda mücadele verilir ama her ne kadar içlerine sinmese de değişinceye kadar o yasalara, kurallara uyulur. Bireysel doğrular değil toplumsal doğrular öne çıkar ve onlara uyumun sağlanması konusunda ortak akıl devreye girer! Denetlenir ve en doğrusunun bulunması ve onlara uyulması konusunda samimi çaba harcanır. Örneğin akreditasyon, kalifikasyon, standardizasyon sistemleri bu yüzden vardır. Pek çoğumuz için angarya ve laf ebeliği gibi görünen bu ayrıntıları neden sizlerle paylaşıyorum? Çünkü milyonlarca çocuğumuzun geleceğine yön veren sınavlar, yerleştirme işlemleri, kariyer süreçleri ve istihdam konularında maalesef hâlâ ortak bir akıl geliştiremedik. Sınavlarla düzeni sağlayacağımızı, daha adil bir gelecek sunacağımızı sandık ama tam tersi gelişmeler yaşanıyor. Bu da çocuklarımızın ülkeye, millete, kurumlara ve en önemlisi de yaşadığı çevreye olan aidiyetini zayıflatıyor ki buna da hiç kimsenin ve hiçbir kurumun hakkı olmamalıdır. “Ortada bir art niyet var mı yok mu?” tartışmasına girersek bunun da içinden çıkamayız ama pek çoğunun kasıtlı ve sistematik olmaktan daha çok kişisel olduğunu ve kontrolsüzlükten kaynaklandığını söyleyebiliriz… En çok eleştirdiğimiz hatalardan birçoğunu hiç farkında olmadan bizler de yapmıyor muyuz? Kendi doğrularımızın en doğru olduğunu sanmıyor muyuz? Hatadan dönmenin de bir erdem olduğunu bildiğimiz halde egomuzun ya da inatçılığımızın esiri olmuyor muyuz?... Özetin özeti: Her fikir, her bakış açısı, her tecrübe değerlidir ama toplumsal süreçler söz konusu olduğunda ortak akıl en önemlisi olmalıdır. Yoksa bu tartışmalar hiç bitmez!..

Go to News Site