Collector
Sürekli güçlü olma zorunluluğu hissetmek neden yorucudur? | Collector
Sürekli güçlü olma zorunluluğu hissetmek neden yorucudur?
Milliyet Yazarlar

Sürekli güçlü olma zorunluluğu hissetmek neden yorucudur?

Bazı insanları yoran şey, yalnızca yaşamın getirdiği sorumluluklar değildir. Onları asıl yoran, koşullar ne olursa olsun güçlü kalmaları gerektiğine inanmalarıdır. Üzülmemek, kırılmamak, yardım istememek, her daim çözüm üretmek ve her durumda ayakta kalmak… Bir süre sonra kişi, yalnızca yaşamın getirdiği yükleri değil, kendi üzerine yüklediği güçlü olma zorunluluğunu da taşımaya başlar. İşte bu nedenle sürekli güçlü olma zorunluluğu hissetmek, zaman geçtikçe duygusal ve zihinsel bir yorgunluğa dönüşme riskini de beraberinde getirir. Günümüzde birçok insanın yaşadığı "yorgunluğun" kaynağı yalnızca iş yoğunluğu, günlük sorumluluklar ya da yaşamın temposu değildir. Bazen kişinin kendi kendine yüklendiği görünmez beklentiler de bu yorgunluğun ortaya çıkmasına neden olur. Özellikle çevresindekiler için çözümler bulan, onları toparlayan, onlara yol gösteren ve destek olan kişiler zamanla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmaya başlayabilir. Buradaki temel sorun güçlü olma durumu değil, güçlü olma zorunluluğu hissetmektir. Çünkü zorunluluk hissi beraberinde büyük bir baskı getirir. Kişi asla hata yapmaması gerektiğini düşünür. Yorulduğunu belli etmek istemediği gibi yardım istemeyi güçsüzlük olarak değerlendirir. Kırıldığında susar, üzüldüğünde belli etmez ve zamanla kendi duygularını ertelemeye başlar. Oysa ertelenen her duygu bir yerde birikmeye devam eder. İnsan, yalnızca fiziksel olarak yorulmaz. Zihinsel yükler, duygusal baskılar ve sürekli ayakta kalma çabası da zamanla kişinin enerjisini tüketir. Bu durum, bazen isteksizlik, bazen motivasyon kaybı bazen de kişinin yaşamdan aldığı keyfin azalması şeklinde kendini gösterir. Bir başka önemli konu da çevreden kaynaklanan beklentilerdir. İnsanlar genellikle güçlü olarak gördükleri kişilerin zorlanabileceğini düşünmezler. Sürekli çözümler üreten birinin de yeri geldiğinde desteğe ihtiyaç duyabileceği çoğu zaman akıllara gelmez. İşte bu sebeple güçlü görünümlü insanlar çoğu zaman kendilerini kalabalıklar içinde bile yalnız hissederler. Çünkü herkes onların "ne yapacağını" sorarken, "nasıl olduklarını" sormayı göz ardı eder. Yaşamın içinde sürekli etrafını toparlayan tarafta olmak, zamanla kişinin kendisiyle kurduğu bağı ihmal etmesine neden olur. Daha çok başka insanların ihtiyaçlarına odaklanan biri, kendi duygu ve ihtiyaçlarını fark etmekte gecikebilir. Bu durum da görünmeyen yorgunluğun en önemli nedenlerinin başında gelir. Oysa yaşam yalnızca sorumluluklardan ibaret olamaz. İnsan, zamanı geldiğinde durmaya, düşünmeye, dinlenmeye ve kendisine alan açmaya da ihtiyaç duyar. Sürekli hareket halinde olmak nasıl bedeni yoruyorsa, sürekli güçlü kalmaya ya da öyleymiş gibi görünmeye çalışmak da zihni ve duyguları yorar. Bu nedenle zaman zaman geri çekilmek, destek almak, bazı yükleri paylaşmak ya da yalnızca dinlenmek kesinlikle bir eksiklik olarak görülmemelidir. Tam tersine, bütün bunlar, kişinin kendisini tanıdığının ve sınırlarının farkında olduğunun göstergesidir. Belki de burada kendimize şu soruları sormamız gerekir: “Ben gerçekten güçlü müyüm? Yoksa güçlü olmak, güçlü görünmek zorunda olduğuma mı inanıyorum?” Bu iki soru birbirine benzese de cevapları oldukça farklıdır. Çünkü gerçek güç, hiç yorulmamak anlamına gelmez. Gerçek güç, yorulduğunu fark edebilmekte, gerektiğinde destek isteyebilmekte ve insan olmanın doğasında kırılmanın, dinlenmenin ve yeniden toparlanmanın da olduğunu kabul edebilmektedir. Belki de günümüz insanının en büyük ihtiyacı biraz daha fazla dayanması değil, kendine biraz daha fazla anlayış gösterebilmesidir. Netice itibarıyla insanı en çok yoran şey, yaşamın kendisinden ziyade yaşamın içinde her zaman güçlü kalmak zorunda olduğuna inanmasıdır.

Go to News Site