Collector
Kupadan NATO’ya: İletişimi düşünmek | Collector
Kupadan NATO’ya: İletişimi düşünmek
Milliyet Yazarlar

Kupadan NATO’ya: İletişimi düşünmek

Türkiye önümüzdeki bir ay, hatta sonrasında da üzerinde çok konuşulacak iki dev organizasyonun tam merkezinde yer alıyor; Dünyanın en büyük, en tartışmalı zirvesi NATO, Ankara’da toplanıyor ve 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılıyoruz." Biliyorsunuz durum analizi yaparken iki mihenk noktam var; İletişim boyutundan bakmak ve duygu yerine bilgi koymak. Taraf olmadan nesnel bakışla değerlendirme yapanların sayısı hayli azaldı. İki organizasyon da uluslararası kamuoyunun odak noktası. İkisi de gözleri Türkiye’ye çevirecek. Türkiye’yi gündeme taşıyacak. Biri “sert gücü”, diğeri “yumuşak gücü” temsil ettikleri için iletişim değerleri tartışılmaz. İkisi de Türkiye algısını güçlendirecek, uluslararası ilişkilerde daha güçlü kavramları sahiplenmeyi sağlayacak fırsatlar sunuyor. Açayım; Dünya Kupasına katılmamız: FİFA Dünya Kupası, ülkeler için büyük bir “soft power” fırsatıdır. Gelişmiş ülkeler bu organizasyona maçlar üzerinden bakmıyor. Müsabakalar, değer ve anlam taşımak için sadece araç. Ve fakat Türkiye Futbol Federasyonu, bu asıl amacı atlayıp konuyu maçlara indirgeyerek büyük bir fırsatı kaçırıyor. Dünya kupasına katılmak “Türkiye markası”, dünya çapındaki futbolcularımızın marka değerlerinin öne çıkarılması olarak çerçevelenebilirdi. Çıktığımız her maçta dünyaya iz bırakabilir, dahası dünyayı kucaklayan ülke olabilirdik. Elensek de elesek de turnuvanın akılda ve kalpte kalan tek ülkesi olmayı başarmak hiç de zor değildi. Ve fakat, durumu sadece maçlara indirgeyip bıraktık. Bence hükümet, TFF’den iletişim yönetimi işini alsa iyi olacak. Ankara’daki NATO Zirvesi: Zirve, küreselleşmenin tartışıldığı, bölgemizden başlayarak küresel gerilimin yoğunlaştığı bir ortamda gerçekleşiyor. Trump’ın NATO ülkelerine eleştirisi, Avrupa’daki bazı üslerden askerlerini çekme süreci zirveyi önemli hale getiriyor. Ukrayna’dan başlayıp İran’a uzanan bölgedeki tek istikrarlı ve barış destekçisi ülke olmak, Trump’ın Ankara’ya gelecek olması ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun “Muhtemelen NATO tarihindeki en önemli toplantı olacak” açıklaması Türkiye’yi dünya gündeminin ilk maddesi yapacak. Üstelik Trump’ın, Körfez ülkelerinin davet edilmesini istemesiyle, soğuk savaşı başlatan Yalta ve bitiren Malta Konferanslarına benzer biçimde, Ankara’nın da yeni bir değişimin adresi olacağı beklentisi oluştu. Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere devletin tüm kurumları, bu hiç de kolay olmayan zirvenin hazırlıklarına yoğunlaştı. İletişimci olarak benim kaygım, zirvenin zorluk ve yoğunluğunun, iletişim/ algı yönetimi açısından büyük bir fırsatın geri plana itilme olasılığı. Bu tür organizasyonları üç başlıkta düşünmekte yarar var; Saha organizasyonu, toplantı organizasyonu ve iletişim/algı yönetimi organizasyonu. Dikkatlerin Türkiye’ye döndüğü her ortamı iletişim fırsatı olarak görmek temel yaklaşım olmalı. Bu yaklaşım, mesaj vermekle kalmaz, anlam oluşturmayı öne çıkarır. Geleneksel ve ezber bakış açısı olan yerel değerler ve İslami vurgulardan öte evrensel değerlerin öne çıkması gerek. Türkiye’nin Ortadoğu’ya itilmiş, ayrıksı değil, birleştirici ve vazgeçilmez bir ortak payda olduğunu göstermek için “Yurtta barış, dünyada barış” sloganından daha vurucu bir konsept olamaz. Savaştan korkulan ve bıkılan küresel psikolojik bağlamda, NATO’nun “caydırıcı” niteliği, “savunma iş birliği” niteliğinin önüne geçmeli. Türkiye’nin sadece coğrafyadan değil, insanlık için iyiliğin adresi olmaktan kaynaklanan öneminin zirveye yansıması sağlanmalı. AKLIMDA KALAN “I am a god” şarkısı: Cumhurbaşkanı başdanışmanı Oktay Saral, Kanye West konserini “yalnızca bir eğlence etkinliği olarak değerlendirmediğini” söyledi, doğruydu. Saral, “I am a god/ Ben bir tanrıyım” şarkısına eşlik edilmesinin üzerinde durdu. Gösteri, kimlik ve sosyo-psikolojik analizler elbette gerekli ancak sorun, çözüm olarak ortaya neyin konulacağında. “İnanç ve medeniyet değerlerine aykırı” olanın karşısına önereceğiniz şey, daha fazla tepki de çekebilir. Psikolojiyi anlamadan, genel geçer çözümler önermenin durumu kötüleştirdiğine dair araştırma çok.

Go to News Site