Ardahan’da Anaokulu Öğretmenleri AA’nın Yılın Kareleri  Oylamasına Katıldı

Ardahan’da Anaokulu Öğretmenleri AA’nın Yılın Kareleri Oylamasına Katıldı

Ardahan’da görev yapan anaokulu öğretmenleri, Anadolu Ajansı (AA) tarafından düzenlenen “Yılın Kareleri” oylamasına katılarak 2025 yılına damga vuran fotoğraflar için oy kullandı. Atatürk Mahallesi’nde bulunan Kardelen Anaokulu’nda görev yapan öğretmenler, lifebox, AJet ve ROKETSAN sponsorluğunda gerçekleştirilen yarışmada, AA foto muhabirleri ve muhabirlerinin 2025 yılı boyunca Türkiye ve dünya gündeminde yankı uyandıran karelerini inceledi. Toplam 6 kategoride yer alan 112 fotoğrafı değerlendiren öğretmenler, farklı başlıklarda dikkat çeken eserlere oy verdi. Öğretmenlerin tercihleri şu şekilde oldu: “Gazze: Açlık” kategorisinde Ali Jadallah’ın “Gazze’de zorla yerinden edilen Filistinliler topraklarına döndü” adlı fotoğrafı, “Portre” kategorisinde Cem Özdel’in “Rastgeldi” karesi, “Haber” kategorisinde Mustafa Hatipoğlu’nun “Göklerin fatihi” fotoğrafı, “Spor” kategorisinde Cem Genco’nun “Çamur rugbisi” karesi, “Doğal Yaşam ve Çevre” kategorisinde Özgün Tiran’ın “Yeşilin sonu” fotoğrafı, “Günlük Hayat” kategorisinde ise Fareed Kotb’un “Çocuk her yerde çocuk” adlı çalışması oldu. Okul Müdürü Ayşe Kaçar, fotoğrafların tamamının son derece etkileyici olduğunu belirterek seçim yapmakta zorlandıklarını ifade etti. Kaçar, “Çalışmada çok büyük bir emek var. Fotoğraflar bizi geçmişe götürdü. Her birinde ayrı bir duygu ve anlam vardı. Çok etkilendik. Emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz.” dedi. 2012’den Bu Yana Düzenleniyor AA’nın 2012 yılından bu yana geleneksel olarak düzenlediği “Yılın Kareleri” oylamasında bu yıl; “Haber”, “Doğal Yaşam ve Çevre”, “Spor” ve “Günlük Hayat” olmak üzere 4 ana kategorinin yanı sıra “Gazze: Açlık” ve “Portre” başlıklı 2 özel kategori yer aldı. Türkçe ve İngilizce altyazı seçeneğiyle dünya genelinde erişime açılan oylamada katılımcılar, istedikleri sayıda fotoğrafa oy verebiliyor. Ardahan’daki öğretmenlerin katılımı ise yarışmaya yerelden gelen anlamlı bir destek olarak değerlendirildi.

Dik Duranın Yalnızlığı, Eğilenlerin Kalabalığından Onurludur

Dik Duranın Yalnızlığı, Eğilenlerin Kalabalığından Onurludur

Dik Duranın Yalnızlığı, Eğilenlerin Kalabalığından Onurludur FARUK OCAK Beni eleştirenlere, uzaktan konuşanlara, karanlığı görmeden hüküm verenlere bir çift sözüm var. Ben kimim biliyor musunuz? Ben, engelini bahane etmeyen bir adamım. Yürümemeyi sığınak yapmayan, aksine karakterine mühür eden bir iradeyim. Hayatımın hiçbir döneminde kapı kapı dolaşıp “ben yürüye miyorum” diye acındırmadım kendimi. Hiçbir sofraya merhametle oturmadım. Hiçbir makamın önünde eğilip ayrıcalık istemedim. Yaradan bana ne verdiyse, onu alın terimle taşımayı öğrendim. Engelimi saklamadım. Utanmadım. Gölgeye gizlenmedim. Ama onu bir çıkar kapısı hâline de getirmedim. Çünkü onur, insanın en pahalı servetidir; bende satılık değildir. Benim duruşumun fiyatı yoktur. Karakterim pazarlık konusu değildir. Nokta kadar menfaat için virgül gibi bükülmedim. Birilerinin adamı olmak yerine, kendi vicdanımın adamı olmayı seçtim. Bu yüzden bedel ödedim. Evet, bu devirde dik duranları önce susturmaya çalışırlar. Sonra yalnız bırakırlar. Çünkü eğilmeyen insan, çıkar düzenine tehdit gibi görünür. Ama ben yalnız kalmaktan korkmadım. Yalnızken de güçlüydüm. Susarken de haklıydım. Gürültü yapmadan, bağırmadan, reklam yapmadan yürüdüm. Ben bu hayatı afişlerle değil, emekle yoğurdum. Camialarda, sivil toplum kuruluşlarında, projelerde… bilgisayar başında makale yazarken de… Hep aynı şeyi yaptım: Mücadele ettim. Kalbimde bir sevgi taşıdım. Gerçek, derin, karşılıksız bir sevgi. Hesap yapmadım. Rol kesmedim. Ama şunu da gördüm: Elinden tutup ayağa kaldırdıklarımın, bir gün arkamdan konuştuğuna şahit oldum. İçim burkuldu mu? Evet. Ama kin tutmadım. Çünkü ben kinle değil, vicdanla yürümeyi öğrendim. Ben yürüyemeyebilirim. Ama ayaklı yürüyenlerden çoğundan daha net  yürüyordum hakikati. Birçok insan ışığın içinde yolunu kaybederken, ben karanlığın içinde istikamet buldum. Çünkü benim pusulamâ ayaklarım değil; inancım, aklım ve vicdanımdır. Rabbim ne verdiyse razı geldim. İsyan etmedim. Şikâyet etmedim. Ama haksızlığa da boyun eğmedim. Şunu iyi bilin: Her eksik gibi görünen şey, insana başka bir tarafını güçlendirmeyi öğretir. Benim en güçlü yanım yüreğim oldu. 35 yıl… Bu ömrün 35 yılını mücadeleyle geçirdim. Birilerinin gölgesinde değil, kendi ayaklarımın üzerinde durarak. El etek öpmeden. Biat etmeden. Çıkar zincirlerine boynumu uzatmadan. Bu yüzden bazıları beni sevmedi. Çünkü ben susup kabullenenlerden olmadım. Çünkü ben yanlışın karşısında eğilenlerden olmadım. Çünkü ben “idare eder” diyerek vicdanımı susturmadım. Yoruldum mu? Elbette. Kırıldım mı? Defalarca. Ama eğildim mi? Hayır. Çünkü doğruların yalnızlığı, yalancıların kalabalığından daha şereflidir. Ve ben kalabalıkta kaybolmayı değil, hakikatte yalnız kalmayı seçtim. Bugün hâlâ dimdik ayaktaysam, bu  ayaklarımın tuttuğu  için değil; yüreğim pes etmediği içindir. Ben hayata diz çökmeyi değil, hayata meydan okumayı öğrendim.

Kars Belediyesi Namık Kemal Evi Atölyesi yoğun ilgi gördü

Kars Belediyesi Namık Kemal Evi Atölyesi yoğun ilgi gördü

Serhat şehri Kars ’ın kültürel mirasına değer katan önemli projelerden biri olan Namık Kemal Evi Yöresel Ürün Deneyimleme Atölyesi , anlamlı bir ziyaret programına ev sahipliği yaptı. Kars Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve şehrin geleneksel üretim kültürünü yaşatmayı amaçlayan atölye, protokol eşlerinin katılımıyla tanıtıldı. Protokol Eşlerinden Anlamlı Ziyaret Ziyarete; Ziya Polat ’ın eşi Pınar Filiz Polat , Yusuf Mutlu Genç ’in eşi Reyyan Genç , Murat Abdullah Tombul ’un eşi Selime Tombul , Mehmet Çepni ’nin eşi Seher Çepni ve Zamin Aliyev ’in eşi Susan Aliyeva katıldı. Heyete, Ötüken Senger ’in eşi Doç. Dr. Nihal Aktaş Senger eşlik etti. Ziyaret kapsamında atölyede yürütülen çalışmalar yerinde incelendi, üretim süreçleri deneyimlendi ve Kars’a özgü yöresel ürünlerin hazırlanış aşamaları hakkında bilgi alındı. Geleneksel Değerler, Modern Sunum Namık Kemal Evi bünyesinde faaliyet gösteren atölye; Kars’a özgü peynir çeşitleri, yöresel mutfak ürünleri ve el emeği üretimlerin tanıtıldığı bir deneyim alanı olarak dikkat çekiyor. Katılımcılar, hem üretim süreçlerini gözlemleme hem de bazı uygulamalara birebir katılma fırsatı buldu. Bu buluşma, Kars’ın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil; üretim gücü, mutfak kültürü ve el sanatlarıyla da öne çıktığını bir kez daha gözler önüne serdi. Serhat Şehrinin Kültürel Vizyonu Gerçekleştirilen ziyaret, Kars’ın kültürel ve ekonomik değerlerinin tanıtımına katkı sunarken, kadın emeği ve yerel üretimin desteklenmesi açısından da önemli bir mesaj verdi. Namık Kemal Evi Yöresel Ürün Deneyimleme Atölyesi’nin, hem şehir halkına hem de kente gelen misafirlere Kars kültürünü yakından tanıma imkânı sunmaya devam edeceği belirtildi. Serhat şehrinde geleneksel değerlerin yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması adına atılan bu adım, Kars’ın kültürel vizyonunu güçlendiren örnek projeler arasında yer alıyor.