Ayşe Barım'dan mektup: Yaşamak istiyorum

Ayşe Barım'dan mektup: Yaşamak istiyorum

Barım, 213 gündür tutuklu olduğunu belirterek, “Tutuksuz yargılanabilecekken cezaevinde hayatımı kaybedersem bunun sorumluluğu kimdedir?” diye sordu. “Organize bir iftira kampanyasının kurbanıyım” Barım, Ocak 2025’te sosyal medyada kimliği belirsiz hesaplar tarafından başlatılan organize bir iftira kampanyasının ardından tutuklandığını ifade etti. 23 yıldır oyuncu menajerliği yaptığını belirten Barım, “Her zaman dürüstlükle ve mesleki ilkelere sadık kalarak sadece işimi yaptım. Hiçbir delil olmadan, 12 yıl önce gerçekleşmiş Gezi Parkı olayları ile ilişkilendirilerek tutuklandım. Olaylarla hiçbir ilgim yok, hiçbir suç işlemedim. Masumum” dedi. “Hayatım ölüm riski altında” Cezaevi koşullarının sağlığını ağır şekilde etkilediğini belirten Barım, yaşadığı ciddi sağlık sorunlarını şöyle sıraladı: Beyninde iki stentli anevrizma ve yeni oluşan bir anevrizma İleri düzey kalp rahatsızlığı 30 kiloluk ani kilo kaybı ve kas yıkımı Panik atak ve ağır kaygı bozukluğu Barım, son 3 ayda altı kez baygınlık geçirdiğini belirterek, “Bu süreçte yaşadığım kalp sorunları ve beynimdeki anevrizma için yapılması gereken tedaviler ileri teknolojiye sahip merkezlerde bile ölüm riski taşıyor” dedi. Barım'ın mektubunun tamamı şöyle: Ben Ayşe Barım, Bu mektup bir yardım çağrısı değil, vicdan çağrısıdır. Ocak 2025’te sosyal medya üzerinden kimliği belirsiz hesaplarca başlatılan organize iftira kampanyası ile gerçek dışı bir Ayşe Barım kimliği inşa edildi. Ben 23 yıldır oyuncu menajerliği yapıyorum. Her zaman dürüstlükle ve mesleki ilkelere sadık kalarak sadece işimi yaptım. Hiçbir gerçekliği olmayan, delilsiz ve dayanaksız iddialar ile 12 yıl önce gerçekleşmiş Gezi Parkı Olayları ile ilişkilendirilerek tutuklandım. Soruşturması yıllar önce tamamlanan ve o dönemde hiçbir şekilde ilişkilendirilmediğim bu olaylar ile yıllar sonra sadece sosyal medya üzerinden ortaya atılan asılsız ithamlarla önce adli bir suçlamayla ile karşı karşıya bırakıldım. Oysaki benim bu iddialarla hiçbir ilgim yok ve hiçbir suç işlemedim. Masumum... İlk itirazımızda mahkeme adli kontrol ile serbest bırakılarak tutuksuz yargılanmama hükmetti. İddia makamının itirazı ile yeniden tutuklandım ve 213 gündür halen başıma bütün bunların neden geldiğini anlamadan bir hücrede özgürlüğümden ve sağlıklı yaşam hakkımdan yoksunum. Hastalıklarım, Silivri Devlet Hastanesi, İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs ve Damar Cerrahisi Hastanesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen resmi raporlarla sabittir. Yaşadığım bu tutukluluk süreci boyunca ciddi şekilde ağır kalp hastalığım, beynimde 2 stentli anevrizmanın yanı sıra bu süreçte oluşan müdahale edilememiş yeni bir anevrizma sebebiyle ani ölüm riski altında yaşam mücadelesi veriyorum. Ayrıca sağlıksız ve hızlı bir şekilde 30 kilo kaybettim, ağır kas yıkımım oluştu ve eklem bağlarım zayıfladı. Hastalıklarımın her biri ani ölüm riski taşıyan hastalıklar olduğu gibi cezaevi koşulları nedeni ile gelişen ağır kaygı bozukluğum ve yaşadığım panik ataklar bu riski yükseltmektedir. Son 3 ay içerisinde kalp rahatsızlığımın ilerlediğinin belirtisi olarak 6 kez baygınlık geçirdim. Hem 2 Temmuz 2025 tarihli Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi raporu hem de 14 Ağustos 2025 tarihli Türk Tabipler Birliği Bilim Kurulu raporu cezaevi koşullarının ve sürecin bu hastalıkları ağırlaştırdığını ve ani ölüm riskinin durumunu açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlar ifadelerinde yaşadığım kalp sorunları ve beyin anevrizması için yapılması gereken tedavilerin ve hatta tetkiklerin dahi ileri teknolojik olanaklara sahip merkezlerde bile ciddi ölüm ve sakatlık riski barındırdığını, bu nedenle hayatımı güvenle teslim etmek üzere seçeceğim hekimler tarafından tedavi edilme hakkımın acilen tanınmasının gerekliliğini vurguluyorlar. Benim tek isteğim yaşam hakkımın korunmasıdır. Tutuksuz yargılanabilecekken cezaevinde hayatımı kaybedersem bunun sorumluluğu kimdedir? Hukuken ve vicdanen sorulması gereken asıl soru budur. Haksız yere atılan iftiralarla elimden alınan hayatımın geri verilmesini talep ediyorum. Adaletin bir an önce tecelli etmesini istiyor ve sesimi kamuoyunun vicdanına teslim ediyorum. Devletime ve adalete inancımı kaybetmeden YAŞAMAK istiyorum. GzVzKJBXsAABdtA.jpg Independent Türkçe AYŞE BARIM Marmara Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan oyuncu menajeri Ayşe Barım, sağlık durumunun ciddiyetine dikkat çekerek kamuoyuna bir mektup yazdı Çarşamba, Ağustos 27, 2025 - 10:30 Main image: <p>Fotoğraf: X</p> Haber Type: news SEO Title: Ayşe Barım'dan mektup: Yaşamak istiyorum copyright Independentturkish:

Bakanlık harekete geçti! Beyşehir Gölü için kritik kod: 1123,40

Bakanlık harekete geçti! Beyşehir Gölü için kritik kod: 1123,40

Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olarak bilinen 656 kilometrekare yüz ölçüme sahip Beyşehir Gölü, Çarşamba Çayı ile Konya Ovası'nın sulanmasına katkı sağladığı gibi 400'ün üzerinde balıkçının da geçim kapısı oluyor. Ancak iklim değişikliği ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle göldeki su, bazı yerlerde kıyıdan yaklaşık 300 metre çekildi. Su çekildiği için balıkçılığın ve tekneyle turların yapılması güçleşiyor. Su çekilen yerlerde ise artık büyükbaşlar otluyor. Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, son yıllarda yeterli kar yağışının olmaması, yer altı su seviyesinin düşmesi ve vahşi sulama nedeniyle su seviyesinde azalma olduğunu belirtti. İlginizi Çekebilir 'GÖL MASTER PLANI ÇALIŞMASI VAR' Gölün kurtulması için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Göl Master Planı' çalışmasının olduğunu ifade eden Bayındır, şunları söyledi: "Beyşehir Gölü ölmedi. Beyşehir Gölü ölmez. Tarihler boyu bugüne gelmiş Beyşehir Gölü. Mutlaka vahşi sulamalarla sıkıntı yaşıyor. Kaynakları gelişmesinde sıkıntı yaşıyor. Beyşehir Gölü, düdenlerle beslenen bir göl olduğu için yer altı sularının aşağı düşmesi, iki-üç yıldır da biz kar mücadelesi yapamaz olduk. Bizim dağlarımızda, dağlık bölgelerdeki yerleşim yerlerimizde, gece sabahlara kadar kar mücadelesi yaparız. Bunu yapamaz olduk, üç senedir. O yüzden Beyşehir Gölü ölmedi. Beyşehir Gölü ile ilgili yapılması gerekenleri bekliyor. Ankara'da Bakanlık tarafından 'Göl Master Planı' adı altında bir çalışma var. Beyşehir Gölü'nün kaynaklarının nasıl geliştirileceğiyle ilgili bir çalışma içindeler. Bu yıl üniversitelerden, Maden Tetkik Arama Kurumları da dahil olmak üzere Devlet Su İşleri (DSİ), Milli Parklar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın bütün bünyesindeki çevreyle ilgili kurumlar, müdürlükler, genel müdürlükler olmak üzere bütün çalışmalar devam etmekte." Master planı kapsamında gölün yakın çevresindeki su kaynaklarıyla beslenmesinin planlandığını ifade eden ve su alma kodunun 1123,40 koduna çıkması gerektiğini kaydeden Bayındır, ''Bu gölümüzü nerelerden, hangi sularla besleriz onun çalışmaları yapılıyor. Bu gölümüzün minimum su kodu 1122,40'tı. Bunun artık 1123,40'a çıkma zamanı geldi de geçiyor. Beyşehir Gölü'nü 1123,40 koduna hazırlamamız lazım. Kaynakları da geliştirirken bütün bunları dikkate almamız lazım. Bununla ilgili değerli Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı çok yakın zamanda Beyşehir'e gelerek 'Göl Master Planı' ile ilgili bilgiler verecektir. Beyşehir Gölü ölmez. Beyşehir Gölü'nün ölmesine seyirci olmayız" dedi.

Hindistan ilk uzun menzilli İHA’sı Kaal Bhairava’yı tanıttı

Hindistan ilk uzun menzilli İHA’sı Kaal Bhairava’yı tanıttı

Hindistan merkezli savunma teknolojisi girişimi Flying Wedge Defence and Aerospace (FWDA), Hindistan’ın ilk orta irtifa uzun menzilli (MALE) otonom İHA’sını tanıttı.Hindistan medyası tarafından verilen bilgilere göre, yapay zeka destekli FWD Kaal Bhairava’nın 30 saat havada kalabiliyor ve 3.000 kilometre mesafe kat edebiliyor.Şirkete göre uzun menzilli gözetleme, hassas saldırılar ve sürü operasyonları için tasarlanan drone, ülkeye … The post Hindistan ilk uzun menzilli İHA’sı Kaal Bhairava’yı tanıttı appeared first on M5 Dergi .