Yusuf Ziya Talay: “Biz Siyasetçiler ve Kurum Müdürlerimiz Halkımızın Hizmetkârı Olmakla Mükellefiz”

Yusuf Ziya Talay: “Biz Siyasetçiler ve Kurum Müdürlerimiz Halkımızın Hizmetkârı Olmakla Mükellefiz”

Diyarbakır’da yerel yönetimlerin mevcut durumu, belediyeler arası koordinasyon ve son dönemde yaşanan personel mağduriyetleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Belediyeler Arası Eşgüdüm Vurgusu Talay, özellikle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında daha güçlü bir iş birliği mekanizmasının oluşturulması gerektiğini belirtti. Olağan ve olağanüstü durumlara hazırlıklı olunmasını sağlayacak bir sistemin kurulmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Talay, ilgili tüm kurum ve birimlerin düzenli toplantılarla bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı. Bu toplantılarda mevcut hazırlık durumlarının değerlendirilmesi, olası risklerin önceden tespit edilmesi ve görev-sorumluluk paylaşımının netleştirilmesinin yaşanan sıkıntıları önemli ölçüde azaltabileceğini dile getiren Talay, planlı ve önleyici çalışmaların hem hizmet kalitesini artıracağını hem de vatandaş mağduriyetlerini en aza indireceğini söyledi. “Mağdur Personelin Durumu Yeniden Değerlendirilmeli” Açıklamasında son dönemde belediye bünyesinde görev yaparken işten çıkarılan sözleşmeli personellere de değinen Talay, görev ve sorumluluklarını yerine getiren çalışanların işten çıkarılmasının yalnızca kendilerini değil, geçimlerini sağlamakla yükümlü oldukları binlerce aile bireyini de doğrudan etkilediğini belirtti. Bu kişilerin büyük bir kısmının aile sahibi olduğunu ve düzenli gelirden mahrum kalmaları nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Talay, mağduriyet yaşayan personelin yeniden görevlerine iade edilmesi için konunun tekrar değerlendirilmesi yönünde kolaylık sağlanması çağrısında bulundu. Meclis Üyeleri ve Muhtarlarla Olağanüstü Toplantı Çağrısı Talay, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin meclis üyeleri ve mahalle muhtarlarıyla bir araya gelerek kapsamlı bir toplantı gerçekleştirmesi gerektiğini belirtti. Vatandaşların belediyelere ilettiği taleplerin dikkate alınmasının önemine işaret eden Talay, özellikle mübarek Ramazan ayında sosyal yardımlaşma faaliyetlerinin artırılması gerektiğini söyledi. AK Parti il ve ilçe teşkilatları ile muhtarlıklara ulaşan taleplerin Sosyal Yardımlaşma kurumları aracılığıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Talay, kurum müdürlerine de çağrıda bulundu. “Hizmetkâr Olma Sorumluluğumuz Var” Talay açıklamasını şu sözlerle tamamladı: > “Biz siyasetçiler ve kurum müdürlerimiz, kıymetli halkımızın hizmetkârı olmakla mükellefiz. Vatandaşlarımızın talep ve beklentilerini her daim dikkate almak, kamu görevimizin en temel gereğidir.” Ziyarette yerel yönetimlerde koordinasyonun güçlendirilmesi, sosyal destek mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve personel mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde ortak irade mesajı verildi.

WSJ: ABD, Suriye'deki tüm birliklerini çekiyor

WSJ: ABD, Suriye'deki tüm birliklerini çekiyor

Gazetenin, üç Amerikalı yetkilinin açıklamasına dayandırdığı haberine göre, ABD, Suriye'deki yaklaşık bin askerinin tamamını geri çekme sürecinde ve ülkedeki on yıllık askeri durumu sona eriyor. Gazeteye göre ABD'li yetkililer, bazı ABD birliklerinin "planlı ve koşullara bağlı bir geçiş" sürecinin parçası olarak Suriye'den ayrıldığını söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir hükümet yetkilisi gazeteye, "ABD güçleri, terör ağının yeniden ortaya çıkmasını önlemek için ortakların öncülüğünde yürütülen çabalara destek verirken, bölgede ortaya çıkabilecek her türlü DEAŞ tehdidine yanıt vermeye hazır durumda." dedi. Yetkili, "Suriye hükümetinin kendi sınırları içindeki terör tehdidiyle mücadelede birincil sorumluluğu üstlenmeye istekli olması göz önüne alındığında, ABD'nin Suriye'de geniş çaplı bir varlığına artık gerek kalmamıştır." diye ekledi. Geçtiğimiz hafta ABD ordusu, Suriye'deki stratejik bir üsten çekilmeyi tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine teslim ettiğini açıkladı. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin ve daha büyük bir Amerikan asker çekme planının mümkün olabileceğinin son işareti olarak değerlendiriliyordu. ABD ordusu bu ayın başlarında Suriye, Ürdün ve Irak sınırlarında bulunan stratejik bir karakol olan El Tanf ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki El Şeddadi üssünden çekilme işlemlerini tamamladı. Yetkililer, kalan ABD güçlerinin önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki diğer bölgelerden çekileceğini söyledi. Wall Street Journal, Ocak ayında ilk kez ABD'nin Suriye'den tamamen çekilmeyi düşündüğünü bildirmişti. Yetkililer, bu geri çekilme kararının ABD deniz ve hava kuvvetlerinin Orta Doğu'daki mevcut konuşlanmasıyla bağlantılı olmadığını savundu. İran, ABD'nin hava saldırıları düzenlemesi halinde bölgedeki Amerikan birliklerine misilleme yapma uyarısında bulunmuştu.

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Ramazanda çalışanlara esneklik sağlanmalı

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Ramazanda çalışanlara esneklik sağlanmalı

TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Dinç, konuşmasına "Besmele" ile başladı. Ramazan ayının rahmet, bereket ve kulluğun zirveye ulaştığı mübarek bir zaman dilimi olduğunu ifade eden Dinç, şunları kaydetti: "Bu ayda çalışan kardeşlerimizin ibadetlerini huzurla yerine getirebilmeleri için çalışma hayatında kolaylıklar sağlamak hem vicdani hem de İslami bir sorumluluktur. Devlet memurlarını ve özel sektör çalışanlarını kapsayan düzenlemeler yapılmalı, oruç ibadetini eda eden emekçilerimize esneklik tanınmalıdır. Diğer İslam ülkelerinde esneklik tanındığı gibi bizim ülkemizde de kolaylıklar sağlanmalıdır. Ramazanın ruhuna uygun bir çalışma düzeni merhameti, adaleti ve kardeşliği güçlendirilecektir. Başta Gazze'deki kardeşlerimiz olmak üzere, Rabb'im bu ayı İslam dünyasının birliğine, dirliğine ve hürlüğüne vesile kılsın diyorum. Teşekkür ediyorum."

Ramazan ayının ilk teravihi eda edildi

Ramazan ayının ilk teravihi eda edildi

On bir ayın sultanı Ramazanın gelişiyle birlikte camilerde ilk teravih heyecanı yaşandı. Batman Batman merkez Haznevi Camii'nde vatandaşlar ve çocuklar ilk teravih namazına yoğun ilgi gösterdi. Ramazanın manevi iklimi cemaatte huzur ve heyecan oluşturdu. Vatandaşlar, Ramazan ayının tövbe, arınma ve kardeşlik için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti. Akşam namazının ardından camilere akın eden vatandaşlar, yatsı namazı ve teravih için saf tuttu. Çocukların da aileleriyle birlikte camiye gelmesi, Ramazan coşkusunu artırdı. Camilerde Kur'an'ı Kerim tilaveti okunurken, dualar edildi. Cemaat, teravih namazının ardından birbirleriyle musafaha ederek Ramazan ayını tebrik etti. İlk teravihte oluşan yoğunluk, Ramazan ayı boyunca camilerdeki manevi atmosferin güçlü şekilde devam edeceğinin işareti olarak değerlendirildi. Refik Turan "Ramazan büyük bir fırsattır" Ramazan ayına ulaşmanın şükrünü dile getiren Refik Turan, "Elhamdülillah, çok güzel. İnşallah elimizden gelen ibadeti yapacağız. Bu ay Müslümanlar için büyük bir fırsattır. Allah Teâlâ bizi Ramazana yetiştirdi, çok şükür. Eğer bu fırsatı değerlendirmezsek pişman oluruz. Bu dünya geçicidir; biz imtihandayız. Ramazan ayı tövbe için çok büyük bir fırsattır. Allah Teâlâ insanı affeder." dedi. "O'ndan başka sığınılacak hiçbir yer yoktur" Turan, Ramazanın rahmet ve bereket ayı olduğuna vurgu yaparak şöyle devam etti: "Ramazan ayı bereketle ve rahmetle geldi. Şükürler olsun Rabbimize. Bütün Müslümanlar tövbe etmeli, Rabbine dönmeli ve O'nun verdiği nimetlere şükretmelidir. Rabbimizin katındaki ikramlar tükenmez. Allah Teâlâ bütün nimetlerini insana vermiştir. İnsan da Allah'a kullukla mükelleftir; bundan kaçış yoktur. O'ndan başka sığınılacak hiçbir yer yoktur." Mehmet Güngör "Önce farz, ardından teravih" Müslümanların dayanışma içinde olması gerektiğini belirten Mehmet Güngör ise, "Müslümanlar birbirine yardımcı olmalı; darlıkta da bollukta da birbirini desteklemelidir. İlk teravih kılındı, elhamdülillah maneviyat yüksekti. Herkesin camiye gelmesini tavsiye ederim. Önce farz namazlar, ardından sünnet ve teravih namazları kılınmalıdır. Gelen camide kılsın, gelemeyen evinde kılsın; yeter ki farzlarını ve teravihini eda etsin." İfadelerini kullandı. Mehmet Emin Yılmaz "Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz" Ramazan ayının kıymetinin bilinmesi gerektiğini vurgulayan Mehmet Emin Yılmaz, "Bu mübarek aya ulaştık, on bir ayın sultanına eriştik. Allah’a bin kere şükürler olsun. Bu ay çok kıymetli ve şereflidir. Sonumuz ölümdür; bu yüzden bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Allah herkese bu mübarek ayı hakkıyla yaşamayı nasip etsin. Kardeşlerimize de yardım etsin." dedi. Recep Epaydın "İnşallah herkes bu mübarek ayın kıymetini bilir" Özellikle gençlere çağrıda bulunarak Ramazanın manevi huzuruna dikkat çeken Recep Epaydın, "Gençlerimize çağrımız; camiye gelmeleri ve tövbe etmeleridir. Oruç ayında çok güzel şeyler olacağına inanıyorum. Tövbe etmek insana gerçekten huzur veriyor; kalbe bereket ve nur dolduruyor. Allah'ın izniyle bu sene de hem Ramazan hem de teravih namazları güzel geçecek. İnşallah herkes bu mübarek ayın kıymetini bilir ve gereğini yerine getirir." şeklinde konuştu. Van İpekyolu ilçesindeki Hacı Firdevs Türkmenoğlu Camii başta olmak üzere kent genelindeki camilerde vatandaşlar saf tuttu. İlk teravih namazını kılmak isteyen kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuklar camilere akın ederek İslam alemi için ellerini semaya kaldırıldı. Akşam saatlerinden itibaren camilere akın eden vatandaşlar, Ramazan ayına ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Ezan okunmasının ardından yatsı namazı kılındı. Daha sonra teravih namazını cemaatle eda eden halk, namaz sonrası hep birlikte dua ederek, yarınki Ramazan orucu için niyet getirdi. Siirt Ramazan ayının ilk gecesinde Siirt’te teravih namazı kılındı. Vatandaşlar, aileleri ve çocuklarıyla birlikte camilere akın etti. Özellikle Fethi Serin Camii başta olmak üzere şehrin tüm camilerinde yoğunluk yaşanırken, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve maneviyat ruhu camilerde hissedildi. Siirt İl Müftü Yardımcısı İbrahim Ensari, Ramazan ayının manevi önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Tabii, manevi bir iklimde inşallah ilk teravihimizi kılacağız. Yarın ilk orucumuzu tutacağız. Bunun sevinci ve mutluluğu içerisindeyiz. Ramazan-ı Şerif, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği mübarek bir aydır. İbadetlerimizi yoğunlukla yaptığımız, namazı daha sık kıldığımız ve zekâtın genellikle verildiği bir aydır. Bu ayı dolu dolu geçirmeye çalışıcağız. Bütün Müslümanların yapması gereken de budur.” Ramazan ayının Müslümanlar için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Ensari, bu ayda yapılan ibadetlerin sevabının kat kat olduğuna işaret ederek, “Müslüman, bu fırsatı iyi değerlendirir ve mükâfatını alır.” dedi. “Camiler sadece büyüklerin değil, ailelerindir” Camilerin ailece ibadet edilen mekânlar olması gerektiğini belirten Ensari, çocukların camiyle küçük yaşta tanışmasının önemine dikkat çekerek, “Camiler sadece erkeklerin ya da sadece büyüklerin ibadet mekânı değildir. Çocuklarla birlikte ailece camiye gelip o manevi atmosferi teneffüs etmek gerekir. Bir camide çocuk sesi yoksa, o toplum kendisinden korksun. Çünkü bugünün çocukları yarının büyükleri olacaktır. Ağaç yaşken eğilir.” diye konuştu. “Dualarımızla Gazze ve Filistin’in yanındayız” Teravih namazı için camiye gelen vatandaşlardan İbrahim Tetik ise Ramazan ayının İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını dileyerek şunları söyledi: “Allah’a hamdolsun, bizi Ramazan ayına ulaştıran Rabbü’z-Zülcelâl’e ne kadar şükretsek azdır. Ramazan ayının ümmete, özellikle Gazze’ye ve Filistin’e hayırlı bir kapı açılmasını diliyorum. Fiilen yardımcı olamasak da dualarımızla yardımcı olmak çok büyük bir hayırdır. Camilerimizin teravihlerde bu şekilde dolması insana mutluluk veriyor.” “Ailece teravihe gelmek huzur ve bereket getiriyor” Abdulmecit Artuç da Ramazan coşkusunu ailesiyle birlikte yaşadıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Maşallah, Ramazan’ın bereketiyle Cenab-ı Hak bizi Ramazan’a ulaştırdı. Mübarek ayda her yer cıvıl cıvıl. Biz de teravih namazına geldik. Bu yıl bereketli geçti, yağmurlar yağdı. Ne kadar şükretsek az. İnşallah bu Ramazan hayırlı başlangıçlara vesile olur. Tüm ailemizle, hanım ve çocuklarla geldik. Çok sevinçliyiz. İnşallah bu Ramazan bazı hayırlı başlangıçlara vesile olur. Namaz kılmayanlara da nasip etsin inşallah. Ailece teravihlere ve namazlara gelmek hem huzurun hem de bereketin sebebidir, aile huzuruna da vesile olur inşallah.” Bursa Bursa’da rahmet ve bereket ayı Ramazan, Müslümanların yoğun katılımıyla coşkuyla karşılandı. On bir ayın sultanı Ramazanın başlamasıyla birlikte, kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuklar ilk teravih namazını kılmak için camilere akın etti. Özellikle şehir merkezindeki tarihi Ulu Camii, cemaatiyle dolup taştı. Caminin iç kısmında yer bulamayan vatandaşlar avluda saf tutarak namazlarını eda etti. Camiyi dolduran cemaat, Ramazana ulaşmanın sevincini bir arada yaşarken, manevi bir atmosferin hakim olduğu gözlendi. Ulu Camii’nde kılınan teravih namazı öncesinde Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır, tarafından Ramazan ayının önemi, ibadetlerin bereketi ve toplumsal dayanışmanın önemi üzerine vaaz verildi. Cemaat, saf tutarak teravih namazını huzur içinde kıldı. Namazın ardından başta Gazze olmak üzere tüm İslam âlemi için dualar edildi; Müslümanlar için sağlık, huzur ve barış dileğinde bulunuldu. Bursa’daki diğer camilerde de benzer yoğunluk yaşandı. İstanbul Ramazan ayının ilk teravih namazı için İstanbul'da binlerce camide ayı anda kılındı. Mübarek mevsimin başlamasıyla heyecanlı bekleyişleri sona eren Müslümanlar, camileri doldurarak ilk teravih namazını kılıp dualar etti. Zeytinburnu Millet Camii'nde namazlarını eda eden Müslümanlara, ilçe belediyesi tarafından cami çıkışında belediye tarafından salep ikramında bulunuldu. Şırnak Şırnak'ın Cizre ilçesinde teravih namazını eda etmek isteyen vatandaşlar, Hz. Nuh Türbesi’nin bulunduğu camide saf tuttu. Kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuklar camileri doldurarak ilk teravih namazını eda etti. Camilere gelen vatandaşlar, Ramazan ayına bir kez daha ulaşmanın mutluluğunu yaşadı. İlçede Ramazan ayının manevi atmosferi camilerde yoğun katılımla hissedildi. Namaz öncesinde cami imam hatibi tarafından Ramazan orucunun fazileti hakkında vaaz verildi, teravih namazının kılınışıyla ilgili bilgi paylaşıldı. Diyarbakır On bir ayın sultanı Ramazan ayının ilk teravih namazı, Diyarbakır’daki tüm camilerde huşu içerisinde kılındı. Yarın tutulacak ilk oruç öncesi vatandaşlar, bu akşam yatsı namazının ardından saf tutarak ilk teravih namazını eda etti. Ramazan ayının simgesi haline gelen sünnet ibadetlerden teravih namazını kılmak isteyen Diyarbakırlılar, yatsı vakti camilere gelerek cemaat oluşturdu. Cami içerisinde düzenli saf tutan cemaat, manevi atmosferin hissedildiği ilk gecede birlik ve beraberlik içinde ibadet etti. Yediden yetmişe çok sayıda vatandaşın katıldığı teravih namazında Ramazan ayının huzur ve sükûneti ön plana çıktı. Peygamber Efendimiz’in sünneti olan teravih namazı cemaatle eda edilirken, yapılan dualarla Ramazan ayının hayırlara vesile olması temenni edildi.

Diyarbakırlılar teravih namazı için camilerde saf tuttu

Diyarbakırlılar teravih namazı için camilerde saf tuttu

On bir ayın sultanı Ramazan ayının ilk teravih namazı, Diyarbakır’daki tüm camilerde huşu içerisinde kılındı. Yarın tutulacak ilk oruç öncesi vatandaşlar, bu akşam yatsı namazının ardından saf tutarak ilk teravih namazını eda etti. Ramazan ayının simgesi haline gelen sünnet ibadetlerden teravih namazını kılmak isteyen Diyarbakırlılar, yatsı vakti camilere gelerek cemaat oluşturdu. Cami içerisinde düzenli saf tutan cemaat, manevi atmosferin hissedildiği ilk gecede birlik ve beraberlik içinde ibadet etti. Yediden yetmişe çok sayıda vatandaşın katıldığı teravih namazında Ramazan ayının huzur ve sükûneti ön plana çıktı. Peygamber Efendimiz’in sünneti olan teravih namazı cemaatle eda edilirken, yapılan dualarla Ramazan ayının hayırlara vesile olması temenni edildi.

Milletvekili Yaz ; “Kur’an Hayatın Vicdanıdır; Ahlak Olmadan Ne İman Ne İbadet Ayakta Kalır”

Milletvekili Yaz ; “Kur’an Hayatın Vicdanıdır; Ahlak Olmadan Ne İman Ne İbadet Ayakta Kalır”

Milletvekili Yaz, Rabb’i insanlara tanıtan üç temel unsurun kainat (evren), peygamber ve Kur’an olduğunu belirterek, Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında nazil olduğunu hatırlattı. İçerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni barındıran Ramazan ayının; merhamet, mağfiret ve arınma ayı olduğuna vurgu yaptı. Konuşmasında Kur’an’ın yalnızca belirli zamanlarda okunan bir kitap olmadığını ifade eden Yaz, “Bu kitap, hayatın her alanını kuşatmış; insanın aklını, ruhunu ve nefsini ıslah ve ihya eden ilahi bir rehberdir” dedi. Kur’an’ın her zaman ve her yerde iyiliği emrettiğini, kötülükten sakındırdığını belirten Yaz; merhametin, adaletin ve hakkaniyetin esas alınması gerektiğini dile getirdi. Zulme karşı sessiz kalmanın, zalimin yanında yer almanın, kul hakkı yemenin ve haksız kazancın Kur’an tarafından açıkça yasaklandığını ifade eden Yaz, Ramazan ayının bu hassasiyetleri yeniden hatırlamak için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Milletvekili Mehmet Sait Yaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Unutmayalım ki Kur’an bize önce ahlakı, sonra iman ve ibadeti emreder. Ahlaksız bir ibadet sahibini kurtaramadığı gibi, imansız ve ibadetsiz bir ahlak da bir anlam ifade etmez.” TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşma, Ramazan öncesi toplumsal sorumluluk ve manevi diriliş çağrısıyla dikkat çekti.

Aşiret Liderleri “Bir Geleneği Değil, Bir Yükü Kaldırıyoruz”

Aşiret Liderleri “Bir Geleneği Değil, Bir Yükü Kaldırıyoruz”

Karacadağ bölgesinde uzun yıllardır toplumsal bir sorun olarak varlığını sürdüren başlık parasının kaldırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir ziyaret gerçekleştirildi. Bölgenin kanaat önderleriyle birlikte hareket eden Ahmet Delidolu, bu çerçevede Şanlıurfa’da Mehmet Kasım Gülpınar ile bir araya geldi. Gençlerin Omzundaki Ekonomik ve Sosyal Yük Masaya Yatırıldı Gerçekleştirilen görüşmede, başlık parasının özellikle evlilik çağındaki gençler ve aileleri üzerinde oluşturduğu ekonomik baskı ve sosyal sonuçlar kapsamlı şekilde ele alındı. Uygulamanın aileler arasında maddi yük oluşturduğu, gençlerin evlilik süreçlerini zorlaştırdığı ve toplumsal huzuru zedeleyen bir unsura dönüştüğü vurgulandı. Toplantıda, sorunun çözümüne yönelik somut adımlar üzerinde duruldu. Toplumsal farkındalığın artırılması, kanaat önderleriyle koordineli bir çalışma yürütülmesi ve yerel yönetimlerin sürece aktif destek vermesi konusunda görüş birliği sağlandığı öğrenildi. Büyükşehir’den Kararlı Destek Ziyaret sonrası yapılan değerlendirmede, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın çalışmalara tam destek verdiği belirtildi. Karacadağ bölgesinde başlık parası uygulamasının sona erdirilmesi için kararlı ve planlı bir mücadele yürütüleceği ifade edildi. Heyet, ortak akıl ve güçlü iş birliğiyle hareket edilmesi halinde bölgedeki bu kronik sorunun kalıcı şekilde çözülebileceğine inandıklarını vurguladı. Karacadağ’da atılan bu adımın, sadece bölge için değil, benzer sosyal sorunlarla mücadele eden diğer yerleşimler için de örnek teşkil etmesi bekleniyor.

KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ -1

KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ -1

Mehmet Zeki ÖZER Nakşibendiliğin  özellikle Halidî kolunun dikkat çekici özelliklerinden biri de medrese ve tekkeleri dengeli bir şekilde beraber yürütmeye önem vermesidir. Yani bu tarikatta ilim ve zikir birbirini tamamlayan iki unsur olarak kabul edilir. Bu bağlamda her tekke aynı zamanda bir medresedir. Dolayısıyla tekke-medrese münasebetlerinde ilim ve zikir beraberliği yanında mekân birliği de söz konusu olmuş ve uzun asırlar boyunca tekke ve medrese etkisi beraber devam etmiştir. Mevlana Halid, Kürt bölgelerine atadığı halifeler aracılığıyla ve verdiği talimatlar doğrultusunda tekke ve medresenin bir arada yürütülmesi sağlanmıştır. Bölgedeki birçok şeyhin aynı zamanda medresesinin de olması, tekkelerin bölgedeki etkinliğini de arttırmıştır. Halidî geleneği, birçok kalifiye eleman yetiştirerek bölgenin din hizmetlerini yürütmede kilit bir rol üstlendiği gibi, kurdukları medrese ağı aracılığıyla eğitim faaliyetlerinde bulunma vb. birçok rol üstlenmektedir. Kırsaldaki medreseler, bölgede yaygın bir ağa sahip olan Halidî geleneğe bağlı olan tekkeler aracılığıyla kurulmuş ve böylece eğitim faaliyetleri devam etmiştir. Bölgede nam sahibi medreselerin aynı zamanda güçlü şeyh ailelerinin bulundukları köylerde olmaları bu hususu desteklemektedir. Örneğin, Tax, Norşin ve Tillo medreseleri kurulduğunda bu yerler birer köy statüsündeydi. Halidî tekkelerinin eğitim ile iç içe olmaları onlara yeni fırsatlar sunmuştur. Mevlana Halid’in 1811 yılında Hindistan’dan Süleymaniye’ye dönüşüyle beraber irşad faaliyetlerinin yürütüldüğü her cami veya tekke aynı zamanda medrese olarak da hizmet vermiştir. Süleymaniye’de Mevlana Halid Tekkesi, Bağdat’ta Halidiyye Tekkesi, Şam’da Kunvat Zaviyesi gibi muhtelif tekkeleri bizzat Mevlana Halid’in kendisi yapmış ve bu konuda yetiştirdiği halifelerine örnek olmuştur. Bu nedenle Halidî olan halife ve tarikat şeyhleri, görev yaptıkları bölgelerde var olan mescit, cami veya kullanılabilir binaları irşad ve ilimlerin tedrisi için kullanmışlardır. Mevlana Halid’in tekke ve medreseyi birleştirme projesi, medrese eğitimi ile tasavvuf disiplinin bir arada verilmesi, mekân birliği, ilim ve tedrisatla uğraşan kesimlerle tasavvuftan uzak duran kesimleri bir araya getirmeye vesile olmuş ve aynı saflarda namaz kılmalarını sağlamıştır. Bu mekân birliği böylece medrese ehli ile tekke ehli arasına bir yakınlığa, aynı mürşitten yararlanmaya, farklı kesimleri aynı potada eriterek toplumsal birliği sağlamaya vesile olmuştur. Burada özet olarak iki üç tekke/medreseye değinmek istiyoruz: 1) Mevlana Halid Tekkesi/Medresesi :1818 yılında ünlü Baban beylerinden biri  olan Abdurrahman Paşa’nın oğlu Mahmud Paşa tarafından Mevlana Halid için yaptırılan ve halk içerisinde “Hanegâh-ı Mevlana Halid” ve “Mizgeftî Mevlana Halid” olarak bilinen bu tekkenin yapımı yaklaşık iki yıl sürmüştür. Mevlana Halid eğitim ve irşad için Süleymaniye’de bulunduğu sıralarda bu medresede çok sayıda talebe eğitmiş ve bu talebeler yanı başlarında bulunan tekkede zikir ve hatme halkalarına da katılarak medrese ile tekkenin paydaşlığını pekiştirmişlerdir. Mevlana Halid 1820 yılında Bağdat’a gittiği ve 1822 yılında da Şam yolculuğuna çıktığı sırada bu tekke ve medresenin irşad ve ilim hizmetlerini Abdullah Herevî (ö. 1245/1830) adlı halifesi tarafından yürütülmüştür. Mevlana Halid vefat ettikten sonra onun Süleymaniye’deki ilk halifesi olan Şeyh Osman Siraceddîn Tawîlî, tekke kısmında bir süre hizmet yürütürken, medresenin müderrisliğini de Mevlana Halid’in hocalarından Abdullah Hırpanî yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında harap olan Mevlana Halid Tekkesi ve Medreesesi, savaştan sonra Halidî halifelerin ve hayırseverlerin yardım ve katkılarıyla tamir edilerek irşad ve eğitim hizmetine devam etmesi sağlanmıştır. Bu bağlamda ilmî faaliyet ve müderrislik hizmetleri Süleymaniye’nin ünlü âlimlerinden Şey Ömer Karadağî (ö. 1335/1917) tarafından yürütülmüştür. 2) Hanekîn (Xaneqîn) Tekkes/Medresesi : Bu tekke 1301/1883 yılında Şeyh Osman Tawîlî’nin oğlu Şeyh Ömer Diyaeddîn tarafından yaptırılmıştır. Hanekîn’de yapılan ilk Halidî tekkesidir. Bu tekke yapıldıktan sonra medrese olarak burada müderrislik yapmak üzere Mela Muhammed Cuwanrûdî (ö. 1367/1948) tayin edilmiştir. Tekke ve medresede Halife Abdî ve Şeyh Tayyib Cuwanrûdî gibi şahsiyetler de postnişin ve müderris olarak görev yapmışlardır. 3)Tawîle Tekke/Medresesi:  Irak-İran sınırında stratejik bir noktada Şeyh Osman Siraceddîn Tawîlî tarafından kurulan bu tekke, kendisinden sonra postnişin olan oğlu Şeyh Muhammed Bahaeddîn tarafından yapılan eklerle büyütülmüştür. Bu tekkenin dikkat çekici bir özelliği de akıl hastalarının tedavi edildikleri bir mekân oluşudur. Halen faal olan bu medresenin postnişini Şeyh Abdurrahman Tawîlî’dir. Nakşibendî/Halidî Tarikatı ve Kürtler Arasında Yayılışı Nakşibendî Tarikatı, adını 14. yüzyılda Buhara şehrinde yaşamış olan Bahaüddîn Nakşibend’den (ö. 791/1389) almaktadır. Şeriatı her şeyin üzerinde tutan, hurafelerden nispeten uzak bir sünnet anlayışını benimseyen ve gizli zikir anlayışını savunan bu tarikat, 12. yüzyılda yine Buhara civarında teşekkül eden Hâcegân Tarikatının bir devamıdır. Diğer tarikatların çoğu cehrî zikir, semâ, halvet ve riyâzet uygulamalarına olumlu yaklaşırken, Nakşibendî Tarikatı -istisnaları olmakla birlikte- çoğunlukla bunlara sıcak bakmamaktadır. 575/1179 yılında vefat eden Abdülhâlık Gucdüvânî’nin “Vesâyâ” (Tavsiyeler, Vasiyetler) adlı Farsça eserindeki şu cümleler, ilim de dâhil olmak üzere Nakşibendî Tarikatının karakterini anlama konusunda önemli ipuçları vermektedir: “Oğlum, sana vasiyetim şudur ki, bütün hallerinde ilim, edep ve takvâ üzere olasın. Selef-i sâlihînin eserlerini oku, izlerinden yürü. Ehl-i sünnet ve’l-cemâat çizgisinden ayrılma. Fıkıh ve hadis öğren, cahil sûfîlerden uzak dur… Şöhretten uzak dur, çünkü şöhret âfettir. Semâ ve mûsikiye kapılma, çünkü onun fazlası kalbi öldürür… Dışını süslemeye çok önem verme, çünkü dışa fazla özen göstermek, için haraplığındandır. Dünya ve dünyacılara meyletme. Daima elbisen sade, yoldaşın derviş, sermayen fıkıh kitapları, evin mescit, dostun Allah Teâlâ olsun!” Halidîlik ve Mevlana Halid: Mevlana Halid’in (ö. 1242/1827) takipçilerine Halidîler, onların temsil ettikleri ekole de Halidîlik denir. Süleymaniye’nin Karabağ kasabasında doğan Mevlana Halid, Hindistan’ın Delhi şehrine giderek Abdullah Dehlevî (veya Dihlevî) adlı mürşidin yanında bir yıl kadar amel ettikten sonra ondan hilafet alarak Kuzey Irak’a dönmüş ve birçok mürit ve halife yetiştirmiştir. 1242/1827’de vefat eden Mevlana Halid’den sonra onun halifeleri vasıtasıyla devam eden kola onun adına nispetle “Halidî” veya “Halidiyye” adı verilmiştir. Şah Abdullah Dehlevî’nin Mevlana Halid’e verdiği Farsça hilafetnameyi Türkçeye çevirerek aiağıda sunuyoruz: Rahman ve Rahîm Olan Allah’ın Adıyla Fakir Abdullah Müceddidî Nakşibendî bildirmektedir ki: Din âlimlerinin reisi ve hak-yakîn yolundaki taliblerin seçkini Hazreti Mevlana Halid (Allah sırlarını kutsasın ve onu korusun) Nakşibendî Tarikatı için Kürdistan memleketinden bu fakirin yanına geldi. On aya kadar halvete girerek ve nefsî alışkanlıklarını terk ederek kâmil olma yolunda büyük çaba sarf ettiler. Allah’a hamd olsun ki ilahî inâyet ve yüce pîrlerin (Allah rahmet etsin) duası sayesinde tarikat merdiveninin basamaklarını hızla geçerek huzur, zikir, lahutî âleme ait latifeleri arındırma, fenâ ve bekâ derecelerini elde ettiler. Hazreti Müceddid’in (Allah rahmet etsin) tarikatında amel eden saliklerin vicdan ve keyfiyeti gibi hâl sırlarının nurları ile aydınlanıp kemâle erdiler. Bundan dolayı da talibleri eğiterek onlara icazet ve hilafet vermekle seçkin kılmak üzere kendilerine Kadirîlik, Çiştîlik, Sühreverdîlik ve Kübrevîlik tarikatlarında da icazet verdik. Bu tarikatta geçerli olduğu üzere kendilerinin eli benim elimdir ve kendileri benim vekilim ve halifem olarak sadık pîrlerimdendir. Kendi rızaları benim rızam, kendilerine muhalif olmak buna muhalif olmaktır. Bu andan itibaren zikir, teveccüh ve murakabeye devam etmekle; sünnet-i seniyye-yi ihyâ etmekle, bidatlerden sakınmakla; sabır ve tevekkül ile teslimiyet ve rızaya uygun hareket etmekle ve taliblere tefsir, hadîs ve tasavvuf ilimlerini aktarmakla iştigal etsinler. Kendime ve ona devamlı bir sıhhat diliyorum! Nakşibendilik tarikatını Kürdistan’ın tüm parçalarında yayılmasının asıl mimarı Mevlana Halid’dir. “Şehrezûrî” ve “Kurdî” lakaplarıyla anılan Mevlana Halid, hem Kürdistan’ın değişik bölgelerine gönderdiği mürit ve halifeleri aracılığıyla, hem de bu parçaları bizzat dolaşmasıyla yaptığı ve yaptırdığı irşad faaliyetleri çerçevesinde Kürtler üzerinde çok etkili olmuş; zamanla bu etki Kürt olmayan kesimler üzerinde de kendini göstermiştir.  Hüseyin Vassâf (ö. 1929) Bu tarikatın hızla yayılışı ile ilgili şöyle der: “Bu tarîkat-ı aliyyede (bu yüce tarikatta) ihdas olunmuş (ortaya çıkarılmış) bid’at ve hurafeler olmadığından ve mesleklerine lâubalilik girmediğinden efkâr-ı umûmiyye-i İslâmiyye’de (İslamî kamuoyunda) hakkıyla hüsn-i kabul görmüş ve pek süratle intişar etmiştir (yayılmıştır). Bu intişarında âmil-i müessir (etkili faktör) ise ekseriyetle ulemâ-i İslâmiyye’nin (İslam âlimlerinin) rağbetkâr olmasıdır”. Vassaf’ın önemle vurguladığı gibi Halidiliğin süratle yayılmasında şu iki önemli faktör etkili olmuştur: 1) Bid’at ve hurafelerden uzak olması, 2)Âlimlerin büyük teveccüh göstermesi. Mevlana Halid’in âlimlerden seçtiği halifelerle oluşturduğu güçlü bir ağ sayesinde Halidililik 19. yüzyıldan itibaren Kürdistan’da hızla yayılmıştır. Mevlana Halid, Kürdistan’ın muhtelif bölgelerine gönderdiği bu halifelere de kendilerine halife seçme izni verilmiş ve böylece uzayıp giden bu halifelik zinciri neticesinde Halidiliğin girmediği bir Kürt bölgesi kalmamış ve bu bağlamda Halidilik öbür tarikatları âdeta silip süpürmüştür. Mevlana Halid’in irşad ve ilim hizmetleri için görevlendirdiği ilk halifeler görevli oldukları yerlere gittiklerinde yaptıkları ilk iş orada hemen bir tekke ve medrese kurmak olmuştur. Daha sonra bu ilk halifelerin de onlarca halifesi olmuş ve bazıları bu ana gövdeden ayrılarak bazı alt dalları oluşturmuşlardır. Aşağıda örnek kabilinden kategorize edeceğimiz bu dallanma bizze bu konuda bir fikir vermektedir. Mevlana Halid’in halifesi Seyyid Taha etrafında oluşan Nehrî Kolu onun halifeleri ve halifelerinin halifeleri tarafından aşağıdaki kollara ayrılmıştır: -Barzan Medresesi -Norşin Medresesi -Oxîn Medresesi -Çoxreş Medresesi -Zokayd Medresesi -Hezan Medresesi -Hazne Medresesi -Menzil Medresesi -Tillo Medresesi Mevlana Halid’in halifesi Şeyh Halid Cezerî (ö. 1255/1839) etrafında oluşan Basret Kolu onun halifeleri ve halifelerinin halifeleri tarafından aşağıdaki kollara ayrılmıştır: 1. Seydâî/Serdahl Kolu Medresesi 2. Hilwe Dergâhı (Suriye) Medresesi 3. Diyarbakır Kolu/Aktepe Medresesi 4. Gaziantep Kolu Medresesi 5.  Siirt Eruh-Halidiye Kolu Medresesi 6. Siirt Xinûk (Güleçler) Kolu Medresesi 7. Mardin Hamidîler Kolu Medresesi Mevlana Halid’in halifesi Şeyh Ali Sebtî (ö. 1287/1870) etrafında oluşan Palu Kolu onun halifeleri ve halifelerinin halifeleri tarafından aşağıdaki kollara ayrılmıştır: 1. Bingöl Çanî ve Melekanî Medreseler 2. Hınıs Medresesi Mevlana Halid’in halifesi Şeyh Osman Tawîlî etrafında oluşan Biyare Kolu onun halifeleri ve halifelerinin halifeleri tarafından aşağıdaki kollara ayrılmıştır: 1 Kuzey Irak ve İran’da bazı kolların Medreseleri, 2. Siirt’te Şeyh-i Hazîn Ailesinin Erbin ve Kâzımiyye Medreseleri NEHRÎ MEDRESESİ Nehrî Köyü: Nehrî, Hakkâri’nin bugünkü adıyla Şemdinli ilçesine bağlı bir köydür. Seyyid Taha’nın oğlu Şeyh Ubeydullah, “Tuhfetu’l-Ahbab” adlı Farsça manzum eserinde kendi zamanındaki bu köyü kasaba, bağlı olduğu Şemdili’yi de nahiye olarak tanıtmakta ve ilgili beyitlerde şunları söylemektedir: Yurt ve meskenimizin adı “Nehr” olmuş “Pîr”lerin feyiz ve bereketi ile dolmuş Nehr, o sınır topraklarında bir kasaba adıdır Orası Kürdistan’dır; ne İran ne Rom’a bağlıdır “Şemseddîn” verilmiş nahiyeye ad olarak Allah orayı her çeşit zulümden etsin ırak “Şemseddîn” asıl isim olarak konulmuş Halk arasında “Şemzîn”  olarak yayılmış Sadat-ı Nehrî (Nehrî Büyükleri, Seyyitleri): Nehrî büyüklerinin soyu Şeyh Abdulkadir Geylanî’ye dayanmaktadır. Şeyh Abdulkadir Geylanî’nin torunlarından Seyyid Ebubekir, Hülagu’nun zulüm ve baskısı neticesinde ailesiyle birlikte Türkiye-Irak sınır bölgesinde Herkî denilen mıntıkaya gelir ve orada Sutûnê köyüne yerleşir. Aile birkaç kuşak burada kaldıktan sonra Seyyid Taha’nın 4. kuşak babası olan Mela Hacı zamanında Humarû nahiyesine geçer. Abdulkadir Geylanî’nin Seyyid Abdulazîz adındaki oğlu Kuzey Irak’ın Akra şehrine gelmiş, oğlu Şemseddîn de Akra’dan bugünkü Şemdinli ilçesine yerleşmiştir. Humarû nahiyesinde Meleyan köyünü kuran ailenin bir kısmı Seyyid Taha’nın dedesi Seyyid Salih zamanında Diman köyüne yerleşir. Seyyid Salih’in iki oğlundan biri olan Seyyid Abdullah (diğer oğlu Seyyid Ahmed’dir) Mevlana Halid’den hilafet aldıktan sonra onun emri üzerine kardeşi Seyyid Ahmed ile birlikte Nehrî köyüne yerleşirler. Mevlana Halid, Nakşibendî Tarikatını yaymaya başlamadan önce Nehrî büyükleri Kadirî idiler. Mevlana Halid, memleketi Süleymaniye ve çevresinde Nakşibendiliği yaymaya çalıştığı sırada onun mürşitliğini kabul edip halifesi olan Seyyid Abdullah Nehrî ve yeğeni Seyyid Taha Nehrî’den başlayarak tüm aile peyderpey Nakşibendî/Halidî tarikatına geçmişlerdir. Nehrî Medresesi: Nehrî Medresesi ve Tekkesi bölgedeki birçok medrese ve tekkeye nasip olmayacak şekilde zamanla Osmanlı Devleti tarafından resmî medrese ve tekke statüsüne kavuşturulup görevlilere kuruş üzerinden maaş bağlanmıştır. Örneğin: Müderris Mahmud Efendi’nin maaşı 25 İmam Abdulvahid Efendi’nin maaşı  20 Müezzin Abdulgafûr Efendi’nin maaşı         15 olarak tespit edilmiştir. Bunun yanında Seyyid Taha’nın aile ve yakın akrabaları da maaş almışlardır. Örneğin: Oğlu Şeyh Ubeydullah’ın aylığı                                200 Oğlu Alauddîn Efendi’nin aylığı                   200 Amcazâdesi Seyyid Ali Efendi’nin aylığı     200 Yeğeni Muhyiddîn Efendi’nin aylığı da                   50 olarak belirlenmiştir