Modernlerde eksik olan

Modernlerde eksik olan

Geçicilik hissi. Yerleşemiyoruz; mekânlara, insanlara, kitaplara, nesnelere ilişiyoruz sadece. Günümüzdeki anlamıyla modernist sözcüğünü ilk kez kullanan Jean-Jacques Rousseau da Yeni Heloise (1761) romanında tutunamayanlardan bahsediyor: “Gözüme batan heyulalar görüyorum yalnızca, ama tutunmaya çalıştığım an yok oluyorlar.” Yaşadıklarımız göçebelikten değil, aşırı modern olmaktan kaynaklanıyor. Merleau-Ponty’nin dediğine göre geçicilik sadece sizin sorununuz değil, tüm modernler aynı dertten mustarip: “Sanatta olsun, bilgide olsun, eylemde olsun, modernlerde klasiklerdeki o dogmatizm yok, o özgüven de… Biz bütün yapıtları geçici ve yaklaşık yapıtlar olarak düşünüyoruz, oysa Descartes Tanrı’nın özniteliklerinden cisimlerin etkileşim yasalarını kesin olarak çıkarsayabileceğine inanıyordu.” Dogmatiklerin dünyası, tanrısal bir plana göre kalıcı bir şekilde hiyerarşik olarak yapılandırılmış tek anlamlı yetkin bir dünyadır ve bu dünyanın anlamına ancak tanrı sayesinde ulaşılabilir. Modern ise anlamın öznenin konumuna, bakış açısına, nesnelerin devingenliğine göre değişeceğini bilir, o yüzden dünyanın anlamını sonsuzca çoğaltabilir. Marx 11. Tez’de, modernlerin dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakta maharetli olduklarını belirtmiştir. Fakat Merleau-Ponty’nin de dediği gibi onlarda eksik olan, özgüven. Dünyanın tamamlanmamış, eksik bir yapıt olması, onun başka türlü de yaratılabileceğini gösterir: “Dünyanın en büyük gizli gerçeği, onu bizim yarattığımız ve aynı kolaylıkla farklı şekilde de yaratabileceğimizdir” (David Graber). Dogmatiklerin dünyası tek merkezli bir labirent olarak inşa edilmiş, zamanla üzerinde yedi katlı bir piramit yükselmiştir. Dediklerine göre merkezine ulaşan güce, kudrete, bilgiye ulaşır. Labirent, iktidarın yeryüzüne çöreklenmiş halidir. Labirent bir tuzaktır, kıvrımlarında dolaşanlar sonunda merkeze ulaştıklarında iktidar tarafından yutulurlar. Modernler, bir sonuca bağlanmayan ucu açık yapıtlardan hoşlanırlar. Yeryüzünün kıvrımlarında dolaşmak çok heyecan vericidir, dünya bir kaleydoskop gibi kendini her seferinde farklı şekilde sergilemektedir. Fakat yeryüzünün kıvrımlarında dolaşmanın, dünyayı sürekli yorumlayıp anlamını çoğaltmanın hazzına kapıldıklarında tek merkezli bir labirentte kıstırıldıklarını fark etmeyebilirler. Fark ettiklerinde iş işten geçmiş olabilir, çünkü labirent, kendi üzerine kıvrılmış iktidardır, sonunda iktidara yem olmaları işten bile değil. Dünyayı, yorumlanmaya muhtaç açık bir yapıt olarak tahayyül eden çoğu moderni bekleyen kaçınılmaz bir sondur bu. Labirent gizemlidir, gizemini çözmek için merkezine ulaşmanız yeterli. Oysa asıl gizemli olan bir bedendir, bir merkezi yoktur, nelere muktedir olacağını asla kestiremezsiniz. Labirent asıl gizemi, bedenin gizemini görünmez kılmak, bedenlerin kudretini hiçleştirmek için icat edilmiştir. Labirenti çeşitli biçimlerde yorumlayabilirsiniz, bu sizin zihinsel kudretinizi gösterecektir. Zihninizin müthiş güçlü bir silahı var: İroni. Fakat ironi bedensel olarak zayıfların işidir, bedenlerinin kudreti askıya alınmıştır. Modern olarak ironiyle bir müddet daha idare edebilirsiniz. Fakat hayatınızı biçimlendirenler dogmatiklerdir, giderek sınırlarınız daralır, sonunda bedenin anatomik sınırları içine hapsedilirsiniz. Dogmatiklerin ironiye de tahammülleri yoktur, onlar tanrının yeryüzündeki temsilcileridir. Bırakın planı ihlal edenleri, planla alay edenleri de tanrı adına yargılayıp cezalandırabilirler. Platon haklı, beden bir hapishanedir. Özgürleşme, ancak bedenlerinin anatomik sınırlarının ötesine geçip kendi mekânlarını yarattıklarında gerçekleşebilir. Dünyanın en büyük gizemi, labirentin içinde gizlenmiştir. Modernler zihinsel meselelerde, kurmaca dünyalar yaratmakta maharetlidir, fakat bedenleri tek merkezli bir labirent içinde kıskıvrak yakalanmıştır. Dünya tek bir mekân ve zaman değildir. Bedenlerin çokluğu, zamanların ve mekânların çokluğunun göstergesidir ve her beden mevcut sınırlarının ötesine geçebilecek kudrettedir. Eksik olan şey, bedenlerine yönelik özgüvendir. Labirentten çıkmak ancak bedenlerin gizemi sayesinde mümkün olabilir. Fakat gizemi bedene değil de yanlış yere, labirente yerleştirdik. Onu biz yarattık, başka türlü de yaratabiliriz.

Hindistan'da Oynanan Bir Kriket Maçına Arılar Saldırdı

Hindistan'da Oynanan Bir Kriket Maçına Arılar Saldırdı

Hindistan’da oynanan yerel bir kriket maçı kabusa döndü. Uttar Pradesh eyaletinin Shuklaganj bölgesindeki Sapru Maidan’da oynanması planlanan karşılaşma başlamadan sahayı arı sürüsü bastı.Bir anda oyun alanına yayılan arılar, oyunculara ve görevlilere saldırdı. Yaşanan panik nedeniyle maç ertelendi, sahadakiler güvenli bölgelere sığınmak zorunda kaldı.

Bebeğinizi Uyurken Kucağınızdan Ayırmayın: Bilim Dünyası Nedenini Açıkladı!

Bebeğinizi Uyurken Kucağınızdan Ayırmayın: Bilim Dünyası Nedenini Açıkladı!

Bilim dünyası, bebeklerin uyku sırasında kucakta tutulmasının sadece anlık bir huzur değil, ömür boyu sürecek bir zihinsel sağlık yatırımı olduğunu kanıtladı. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan son çalışma, fiziksel temasın bebek beynindeki korku ve stres merkezlerini nasıl yeniden yapılandırdığını çarpıcı detaylarla ortaya koyuyor.