Önemli bir adım!
Dün; TBMM Başkanı Numan Kurtuluş’un başkanlığında “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”, 21. ve son toplantısını yaptı… Kurtulmuş, ortak raporun 7 bölümden oluştuğunu belirterek başlıkları komisyona sundu… Başlıklar şöyleydi… 1- Komisyon çalışmaları. 2- Komisyonun temel hedefleri. 3- Türk-Kürt kardeşliği tarihi. 4- Komisyonda dinlenen kişilerin analizleri. 5- Terör örgütü PKK'nin kendini feshetmesi. 6- Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri. 7- Demokratikleşmeye yönelik öneriler. Tartışmalar sonrası rapor, “Komisyonda” kabul edildi… ∗∗∗ Raporun takdimi sırasında Kurtulmuş’un vurguladığı; “Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz, dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir. Kalıcı sükunetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir” uyarısı, raporun temel dayanağını açıklıyordu… ∗∗∗ Komisyonda kabul edilen “Ortak Raporun” uygulanması sırasında bazı tartışmaların yapılacağı şimdiden belli… Rapora oy veren ancak şerh de düşen siyasi partilerin yapılacak tartışmalarda dikkat etmeleri gereken husus, alınan kararları yok sayan ve yeni çözümsüzlüklere yol açan bir duruma düşmemeleri… ∗∗∗ Rapora "evet" oyu veren DEM Parti, ortaya çıkan metne dair eleştirilerini ve görüşlerini düştüğü şerhte açıkladı! DEM Parti şerhinde; “Ortak rapor taslağının hazırlık sürecinde DEM Parti olarak ısrarla uzlaşma zeminini zorladıklarını, taslakta yer alan “Terörsüz Türkiye süreci", "terör örgütü", "terör belası" gibi kavramların kullanılmasını uygun bulmadıklarını, bu kavramlar ve yaklaşımlar hakkında farklı düşündüklerini aktarmalarına rağmen değerlendirilmediğini vurguladı… Oysa mevcut süreci PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına ismini veren “Barış ve Demokratik Toplum” süreci olarak tanımladıklarını, "Kürt meselesinin 'terör' kavramı ile anılamayacağını, Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez, onca zulme, baskıya rağmen özgür ve eşit yaşam tutkusundan başka bir amacı olmayan Kürt halkı, bu tanımlamaları kabul edemez” ifadeleri yer aldı. ∗∗∗ CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise rapora itirazlarını şu şekilde yaptı; “ilk 5 bölümde kullanılan dil hariç raporun değerli bir metin olduğu, ancak AİHM ve AYM bölümü dışında tümüyle kendi partilerini yansıtmadığını kaydetti. AYM Kararlarına rağmen şehir plancısı Tayfun Kahraman ve HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş gibi isimlerin cezaevinde tutulması, kayyum uygulamalarının devam ediyor olması ve Türkiye siyasetinin adliye koridorlarında tasarlanmasının rapora gölge düşürdüğünü belirtti… Emir, "Maalesef adalete ait bir ilerleme kaydedilmemiştir. Bu açıdan, komisyon çalışmaları beklenen umudu doğurmamıştır" derken, aynı zamanda raporun "lafta ve rafta" kalmaması gerektiğini vurguladı. Emir, raporun içeriğine ilişkin yasal düzenlemeler ile yargının ve iktidarın atması gereken adımların ivedilikle atılması gerektiğini bildirdi… ∗∗∗ Komisyon çalışmalarına haklı bir itiraz CHP Milletvekili Türkan Elçi’den geldi… Elçi, Genel Başkanı Özgür Özel’in bilgisi dahilinde raporda, “faili meçhul cinayetlerle” ilgili bir bölüm bulunmaması nedeniyle olumlu noktalarına rağmen kabul oyu veremeyeceğini açıkladı… ∗∗∗ Türkan Elçi çok haklı! Komisyon kuruluşu sırasında bölgede yaşanan “faili Meçhul “cinayetlerin de çözüm çalışmaları yapılacağı umudu herkeste oluşmuştu… Ancak komisyon sürecinde faili meçhulleri bırakın “faili belli “olanlarla ilgili bir tek söz dahi söylenmedi, ciddi araştırma yapılmadı… Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi, AKP iktidarı zamanında oldu. Tahir Elçi çok önemli bir kişilikti… İktidar yetkililerinin faillerin bulunması için yeterli özeni göstermemiş olması, kamuoyunda büyük bir tepki yaratmıştı… Kaldı ki, toplamsal barışın oluşabilmesi devlet egemenliğinin adaleti oluşturmasına bağlıdır… Barış için, hak ve özgürlükler için, kardeşlik için ve laik demokratik sosyal hukuk devletinin yeniden oluşturulması için önemli bir adım atıldı… Dillerim kalıcı olur… Ve umarım ki bu adım, birileri ya da bir partinin çıkarı için atılmamıştır…