Türkiye siber güvenlik kalkanını yeni tatbikatlarla güçlendirecek

Türkiye siber güvenlik kalkanını yeni tatbikatlarla güçlendirecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, Türkiye'nin siber güvenlik kalkanının güçlendirilmesi ve bu alanda farkındalığın artırılması amacıyla bu yıl 11 ulusal ve uluslararası siber güvenlik tatbikatı gerçekleştirilecek. AA muhabirinin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2025 Yılı Performans Programı'ndan derlediği bilgiye göre, siber güvenlik alanında yapılacak faaliyetlerin ana hatları belirlendi. 2024-2028 Stratejik Planı'ndaki hedefler ışığında şekillenen gelecek yıla ilişkin stratejik çalışmalarla, elektronik haberleşme ve bilgi teknolojileri alanlarındaki her türlü hizmet, işlem ve veri ile bunların sunumunda yer alan sistemlerin güvenliğinin sağlanması öngörülüyor. Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar Bu çerçevede, kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri, gerçek ve tüzel kişilerce akıllı ulaşım sistemleri kapsamında üretilen verilerin kullanılmasını ve değerlendirilmesini sağlamak hedefiyle veri yönetim merkezi kurmak, kurdurmak, işletmek, işlettirmek, bu görevlerle ilgili uygulama usul ve esaslarını belirlemek amacıyla akıllı ulaşım sistemlerine yönelik faaliyetler kesintisiz devam ediyor. Ulusal akıllı ulaşım sistemleri mimarisi çerçevesinde, eklenen veya güncellenen hizmet paketi sayısının, yıl sonuna kadar 20'ye ulaşması bekleniyor. Siber müdahaleler için milli araçlar üretilecek Ulusal siber güvenliğin sağlanması hedefiyle politika, strateji ve hedefleri belirleme, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere yönelik siber güvenliğin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar da tespit edildi. Eylem planlarını hazırlamak, ilgili faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamak, kritik altyapılar ile ait oldukları kurumları ve konumları belirlemek, gerekli müdahale merkezlerini kurmak, kurdurmak ve denetlenmesini sağlamak amacıyla her türlü siber müdahale aracının ve milli çözümlerin üretilmesi hedefleniyor. Siber güvenlik konusunda bilinçlendirme, eğitim ve farkındalığı artırma çalışmalarını yürütme, siber güvenlik alanında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esasları hazırlama faaliyetleri devam ediyor. Bu doğrultuda, yıl sonuna kadar 11 ulusal ve uluslararası siber güvenlik tatbikatının düzenlenmesi öngörülürken, gelecek yıl da 12 tatbikat planlanıyor. Tatbikat sayısının 2028'de ise 13 olması amaçlanıyor.

Makine sektörü 2,2 milyar dolar ihracatla başladı

Makine sektörü 2,2 milyar dolar ihracatla başladı

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, ocakta yıllık bazda yüzde 3,3 artışla 2,2 milyar dolara çıktı. Makine ihracatı geçen ay miktar bazında yüzde 13,8 azalırken kilogram başına ortalama ihracat fiyatının 8,9 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine gelmesi sayesinde gelirde artış yaşandı. Ocak ayındaki yükselişle beraber, yıllıklandırılmış makine ihracatı 29 milyar dolara yaklaştı. Yılın ilk ayında en yüksek ihracat 283 milyon dolarla yüzde 12,2 artışın yaşandığı Almanya oldu. ABD'ye ihracat yüzde 66,9 yükselişle 183 milyon dolara yükselirken İtalya da 100 milyon dolar sınırının aşıldığı ülkeler arasında yer aldı. Irak'ta yüzde 40, Rusya'da ise yüzde 36,5 düşüş yaşanması dikkati çekti. Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar Alt sektörlere bakıldığında en yüksek ihracat artışı yüzde 77,6 ile turbojet ve hidrolik silindirde yaşanırken onu, yüzde 12,6 ile inşaat ve iş makineleri, yüzde 11,6 ile pompa ve kompresörler, yüzde 8,5 ile içten yanmalı motorlar ve aksamları izledi. Oransal olarak ihracatın en fazla düştüğü alt dallar ise "takım tezgahları" ile "yük kaldırma, taşıma ve istifleme makineleri" olarak kaydedildi. "Made with EU' vurgusuna destek olmalıyız" Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ihracat verilerine ve sektördeki gelişmelere ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ticaret üzerindeki baskının yükselen tarifeler, politik belirsizlikler ve sıkılaşan düzenlemeler nedeniyle bu yıl da devam etmesini beklediklerini söyledi. Yatırım mallarına yönelik talebin tüm dünyada daha temkinli seyrettiğini kaydeden Karavelioğlu, "Böyle bir konjonktürde finansman imkanları, pazar erişimi, teknik mevzuat uyumu ve tedarik güvenliği gibi konular fiyattan daha önemli rekabet unsurları haline geldi." dedi. Karavelioğlu, "daralan talebe uyum sağlamanın değil yeniden şekillenen ticaret mimarisinde kalıcı ve güvenilir bir konum tahkim etmenin" kendileri için öncelikli olduğunun altını çizerek Avrupa Birliği'nde "kamu alım ve desteklerinde AB menşeli ürünlerin ve düşük karbon kriterlerinin" öne çıkmasının Türk makinecilere etkilerine işaret etti. AB'nin "Made in EU" yaklaşımına birlik içinden gelen itirazları anlatan Karavelioğlu, "Made in EU' yerine 'Made with EU' vurgusu yapan bu çevrelerin, Avrupa sanayisinin uluslararası entegrasyonunun zayıflatılmaması savına, küresel tedarik zinciri içinde AB'nin en güçlü stratejik ortaklarından biri olarak mutlaka destek olmamız gerekiyor." diye konuştu. "Maliyet kontrolü dengesi Türkiye dahil edilmeden kurulamaz" Kutlu Karavelioğlu, AB'nin son dönemde farklı ülkeler veya bölgelerle imzaladığı ticaret anlaşmalarının Türk üreticilere muhtemel etkilerine değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Gümrük Birliği ortağı olarak Türkiye'yi de içermesi gerektiği konusunda yürütülen diplomatik ve teknik girişimler son derece kıymetli. Tek pazarın derinleştirilmesi hedefi konuşulurken AB ile üretim, yatırım ve standart düzleminde bu kadar iç içe geçmiş bir ortağın dışarıda bırakılmasının rasyonel bir tercih olmadığının anlaşılacağına inanıyoruz. Rekabetçiliğin bir ayağı korumacılıksa diğer ayağı maliyet kontrolüdür ve bu denge Türkiye dahil edilmeden kurulamaz." Karavelioğlu, küresel imalat PMI verilerindeki toparlanma kırılgan olsa da bazı merkezlerde yön değiştirme sinyalleri verdiğini belirterek "Almanya'da özellikle otomotiv ve makine sektörlerindeki toparlanma, bölgede uzun süredir devam eden daralmanın sona erebileceğine dair olumlu sinyaller veriyor." ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye'nin yapması gerekenlere ilişkin Karavelioğlu, "Türkiye için doğru strateji; Avrupa ile derin entegrasyonun sağladığı üretim kabiliyetini yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla güçlendirirken Gümrük Birliği’ni pazar erişimi ve eşit rekabet koşulları temelinde güncelleyecek bir yaklaşımı kararlılıkla savunmaktır. Mesele dışarda kalmamak değil masada kararın tarafı olmaktır." değerlendirmesini yaptı. "Atıl durumdaki üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmalıyız" MAİB Başkanı Karavelioğlu, Türk makine sanayisinde maliyet baskısının genel imalat ortalamasının üzerinde seyrettiğini belirterek üretimde ve kapasite kullanım oranında gerileme yaşandığını söyledi. Dünyada birçok ülkenin iç pazarını güçlendirmeye yönelik önlemler aldığını vurgulayan Karavelioğlu, böyle bir süreçte Türkiye'nin makine ithalatının arttığını anlattı. Karavelioğlu, "Atıl durumda bulunan üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmak için her türlü politika aracını kullanmayı gerekli ve meşru görüyoruz. Çünkü ilave gümrük vergilerimizin seviyelerinin düşüklüğünü mütekabiliyet ekseninde tartıştığımız yılların sonuna geldik." diye konuştu.

ABD Yüksek Mahkemesinin tarife kararı ticarette yeni belirsizliklere yol açtı

ABD Yüksek Mahkemesinin tarife kararı ticarette yeni belirsizliklere yol açtı

Yüksek Mahkeme, dün Başkan Donald Trump tarafından yürürlüğe konulan tarifelerin dayandırıldığı Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nın (IEEPA) başkana tarife koyma yetkisi vermediğine hükmetti. Mahkemenin söz konusu tarifelere dair 3'e karşı 6 oyla aldığı kararda, gümrük vergisi koyma yetkisinin Kongre'ye ait olduğu vurgulandı. Trump, geçen yıl IEEPA kapsamında ABD'nin neredeyse tüm ticaret ortaklarına "karşılıklı" gümrük vergileri uygulamış, Çin, Kanada ve Meksika'ya da fentanil akışını gerekçe göstererek tarifeler getirmişti. Hükümetin IEEPA'yı "Başkana tek taraflı olarak sınırsız gümrük vergileri uygulama ve bunları istediği gibi değiştirme" yetkisi veren bir yasa olarak yorumladığı belirtilen mahkeme kararında, yasanın yarım asırlık geçmişinde hiçbir başkanın bu büyüklük ve kapsamdaki tarifeler bir yana, herhangi bir gümrük vergisi uygulamak için dahi bu yasayı kullanmadığına dikkat çekildi. Kararda, yasada yer alan "ithalatı düzenleme" ifadesinin Kongre'nin "vergi koyma" yetkisini kapsamadığı, büyük ekonomik ve siyasi etkisi olan "son derece önemli" bir yetki devrinin Kongre tarafından muğlak bir dil kullanılarak yapılamayacağı belirtildi. IEEPA'nın başkana soruşturma yapmak, engellemek, yasaklamak gibi çeşitli konularda ithalatı düzenleme yetkisi verdiği aktarılan kararda, bu uzun özel yetkiler listesinde gümrük vergileri veya harçlardan hiç bahsedilmediği kaydedildi. Toplanan tarifelerin akıbetine dair somut bir yol haritası sunulmadı Söz konusu karar, Trump yönetiminin ticaret politikalarına hukuki bir set çekerken, son dönemde IEEPA kapsamında toplanan milyarlarca dolarlık gümrük vergisinin akıbeti ve ABD'nin dış ticaret taahhütleri konusunda büyük bir belirsizlik bulutu oluşturdu. Penn-Wharton Bütçe Modeli'ne göre, IEEPA kapsamındaki tarifeler için tahsil edilen ve geri ödenmesi gerekebilecek tutarın 175 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edildi. Mahkeme kararında, bugüne kadar toplanan gümrük vergilerinin iadesine dair somut bir yol haritası sunulmazken, karara muhalefet eden Yüksek Mahkeme Yargıcı Brett Kavanaugh, gerekçesinde "milyarlarca doların iadesinin" ABD Hazinesi üzerinde önemli sonuç doğuracağına dikkati çekti. Kavanaugh, "Mahkeme, hükümetin ithalatçılardan topladığı milyarlarca doları iade edip etmemesi ve eğer iade edecekse nasıl iade etmesi gerektiği konusunda bugün hiçbir şey söylemiyor. Ancak bu süreç muhtemelen karmaşık olacaktır." ifadesini kullandı. "Kullanabileceğim daha güçlü yöntemler var" ABD Başkanı Trump ise Yüksek Mahkemenin kararı sonrasında düzenlediği basın toplantısında, "İyi haber şu ki, bu korkunç kararda tüm mahkeme tarafından kabul edilen ve Kongre tarafından da tanınan, ABD Başkanı olarak benim kullanabileceğim IEEPA tarifelerinden bile daha güçlü yöntemler, uygulamalar, kanunlar ve yetkiler var." diye konuştu. Yüksek Mahkemenin kararının, bir başkanın ticareti düzenleme ve gümrük vergileri uygulama yetkisini daha güçlü ve daha net hale getirdiğini savunan Trump, eskisinden daha fazla gelir elde edeceklerini düşündüğünü anlattı. Trump, kararda tarifelerin geri ödenmesine ilişkin bir hüküm olmamasını eleştirdi ve bu durumun gelecek birkaç yıl boyunca dava konusu olacağını belirtti. IEEPA tarifeleri kullanılarak müzakere edilen ticaret anlaşmalarına ilişkin ise Trump, "Birçoğu geçerli. Bazıları geçerli olmayacak ve diğer tarifelerle değiştirilecek." dedi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de gümrük vergileri için alternatif yasal yetkilerin kullanılmasının 2026 yılında tarife gelirlerini "neredeyse hiç" değiştirmeyeceğini söyledi. Bessent, Yüksek Mahkemenin tarifelere karşı bir karar vermediğini, sadece IEEPA'nın bunun için kullanılamayacağına dikkati çekti. Yüzde 10'luk küresel tarife getirildi ABD Başkanı Trump, basın toplantısında duyurduğu, tüm ülkelere yönelik yüzde 10 küresel gümrük vergisi getirilmesine ilişkin karara da imza attı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu kararla Trump'ın 1974 Ticaret Yasası'nın 122. maddesi uyarınca sahip olduğu yetkiyi kullandığına işaret edildi. Bu kapsamda ABD'ye ithal edilen ürünlere 150 gün süreyle yüzde 10 oranında ithalat vergisi getirildiği belirtilen açıklamada, kararın 24 Şubat'tan itibaren yürürlüğe gireceği kaydedildi. Açıklamada, bazı ürünlerin geçici ithalat vergisine tabi olmayacağı ifade edilerek, kritik mineraller, enerji ürünleri, bazı tarım ürünleri, ilaçlar, belirli elektronik ve otomotiv ürünleri, havacılık ürünleri ile bilgi materyalleri gibi bazı kalemlerin vergiden muaf tutulduğu bildirildi. Bundan sonra ne olacak? Trump'ın da belirttiği gibi ABD yönetiminin bundan sonraki süreçte, ulusal güvenliği gerekçe gösteren 1962 tarihli Ticaret Genişletme Yasası'nın 232. maddesi, dış ülkelerin haksız ticaret uygulamalarına karşı yetki veren 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301. maddesi veya dış ticaret açıklarını hedefleyen 122. madde gibi diğer federal yasaları kullanması bekleniyor. Ancak bu yasalar, IEEPA'nın aksine ek soruşturmalar, kamuoyu görüşleri ve belirli kurumların raporları gibi daha karmaşık bürokratik ve prosedürel adımlar gerektiriyor. Yargıç Kavanaugh'un karşı oy gerekçesinde ifade ettiği üzere, Yüksek Mahkemenin Başkan'ın tarife uygulama yetkisini tamamen ortadan kaldırmadığı, sadece IEEPA kapsamında gümrük vergisi koyarak "yanlış yasal seçeneği işaretlediğine" hükmettiği aktarılıyor. Öte yandan, Yüksek Mahkemenin kararı ithalatçıların ödedikleri vergilerin iadesini talep etmesi için yasal bir dayanak sağlıyor. İthalatçı firmaların mahkeme kararını emsal göstererek paralarının iadesi için toplu dava açmaları bekleniyor. ABD basınında yer alan haberlerde, ithalatçıların geri ödeme talep etmek üzere Uluslararası Ticaret Mahkemesine halihazırda binden fazla dava başvurusunda bulunduğu ve yeni bir dava akımının da başlamasının beklendiği aktarılıyor. Bazı küçük ithalatçıların ise dava açmak için binlerce dolarlık yasal masraflarını ödemek yerine potansiyel iadeden vazgeçebileceği belirtiliyor. ABD Ulusal Perakendeciler Birliği'nden (NRF) yapılan açıklamada, ABD'li ithalatçılara gümrük vergilerinin iadesi için alt mahkemenin sorunsuz bir süreç sağlaması talep edilirken, iadelerin ekonomiye ivme kazandıracağı kaydedildi. Uzmanlar, bu sürecin teknik olarak tam bir "kaosa" dönüşebileceği uyarısında bulunurken, Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) biriminin hangi ürün grubu için, hangi tarih aralığında, ne kadar iade yapacağı konusundaki yasal düzenlemelerin aylar, hatta yıllar sürebileceği ifade ediliyor. Ticaret anlaşmaları tehlikede mi? Trump yönetimi, birçok ülkeyle yürüttüğü ticaret diplomasisinde IEEPA tarifelerini bir "pazarlık kozu" olarak kullanırken, Yüksek Mahkeme'nin kararı halihazırda imzalanmış olan veya müzakeresi süren trilyonlarca dolar değerindeki ticaret anlaşmalarının akıbeti için de belirsizlik yaratıyor. Uzmanlar, ticaret ortaklarının artık "ABD Başkanı ile yapılan anlaşmaların yargıdan dönebilmesi" riskini daha fazla fiyatlayacağını ifade ediyor. Yargıç Kavanaugh'un muhalefet şerhinde "IEEPA tarifeleri, Çin'den Birleşik Krallık'a ve Japonya'ya kadar yabancı ülkelerle yapılan trilyonlarca dolarlık ticaret anlaşmalarını kolaylaştırdığı için Mahkeme'nin kararı çeşitli ticaret anlaşmalarına ilişkin belirsizlik yaratabilir." ifadesine yer vermesi de dikkati çekiyor. Karar sonrasında açıklamalarda bulunan Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere hükümeti sözcüleri, etkilere dair daha fazla netlik kazanmak için ABD yönetimi ile temas halinde olacaklarını belirtiyor. "Başka bir ticaret politikası belirsizliği dalgası yaratacaktır" Oxford Economics Küresel Başekonomisti Ryan Sweet, AA muhabirine, Yüksek Mahkeme'nin tarifelerle ilgili kararının etkin tarife oranını sert bir şekilde düşürerek yüzde 12,8'den yüzde 8,3'e indirdiğini belirtti. Kısa vadede tarifelerin düşürülmesinin ekonomiye sağlayacağı desteğin uzun süreli belirsizlik dönemiyle kısmen dengelenebileceğine işaret eden Sweet, yönetimin tarifeleri başka yollarla uygulamasıyla tarife oranının yine de mevcut seviyelere yakın seyredebileceğini aktardı. Sweet, Yüksek Mahkeme'nin kararının geçen yıl yürürlüğe konulan karşılıklılık esasına dayalı ülke bazlı tarifelerin çoğunun dayanağını oluşturan acil durum ilanını açıkça geçersiz kıldığını belirterek, "Yüksek Mahkeme, yönetimin söz konusu tarife ilanı kapsamında halihazırda ödenmiş olan 130 milyar dolardan fazla gümrük vergisini iade etmesi gerekip gerekmediği konusunda bir karar vermedi, bu da muhtemelen uzun sürecek bir hukuk mücadelesine yol açacaktır." dedi. Trump yönetiminin başvurduğu 122. Bölüm kapsamındaki yetkiye de değinen Sweet, bunun yönetim diğer ticaret yetkilerini kullanırken bir köprü görevi görebileceğini, soruşturmalar gerektirse de hukuken daha kalıcı olduğunu ifade etti. Sweet, "Yönetim, diğer yollarla genel tarife düzeyini yeniden oluşturabilse bile sektör ve ülke bazındaki etkiler çok farklı görünebilir, bu da işletmeler, yatırımcılar ve hanehalkları için bir başka ticaret politikası belirsizliği dalgası yaratacaktır. Bu belirsizlik, bu yıl büyümeyi rayından çıkarmaktan ziyade olumsuz etkileyebilecek önemli bir aşağı yönlü risktir." diye konuştu. "Karar, yüzde 10'un üzerinde tarife içeren ticaret anlaşmalarını riske atıyor" Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da toz bulutu nihayet yatıştıktan sonra, yüzde 10'luk gümrük vergisinin belirsizliği azaltmaya yardımcı olabileceğini söyledi. Geri ödeme sürecinin ise gelecek aylarda yoğun bir şekilde dava konusu olacağına işaret eden Sonola, Yüksek Mahkeme kararının şirketlere ve tüketicilere paralarını geri talep etmek için net bir yasal dayanak sağladığını ifade etti. Sonola, kararın yüzde 10'un üzerinde gümrük vergisi oranları içeren ticaret anlaşmalarını riske attığına değinerek, gümrük vergileri yasa dışı kabul edildiğinde, 122 Madde'de izin verilen yüzde 10 oranından daha yüksek tarife uygulamaya devam etmek için yasal bir gerekçe kalmayacağını dile getirdi. Küresel piyasaların şimdilik bunu önemsemeyebileceğini kaydeden Sonola, "Ancak bu durum, olayların nasıl gelişeceği konusunda daha net bir fikir edindikçe değişebilir. Aslında, bu karar şu anda yüzde 10'un üzerinde IEEPA gümrük vergisi oranlarıyla karşı karşıya olan birçok Asya ve Avrupa ülkesine fayda sağlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Atıkları usulsüz depolayan Buca ve Foça belediyelerine 9.3 milyon TL ceza

Atıkları usulsüz depolayan Buca ve Foça belediyelerine 9.3 milyon TL ceza

Mera alanında atık depolayan Foça Belediyesi’ne ise 2 milyon 346 bin TL ceza uygulandı. İzmir İl Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı denetimde Mustafa Kemal Mahallesi’nde Buca Belediye Başkanlığı Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından kullanılan şantiye alanında atık depolandığı belirlendi. Evsel atıkların geniş bir alana yayıldığı tespit edildi. Yönetmeliklerde tarif edilen yöntemlere aykırı atık depolaması sebebiyle Çevre Kanunu kapsamında Buca Belediyesi’ne yaptırım uygulandı. Belediyenin aynı adreste son 3 yıl içinde bu fiili 3. kez tekrarlaması sebebiyle ceza tutarı 3 kat daha arttırılarak 7 milyon 38 bin 954 TL olarak uygulandı. Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar İKİ BELEDİYEYE TOPLAM 9.3 MİLYON TL CEZA Foça’da ise Bakanlık ekipleri, Foça Belediye Başkanlığı’na ait çöp kamyonlarının Yeni Foça Sedat Avcı Stadyumu karşısındaki toprak araziye çeşitli türlerdeki atıkları döktüğü ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan denetimde alanın mera niteliğinde olduğu, hafriyat, kağıt karton, çöp, bahçe ve inşaat yıkıntı atıklarının döküldüğü tespit edildi. Foça Belediye Başkanlığı’na 2 milyon 346 bin 309 TL ceza uygulandı. Böylece iki belediyeye toplam 9 milyon 385 bin 263 TL çevre cezası uygulandı. Denizde dalış esnasında saat buldu, 3 bin dolara sattı: Saatçi orijinal olduğunu söyledi

Bakan Uraloğlu: Dijital başvuru ile 30 bin 750 yolcu hakkı başvurusunu ele aldık

Bakan Uraloğlu: Dijital başvuru ile 30 bin 750 yolcu hakkı başvurusunu ele aldık

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dijitalleşme çalışmaları kapsamında, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından uygulamaya alınan Yolcu Hakları Başvuru Sistemi'ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakan Uraloğlu, "Mart 2025’ten bu yana dijital başvuru sistemi ile 30 bin 750 yolcu hakkı başvurusunu, elektronik ortamda ele aldık. 24 bin 150 başvuruyu dijital ortamda sonuçlandırdık" dedi. Bankada parası olanlar dikkat! Faizde ibre değişti: İşte son oranlar Uraloğlu, sivil havacılık faaliyetlerinde yolcuların haklarının korunması ve etkin şekilde başvuru yapabilmelerinin sağlanması amacıyla, yolcu haklarına ilişkin süreçleri dijital ortama taşıdıklarını vurgulayarak, "Başvuru ve değerlendirme işlemleri artık tamamen elektronik ortamda yürütülüyor. Örneğin, olağanüstü olmayan durumlarda uçuş iptali, uçuşun planlanan saatinden sonra gerçekleşmesi, geçerli bilete sahip olunmasına rağmen fazla satış sebebiyle uçağa kabul edilmeyen yolcular ile hizmet sınıfının üst veya alt sınıfa değiştirilmesi gibi birçok durumda yolcularımızın ilgili mevzuat çerçevesinde hakları bulunuyor. Bu doğrultuda yolcularımız, uçuşlarına ilişkin tüm bilgi ve belgeleri 'https://kdmerp.shgm.gov.tr/' üzerinden sisteme yükleyerek başvurularını elektronik ortamda gerçekleştirebiliyor ve başvuru süreçlerini çevrim içi olarak takip edebiliyor" ifadelerini kullandı. 'UYUŞMAZLIKLARIN KISA SÜREDE ÇÖZÜME KAVUŞMASINI AMAÇLIYORUZ' Bakan Uraloğlu, yolcu hakları başvurularının elektronik ortam üzerinden doğrudan ilgili hava yolu işletmesine iletildiğini belirterek, işletmelere başvurunun değerlendirilmesi ve cevaplandırılması için 30 günlük süre tanındığını ifade etti. Uraloğlu, "Bu uygulama ile başvuruların öncelikle hizmeti sunan işletmeler tarafından değerlendirilmesini sağlayarak uyuşmazlıkların kısa sürede çözüme kavuşmasını amaçlıyoruz" dedi. Dijital sistemle, başvuruların kayıt altına alınıp şeffaf olarak takip edildiğini ve yolcuların başvuru süreçlerini çevrim içi izleyebildiğini belirten Uraloğlu, sistemin başvuruların standart formatta alınmasını sağladığını, böylece değerlendirme süreçlerinde birlik ve tutarlılığın güçlendiğini kaydetti. 'ANALİZ VE POLİTİKA GELİŞTİRME KAPASİTEMİZİ GÜÇLENDİRDİ' Bakan Uraloğlu, elektronik başvuru sisteminin işlem süreçlerini hızlandırdığını da belirterek, "Başvuruların elektronik ortamda alınması, işlem süreçlerini sadeleştirdi. Tüm süreçlerin merkezi olarak yönetilmesi, istatistiksel analiz ve politika geliştirme kapasitemizi güçlendirdi. Dijitalleşme sayesinde hem yolcu memnuniyetini hem de kurumsal etkinliği artırdık" dedi. Dijital yolcu hakları sisteminin mevzuata uygun şekilde işleyişini sürdürdüğüne değinen Bakan Uraloğlu, sistemin yolcu haklarının korunması ve başvuruların etkin şekilde sonuçlandırılması açısından önemli katkı sağladığını ifade etti. Uraloğlu, elektronik başvuru altyapısının da ileriki süreçte yolcuların hak arama süreçlerini kolaylaştırmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. (DHA)

70 yaşındaki Şerife Şimşek'in 7 milyon liralık hayal kırıklığı: Yalancı Mehmet, hani evlenecektik?

70 yaşındaki Şerife Şimşek'in 7 milyon liralık hayal kırıklığı: Yalancı Mehmet, hani evlenecektik?

40 yaşında eşini kaybettikten sonra 30 yıl boyunca 5 çocuğuna tek başına bakan Şerife Şimşek, kendisinden tam 25 yaş küçük Mehmet Demir'in evlilik sözüne kandı. 70 yaşındaki Şerife Şimşek'in anlattıkları stüdyoda büyük şaşkınlık yarattı. Olayların yaklaşık 1,5 yıl önce başladığını belirten Şimşek, Mehmet Demir ile muz tarlasında tanıştığını anlattı. Şimşek, kendisinden Mehmet Demir'in kendisine "bal peteğim" diye hitap ettiğini ve zamanla güvenini kazandığını söyledi. Şimşek "Biz tanıştığımızda Mehmet'in 60 yaşında yabancı bir hanımı vardı, onunla ayrıldı. Bana 'bal peteğim' derdi, 70 yaşında içime bir kıpırtı girdi. Onun sevgisi evimi elimden alıncaya kadarmış" ifadelerini kullandı. Yaşlı kadın, Mehmet Demir'in evlilik vaadiyle güvenini kazanıp 7 milyon TL değerindeki evini üzerine geçirdiğini ve ardından ortadan kaybolduğunu iddia etti. 'YALANCI MEHMET, HANİ EVLENECEKTİK?" Şimşek, "Beni tapu dairesine götürdü. Dairesini benim üstüme yapacağını söyledi. Benim evimi elimden aldı, kendi dairesini vermedi. Onunla Hatay'a kaçtık. Yalancı Mehmet, hani evlenecektik?" sözleriyle yaşadıklarını anlattı. İddialara göre Mehmet Demir, Şimşek'in üzerine kayıtlı dubleks daire olduğunu öğrendikten sonra harekete geçti. TAPUDA "TAKAS" OYUNU "Seni Hatay'a götüreceğim, orada evleniriz" diyerek Şimşek'i ikna eden Demir'in, mülk takası bahanesiyle tapu dairesine götürdüğü öne sürüldü. Güven sağlamak amacıyla Şimşek'in hesabına 400 bin TL yatırdığı, tapu işlemlerinin ardından bu parayı geri çektirdiği iddia edildi. Demir'in 7 milyon TL değerindeki evi kendi üzerine aldıktan kısa süre sonra sattığı ve Şimşek ile iletişimini kestiği öne sürüldü. Duydukları karşısında şaşkına dönen Müge Anlı ise "İlk defa ne diyeceğimi bilmiyorum" ifadelerini kullandı. MEHMET DEMİR: RIZASI VARDI Canlı yayına katılan Mehmet Demir ise iddiaları reddetti. Emlakçı olduğunu ve Şerife Şimşek'in rızası ile evi üzerine aldığını söyledi.