Collector
Sen çok yaşa Gupi | Collector
Sen çok yaşa Gupi
Milliyet Yazarlar

Sen çok yaşa Gupi

Edebiyatın en hassas alanı hiç kuşkusuz çocuk kitapları. Kitabın niteliği hakkında fikir yürütemeyecek savunmasız bir okur kitlesi çocuklar. Okuyacağı kitaba, yazara, yayınevine göre karar verme şansı yok. Tam bu noktada ailenin dikkati devreye giriyor. Anne ya da baba, kitabı çocuktan önce okuyup uygunluğunu inceliyor. Bunun yapılması çok önemli. Çünkü çocuk yayıncılığı devasa bir pazar. Çocuk kitapları çok fazla satıyor. Talep büyük olunca, iyi kitaplar kadar vasatlar da kendilerine kitap vitrinlerinde yer bulabiliyor. Bir ‘çok satanlar’ çarkının içinde çocuk kitapları. Yetkin yazarlar var elbette. Ama çocuk kitabı yazmakta ne var, üç resim beş diyalog oldu bitticiler de az değil. Bu nedenle çocuğa kitap alırken ailelerin çok dikkatli olması gerekiyor. Bana göre yetişkin kitabı yazmaktan çok daha zor ve sorumluluğu büyük çocuk kitabı yazmanın. Çocuğun dilini yakalayacaksınız, kısa süreli dikkatini çekeceksiniz, onun iç dünyasına zarar vermeyeceksiniz, kitaplarla doğru bir ilişki kurmasını sağlayacaksınız. Edebi bir değeri olacak kitabın ki ileride çocuğun iyi edebiyatla buluşmasına kapı açsın. Karakterleri derinlemesine çizeceksiniz ki, onun dünyasında yer bulabilsin. Olay örgüsü zihin sınırlarını çok fazla zorlamayacak ki anlatı kolay takip edilsin, anlaşılsın. Görsel materyaller kuvvetli olmalı ki, hayal gücü gelişsin. Dediğim gibi çok zor. Ve büyük özen gerektiriyor. Epey bir zamandır, çocuk kitabı yazarları içinde ünlü isimleri de görüyoruz. Ünlü kavramı, çocuktan çok aile için önemli. Filanca şarkıcıyı ya da oyuncuyu seviyorsa, yazdığı çocuk kitabını almakta tereddüt etmiyor çoğu. Genel olarak anneliği ya da babalığı yaşamış oluyor bu ünlü. Kendi çocuğu, kitabının hareket noktasını oluşturuyor. İyi ama anne ya da baba olmak çocuk kitabı yazmak için yeterli değil ki, şart da değil ayrıca. Konunun bir de yayınevi boyutu var. ‘Ünlü’ yazarımızın milyonlarca takipçisine potansiyel kitap alıcı olarak bakılabiliyor. Çok satması garanti yani. Bu da diğer faktörlerin önüne geçebiliyor. Bütün bu nedenlerle ünlülerin çıkardığı çocuk kitaplarına mesafeliyim. Birinin adının önünde ‘ünlü’ sıfatı olmasının onun çocuk yazarlığını kolaylaştırmasına da tepkiliyim. Bu yüzden Doğan Çocuk’tan çıkan, Gupse Özay’ın kaleme aldığı Gupi serisini okumaya başlarken biraz önyargılıydım. Özay’ı sadece ‘ünlü’ sıfatıyla tanımlayamayız. İyi bir oyuncu ve iyi bir yazar. Ama işte çocuk kitabı söz konusu olunca… Ne var ki endişelerim boşunaymış. Hayal dünyası geniş, yaratıcılıkta sınır tanımayan bir karakter Gupi. Gupse Özay, kendi çocukluğundan ilhamla yazmış. Karşımızda sevimli, eğlenceli bir kız çocuğu var. Bir kere çok merhametli. Hakkaniyetli sonra. Mizah duygusu gelişmiş. Her çocuğun kalbine dokunacak bir sıcaklığı var. Çocukların tabletlerle olan bağımlı ilişkisine ebeveynlerden daha tepkili. O sokaklarda olmayı, havayı, toprağı koklamayı, maceradan maceraya atlamayı seviyor. Bir bakmışsınız, arkadaşlarını toplamış basket oynayacak. Ama ne var ki, pota eğrilmiş. Üstelik çok da yüksekte. Düşünüyor, seçenekleri değerlendiriyor, deniyor, yanılıyor ama sonunda optimal çözümü bulup, potayı kurtarıyor. Sonra bir bakıyorsunuz, apartmandaki börekçi teyzesinin böreğinden kaçan börek kokusunun peşine düşmüş. Öyle yaratıcı bir zihni var ki, Gupi’yi hiçbir engel durduramıyor. Öte yandan çok komik bir kız. Dahası kişiliği rengârenk. Yanakları da tam sıkmalık. Özetle ben çok sevdim Gupi’yi. Gupse Özay’ın kalemindeki inceliği. Güzel Türkçesini. Çocuklara olan hassas yaklaşımını. Çocukların hayal gücünü geliştirmeye yönelik temalarını. Bir küçük prensesten çok, sokaklarda arkadaşlarıyla koşturan, eli yüzü kirlenen, hafif kilolu bir çocuk Gupi. Çok gerçek. Çok mutlu. Mutlu etmeyi seven. Bana bile iyi geldi maceraları. Yolu açık olsun. Çok yaşasın. İyi pazarlar.

Go to News Site