BirGün Gazetesi
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ’nin (CİSST) yayınladığı Mart 2026 verilerine göre memleketin 304 bin 956 kapasiteli 403 cezaevinde tutulanların sayısı 412 bin 991 ’e ulaşmış. 2025 sonunda yapılan infaz düzenlemesiyle 50 bin den fazla mahkûm cezaevlerinden salınmasına karşın. İsmail Arı ’yla birlikte bu sayıya 1 eklendi. İ smail ’in madalyasından önce iktidarın madalyasını söyleyeyim: Fabrikadan çok cezaevi yapma, cezaevlerini doldurup boşaltma ve her zaman kapasitesinin üzerinde tutma madalyası! Hasta halleriyle cezaevlerinde tutulanlar bir başka iç acısı. Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman , Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık , Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek , İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy gibi adını duyduklarımızın dışında çok sayıda insan da cezaevi koşullarında hastalıklarıyla boğuşuyor. Bugünler de geçecek. Dünyanın mevcut konjonktüründe iktidara ses çıkarmayan, hatta sırtını sıvazlayan çevreler de gazetecilerin yargılanmasını, cezaevlerine konulmasını, en kibar haliyle ifade edersem, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi kalitesi açısından diplerde olmak olarak tanımlayacak. Bizim tanımladığımız noktada, kendi muhafazakâr değerlerini bile hiçe sayıyorlar demek de anlamsız. Hani Ramazan Bayramı , aile kutsal, bayramda sahillere değil ana-baba elini öpmeye gitmek kıymetli ya… İşte böylesi değerleri olanların, yanına devletin verdiği korumalarla dolaşan, hafta sekiz gün dokuz hakkında açılan soruşturmalar nedeniyle adliyede olan İsmail ’i bayram ziyaretine gittiği ailesinin yanından almasını değil, ifadeye çağırmasını beklersiniz. Ama sadece beklersiniz, çünkü bu iktidarla o nokta çoktan geçildi! Erol Zavar , en uzun süredir cezaevinde olan gazeteci unvanına sahip. Hasta, defalarca ameliyat oldu. İçeride yapıp gönderdiği boncuk tesbih masamda. İsmail cezaevine giren son gazeteci. Türkiye Gazeteciler Sendikası ’nın içeridekiler listesine 16 ’ncı sıradan girdi. Ondan önce Alican Uludağ , Furkan Karabay var. Merdan Yanardağ akıllara ziyan “ casus ” yaftasıyla cezaevinde. Yanardağ ’ın casusluğu ne kadar akıllara ziyansa, İsmail ’in “ Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ”sı da o kadar akıllara ziyan. O kadar akıllara ziyan ki, gözaltına alındığı andan itibaren ona tanıklık edebilecek herkes tepki gösterdi. İsmail ’in gazeteci olduğu ve susturulamayacağı sosyal medyadaki paylaşımlarla Türkiye gündemine girdi. Meslektaşları Ankara ve İstanbul ’da sokaklara çıkıp onun sadece gazetecilik yaptığına tanıklık ettiler, derhal serbest kalmalı dediler. Aynı destek iktidarın yanında hizalanmamış siyasilerden, meslek örgütlerinden ve sendikalardan da geldi. Tutuklama gerekçesi olarak Bilal Erdoğan ’ın yönetici olduğu vakıflara ilişkin BirGün TV ’de yaptığı konuşma gösterilen İsmail ’in “ suçunun gerçek adı ”nı Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici koydu: Halkı aydınlatıcı bilgiyi yayma! İsmail ’in suçunu, Timur Soykan biraz daha açtı: “ Bir tarafta yolsuzluk yapanlar var, bir tarafta çeteler var ve ülkenin kaynaklarını yağmalayanlar var. Onun karşısında İsmail Arı var. İsmail, onların yolsuzluklarının haberlerini yapıyor. Ondan korkuyorlar. İsmail Arı susmayacak. İsmail Arı’yı korkutamayacaklar. ” Korkmamak, cesaret… Bunlar gazeteciliğin olmazsa olmazları. Bunlara sahipseniz madalyanız da hazır. “ Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım ” diyen İsmail’in sorgusunda söylediği gibi: “ Gözaltına alındığım saatten itibaren Emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul da yüzlerce yurttaş anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır. ”
Go to News Site