BirGün Gazetesi
Bilgiyi taşımak, bilgiyi dolaştırarak kamusal alanın ufkunu genişletmek, doğrudan eylem kadar önemlidir. Alexander Kluge Bugün meramımı anlatırken yazıma kuramcı ve sinemacı Alexander Kluge’nin bilgiyi dolaştırma eylemini öne çıkaran bu alıntısıyla başlamak istedim. Oskar Negt ile birlikte yazdığı Kamusal Alan ve Deneyim’de (1972) Habermas’ın burjuva kamusal alanı anlayışına itiraz etmiş, işçi sınıfının deneyimini, gündelik yaşamını ve çatışmalarını merkeze alan proleter kamusal alan kavramını ortaya koymuşlardı. Buna göre egemen sınıf çıkarlarını yansıtan kamusal alanlar, dolaşıma girebilecek deneyimleri, sesleri, gerçekleri de belirler. Emekçinin, sıradan halkın yaşam deneyimi bu alana ancak egemenin çerçevelediği biçimiyle girebilir ya da hiç giremez. Bilgiyi dolaştırma edimi, bu dışlamanın önündeki en temel engeldir. Bu nedenle bilgi aktarımı doğrudan eylem kadar önemlidir. Bağımsız gazeteciliği bu çerçevede ele aldığımızda, onu kamusal alanın ufkunu bizzat genişleten bir eylem alanı olarak tanımlamak mümkün hale gelir. Çünkü bağımsız gazetecilik neyin görünür, neyin görünmez olacağını belirleyen güç ilişkilerine doğrudan müdahale edebilir; egemen anlatıya alternatif bir gerçeklik sunabilir. Bir ihaleyi soruşturmak, bir şirketin sicilini kurcalamak, bir kamu politikasının arkasındaki rantın izini sürmek ve bunları kamuoyuna taşımak, yurttaşların kendi yaşam alanları üzerinde söz sahibi olabilmesinin önkoşullarını kurar; kamusal alanın ufkunu genişletir. İsmail Arı, tam da bu dolaşımı sağlayan bağımsız bir gazetecidir. Ve önceki gece, gazetecilik yaptığı için tutuklandı. Tutuklanmasına yol açan haberi defalarca okudum. Her seferinde, İsmail’in yıllardır yaptığı işin bir ayağını oluşturan kent suçları ardındaki sermaye ilişkisini görünür kılmanın ne denli değerli bir iş olduğunu bir kez daha anladım. Hatırlayalım… Yıl 2022, Çekmeköy’deki Mehmet Akif Mahallesi parkı. AKP’li belediye aynı zamanda deprem toplanma alanı olan ilçenin en büyük ikinci parkına 3 bin metrekare büyüklüğünde "Kapalı Pazar Alanı" yapmak istiyordu. Bu girişimin ardında 31 milyon liralık bir ihale yatıyordu. İhalenin kime gittiğini, projenin ruhsatsız olduğunu, iş makinelerinin sabahın beşinde halktan kaçırılarak parka sokulduğunu İsmail Arı yazmasa, bu süreç kayıtlara kamusal hizmet olarak geçecekti. Polis barikatının arkasında darp edilen mahalleli, "Kendimi burada asarım" diye feryat eden yurttaşı İsmail Arı’nın gözünden gördük. Rant ağını ortaya çıkarırken halkın gerçeğini de gazeteye, kamuoyuna taşıyordu. Beykoz Tokatköy’de halkın biber gazıyla evlerinden sürülmesini, Tokatköylü Gülümser Teyze’nin "Bu zulmü hak etmedik" sesini kamuoyuna taşıyan da İsmail Arı’ydı. Tozkoparan’da zorla yıkılan evlerin ihalesinin yandaş müteahhitlere nasıl aktarıldığını o yazmasa, kentsel dönüşümün özündeki sermaye transferi bu kadar görünür olmayacaktı. Söğütlüçeşme’de "Proje değişti ama şirket değişmedi" diyerek rantın sürekliliğini deşifre eden, viyadük inşaatı maskesi altında yükselen yapılaşmanın arkasındaki ilişkiler ağını belgeleyen de oydu. Haydarpaşa Garı’nı da unutmamalı. 2010 yangınından bu yana restorasyon perdelerinin arkasında halkın gözünden uzaklaştırılan İstanbul’un bu eşsiz hafızasının dördüncü katındaki içler acısı hali BirGün okurlarına gösteren İsmail Arı’ydı. Her defasında rant ağını ortaya çıkarırken yurttaşların sesini de kamusal alana taşıyordu. Bunlar İsmail Arı’nın haberlerinden yalnızca birkaçı. Örnekler çoğaltılabilir. Ben özellikle de kent suçları kısmına odaklandım. Bunu da tesadüfen seçmedim. Tutuklanmasına neden olan haberinden ilham aldım. Kaldı ki kent, egemen ve karşıt kamusal alanların en somut biçimde hayat bulduğu gündelik düzlemdir. İmar planı değişiklikleri, ihale kararları, paravanlarla çevrili kentsel alanların arkasında olup bitenler, bir parkın sabahın karanlığında iş makinesiyle halktan alınması gibi olayların perde arkasının kamuoyuna aktarımı demokratik kent yaşamının ön koşullarını oluşturur. Yurttaşların kamusal kararlara ortak olabilmesi, bu kararların hesabını sorabilmesi için önce o kararlardan haberdar olması gerekir. İsmail Arı’nın haberlerinin pusulası, sermayeye ya da ranta değil toplumun müşterek faydasına çevriliydi. Bu nedenle tutuklanması aslında kamusal alanın ufkuna çekilmek istenen bir barikattır. Onun gazeteciliğini savunmak, bilginin dolaşımını savunmak, kamusal alanın bizatihi kendisini savunmaktır. İsmail Arı çıkacak ve kamusal alanın ufkunu genişletmeye devam edecek.
Go to News Site