İran’ın ayakta kalması savaşı kazanması anlamına gelir
Independent Turkish

İran’ın ayakta kalması savaşı kazanması anlamına gelir

ABD-İsrail kirli ittifakının İran’a saldırması, asimetrik bir savaşı başlattı. Büyük bir askeri güce sahip olan ABD-İsrail kirli ittifakının, İran karşısında zafer kazanacağına kesin gözüyle bakanlar çoğunlukta. Ama savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana geçen sürede ortaya çıkan tablo, ABD-İsrail ittifakının işinin hiç kolay olmadığını gösteriyor. ABD ve İsrail, İran’a günlerdir havadan saldırıyor. Askeri tesisleri, mühimmat depolarını, füze rampalarını vurdular ve dediklerine göre, İran’ın gücünü büyük oranda bitirdiler. İran’ın üst düzey yetkililerinin birçoğunu öldürdüler. Kısacası havadan vurarak dikey bir üstünlük sağladılar. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) İran ise aldığı büyük darbelere, ortaya çıkan devasa hasarlara ve düşmana göre sınırlı silahlarına, atış gücüne rağmen direnmeye, karşılık vermeye devam ediyor. ABD-İsrail ittifakının zafer kazandım diyebilmesi için siyasi hedeflerine ulaşması gerekiyor. Soru şu: Şimdiye kadar hangi siyasi hedeflerine ulaştılar? Eğer binaları, askeri tesisleri, füze depolarını yıkmak, dronları düşürmek, yöneticileri öldürmek siyasi hedeflere ulaşmak ise o zaman zafer kazanılmış demektir. ABD-İsrail ittifakının istediği, muhaliflerin sokağa dökülmesi, İran’ın teslim olması ve rejimin yıkılmasıydı. Bunlar gerçekleşti mi? İran teslim olmadı ve geri adım atmadı. Çünkü İran, coğrafya avantajını kullandı. Savaşı coğrafyaya yaydı. Yani ABD-İsrail kirli ittifakının ‘Dikey’ stratejisine, savaşı coğrafyaya yayarak ‘Yatay’ bir stratejiyle yanıt verdi. Savaş coğrafyaya yayılınca ABD-İsrail ikilisinin müdahale edeceği alan genişledikçe genişledi, işleri daha da zorlaştı. İran’ın bu Yatay savaş stratejisi, İran’ın ayakta kalmasını sağlıyor. Buraya kadar olan tablo, ABD-İsrail ittifakının hedeflerine ulaşamadığını, İran’ın ise ayakta kalmayı başardığını gösteriyor. Daha çok vurmak, yıkmak, öldürmekle zafer kazanılmıyor. Bu tür savaşların kesin bir galibi olmadığını daha önceki çatışma ve savaşlarda gördük. İran’ın ayakta kalması, zafer olarak görülmelidir. Ayrıca ABD-İsrail ittifakının savaşta attığı geri adımlar ve düştüğü zor durumlar da var. Bunları sıralamak gerekirse: Yakıt ikmal uçağı Irak üzerinde düştü, 6 Amerikan askeri öldü, Suudi Arabistan’daki ABD Üssünde bulunan toplam 7 yakıt ikmal uçağı füzeyle vuruldu, ABD’ye ait bir F 35 savaş uçağı vuruldu, Uçak gemisi Gerarld Ford, bakım bahanesiyle Girit’e geri çekildi, Trump’ın başta 4 gün sürecek dediği savaş hala daha devam ediyor, ABD’nin izniyle İran petrolünün ihracı 30 günlüğüne serbest bırakıldı, ABD Savaş Bakanlığı, savaşın devam edebilmesi için Kongre’den 200 milyar dolar istedi. Bu savaşın en önemli dönüm noktalarından biri, 21-22 Mart günlerinde, İsrail ile İran arasında yaşanan karşılıklı saldırılar oldu. Önce İsrail, İran’ın Natanz nükleer santralini hedef aldı. Buna İran, İsrail’deki Dimano nükleer santraline yönelik füzeler fırlatarak karşılık verdi. İran’ın son saldırılarda kullandığı füzeler İsrail’in hava savunma sistemlerini aşarak, büyük bir yıkıma, 6 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açtı. Bu durum, Çin, Rusya ve hatta Kuzey Kore, İran’a yardım ediyor mu sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Rusya’nın radar istihbaratı sağladığı yönündeki iddiaları, Rus yetkililer şimdiye kadar yanıtlamadılar, sessiz kalmayı tercih ettiler. Bu sessizliğin anlamında derin yanıtlar gizlidir. Aynı şekilde Çin de füze, füze parçaları temini ve üretimi konularında İran’a ciddi destek verdiği yönündeki iddialar karşısında sessiz kalmayıseçti. Bu sessizlik de çok ağır anlamlar içeriyor. Hatırlayın, geçtiğimiz 15 Aralık 2025 tarihinde, İran’a giden ve içinde füze üretimi için gerekli parçaların olduğu bir Çin gemisine, ABD savaş gemileri, Hint Okyanusunda el koymuştu. Bu olay Çin’in, İran’a denizden, havadan ve karadan sevkiyat yaptığına yönelik şüphelerin yeniden gündeme gelmesi bakımından önemliydi. Kuzey Kore’nin füze teknolojisini ve İran ile bu alandaki ilişkisini daha önceki yazılarda ele aldığım için ayrıntıya girmiyorum. Özellikle Çin’in füze teknolojisi alanındaki desteği önemlidir. Ancak İran’ın da tüm bunlardan bağımsız olarak kendini geliştirdiği, tek başına üretime geçme noktasına ulaştığı da unutulmamalıdır. Yani İran, füze üretimi alanında tamamen bu ülkelere bağlı değildir. Böyle bir tablo çizmek, İran’a büyük haksızlık olacaktır. Yazıya asimetrik savaş ifadesiyle başlamıştık, onunla bitirelim. Asimetrik savaşlarda başarı, saldıran güç ya da güçlerin, rakibini, hedeflediği siyasi sonucu kabul etmeye zorlayıp zorlayamayacağıyla ölçülür. İsrail-ABD ittifakının, tüm askeri güçleriyle üstüne çullandıkları İran’a siyasi şartlarını şu ana kadar kabul ettiremedikleri açıkça görülüyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İRAN gürbüz evren Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı Gürbüz Evren Salı, Mart 24, 2026 - 16:15 Main image:

Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: İsrail’in, İran savaşındaki hedefi 21-23 Nisan mı? İran savaşı Tanrı’nın ilahi planının bir parçasıymış! ABD, Hürmüz ve Bab-el-Mandeb boğazlarını işgal edecek mi? Type: news SEO Title: İran’ın ayakta kalması savaşı kazanması anlamına gelir copyright Independentturkish:

Go to News Site