Milliyet Yazarlar
Bazı yorgunluklar vardır ki gerçekten dinlenmiş olsanız bile tam olarak geçip gitmez. Gün içinde yapılması gerekenler yapılıp bitirilir, tempo artık düşer, ama içeride hafif bir ağırlık oluşur. Sebebi tam da net olmayan bir isteksizlik, dağınıklık ya da içsel bir uzaklaşma hissidir bu. Bu durum, klasik anlamıyla "yorgunluk" gibi görünmese de aslen yaşamla kurulan teması etkileyen bir hal olarak deneyimlenebilir. Bu tür bir yorgunluk, çoğu zaman sadece fiziksel bir olumsuzluk değildir. Zihnin sürekli olarak meşgul olması, düşüncelerin arka planda hiç durmadan belirmesi, gün içinde hiç fark edilmeden biriken duygular ya da sürekli ertelenen içsel ihtiyaçlar, kişinin kendi alanında bir doluluk hissi yaratabilir. Buradaki "doluluk" kavramının yoğunlukla karıştırılmaması gerekir çünkü daha çok içsel bir yer bulamama, yer açamama haline benzer. Kişi, böyle zamanlarda tam olarak neye ihtiyacı olduğunu net bir şekilde ayırt etmekte zorlanabilir. Her şey yolunda gibi görünse bile, içinde bir şeylerin eksik kaldığı ya da ağır geldiği hissi kişiye eşlik eder. Bu his, her bireyde aynı şekilde ortaya çıkmaz ancak çoğu zaman ortak olan durum, kişiye kendisiyle temasının zayıflamış gibi gelmesidir. Tam da bu aşamada, yaşanan bu durumu hızla ortadan kaldırılması gereken bir problem gibi görmektense, bir işaret olarak ele almak çok daha yapıcı bir yaklaşım olacaktır. Çünkü bazı yorgunluklar, kişinin kendine ne kadar alan açtığıyla ilgili küçük ipuçlarını bünyesinde barındırabilir. Bu hissin içinden çıkmak için de öyle büyük değişimlere ihtiyaç duyulmaz. Bazen gün içinde kısa molalar vermek, zihnin akışını bir süreliğine de olsa yavaşlatmak, kişinin kendisiyle yeniden temas kurmasına mutlaka katkı sağlayacaktır. Sessiz anlar yaratmak, birkaç dakika boyunca sadece ve sadece nefese odaklanmak ya da hiçbir şey yapmadan öylece kalabilmek, küçük gibi görünen ama aslında çok olumlu etkileri olan alanlar açabilir. Kimi zamanlarda kişi, kendisini neyin gerçekten iyi hissettirdiğini yeniden hatırlama ihtiyacı hisseder. Eskiden ona keyif veren bir uğraşa geri dönmek, doğada biraz vakit geçirmek, yakın çevreyle temas kurmak ya da sadece kendisine hoş gelen bir aktiviteye zaman ayırmak, içsel yoğunluğunu hafifletebilir. Bu tür seçimler herkes için farklı anlamlar taşır. Burada önemli olan kişinin kendine iyi gelen şeyleri fark edebilmesidir. Diğer taraftan zihinsel yükleri sadeleştirmek de böyle süreçlerde destekleyici bir unsur olabilir. Akla gelen her düşünceyi çözümlemeye çalışmak yerine bazılarını olduğu gibi bırakmak, hissedilen her duyguya hemen bir anlam vermeye çalışmadan sadece farkına varmak, içsel alanın biraz daha ferahlamasına katkı sağlayacaktır. Bunu kontrolü bırakmak olarak değil, zihne kısa bir dinlenme alanı tanımak şeklinde düşünmek gerekir. Bununla birlikte, bu yorgunluk hissinin günlük yaşamı zorladığı düşünüldüğünde ya da hem bedensel, hem zihinsel hem de duygusal olarak çok daha derin bir şekilde deneyimlendiğinde, mutlaka farklı bir açıdan bakmak gerekir. Böyle durumlarda bir uzmanın görüşünü almak, yaşanan durumu daha geniş bir çerçevede değerlendirmeye katkı sunacaktır. Bu yaklaşım, bir zorunluluk olarak değil, kişinin kendine gösterdiği özenin bir parçası olarak ele alınabilir. Görünmez yorgunluk, çoğu zaman bir eksiklikten çok, bir birikimin işareti gibi düşünülebilir. Ve her birikim, farkına varıldığında aslında zamanla çözülebilecek bir alan açılmış olur. Bu süreci aceleye getirmek gerekmez. Bazen sadece fark etmek, durup beklemek ve kendine küçük bir alan tanımak bile, içsel hafifliğe doğru bir kapı aralayabilir.
Go to News Site