İBB davasında 9. gün: Şahan 'Müteahhitlerin istediğini yapmadığım için tutukluyum' dedi
soL Haber

İBB davasında 9. gün: Şahan 'Müteahhitlerin istediğini yapmadığım için tutukluyum' dedi

19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınan ve dört gün sonra yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile 106’sı tutuklu 402 sanığın yargılamasına devam ediyor. İBB'ye yönelik davanın üçüncü haftasında tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın savunma yapması bekleniyor. İddianamede Resul Emrah Şahan hakkında çeşitli suçlamalar kapsamında 35 yıldan 91 yıla kadar, Mehmet Murat Çalık hakkında ise 30 yıldan 88 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 5 vekil salona alınmadı Duruşmayı sanık yakınları, aileleri ve CHP’li isimler takip etti. CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer'in duruşma salonuna alınmadığı görüldü. CHP'li vekiller Ali Mahir Başarır, Mahmut Tanal, Turan Taşkın Özer, Özgür Karabat ve Bahadır Erdem'in duruşma salonuna girişinin yasaklandığı belirtildi. BirGün ’den Kayhan Ayhan’ın haberine göre avukatlar, 5 milletvekilinin duruşma salonuna alınmamasını mahkeme başkanına sordu. Mahkeme başkanı, "Başsavcılığın takdiri" şeklinde yanıt verdi. Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın savunması önceki duruşmada yarım kalmıştı. Bugünkü duruşma Sukas’ın savunmasıyla başladı. Ekrem İmamoğlu'nun dünkü duruşmada "Bunlar çöp" dediği MASAK'tan gelen tabloları avukatlar hakime sordu. Hakim, "Bizim bu tabloların getirilmesi ile ilgili bir talebimiz olmadı" dedi. Avukatlar, "Bu yalan yanlış belgelerin burada gösterilmesi doğru değil" dedi. Sukas'ın avukatının savunmasının ardından bir diğer tutuklu sanık Altan Ertürk savunma yaptı. Ertürk'ün savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Duruşmaya ara verilmesinin ardından Ekrem İmamoğlu, gazetecilere dönerek, "Size minnet duyuyorum" diye seslendi. ‘Müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için tutukluyum’ Altan Ertürk'ün savunmasının ardından Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, savunmasının alınması için kürsüye çıktı. Resul Emrah Şahan, savunmasında yargılama sürecinin siyasi niteliğine ve kent rantına karşı sergilediği duruşun tutuklanmasındaki temel etken olduğuna dikkat çekti. Şahan, "kent uzlaşısı" ve "örgüt" iddialarına yanıt verirken, devlet-sermaye ilişkilerine dair çarpıcı örnekler sundu. Şahan'ın savunmasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, Şişli'deki rant projelerine karşı aldığı tutumun sonuçlarını anlattığı kısımdı. Şişli'nin merkezine yapılmak istenen 72 katlı gökdelene karşı çıktığını hatırlatan Şahan, sermaye ve mülki idare baskısına işaret etti: “Şişli'nin göbeğine yapılmak istenen 24 dönümlük bir araziye 72 katlı gökdelenin planına karşı çıkarak... 'Buna ihtiyacımız yok' dedik. Sayın Savcılık, bu inşaat şirketi patronunun ifadelerini aldı hakkımızda. Bana 'vampir' dedi Başkanım, vampir! Bize 'çete' dedi! Derdim müteahhit değil, derdim bunu yaratanla! Sayın Vali... 'Ne olacak Şişli'de her yerde gökdelen var, burada da bir gökdelen olsun' dedi. Yapmadık, durmamız gereken yerde durduk.” Şahan, yargılanmasının temelinde bu uzlaşmazlığın yattığını belirterek mülk sahiplerinin ve iktidarın beklentilerini boşa çıkardığını vurguladı: “Bugün ben müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için tutukluyum.” ‘Kürtlerin Meclis'te temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklandım’ Sürecin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir tasfiye operasyonu olduğunu belirten Şahan, ilk tutuklanma gerekçesi olan "kent uzlaşısı" hedefini savundu. Seçmenin iradesinin kriminalize edilmesine tepki gösterdi: “Ben siyasetçi ve belediye başkanı olarak partimle beraber... Batı illerindeki Kürtlerin Meclis'te temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklanıyorum. Bize isnat edilen suç buydu. Ben bu siyasetin arkasındayım, gözümü kırpmadan arkasındayım.” Şahan, tahliye olduğu dosyanın hemen ardından başka bir iddiayla yeniden tutuklanmasını “yedek tutuklama” olarak tanımladı ve yargı mekanizmasının siyasetle nasıl iç içe geçtiğini özetledi. ‘Örgüt dedikleri kurum İBB’nin kendisidir’ İddianamedeki "İmamoğlu Örgütü" suçlamasının altı boş bir algı operasyonu olduğunu ifade eden Şahan, siyasi kadroların ve liyakatli bürokrasinin yasa dışı bir yapı gibi gösterilmeye çalışıldığını dile getirdi: “Burada 'örgüt' dediğiniz yapı, Türkiye'nin en köklü kamu kurumlarından biri olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir. 'Örgüt üyesi' dedikleriniz ise siyasi yol arkadaşları ve bürokratlardır; bir kenti, bir ülkeyi adil ve demokratik yönetme azminde olan insanlardır.” Ayrıca yaratılan "etkin pişmanların" dosyaya sunduğu ticari çeklerin zorlama bir şekilde iddianameye eklendiğini belirterek, "Ticari ilişkinin mizanıyla iddianame mi yazılır?" sorusunu yöneltti. İkinci haftada ne olmuştu? Duruşmanın ikinci haftasının ilk duruşması 16 Mart Pazartesi günü itibarıyla başladı. Henüz savunmalar başlamadan Jandarma, duruşmaya cübbesiyle gelen ve avukat kısmına oturan CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in yerini değiştirmek istedi. Talebe tepki gösteren Özer, “Burası cezaevi değil. Ben buraya avukat olarak geldim. Notumu alıyorum, iddianame de önümde açık. Yeter ya. Yönetemiyorsa yapmasın” demesi üzerine mahkeme başkanı duruşmaya süresiz ara verdi. Aradan sonra salona gelen mübaşir duruşmanın ertesi güne ertelendiğini duyurdu. Celse sadece 10 dakika sürerek ertelendi. İBB davasında duruşmayı takip eden gazeteciler tarafından İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyetine sunulan “koşulların elverişsiz olduğu ve yer değiştirme uygulamasından vazgeçilmesi” talebini içeren dilekçe kabul edilmedi. Gazeteciler duruşmayı, salonun en kör noktasından takip etmeye devam ediyor. Mahkeme, duruşmanın ertelenmesinden hemen sonra, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak bundan sonraki duruşmalara; sanıklar ve vekalet ilişkisi bulunan müdafileri, müştekiler ve müşteki vekilleri, yargılamayı takip etmek isteyen basın mensupları ile tutuklu sanıkların birinci ya da ikinci derece yakınlarından birinin alınmasını istedi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin talebini kabul etti.

Go to News Site