soL Haber
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve Türkiye tarihinin en büyük iş cinayeti olarak kayıtlara geçen maden faciasında, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin yargılamada kritik bir gelişme yaşandı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29 Nisan 2025 tarihinde verdiği karara yönelik istinaf başvurularını karara bağladı. Aralarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları, müfettişler ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) görevlilerinin de bulunduğu 28 sanık, "görevi kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıyordu. Yerel mahkeme, sanıkların bir kısmı hakkında beraat, bir kısmı hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermişti. Yerel mahkemenin kararları kaldırıldı, davalar düşürüldü İstinaf incelemesini yapan ceza dairesi, "görevi kötüye kullanmak" suçunun 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğunu hatırlattı. Mahkeme, bazı sanıklar yönünden zamanaşımının 2020, bazıları yönünden ise 2022 ve 2023 yıllarında dolduğunu tespit etti. Kararda, soruşturma izin süreçlerinin zamanaşımını kesen veya durduran bir işlem teşkil etmediği vurgulandı. Bu gerekçeyle, 16 sanık hakkında yerel mahkemenin verdiği beraat ve HAGB kararları hukuken isabetli bulunmayarak kaldırıldı ancak yargılamaya devam edilmedi. Mahkeme, zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle bu sanıklar hakkındaki davaların düşmesine hükmetti. Geri kalan 12 sanık yönünden ise HAGB kararları düzeltilerek istinaf başvuruları esastan reddedildi. Mağdur ailelerin başvurularına 'doğrudan zarar' engeli Kararın en dikkat çeken bölümlerinden birini, faciada yakınlarını kaybeden ailelerin ve vekillerinin yaptığı başvuruların reddedilmesi oluşturdu. İstinaf mahkemesi, suçtan zarar görenler ile vekillerinin başvurularını "doğrudan zarar görme" koşulunun bulunmadığı gerekçesiyle geri çevirdi. Kararda, kamu görevlilerine yönelik suçlamanın denetim görevinin ihmali olduğu savunularak, Yargıtay içtihatları gereği dolaylı zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği ifade edildi. 'Kabul edilebilir bir tarafı yok' ANKA 'ya konuşan Davanın avukatlarından Hatice Aslan Atabay, mahkemenin kararına tepki gösterdi. Yerel mahkemenin görevsizlik itirazlarını reddederek süreci uzattığını savunan Atabay, şu açıklamayı yaptı: "Soma davasının kamu görevlileriyle ilgili davasında Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi kanun gereği açıkça görevsiz olmasına rağmen kendini görevli kabul etti ve yargılamayı yaptı. Aslında bir yargılama yapmadı, yargılama yapıyormuş gibi yaptı. Çünkü zaten yargılamanın görevli mahkeme olan ağır ceza mahkemesinde yapılması gerekiyordu. Bu konuda yerel mahkeme hakimi özgüvenli bir şekilde tüm görevsizlik itirazlarını reddetti. Demek ki bir bildiği varmış. Çünkü karar tarihinden sonra gerekçeli kararın yazımı ve tebligatların yapılması neredeyse bir yıl sürdü. Ancak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ışık hızıyla kararını verdi. Çünkü amaçları konuyu kamuoyu gündemi dışına taşımak." Atabay, ailelerin davaya katılma hakkının reddedilmesini ve zaman aşımı kararını ise şu sözlerle eleştirdi: "İzmir Bölge Adliye 10. Ceza Dairesi 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan davada ölen işçi yakınlarının doğrudan suçtan zarar görmediği ve davaya katılma hakkı olmadığını iddia ederek istinaf taleplerini reddetti. Akabinde sanıkların büyük çoğunluğu hakkında zaman aşımından düşme kararı verdi. Anasaya Mahkemesi'nin kararı ile başlatılan soruşturmada suçtan zarar görenlerin yakınlarını kaybeden müvekkillerimiz olduğu çok açıkken istinaf mahkemesinin kesin olarak verdiği bu kararın hiçbir hukuki ve vicdani yönü olduğunu düşünmüyoruz. Açıkça hak arama özgürlüğünün önüne set çekmek ve konuyu hızlıca kapatmak istemişler. Toplumsal bir davada verilen bu kararın kamu vicdanı açısından kabul edilebilir bir tarafı olduğunu düşünmüyoruz. Soma davasına tanıklığımız bakidir." Verilen bu karar ile birlikte, Soma katliamında kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin açılan davanın büyük bir bölümü kesin olarak kapanmış oldu.
Go to News Site