Milliyet Yazarlar

Bakın şu Trump’ın yaptığına

Trump hem görevdeyken hem göreve gelmeden önce dünyada ve ülkesinde düşük faizin önde gelen bir savunucusuydu. Her platformda faizlerin düşürülmesi savundu. Çok attı, tuttu. “Fed çıldırmış olmalı. Bence faizleri hemen düşürmemeliler” dedi. “Faiz oranlarımız daha düşük olmalı” dedi. “Bizim yanımızda olmayan bir merkez bankamız var” dedi. Dedi de dedi.... Trump ekonomik büyümeyi desteklemek için düşük faiz politikasını çok güçlü bir şekilde savundu. Ama çok eleştirilen İran’a müdahale adımı ile değil Amerika’da, dünyada faiz indirim sürecinin sonunu getirdi. İran’a yönelik ABD ve İsrail saldırılarıyla tırmanan gerilim, enerji fiyatlarında hızlı bir artışa yol açtı. Bu durum bir süredir faiz indirimi yapan merkez bankalarının politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bunun açık sinyalleri önde gelen merkez bankalarından gelmeye başladı. Merkez bankaları tedirgin Merkez bankaları geçmişte yaptıkları ve büyük bedel ödedikleri hatayı tekrarlamak istemiyorlar. Hatırlarsınız, pandemi sonrası dönemde yükselişe geçen enflasyon, 2022’de Rusya - Ukrayna savaşıyla daha da artmıştı. Bu süreçte şoku geçici sanan merkez bankaları, enflasyonu kontrol altına almakta geç kaldılar. Haliyle de sert eleştiriler aldılar. Şimdi ise benzer bir hatayı tekrarlamak istemiyorlar. İran merkezli yeni jeopolitik risklerin, özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı çekerek enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturduğunu görüyorlar. Bu gelişmeler ışığında, dünyanın önde gelen merkez bankaları daha temkinli bir duruş sergilemeye başladı. ABD, Japonya, İngiltere, Kanada ve Euro Bölgesi gibi büyük ekonomilerin merkez bankaları aynı hafta içinde toplanarak benzer tutum takındılar. Enflasyon yeniden yükselirse, daha sıkı para politikası uygulanabileceğinin mesajını verdiler. Örneğin Avrupa Merkez Bankası, politika faizini şimdilik yüzde 2 seviyesinde sabit tuttu. Ancak yetkililer, İran kaynaklı enerji şokunun enflasyonu artırması halinde önümüzdeki aylarda faiz artışının gündeme gelebileceğini belirtiyor. İngiltere Merkez Bankası da benzer bir tutum sergiledi. Faiz oranlarını değiştirmeyen banka, Orta Doğu’daki savaşın yaratabileceği ekonomik risklere karşı “harekete geçmeye hazır” olduğunu vurguladı. Bu açıklama, piyasalarda yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artışı beklentilerini güçlendirdi. İsviçre Merkez Bankası ise belirsizlikler nedeniyle faizleri sabit tutarken, küresel çalkantı ortamında güvenli liman olarak görülen İsviçre frangındaki hızlı değer artışına karşı döviz piyasasına müdahale edebileceğinin sinyalini verdi. Bizim merkez bankamız da temmuz ayında başlattığı faiz indirim sürecine geçen haftaki son toplantısında ara verdi. Stagflasyon korkusu Tüm bu gelişmeler küresel para politikasında yeni bir döneme girilebileceğini gösteriyor. Bir süredir enflasyondaki düşüşle birlikte faiz indirimlerine yönelen merkez bankaları, artık frene basabilir. Hatta enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı hale gelmesi durumunda, yeniden faiz artırımı süreci başlayabilir. İşleri kolay değil, bizim de öyle. Merkez bankalarının en büyük endişesi “stagflasyon” riski. Yani ekonominin yavaşladığı, buna karşın fiyatların yükselmeye devam ettiği bir senaryodan bahsediyoruz. Bir merkez bankasının karşılaşmak isteyeceği en son ekonomik durumdur bu. Çünkü stagflasyonu yönetmek oldukça zordur. Hem enflasyonu kontrol altına almak hem de ekonomik büyümeyi tamamen durdurmamak gerekiyor. Sonuç olarak, Trump’ın tetiklediği İran gerilimi merkez bankalarının politikalarını sertleştirmesine yol açabilir. Bu da önümüzdeki dönemde hem kredi maliyetlerinin artması hem de ekonomik büyümenin baskı altında kalması anlamına gelebilir. İşte bu yüzden diyoruz ki; “Ne yaptın be sen Trump?”

Go to News Site