Hukuk, güç ve vicdan arasında: Filistin meselesinin çözülemeyen paradoksu
Independent Turkish

Hukuk, güç ve vicdan arasında: Filistin meselesinin çözülemeyen paradoksu

Ortadoğu meselesi çoğu zaman sloganlara indirgenir: “hak”, “işgal”, “direniş”, “güvenlik” … Oysa İsrail–Filistin çatışması, bu kelimelerin çok ötesinde, modern uluslararası düzenin en çıplak gerçeğini ortaya koyar: hukuk ile güç arasındaki gerilim. Bir yanda uluslararası hukuk normları, Birleşmiş Milletler kararları ve insan hakları söylemleri; diğer yanda ise askeri üstünlük, güvenlik kaygıları ve jeopolitik çıkarlar vardır. İsrail–Filistin meselesi, bu iki alanın sürekli çarpıştığı bir sahne gibidir. Hukukun evrensel ilkeleri, işgalin sona erdirilmesini ve halkların kendi kaderini tayin hakkını öne çıkarırken; güç politikası, güvenlik gerekçeleri ve bölgeseldengeler üzerinden kendini dayatır. Bu nedenle çatışmayı yalnızca “hak” ya da “işgal” kelimeleriyle tanımlamak, gerçeğin yalnızca bir kısmını görünür kılar. Asıl mesele, uluslararası düzenin ne kadar hukuk temelli, ne kadar güç odaklı olduğunun sınanmasıdır. İsrail–Filistin çatışması, bu açıdan bir gözlem evi işlevi görür: devletlerin hukuka bağlılık iddiaları ile çıkarlarını korumak için başvurdukları güç arasındaki çelişkiyi en açık biçimde sergiler. Bugün bir siyasetçinin örneğin ABD Başkanı Donald Trump “Gazze’nin tapusu bende” gibi bir ifade kullanması, ilk bakışta absürt ve hukuken geçersizdir. Gerçekten de uluslararası hukukta bir devlet başkanının başka bir coğrafya üzerinde “mülkiyet” i ddiasında bulunması mümkün değildir. Toprak, özel mülkiyet değil; egemenlik alanıdır. Ancak bu tür söylemler, hukuki gerçeklikten ziyade, siyasal gerçekliğin dilini yansıtır. Ve tam da bu noktada, mesele bir hukuk sorunu olmaktan çıkar, bir güç ve düzen meselesine dönüşür. Realist perspektiften bakıldığında İsrail–Filistin çatışması, aslında uluslararası ilişkilerin temel dinamiğini gözler önüne seriyor: devletler, nihai olarak kendi çıkarlarını ve güvenliklerini önceleyen aktörlerdir. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Hukuk, normlar ve değerler çoğu zaman söylem düzeyinde dile getirilse de,realist yaklaşım bu unsurların ancak güç dengesiyle uyumlu olduklarında etkili olabileceğini savunur. İsrail’in güvenlik kaygıları ve askeri üstünlüğü, Filistin’in ise uluslararası hukuk ve meşruiyet arayışı, bu çatışmada iki farklı düzlemi temsil eder. Realist bakış açısına göre İsrail, varlığını ve güvenliğini sağlamak için güç kullanımını meşru bir araç olarak görürken; Filistin’in hak talepleri, uluslararası sistemde yeterli güç desteği bulamadığı sürece sınırlı kalmaktadır. Bu durum, uluslararası hukukun tek başına çatışmaları çözmekte yetersiz olduğunu, güç dengelerinin ise belirleyici olduğunu ortaya koyar.Dolayısıyla İsrail–Filistin meselesi, realist teori açısından bir “güç mücadelesi”dir. Devletler, idealist söylemlerden ziyade çıkarlarını korumak için hareket eder; ittifaklar, diplomasi ve hukuk ise ancak bu çıkarların hizmetinde olduklarında anlam kazanır. Bu çatışma, uluslararası düzenin özünde halen daha güç politikasıyla şekillendiğini ve hukukun ancak güçle desteklendiğinde etkili olabileceğini gösteren en somut örneklerden biridir. 1947’de Birleşmiş Milletler tarafından önerilen bölünme planı, teorik olarak iki devletli bir çözümü mümkün kılıyordu. Fakat tarih bize şunu gösterdi: hukuki tasarımlar, eğer sahada güç tarafından desteklenmiyorsa, kağıt üzerinde kalır. 1948’de savaşın patlak vermesiyle Filistin devleti doğmadan çöktü; ortaya çıkan boşluk ise Ürdün ve Mısır gibi aktörler tarafından dolduruldu. Bu durum, sıkça dile getirilen “Filistin’e devlet kurdurulmadı” tezini basitleştirir; zira mesele bir engellemeden çok, bir siyasal öznenin oluşamaması problemiydi. 1947 yılında Birleşmiş Milletler tarafından önerilen bölünme planına Mısır, Ürdün, Suriye, Irak, Suudi Arabistan ve Lübnan gibi Arap devletlerinin yönelttiği itirazlar, indirgemeci bir okumayla Filistin devletinin kuruluşuna karşı bir pozisyon olarak değerlendirilebilse de, daha yakından incelendiğinde bu tutumun katmanlı bir siyasal ve hukuki gerekçelendirmeye dayandığı görülmektedir. Söz konusu devletler, öncelikle planın demografik dağılım ile toprak tahsisi arasındaki orantısızlığına dikkat çekerek, nüfus çoğunluğunu oluşturan Arapların aleyhine işleyen bir düzenlemenin meşruiyetini sorgulamış; bu bağlamda ortaya çıkan yapının uluslararası hukuk açısından “rıza temelli” bir çözüm üretmediğini ileri sürmüşlerdir. Bununla birlikte, Arap devletlerinin önemli bir kısmı, iki devletli çözüm modelini ilkesel olarak reddederek, tarihsel Filistin coğrafyasında tek ve Arap egemenliğine dayalı bir siyasal yapı öngörmüştür. Ne var ki bu normatif söylem, pratikte bölgesel güç dengeleri ve ulusal çıkar hesaplarıyla iç içe geçmiştir: Ürdün’ün Batı Şeria’yı ilhak etme yönündeki politikası ve Mısır’ın Gazze üzerinde doğrudan kontrol tesis etmesi, Filistin adına yürütülen bir müdahale söylemiyle gerekçelendirilse de, bağımsız ve kurumsal bir Filistin devletinin oluşumunu erteleyen fiili sonuçlar doğurmuştur. Bu çerçevede, Arap devletlerinin tutumu, uluslararası ilişkiler literatüründe sıklıkla vurgulanan “normatif söylem–reel politika” ikiliğinin tipik bir tezahürü olarak okunabilir. Dolayısıyla analitik açıdan daha isabetli bir değerlendirme, Arap devletlerinin Filistin’in bağımsızlığına kategorik olarak karşı çıkmadıklarını; ancak iki devletli çözümü reddetmeleri, ortak bir Filistin siyasal temsil mekanizması geliştirememeleri ve ulusal çıkar öncelikleridoğrultusunda hareket etmeleri nedeniyle, Filistin’in egemen bir devlet olarak ortaya çıkma sürecini dolaylı fakat yapısal biçimde zorlaştırdıklarını ortaya koymaktadır. 1967’deki Altı Gün Savaşı ise paradigmayı tamamen değiştirdi. Artık sorun, devlet kurulamaması değil, işgal altında devlet kurma paradoksu haline geldi. Bu noktadan sonra Filistin meselesi, klasik ulus-devlet oluşum süreçlerinden ayrışarak, uluslararası hukukun en zor sorularından birine dönüştü: Egemenliği olmayan bir halk, egemenliğini nasıl kurar? Bu soruya verilen en kurumsal cevap, Filistin Kurtuluş Örgütü ve devamında geliştirilen diplomatik süreçler oldu. Oslo Anlaşmaları, teorik olarak bir devletin altyapısını kurmayı hedefliyordu. Ancak ortaya çıkan yapı, klasik anlamda bir devlet değil; sınırlı yetkilerle donatılmış bir yönetim oldu. Bu durum, uluslararası ilişkiler literatüründe sıkça tartışılan bir kavramı doğrular: yarı-egemenlik.1948 süreci çoğu zaman indirgemeci bir anlatıyla açıklanır: Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı, Filistin toprakları “ortada kaldı” ve ardından Birleşmiş Milletler devreye girerek bir paylaşım önerdi. Ancak bu anlatı, hukuki gerçekliğin yalnızca yüzeyiniyansıtır. Gerçekte Filistin, “sahipsiz toprak” değildi. Osmanlı sonrası dönemde bölge, Birleşik Krallık mandası altına girmiş; yani uluslararası hukukta tanımlı bir idari rejime sahip olmuştur. Dolayısıyla 1947’de Birleşmiş Milletler’in aldığı karar, boş bir araziyi paylaştırmak değil; mevcut bir siyasi-toplumsal yapıyı yeniden düzenleme girişimiydi. Burada kritik soru şudur; Eğer ortada bir hukuki düzenleme varsa, bu düzenleme bugün nasıl yeniden tartışmaya açılabilir? Bu noktada dikkatler, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve genel olarak uluslararası hukuk mekanizmalarına çevrilir. Ancak realist bir perspektifle bakıldığında, Güvenlik Konseyi’nin yapısı özellikle veto yetkisi bu durumda hukuki süreci doğrudan siyasallaştırmaktadır. Yine de bu durum, hukuki mücadelenin imkansız olduğu anlamına gelmez. Aksine çok katmanlı bir strateji gerektirir Yani tarihsel hak İddiasının hukuki inşası meselesi. Filistin tarafı, Osmanlı tapu kayıtları ve manda dönemi belgeleri üzerinden, mülkiyet ve yerleşim sürekliliğini sistematik biçimde ortaya koyabilir. Bu, klasik bir “tapu davası” değil; tarihsel egemenlik ve demografik süreklilik argümanının hukukileştirilmesi anlamına gelir. Keza Uluslararası yargı organlarının eşzamanlı kullanımında da Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumlar, doğrudan sonuç üretmese de, uluslararası meşruiyet inşasının araçlarıdır. Bu mahkemelerden çıkan her karar, sahadaki güç dengesini değil ama algı ve diplomasi zeminini etkiler. Buna ilaveten BM zemininde “Sürekli Gündem” stratejisi oluşur ki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve ilgili komisyonlar aracılığıyla meselenin sürekli gündemde tutulması, sorunun “donmuş bir çatışma” olmaktan çıkarılıp aktif bir uluslararası sorun olarak kalmasını sağlar. Bu, zaman içinde siyasi baskı üretir. Ve pek tabi çok taraflı diplomasi ve hukukun birleştirilmesi ile hukuki süreçler, tek başına değil; bölgesel ve küresel aktörlerle yürütülen diplomasiyle desteklenmiş hale gelir, getirilir. Çünkü uluslararası sistemde hukuk, çoğu zaman diplomasinin kurumsallaşmış halidir. Son tahlilde bu durumu hukuki mücadelede nasıl bir masaya taşınmalı sorusunun cevabını vermek gerekir ki, Filistin meselesi, klasik anlamda bir mahkeme salonunda çözülebilecek bir ihtilaf değildir. Bu mesele, ancak çok katmanlı bir “masa” ya taşınabilir: Hukukun sağladığı meşruiyet, Diplomasinin ürettiği baskı. Siyasetin belirlediği güç dengesi. Bu üç unsur birleşmeden kalıcı bir çözüm üretmek mümkünn değildir. Dolayısıyla mesele, yalnızca “dava açmak” değil; hukuku, siyaseti ve diplomasiyi aynı anda işletebilecek bir stratejik akıl geliştirmektir. Ve belki de en kritik soru şudur: Filistin meselesi, bir gün gerçekten hukuk zemininde mi çözülecek; yoksa hukuk, bu meselenin etrafında dolaşmaya devam eden bir meşruiyet aracı olarak mı kalacaktır? Shape Created with Sketch. Fotoğraflarla dünyadan haberler Hepsini göster 30 Fotoğraflarla dünyadan haberler 1/30 28 Ocak 2026 - Fransız Alpleri'ndeki lüks kayak merkezi Courchevel'deki 5 yıldızlı Grandes Alpes otelinde dün akşam çıkan yangına itfaiyeciler müdahale ediyor. Ünlü kayak merkezindeki otelden dün gece 90'dan fazla kişi tahliye edildi. Ayrıca yetkililer, yaklaşık 200 konuğu bulunan yakındaki Hotel Le Lana'nın da risk nedeniyle tahliye edildiğini söyledi. Kimsenin yaralanmadığı ve yangının diğer binalara sıçramasının engellendiği bildirildi. Jandarma yangının nedenini araştırıyor. İsviçre'nin Crans-Montana kasabasındaki bir barda yılbaşı gecesi çıkan yangında 40 kişinin hayatını kaybetmesi ve 100'den fazla kişinin yaralanmasının ardından bölgedeki güvenlik önlemleri mercek altında. (Alex Martin / AFP) 2/30 27 Ocak 2026 - Bir protestocu, Seul'deki ABD Büyükelçiliği önünde Trump'ın Güney Kore'ye yönelik gümrük vergilerini artırma planlarını kınayan bir miting sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın maskesini takıyor. ABD Başkanı Donald Trump 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada, aralarında otomobil, kereste ve ilaçların da bulunduğu Güney Kore mallarına uygulanan gümrük vergilerini artıracağını belirterek, ülkeyi Washington'la daha önce imzalanan ticaret anlaşmasına uymamakla suçladı. Ticaret anlaşmalarının ABD için çok önemli olduğunu vurgulayan Trump, bu anlaşmaların her birinde üzerinde mutabık kalınan işlem doğrultusunda gümrük vergilerini düşürmek için hızlı bir şekilde harekete geçtiklerini belirtti. Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, ABD’nin konuyla ilgili resmi bir bildirimde bulunmadığı belirtilerek, "Şu ana kadar, ABD yönetiminden tarafımıza konuyla ilgili resmi bir bildirim veya detaylarla ilgili bir açıklama yapılmamıştır" dendi. (Jung Yeon-je/AFP) 3/30 26 Ocak 2026 - Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı basın servisi tarafından yayımlanan bu fotoğraf, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında Zaporijya bölgesinde açıklanmayan bir yerde insansız bir kara aracına yerleştirilmiş M2 Browning 50 kalibrelik makineli tüfeği test eden askerleri gösteriyor. 4. yılını doldurmak üzere olan savaşta barış görüşmeleri ABD Başkanı Donald Trump'ın baskısıyla hızlanmış gibi görünüyor. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, Trump'la görüşmelerinde "onurlu barış" vurgusu yapsa da ABD’nin askeri yardımları kesme tehdidi Kiev üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Zelenski, toprak tavizi verilerek sağlanan bir barışın Putin’e zaman kazandıracağını ve bunun bir "barış değil, teslimiyet" olacağını savunuyor. Putin tarafıysa müzakerelere açık olduğunu belirtse de, Ukrayna'nın NATO üyeliğinden tamamen vazgeçmesini ve yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor. (Andriy Andriyenko/Ukrayna Silahlı Kuvvetleri 65. Mekanize Tugayı/AFP) 4/30 25 Ocak 2026 - ABD'nin Missouri eyaletinin Columbia kentindeki bir yerleşim bölgesi, karın altında böyle göründü. Büyük bir kış fırtınası 24 Ocak'ta New Mexico'dan Kuzey Carolina'ya kadar kar ve yağmur yağdırarak ilerledi. Onlarca milyon Amerikalıyı elektrik kesintileri, ulaşım kaosu ve kemik dondurucu soğukla karşı karşıya bıraktı. Kimi yerlerde 30 santimetreye yakın kar beklenirken 10 binden fazla uçuş iptal edildi. New York'ta farklı adreslerde evsiz olduğu düşünülen 3 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. ABD Başkanı Trump ise "Küresel ısınmaya ne oldu?" diye paylaşım yaptı. 350 milyon nüfuslu ABD'de 200 milyon kişinin bu soğuk hava dalgasından etkilenmesi bekleniyor. Yetkililer yoğun kar yağışlarına karşı önlem almaya çalışırken 16 eyalet ve başkent Washington D.C acil durum ilan etti. (Austin Johnson/AFP) 5/30 24 Ocak 2026 - Avustralya Açık'ta yarışan İtalyan Lorenzo Musetti, üçüncü tur maçında Çek Tomas Machac'a karşı oynuyor. İtalyan tenisçi rakibini 5-7, 6-4, 6-2, 5-7 ve 6-2'lik setlerle 3-2 yenerek 4. tura yükseldi. Musetti'nin yanı sıra Jannik Sinner ve Luciano Darderi'nin de 4. tur biletini kazanmasıyla turnuva tarihinde ilk kez üç İtalyan erkek tenisçi bu aşamaya ulaşmış oldu. Tek erkeklerde son iki yılın şampiyonu Sinner, pazartesi günü 4. turda Darderi'yle karşı karşıya gelecek. Avustralya'nın Melbourne kentinde düzenlenen ve 18 Ocak'ta başlayan turnuva, 1 Şubat'ta sona erecek. (Edgar Su / Reuters) 6/30 23 Ocak 2026 - Grönland'ın başkenti Nuuk'taki havalimanına inen Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (ortada), Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen'la (solda) kucaklaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasının ardından Frederiksen ve Nielsen görüşmeler yapacak. İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 2026 Dünya Ekonomik Forumu'nda Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşmeleri sonucu Grönland ve Arktika'yı kapsayan bir anlaşmanın çerçevesinin oluşturulduğunu söylemişti. (Jonathan Nackstrand / AFP) 7/30 21 Ocak 2026 - ABD Başkanı Donald Trump, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda merakla beklenen konuşmasını yaptı. Özellikle son zamanlarda gündeme oturan Grönland'ı satın alma konusunda söylenecekleri beklenen Trump, konuşmasında Avrupa'nın son 10 yıldır doğru yolda olmadığını öne sürdü. Avrupa'ya "Biz olmasaydık Almanca ve Japonca konuşurdunuz" diye seslenen ABD Başkanı, Grönland'ı sadece kendilerinin koruyabileceklerini söyleyip satın alma görüşmelerinin derhal başlamasını talep etti. (Markus Schreiber/AP) 8/30 20 Ocak 2026 - Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda. Bu yıl "Diyalog Ruhu" temasıyla gerçekleştirilen zirveye, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda akademisyenin yanı sıra küresel iş dünyasının önde gelen temsilcileri de katılıyor. Jeopolitik ve jeoekonomik risklerin arttığı bu dönemde, katılımcılar küresel ekonomi, teknolojik dönüşüm, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi zorlu konuları tartışacak. ABD Başkanı Trump'ın zirve kapsamındaki konuşmasını 21 Ocak'ta öğleden sonra yapması planlanırken Trump'a Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer'ın eşlik etmesi bekleniyor. (Fabrice Coffrini/AFP) 9/30 19 Ocak 2026 - İspanya'nın güneyindeki Endülüs bölgesinin Kurtuba kenti yakınlarında iki hızlı trenin karıştığı kazada hayatını kaybedenlerin sayısının 39'a yükseldiği bildirildi. İspanya demir yolu ulaşım şirketi Renfe, kaza sebebiyle Endülüs istikametindeki 200'den fazla seferin iptal edildiğini duyurdu. Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, Malaga-Madrid seferini yapan hızlı trenin raydan çıktığı kazayla ilgili, "Son derece tuhaf bir kaza" değerlendirmesinde bulundu. Puente, trenin yeni olduğunu, rayların yenilendiğini ve kazanın düz hat üzerinde meydana geldiğini söyledi. Başbakan Pedro Sanchez, kaza nedeniyle bugünkü tüm programlarını iptal etti. Sanchez'in gün içinde kaza bölgesine giderek yetkililerle görüşeceği bildirildi (AFP) 10/30 18 Ocak 2026 - Danimarkalı askerler Grönland'ın Nuuk kentindeki limanda karaya çıkıyor. Danimarka Savunma Bakanlığı, 2026'da Grönland ve çevresinde bir dizi NATO müttefikiyle birlikte tatbikat faaliyetleriyle varlığını arttırmaya devam edeceğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre bu faaliyetler Grönland makamları ve Grönland hükümeti Naalakkersuisut'la işbirliği içinde gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Donald Trump'ın, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacının olduğu" söylemini sürdürmesi, Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge Grönland'ı gündemde tutmaya devam ediyor. ABD'nin Grönland konusunda Danimarka'ya destek veren 8 Avrupa ülkesi için ek gümrük vergisi uygulama kararı almasının Arktik'teki güvenlik durumunu daha da endişeli hale getirdiği belirtiliyor. (Mads Claus Rasmussen/AFP) 11/30 17 Ocak 2026 - İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenen "OFF February" etkinliğinde zombi kılığına girmiş bir kişi telefonunu kullanıyor. Fransa, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD'de başlatılan OFF Hareketi, zaman ve dikkati geri kazanmak için şubatın 28 günü boyunca sosyal medya uygulamalarını telefondan silmeyi öneriyor. İlk etkinliğini bugün düzenleyen hareket, sosyal medya platformlarıyla daha sağlıkl, bağımlılık içermeyen bir ilişki kurulmasını amaçlıyor. Hareketin kurucusu olan sosyolog Diego Hidalgo "Bu dijital zombiler, toplum olarak hepimizi temsil ediyor" diyor. (Oscar del Pozo / AFP) 12/30 16 Ocak 2026 - Güney Kore'nin başkenti Seul'ün gecekondu mahallesi Guryong'da çıkan yangın sonucu dumanlar yükseliyor. Gangnam semtindeki mahallede erken saatlerde çıkan büyük yangın 8 saat süren çalışmaların ardından söndürüldü. Yangında hayatını kaybeden olmadığı ancak bölgede yaşayan 258 kişinin tahliye edildiği bildirildi. Yetkililer, yangının nedenini ve yol açtığı hasarın boyutunun araştırılacağını duyurdu. Genellikle Seul'ün son büyük gecekondu mahallesi diye tanımlanan Guryong'da birçok kişi yeniden yapılanma nedeniyle bölgeden taşındı ancak Gangnam Şehir Planlama Departmanı'na göre hâlâ yaklaşık 336 hane var. (YONHAP / AFP) 13/30 15 Ocak 2026 - İran'ın başkenti Tahran'ın Sadeghieh Meydanı'nda bir adam, yanına fotoğrafta görünmeyen, üzerinde, "Bu, Tahran'ın yeni otobüslerinden biriydi ve parası halkın vergileriyle ödendi" yazan bir tabela yerleştirilen otobüs enkazında. İran'da başlangıçta ekonomik sıkıntıların yol açtığı protesto hareketi, 1979'da iktidara gelmesinden bu yana dini liderliğe yönelik en büyük meydan okumalardan birine dönüştü. İnternetin büyük ölçüde kesildiği ülkede, sınırlı iletişim kanallarından gelen bilgiler, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle can kaybının hızla arttığını ortaya koyuyor.ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, protestolarda en az 2 bin 571 kişi öldü, 18 binden fazla kişi gözaltına alındı. BBC’nin ABD’deki yayın ortağı CBS ise İran içinden ve dışından kaynaklara atıfta bulunarak, protestolarda öldürülenlerin sayısının yaklaşık 12 bin olduğunu ve rakamın 20 bine ulaşabileceğini açıkladı. (Atta Kenare/AFP) 14/30 14 Ocak 2026 - Kurtarma çalışanları Tayland'ın Nakhon Ratchasima eyaletinde inşaat vincinin çökmesi sonucu raydan çıkan trenin vagonunun kaldırılmasını izliyor. Yetkililer, Tayland'da Çin destekli bir hızlı tren projesindeki bir vincin bir yolcu treninin üzerine çökerek raydan çıkmasına neden olduğunu, 32 kişinin öldüğünü ve 64 kişinin de yaralandığını söyledi. (Lillian Suwanrumpha/AFP) 15/30 13 Ocak 2026 - Eğlence severler, Makedonya'nın güneybatısındaki Vevcani köyünde düzenlenen karnaval alayına katıldı. Yaklaşık 1400 yıllık bir geçmişe sahip olan karnaval, her yıl Jülyen takvimine göre Yeni Yıl'ın başlangıcı olan ve Makedon Ortodoks Kilisesi tarafından da kutlanan Aziz Basil Bayramı arifesinde düzenleniyor. Karnaval kapsamında kullanılan maskeler, 2025 yılında Kuzey Makedonya’da ve dünyada yaşanan politik, sosyal ve kültürel gelişmeleri hiciv yoluyla yansıtıyor. Büyük bir gizlilik içinde hazırlanan bu maskeler, yalnızca bir kez kullanılıyor ve sonraki yıllara aktarılmıyor. Karnavalın son gününde maskelerin yakılmasıysa kötülüklerin geride bırakılması ve toplumsal arınmanın simgesi olarak yorumlanıyor. Bu ritüel, Vevcani Karnavalı’nı yaşayan kültürel miras örneklerinden biri haline getiriyor. (Robert Atanasovski/AFP) 16/30 12 Ocak 2026 - Halk arasında Bobi Wine diye bilinen Uganda muhalefet lideri ve Ulusal Birlik Platformu (NUP) başkan adayı Robert Kyagulanyi Ssentamu'nun bir destekçisi, Kampala'da partinin 2026 genel seçimi öncesindeki son mitingi sırasında yüzünü ABD bayrağıyla kapatırken sıkılı yumruğunu kaldırıyor. Liderliğini yaptığı bir gerilla hareketinin Tanzanya'dan da destek alarak başarılı olmasıyla 1986'dan beri Uganda'yı yöneten 81 yaşındaki Yoweri Museveni, cumhurbaşkanlığına bir dönem daha devam etmek istiyor. Perşembe düzenlenecek seçimlerde Museveni'nin bir kez daha kazanması bekleniyor. Uzun iktidarı boyunca göreceli bir istikrar, ekonomik büyüme, eğitimde gelişme ve HIV oranlarında düşüş görülse de muhalefet onu demokrasi karşıtlığıyla suçluyor. (Luis Tato/AFP) 17/30 11 Ocak 2026 - Fransa'nın başkenti Paris'te, İran İslam Cumhuriyeti'ni kınayan kitlesel gösterileri desteklemek amacıyla eylem düzenlendi. İran'da İslam cumhuriyetine karşı üç yıldan uzun süredir düzenlenen en büyük eylemde en az 192 protestocu öldürülürken, yetkililerin gösterileri bastırmak için "katliam" yaptığına dair uyarılar da artıyor. Başlangıçta hayat pahalılığına duyulan öfkeyle başlayan protestolar, 1979 devriminden bu yana İran'da yürürlükte olan teokratik sisteme karşı bir harekete dönüştü ve iki haftadır sürüyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göstericilerin itirazlarını görmezden gelmediklerini, sorunları çözmek için çaba gösterdiklerini söyledi. Tahran yönetimi aynı zamanda ülke genelinde internet ve telekomünikasyon kesintisi uyguluyor. (Kiran Ridley/AFP) 18/30 10 Ocak 2026 - Suriye hükümeti güvenlik güçleri, Halep'in Şeyh Maksud mahallesindeki bir sokakta nöbet tutuyor. Bölgedeki çatışmalar günlerdir devam ederken Suriye ordusu, mahallede YPG/SDG’ye yönelik yürüttüğü operasyonun tamamlandığını bugün açıkladı. Açıklamada sivil halka evlerinde kalma çağrısı yapılarak "Çünkü SDG ve PKK terör örgütü unsurları (halkın) arasında saklanmaktadır" dendi. Bugün ayrıca SDG tarafından fırlatıldığı düşünülen drone, vali binasını vurdu. Saldırıda hayatını kaybeden veya yaralanan olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapılmadı. (Bakr ALkasem / AFP) 19/30 9 Ocak 2026 - İsrail ordusunun yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı çadır kampını bombalamasının ardından Gazze'deki El Şati Mülteci Kampı'ndaki iki Filistinli giysi topluyor. Ekimde Hamas'la ateşkes yapmasına rağmen İsrail, Filistin'e yönelik saldırılarını sürdürüyor. Gazze'deki sivil savunma teşkilatı dünkü hava saldırılarında 5'i çocuk en az 13 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. İsrail ise bugünkü açıklamasında "başarısız bir füze" fırlatmasına karşılık olarak "Gazze Şeridi'nin güney ve kuzeyindeki Hamas teröristlerini ve terör altyapısını tam isabetle vurduğunu" savundu. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in düzenlenlediği saldırılarda 439 kişinin öldüğü, 1223 kişinin yaralandığı aktarılıyor. (Omar Al-Qattaa/ AFP) 20/30 8 Ocak 2026 - Fransa’da çiftçiler, Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ülkeleriyle imzalamayı planladığı kapsamlı serbest ticaret anlaşmasını protesto etmek için sabaha karşı Paris’e giden yolları ve kentin simge noktalarını trafiğe kapattı. Eylemler, Mercosur anlaşmasının yanı sıra hükümetin tarım politikalarına yönelik tepkileri de içeriyor. Farklı çiftçi sendikalarının çağrısıyla düzenlenen protestolarda, planlanan anlaşmanın Mercosur ülkelerinden AB pazarına ucuz gıda girişini artıracağı ve Avrupalı üreticileri zor durumda bırakacağı savunuldu. Çiftçiler ayrıca hükümetin sığır hastalığıyla mücadelede izlediği politikaya da tepki gösterdi. Koordinasyon Rurale sendikasının üst düzey yöneticilerinden Stephane Pelletier, yaptığı açıklamada, "Öfkeyle umutsuzluk arasındayız. Terk edilmişlik hissi yaşıyoruz; Mercosur bunun en somut örneği" dedi. Çiftçiler, polis kontrol noktalarını aşarak kente girdi. Polis, çatışmadan kaçınarak göstericileri çevreledi. (Gonzalo Fuentes/Reuters) 21/30 7 Ocak 2026 - Arjantin'in Patagonya bölgesindeki şiddetli orman yangınları kontrol altına alınamadı. 700'den fazla yerli ve turist bölgeden tahliye edildi. Arjantin'in Patagonya bölgesinde pazartesi gününden bu yana etkisini artıran yangınlar, özellikle Chubut eyaletine bağlı El Hoyo kasabası ile Puerto Patriada çevresini etkiledi. Alevler çok sayıda evi ve işletmeyi küle çevirdi. Yangının yüksek sıcaklık, şiddetli rüzgar ve uzun süredir devam eden kuraklık nedeniyle hızla yayıldığı bildirildi. El Hoyo Belediye Başkanı César Salamín, yangının gece boyunca da etkisini sürdürdüğünü belirterek "Bize hiç nefes aldırmadı. Gece boyu sıcaklık düşmedi, rüzgar dinmedi. Ancak sabaha karşı biraz duruldu. Aynı anda pek çok cephede mücadele verdik. Elimizdeki kaynaklar yetersiz kaldı" dedi. (Maxi Jonas/Reuters) 22/30 6 Ocak 2026 - Endonezya Ulusal Arama ve Kurtarma Ajansı (BASARNAS) tarafından yayımlanan bu fotoğrafta, Endonezya'nın Kuzey Sulawesi eyaletinin Sitaro bölgesini vuran ani sellerin ardından kurtarma ekipleri ve köylüler mağdurları ararken görülüyor. Ani sellerde en az 14 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yetkililer, kayıp kişilerin aranmasına devam edildiğini açıkladı. Yerel kurtarma ajansının sözcüsü Nuriadin Gumeleng, pazartesi sabahı erken saatlerde yağan şiddetli yağmurun, Siau Tagulandang Biaro bölgesinde bulunan Siau adasında ani sellere neden olduğunu söyledi. Ülke afet hafifletme ajansı sözcüsü Abdul Muhari yaptığı açıklamada, ani sellerin ardından en az 444 kişinin yerel okullara ve kiliselere tahliye edildiğini belirtti. (BASARNAS/AP) 23/30 5 Ocak 2025 - Toyosu balık pazarındaki Yeni Yıl müzayedesinin ardından, Tokyo'daki "Sushizanmai" suşi restoranında bir çalışan, 243 kilogramlık bir mavi yüzgeçli ton balığının başını kaldırıyor. Japon bir suşi girişimcisi, Tokyo'nun ana balık pazarında düzenlenen yıllık prestijli yeni yıl müzayedesinde, dev bir mavi yüzgeçli ton balığı için 3,2 milyon dolar ödeyerek, önceki tüm zamanların en yüksek fiyat rekorunu kırdı. Suşi ve sashimiye olan yoğun talep nedeniyle Pasifik mavi yüzgeçli ton balığı geçmişte iklim değişikliği ve aşırı avlanma yüzünden tehdit altındaki türler arasında yer almıştı. Ancak son yıllarda uygulanan koruma önlemleri sayesinde stokların toparlanma sürecine girdiği belirtiliyor. (Yuichi Yamazaki/AFP) 24/30 4 Ocak 2026 - ABD'li kayakçı Nina O'Brien, FIS Alp Disiplini Dünya Kupası'nın Slovenya'da düzenlenen ayağında Kadınlar Slalom kategorisinde yarışırken. Geçen yıl ekimde 60. kez başlayan dünya kupası, bu yıl martta sona erecek. Alp Disiplini dahil FIS bünyesinde düzenlenen diğer kış sporları Eurosport kanallarından izlenebiliyor. (Jure Makovec/AFP) 25/30 3 Ocak 2026 - Venezuela'nın başkenti Karakas'ta patlama sesleri ve uçakların gürültüsünü duyan halk sokakta koşuyor. ABD Başkanı Donald Trump aylardır süren tehditlerin ardından bugün erken saatlerde Venezuela'nın çeşitli yerlerine saldırı başlattı. Yerel saatle gece 2 sularında başlayan saldırıların ardından ülkede OHAL ilan edildi. Sonraki saatlerde Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşininin yakalanarak ülkeden çıkarıldığını duyurdu. Trump, Güney Amerika ülkesini uyuşturucu nedeniyle hedef aldığını savunurken, Maduro asıl hedefin petrol rezervleri olduğunu söylüyor. (Matias Delacroix/AP) 26/30 2 Ocak 2026 - Angelina Jolie, Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'nda Kızılay çalışanlarıyla konuşuyor. Amerikalı oyuncu ve eski BM Özel Elçisi Jolie, Mısır'a nakledilen yaralı Filistinlilerin durumunu görmek ve harap olmuş bölgeye yapılan yardım teslimatlarını incelemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdi. Ünlü oyuncu, sınır hattındaki temaslarının yanı sıra El-Ariş Genel Hastanesi'ne giderek tıbbi hizmetleri inceledi. Ziyaret sırasında sağlık personelinin hasta kabul süreçleri ve tedavi çalışmaları hakkında da bilgi aldı. Jolie, "çalışanlara ve gönüllülere gösterdikleri çaba ve emekleri için teşekkür ederek" bölgeden ayrıldı. (Mohamed Arafat/AP) 27/30 1 Ocak 2026 - İsviçre'nin Crans-Montana kayak merkezindeki patlamanın ardından kurtarma ekipleri çalışıyor. Ülkenin kuzeyindeki kayak merkezinde Le Constellation adlı barda yeni yılın ilk saatlerinde çıkan yangında onlarca kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 100 kişininse yaralandığı bildirildi. Reuters'a göre İtalya Dışişleri Bakanlığı, İsviçre polisinden alınan bilgilere göre yaklaşık 40 kişinin öldüğünü söylese de İsviçreli yetkililer net bir rakam vermedi. Başlangıçta patlama olarak bildirilen yangının nedeni belirsizliğini koruyor ancak yetkililer, bunun bir saldırıdan ziyade kaza gibi göründüğünü belirtiyor. BFM TV'ye konuşan iki tanık yangının, üzerinde maytap olan şampanya şişelerinin ahşap tavana çok yakın taşınması sonucu başladığını söyledi. (Maxime Schmid / AFP) 28/30 31 Aralık 2025 - Sidney'de yılbaşı kutlamalarında Sidney Liman Köprüsü ve Sydney Opera Binası üzerinde gece yarısı gökyüzünü havai fişekler aydınlattı. Avustralya TSİ 16.00 itibarıyla yeni yıla merhaba dedi. Dünyada yılbaşı ilk olarak Samoa ile Kiribati'ye bağlı Kiritimati Adası'nda kutlandı. Avustralya'nın ardından sırasıyla Japonya, Tayvan, Çin ve Rusya yeni yıla girecek ülkeler arasında yer alıyor. (Saeed Khan/AFP) 29/30 30 Aralık 2025 - Peru'nun Cusco bölgesindeki Pampacahua'da, 30 Aralık 2025 tarihinde, Machu Picchu ile Ollantaytambo'yu birbirine bağlayan güzergahta iki tren kafa kafaya çarpıştı. Yetkililer, Peru'nun güneydoğusundaki Machu Picchu'ya giden güzergahta iki turist treni arasında meydana gelen çarpışmada en az bir kişinin öldüğünü ve 40 kişinin yaralandığını bildirdi. Yaralılardan yaklaşık 20’sinin durumunun ciddi olduğunu belirtti. Yaralananlar arasında yabancı turistlerin de bulunduğu aktarıldı. Peru polisi, ağırlıklı olarak turistleri taşıyan trenler arasındaki çarpışmaya ilişkin soruşturma başlattı. (Carolina Paucar/AFP) 30/30 29 Aralık 2025 - Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında yerinden edilmiş bir Filistinli kız çocuk. İsrail ordusu, Bureyc'in doğu bölgelerine hava saldırısı gerçekleştirdi. Refah kentinin doğu bölgeleri topçu atışlarıyla vurulurken, Gazze kentinin doğusu da hedef alındı. Gazze Şeridi'nde 10 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasını hemen her gün ihlal eden İsrail ordusu, Filistinlilere yönelik saldırılarına devam ediyor. Gazze'deki hükümetin verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen saldırılarda, 418 sivil yaşamını yitirdi 1141 kişi yaralandı. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları sonucu evlerini kaybeden Filistinlilerin zorlu kış şartlarına dikkati çekti. Bölgedeki dondurucu hava dalgası nedeniyle Gazze Şeridi'nde bu ay 25 Filistinlinin hayatını kaybettiğini aktaran Basal, bunlar arasında 6 çocuğun olduğunu belirtti. (Eyad Bala/AFP) Peki bu noktada hukuk ne yapabilir? Filistin’in Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi kurumlara başvurması, sıklıkla “gecikmiş adaletin” bir aracı olarak görülür. Nitekim bu kurumlar, işgalin hukuka aykırılığı ya da savaş suçları gibi konularda önemli kararlar ve soruşturmalar üretmektedir. Ancak burada temel bir paradoks vardır: uluslararası hukuk, yaptırım gücünü büyük ölçüdedevletlerin rızasından alır. Bu da hukuku, güçlü aktörlerin onayı olmadan sınırlı etkili bir mekanizmaya dönüştürür. Dolayısıyla “dava açmak” fikri, normatif açıdan doğru, fakat stratejik açıdan eksiktir. Ortada çözümlenmesi gereken şey, bireysel mülkiyet ihtilafı değil; kolektif egemenlik sorunudur. Gazze ya da Batı Şeria’nın “kime ait olduğu” sorusu, tapu kayıtlarından çok, fiili kontrol ve uluslararası tanınma ile belirlenir. İşte bu noktada Türkiye’de bu meseleye yaklaşan bazı siyasal ve entelektüel figürlerin perspektifi önem kazanır. Eski Milli Eğitim Bakanı Sayın Vehbi Dinçerler, Filistin meselesine yaklaşımında yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki ve siyasi sorumluluk vurgusu yapan isimlerden biri olmuştur. Türkiye’nin Filistin’le ilişkilerinde aktif roller üstlenmiş, Filistin’e yönelik diplomatik ve insani destek mekanizmalarında görev almıştır. Dinçerler’in yaklaşımında dikkat çeken nokta şudur: Çatışma yalnızca askeri yollarla değil, uluslararası hukuk ve diplomatik araçlarla da yönetilmelidir. Nitekim İsrail’e karşı sadece askeri değil, hukuki ve siyasi yaptırım araçlarının kullanılabileceğini vurgulamış; uluslararası hukukun devreye sokulmasını savunmuştur. Buradan hareket edersek daha derin, hatta felsefi bir soruya ulaşırız: Adalet, güçten bağımsız olabilir mi? Klasik uluslararası hukuk teorisi, bu soruya iyimser bir yanıt verir. Ancak realist yaklaşım ki Ortadoğu’da çoğu zaman daha açıklayıcıdır şunu söyler: Hukuk, çoğu zaman gücün kurumsallaşmış halidir. Filistin meselesi, bu tezin en çarpıcı örneklerinden biridir. Yine de bu, hukukun tamamen işlevsiz olduğu anlamına gelmez. Aksine hukuk: Meşruiyet üretir, Uluslararası kamuoyu oluşturur, Diplomatik baskıyı artırır. Fakat nihai çözüm, hukukun ötesinde bir bileşime dayanır: diplomasi, güç dengesi ve siyasal irade. Bugün için en gerçekçi çözüm modelleri iki devletli çözüm, tek devlet modeli ya da uluslararası vesayet teorik olarak tartışılmaya devam ediyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu modellerin her birini zorlaştırıyor. Yerleşim politikaları, coğrafi parçalanmışlık ve iç siyasi bölünmeler, çözümü giderek daha karmaşık hale getiriyor. Sonuç olarak, Filistin meselesini “dava açılmalı” perspektifine indirgemek, sorunu hukukileştirerek basitleştirmek anlamına gelir. Oysa bu mesele, modern dünyanın en temel çelişkisini yansıtır: hukukun evrensel iddiası ile siyasetin güç temelli doğası arasındaki çatışma. Uluslararası sistem, bir gün gerçekten hukukun üstünlüğüne mi dayanacak, yoksa hukuk her zaman gücün gölgesinde mi kalacak? *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Filistin İsrail Filistin Mesut Değer Independent Türkçe için yazdı Mesut Değer Çarşamba, Mart 25, 2026 - 10:15 Main image:

Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLER related nodes: Savaşlarda dezenformasyonun yeni yüzü Savaşlarda dezenformasyonun yeni yüzü (2) Type: news SEO Title: Hukuk, güç ve vicdan arasında: Filistin meselesinin çözülemeyen paradoksu copyright Independentturkish:

Go to News Site