'Teğmenler' iddiasını reddeden Erhan Afyoncu'ya hem avukattan hem 12Punto'dan yanıt
soL Haber

'Teğmenler' iddiasını reddeden Erhan Afyoncu'ya hem avukattan hem 12Punto'dan yanıt

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu, Teğmen Ebru Eroğlu’nun avukatlarından Namık Öztürk’ün duruşmada dile getirdiği beyanlarına dayandırılan iddiaya sosyal medya hesabından yanıt verdi. Afyoncu, hakkında ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak “suç teşkil eden beyanların sahipleri ve gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayanlar” hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Erhan Afyoncu'ya hem avukat Namık Öztürk'ten hem de haberi yayımlayan 12Punto'dan yanıt geldi. Kara Harp Okulu mezuniyet töreninin resmi bölümü bittikten sonra kılıç çatarak Subay Andı’nı okuyup, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dediği için TSK’den ihraç edilen dönem birincisi Ebru Eroğlu’nun bu kararın iptali için açtığı dava oybirliğiyle reddedilmişti. Erdoğan'a 'Bu kılıçlar size çekiliyor' dediği iddiası 12Punto ’dan Müyesser Yıldız önceki günkü yazısında 5 Mart’ta görülen duruşmada yaşananları aktarmıştı. Haberde Ebru Eroğlu’nun avukatlarından Namık Öztürk’ün sürecin perde arkasını özetlerken şu sözleri kullandığı aktarılmıştı: “Törenden ayrılan Sayın Cumhurbaşkanı, Azerbaycan şehitlerinin aileleriyle birlikteyken yanında olan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ seslerini duyunca, görevlilere, ‘Gidin fotoğraf çekin’ diyor, video kaydı aldırılıyor, sonra basına servis ediliyor. Doğru, yanlış; Afyoncu, Sayın Cumhurbaşkanına, ‘Bu kılıçlar size çekiliyor’ diyor. Sırf rektörlüğünün devam etmesi için kurguladığı bir olay. Teğmenlere resmi tören sonrası için verilen bir emir var mı, nerede? Yok. Sadece 5 teğmeni kurban ettiler.” Afyoncu reddetti, avukatı ve haberi yapan Yıldız'ı hedef aldı Afyoncu bu haberin ardından sosyal medyadan yaptığı açıklamada “Müyesser Yıldız’ın Namık Öztürk’e dayanarak ileri sürdüğü iddiaların tamamı yalandır. Benim, iddia edildiği biçimde bir hareketim veya sözüm olmamıştır” ifadesini kullandı. Avukat Namık Öztürk’ün dava dosyasındaki belgelerde ve duruşma zaptında böyle bir beyanına rastlanmadığını kaydeden Afyoncu “Avukat Namık Öztürk’ün dava ile ilgili belgelerde ve duruşma zaptında böyle bir beyanına rastlanmaması bir tarafa, bu gerçek dışı iddiaları nakleden Müyesser Yıldız’ın Namık Öztürk’ün mahkemeye hitaben hakkımda asılsız suçlamalarda bulunurken ‘Doğru, yanlış’ şeklinde sözler kullandığını yazması, yani iddialarında bilgi sahibi olmamaktan doğan bir kararsızlık ifadesinin bulunduğunu açıkça ifade etmesi de, Öztürk’ün söylediklerinin yalan ve iftira olduğunun kanıtıdır. Dolayısı ile, Müyesser Yıldız da bu yalan ve karalama faaliyetine iştirak etmiştir. Suç teşkil eden beyanların sahipleri ve gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacak ve hukukumu korumak için yasal yollara başvuracağım” diye yazdı. 'FETÖ yalanlarına alet oluyorlar' savunması 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kurulan Milli Savunma Üniversitesi’ne “FETÖ mensupları”nca “karalama kampanyalarının devam ettiğini savunan Afyoncu “Atatürkçü geçinen ve FETÖ ile mücadele ettiğini iddia eden bazı kişiler ile çevreler de bu yalanlara alet olmaktadır” iddiasında bulundu. Avukat Öztürk Afyoncu'yu yalanladı: 'Belgelerde var' Avukat Namık Öztürk X hesabından yaptığı "Zorunlu açıklama" başlıklı paylaşımla Afyoncu'ya yanıt verdi. Müyesser Yıldız'ın duruşmada kendisince söylenmeyen herhangi bir şeyi yazmadığını vurgulayan Öztürk, ayrıca Afyoncu'nun duruşma zaptında yok şeklindeki sözlerine de yanıt verdi, dosyadaki belgeler arasında yer alan Dekan Yardımcısı'nın ifadesinin ilgili bölümünü aktardı. Öztürk paylaşımında şunları kaydetti: " MSÜ Rektörünün X platformundan 24.03.2026 tarihinde yaptığı paylaşım karşısında bir açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur. Öncelikle; Gazeteci Müyesser Yıldız 23.03.2026 tarihli yazısında, duruşmada tarafımca söylenmeyen herhangi bir şey yazmamıştır. İkinci olarak; Rektör açıklamasında 'Benim, iddia edildiği biçimde bir hareketim veya sözüm olmamıştır.' şeklinde beyanda bulunmuş ise de; dava dosyasında olaya ilişkin disiplin soruşturması belgeleri bulunmaktadır.  Bu belgeler arasında yer alan Dekan Yardımcısının ifadesinin ilgili bölümü; '… Cumhurbaşkanını uğurlamak için dışarıya çıkmış bulunan Rektörümüz Prof. Dr. Erhan AFYONCU beni telefon ile arayarak “Tribünde misin” dedi ben de “evet” dedikten sonra “Sahada ne oluyor, takip et” dedi. Ben de tribünde bekleyen fotoğrafçıyı sahaya göndererek olayları kayıt altına almasını söyledim.' şeklindedir. Kamuoyunun bilgisine sunarım ." ZORUNLU AÇIKLAMA. MSÜ Rektörünün X platformundan 24.03.2026 tarihinde yaptığı paylaşım karşısında bir açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur. Öncelikle; Gazeteci Müyesser Yıldız 23.03.2026 tarihli yazısında, duruşmada tarafımca söylenmeyen herhangi bir şey yazmamıştır. İkinci… — Namık Öztürk (@Nmkztrk) March 25, 2026 Büyüksipahi: Afyoncu'nun anlamadığı temel bir gerçek var Afyoncu’nun açıklamasına 12Punto Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Büyüksipahi de bugünkü yazısıyla yanıt verdi. Müyesser Yıldız’ın duruşmada yaşananları aktararak önemli bir habere imza attığını belirten Büyüksipahi, Afyoncu’nun işi “FETÖ aparatlığı” imasına kadar vardırdığını belirterek tepki gösterdi. Büyüksipahi “Erhan Afyoncu’nun anlamadığı ya da anlamak istemediği temel bir gerçek var. Bir gazeteci, takip ettiği duruşmada taraflardan birinin avukatının, hakime söylediklerini haberleştirmeyecekse, neyi haberleştirecektir? Avukatın iddiası ne kadar ağır olursa olsun, bu iddia mahkeme salonunda dile getirildiği andan itibaren ‘kamusal bir bilgi’ haline gelir. Gazeteci burada taraf değil, bir aktarıcıdır. Müyesser Yıldız, iyi bir gazetecinin yapması gerekeni yapmış; eksiksiz, yorum katmadan ve olduğu gibi süreci kaleme almıştır” diye yazdı. Afyoncu’nun açıklamasında “iki vahim kısım” olduğunu kaydeden Büyüksipahi şu ifadeleri kullandı: “ Birincisi; İdare mahkemesi duruşmalarında tutanak tutulmaz, katip yoktur. Sadece hakimler dinler, isterse not alır, daha sonra kararı yazarken, bunlardan yararlanır. Dolayısıyla karara, o da yine istenirse tarafların hukuki itirazları yansıtılır. Diğer değerlendirmeler yer almaz. Durum bu iken, Afyoncu'nun, ‘Zabıtta böyle bir ifade yok’ demesinin hiçbir anlamı olmamasının ötesinde; söz konusu karara sadece Teğmen Ebru Eroğlu ve avukatları ile Milli Savunma Bakanlığı'nın ulaşma imkanı varken, Erhan Afyoncu bu ‘zapta’ bu kadar kısa sürede nasıl ulaşmıştır? İkincisi; ‘Atatürkçü geçinen ve FETÖ ile mücadele ettiğini iddia eden bazı kişiler ile çevreler de bu yalanlara alet olmaktadır’ iddiasında bulunuyor. Bu dil, artık iyice aşina olduğumuz bir ‘savunma refleksi’ haline geldi. İktidar ya da iktidarla bağlantılı isimler ne zaman bir eleştiriyle, bir iddiayla ya da bir sorgulamayla karşılaşsa, muhatabını hemen ‘FETÖ’ veya ‘karanlık odaklar’ torbasına atıveriyor .” Bir rektörün görevinin mahkeme salonlarında avukatların savunma hakkı kapsamında gündeme getirdiği iddialar üzerinden gazetecileri tehdit etmek veya onlara ideolojik yaftalar yapıştırmak olmadığını kaydeden Büyüksipahi “Müyesser Yıldız’ın titizliği, Afyoncu’nun suçlayıcı ifadelerinden çok daha kalıcıdır. Gazetecilik suç değil, halkın haber alma hakkına hizmet eden onurlu bir görevdir. Ve bu görev, her türlü ‘kara propaganda’ yaftasından çok daha güçlüdür” diye yazdı.

Go to News Site