Her ‘temiz’ su ‘sağlıklı’ su mudur? Satın alırken mutlaka bunları kontrol etmelisiniz

Her ‘temiz’ su ‘sağlıklı’ su mudur? Satın alırken mutlaka bunları kontrol etmelisiniz

Su, yaşamsal faaliyetlerimizin devamı için deyim yerindeyse bir mihenk taşı. Peki sağlıklı su kavramı hakkında ne kadar şey biliyoruz? Zaman zaman kuraklık riski yaşadığımız son yıllarda su kaynaklarımızın gelecek nesillere aktarılabilmesi için neler yapılıyor? Öte yandan bugün içtiğimiz ‘temiz’ sular gerçekten ‘sağlıklı’ sular mı? SUDER (Türkiye'deki Ambalajlı Su Üreticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı ile güvenli ve temiz su üzerine konuştuk.

Efsane Ahmet Suat Özyazıcı’sız üç yıl…

Efsane Ahmet Suat Özyazıcı’sız üç yıl…

Üç sene önce bugün ayrıldı aramızdan. Kolay değil o’nu unutmak. O’nu ve Trabzonspor için yaptıklarını unutturmamak, yılda bir kez de olsa hatırlatmak asli görevlerimizden biridir, bu köşenin yazarı ve Trabzonsporlu biri olarak. Buyurun bir kez daha hatırlayalım, hatırlatalım efsanenin Trabzonspor için neler yaptıklarını… ** 27 Mayıs 1972 günü, Ankara’dan “Trabzonspor, PTT’ye 1-0 mağlup oldu” haberi duman gibi yayılmıştı köyümüzde, beldemizde, ilçemizde ve de ilimizde… Büyüklerimizden biri söylemişti, ağlamaklı durumda. Acı haber tez yayılır misali! Birkaç saat içinde herkesin morali yerle bir, kimse kimseyle konuşmuyor. İlkokul çağımda benim de kendimi boğulacak gibi hissettiğim gün dün gibi aklımdadır! Bizde hal böyle iken camianın neler yaşadığını, neler hissettiğini tahmin etmek o kadar güç olmasa gerek. ** Her anlamda büyük bir yıkımdı camia için Trabzonspor’un 1. Lig’in kapısından dönmesi. Zor bir sürece giriliyordu, girilecekti ki… “Camiaya sabırlı olunması, sakin kalınması, moral bozmadan, takımı bozmadan güçlenerek devam edilmesi gerektiğini” söyleyenlerin başında Ahmet Suat Özyazıcı hocanın geldiğini hepimiz yıllar sonra öğrendik. ** Ve… Bir yıl evvel kapısından dönülen şampiyonluk, bir yıl sonra Trabzonspor’un kapısını kırarak içeriye girdi! Bir yıl evvel morali yerle bir olanlar, yıllar sonra iyi ki o sene Ankara’da şampiyon olmadık diyeceklerini, o denli sevineceklerini nereden bileceklerdi! Camiaya sakin olunması, panik yapılmaması gerektiğini söyleyen adam Trabzonspor’u uçurmaya başlamıştı. Çalışacak yeterli idman sahası olmamasına, koşular bazen kumda bazen asfaltta bazen beton zeminde yapılmasına rağmen. Ahmet Suat hocanın en büyük gücü; oyuncularına sevgi ile yaklaşması, sıkıca kucaklamasıydı. ** Trabzonspor fırtına olup esmeye, şimşek olup gürlemeye, ses getirmeye başlamıştı! Radyolardan ‘Mikrofonlarımız Avni Aker’de’ anonsu duyulduğunda herkes bordo-mavili takımın gol attığını tahmin ediyordu artık. Rakip takımların korner kullandığında sevindiği yıllardı. Radyolardan gelen tribün uğultusu çocuklar için ninni, büyükler için dünyanın en güzel şarkısı idi. Sezon sonu gazetelerin baş sayfasında taraflı tarafsız herkes ‘şampiyon Trabzonspor’ haberlerini aynı aylarda görmeye alışmış, hatta ezberlemişti. ** Trabzonsporluların şampiyonluklara alıştığı kadar sezon sonlarında Ahmet Suat Özyazıcı’nın görevi bırakmasına da alışmıştı. Gelenek haline gelmişti nöbet değişimleri; ‘Özyazıcı ayrıldı, Sümer geldi… Sümer ayrıldı, Özyazıcı geldi’ Paylaşmayı, bölüşmeyi severdi efsane. Oysa günümüzde birçok teknik adam meslektaşının açığını bekler, görevinden olması için fırsat kollar. Sorarız; kaç teknik adam şampiyon olduğu sezon sonu affını isteyerek, yerine başkasının getirilmesini ister? Dememiz o, Ahmet Suat Özyazıcı’nın yaptığını kimse yapmaz, yapamaz, elde ettiği başarıları yapamayacağı gibi… Benzer cümleleri Özkan Sümer için de söylemeliyiz; o da şampiyonluklar sonrası görevi devretmiştir. ** Trabzonspor’un 2021-2022 Yılındaki şampiyonluğuna da dokundu Trabzonspor’un gelmiş geçmiş en büyük teknik direktörü Ahmet Suat Özyazıcı. Zira Abdullah Avcı, o’ndan ilham almış; şapka sinerjisini başlatarak, 1970-1980 ruhunu geri çağırarak… ** Bugün dünyanın birçok yerinde 10 milyon Trabzonsporlu yaşıyorsa, onların Trabzonsporlu olmasında büyük pay sahibidir Ahmet Suat Özyazıcı. Her babayiğidin harcı değildir sıfırdan başlayıp 4’ü Süper Lig şampiyonluğu olmak üzere toplam 18 kupa. Futbol tabiriyle hem eze eze hem vura vura! Dünyanın dört bir yanını sarmış Trabzonsporlular, Trabzonsporları ile övünüyor, gurur duyuyor ise; en büyük mimarlarından biri Ahmet Suat Özyazıcı’nın kendisidir! O’nu çok özlüyoruz ama asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Yaşattığı tüm güzellikler, tattırdığı tüm mutluluklar için sonsuz teşekkür. Ruhun şad, mekânın cennet olsun efsane…

Gizli güç Dünya Kupası

Gizli güç Dünya Kupası

Trendyol Süper Lig'de 22 haftayı geride bıraktık, bitime 12 maç kaldı. Mayıs ayının ortasına geldiğimizde her şey netlik kazanmış olacak... Lider Galatasaray ve en yakın takipçisi Fenerbahçe'nin fikstürlerine baktığımızda yarışın ortada olduğu net biçimde görülüyor. Galatasaray kalan 12 maçın 7'sini deplasmanda oynayacak. Konyaspor, Beşiktaş, Göztepe, Trabzonspor, Gençlerbirliği, Samsunspor ve Kasımpaşa ile rakip sahalarda zorlu sınavlara çıkacaklar. Fenerbahçe ise 12 maçın 5'ini deplasmanda, 7'sini sahasında oynayacak. Ligin ikinci yarısında Alanyaspor, Kocaelispor ve Trabzonspor'u deplasmanda yenmeyi başaran Fenerbahçe en kritik virajdan hasarsız çıktı. Geriye Antalyaspor, Karagümrük, Kayserispor, Galatasaray ve Konyaspor deplasmanları kaldı... Galatasaray, milli ara öncesinde Konyaspor (D), Alanyaspor, Beşiktaş (D), Başakşehir ve Göztepe (D) ile karşılaşacak. Fenerbahçe ise Kasımpaşa, Antalyaspor (D), Samsunspor, Karagümrük (D) ve Gaziantep FK ile karşı karşıya gelecek. Maçların kağıt üzerindeki zorluk derecesine baktığımızda beş hafta sonra ligde bambaşka bir tablo ortaya çıkabilir. Liderliğin el değiştirmesi bile büyük bir sürpriz olmaz... Bu noktada şampiyonluk yarışını ciddi biçimde etkileyebilecek bir faktöre dikkatinizi çekmek isterim. Evet önümüzdeki yaz ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenleyeceği 2026 Dünya Kupası'ndan bahsediyorum... Fenerbahçe'nin 14 yabancısı var ve bu oyunculardan 7'si Dünya Kupası bileti aldı. Ederson, Semedo, Edson Alvarez, N'Golo Kante, Matteo Guendouzi, Marco Asensio ve Jayden Oosterwolde'nin ülkeleri dev turnuvaya katılmayı garantilemiş durumda. Skriniar'ın ülkesi Slovakya ise Türkiye gibi play-off oynayacak. Ederson, Semedo, Alvarez ve Kante'nin Dünya Kupası için kadroya çağrılmaları kesin gibi. Ancak Asensio ve Guendouzi kalan maçlarda ortaya koyacakları performansla kendi kaderlerini kendileri belirleyecek. Hollanda için umudunu koruyan Oosterwolde de aynı şekilde göbeğini kendi kesecek. Bu durum Fenerbahçe'ye şimdiden şampiyonluk yarışında ciddi bir avantaj sağlıyor. Sarı-lacivertli takımın bu avantajdan ilerleyen haftalarda da yararlanmaya devam edeceğini düşünüyorum. Müthiş bir sezon geçiren Asensio yaklaşık 2,5 yıl sonra İspanya formasıyla buluşmanın hayallerini kuruyor ve gerçekten çok iştahlı. Guendouzi de Fransa ile kupada yer almayı çok istiyor ve o da form grafiğini hızla yükseltiyor. Diğer yandan A Milli oyuncular Kerem Aktürkoğlu, İsmail Yüksek, Çağlar Söyüncü, Mert Müldür ve Oğuz Aydın da play-off maçlarının kadrosunda yer alabilmek için mücadele ediyorlar. Türkiye'nin Dünya Kupası vizesi alması halinde turnuvada boy göstermek adına da rekabeti sürdürecekler. Dünya Kupası'nın şampiyonluk yarışındaki itici gücünü hafife almamak lazım. Hemen bütün liglerde milli oyuncular ve milli formaya aday isimler çok ciddi biçimde "erken rezervasyon" yarışı içindeler. Bakalım Fenerbahçe şampiyonluk mücadelesinde bu yarıştan hangi ölçüde yararlanabilecek? Sadece Asensio ve Guendouzi'nin Dünya Kupası hayali kurmaları bile sarı-lacivertli takıma büyük güç katıyor. Yıldız oyuncuların önümüzdeki dönemde takıma daha da önemli katkılar yapabileceklerini düşünüyorum.

Her şey mükemmeldi

Her şey mükemmeldi

Kolay değil, Juventus gibi bir dev karşısında devreyi geride kapatacaksın, ikinci yarı dört gol atacaksın. Bu her babayiğidin başaracağı bir şey değil. Galatasaraylı futbolcularda bu sene Avrupa kupalarında başarılı olacağız inancı var. Bu inanç teknik direktörde var, taraftarda var... Siz Süper Lig’de oynanan maçları ölçü olarak almayın. Burada hafta başı başlıyor, hafta sonu bitinceye kadar sarı-kırmızılılar hakkında her türlü kötü şey söyleniyor. Futbolcuların bunları ciddiye almadıkları belli. Lang’ın transferinde bile yönetime her türlü hakaret yapıldı. Dün geceki maçtan sonra şimdi hepsi çark edip Hollandalı futbolcuyu övme yarışına girerler. Bana göre de her türlü övgüyü hak ediyor. Ben ‘Bu adam Galatasaray’ın yeni Sneijder’i olacak’ dediğim zaman yüzlerce mesaj aldım. Abartma, uçuyorsun dediler. Demek ki, tespitlerim doğruymuş. Barış Alper de türlü övgüyü hak eden isimlerin başında geliyor. Çok mücadele etti. Rakibi bir kişi eksik bıraktı. Nesi varsa sahaya koydu, helal olsun. Yunus ilk yarım saat iyiydi ama ikinci yarı oyundan çabuk düştü. Okan hoca kendisini tam zamanında oyundan aldı. Zaten o dakikadan sonra da Cim Bom sahada coştu; Juventus eller yukarı dedi. Osimhen’e ayrı bir parantez açmak istiyorum. Adam iki haftadır, ikişer gol attırıyor. Geçen hafta ligde Icardi’ye iki asist yaptı. İtalyan ekibi karşısında da ikili mücadelede araya girerek Lang’a gol attırdı, ikinci olarak ise Boey’in gol atmasını sağladı. İnanın çok özel bir futbolcu. Rakip kim olursa olsun, defansı canından bezdiriyor. İlk yarı temsilcimiz merkezi boş bıraktı, bu yüzden de iki golü kalesinde gördü. İkinci yarı bu hataları yapmadı, oyuna da hakim oldu, Juve’yi yerle bir etti. Okan hocayı kutlayalım, unutulmasın. Sahaya çıkardığı kadro, değişiklikler, oyun sistemi, her şey mükemmeldi. Tabii burda 12. adam olan tribünleri de unutmayalım. Konuk ekip üzerinde müthiş bir baskı kurdular. Hele 2. yarı goller peş peşe gelmeye başlayınca, Rams Park bayram yerine döndü. Skor ne olursa olsun, tur garanti demiyorum. Bunun rövanşı da, aynı bu maç gibi zor geçecek. Ama dün geceki mücadeleyi gördükten sonra Galatasaray’ın bu turu geçeceğine de hepimiz inanıyoruz.