Reynmen ile Edis’in farkı!

Reynmen ile Edis’in farkı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ekim 2025’ten bu yana sürdürdüğü ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonunun son dalgası 19 ünlüyü vurdu. Gözaltına alınacak ünlülerden yurt dışında olduğu tespit edilenler hakkında her zamanki gibi yakalama kararı çıktı. Bu kez hakkında yakalama kararı verilen ise bir gece önce yurt dışına çıktığı tespit edilen şarkıcı Edis Görgülü’ydü. “Demek ki operasyondan haberi oldu ve yurt dışına kaçtı” yorumları sosyal medyada dolaşıma sokulunca şarkıcıdan ilk açıklama geldi. Edis, sosyal medyasından hayranlarına hitaben şunları yazdı: “Uzun zamandır planladığım tatilimi yarıda kesip, en kısa sürede ülkeme dönüyorum. Konuyla ilgili tüm resmi süreçlerde gereken neyse yapmaya hazırım. Bahsi geçen konularla hiçbir ilgim yoktur. İçim rahat, sizin de içiniz rahat olsun.” Edis, haklarındaki yakalama kararlarına rağmen hâlâ Türkiye’ye dönmeyen bazı ünlüler gibi yapmadı, kendine olan güveni ortaya koyan bir açıklama yaptı. Kendine güvenen gelir! Aynı operasyonda yakalama kararı olan Şeyma Subaşı, testinin pozitif çıkacağını bile bile geldi. Şarkıcı Ziynet Sali ve ‘Survivor’ yarışmacısı Barış Murat Yağcı da oldukları ülkelerden gelip, testlerini yaptırdı ve temiz çıktı. Testleri pozitif çıkanlardan Adli Tıp Kurumu’nu suçlayan ünlüler de var... Hatta ATK’nin yanıldığını ispatlamak için özel bir klinikte test yaptıran da oldu, ama aylardır sonucu çıkmadı. Uyuşturucu testinin pozitif çıkmasına itiraz edenlerden biri de Yusuf Güney’di. Şarkıcı, ocak ayının başında şu açıklamayı yapmıştı:“Şimdi konuşma sırası bende... Ben utanılacak hiçbir şey yapmadım. Bana bunu neden yaptıklarını siz aklı başında olanlar çok iyi biliyorsunuz. Dönen dolaplarda, topluluk olarak geldiğimiz son noktayı da çok iyi biliyorsunuz.Hâlâ nasıl bir oyunun içinde olduğunuzu göremeyecek kadar kör ve sağırsınız. Gerçekleri kabul edin ya da etmeyin; korkun, susun, görmezden gelin fark etmez. Her şeyi anlatacağım sizlere.” Aradan 1.5 ay geçti, ama şarkıcıdan ses çıkmadı! Haberler ‘asılsız’mış! Türkiye’nin rapçi Reynmen olarak tanıdığı Yusuf Aktaş, uyuşturucu testi pozitif çıkınca o da Yusuf Güney gibi sonucuna itiraz etti: “Bilimsel yöntemlerle yapılacak bağımsız ve doğrulayıcı incelemeler neticesinde gerçeğin ortaya çıkacağına olan güvenimiz tamdır. Sürecin sağlıklı yürütülmesi adına resmi makamların değerlendirmesini bekliyoruz. Lütfen asılsız haberlere itibar etmeyiniz. Yemin ediyorum ben bir şey kullanmıyorum. Bu tarz testlerde yanılma payı olabiliyormuş. Bekleyelim, görelim. Testi pozitif çıktı, susayım bir kenara pusayım insanı değilim.” Kişinin uyuşturucu kullanmadığını veya hangi yasaklı maddeleri kullandığını tespit için kan, saç, idrar ve tırnak örneklerini alıp tahlil eden Adli Tıp Kurumu (ATK), alanında Türkiye’de tek, bu konuda uluslararası akreditesi olan tek kurum. Aylardır işin uzmanları, “Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı uyuşturucu testi pozitif sonuç vermişse yanılma payı sıfırdır. Yargı, Adli Tıp Kurumu dışındaki hiçbir laboratuvar sonuçlarına itibar etmez. Tek itiraz makamı var, o da yine Adli Tıp Kurumu’dur” diyor. Hâl böyleyken, bilgileri olmadığı konularda ahkam kesmeye ve tribünlere oynamaya bayılıyor bazı ünlüler. GÜNÜN SÖZÜ “Ne pahasına olursa olsun evlenin. Eşiniz iyi çıkarsa mutlu, yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.” (Sokrates)

No panic akıllı ol yeter!..

No panic akıllı ol yeter!..

Türkiye’nin bölgede daha da güçlenmesinden, Filistin davasındaki kararlı duruşundan rahatsız olan katil Netanyahu hepten şuursuzlaştı...Türk savunma sanayinin geldiği nokta ve Somali semalarında uçan Türk F-16’ları nedeniyle o kadar derin bir psikoz içinde ki; hezeyan, korku-panik zirve yapmış, hafıza kaybı da epey ilerlemiş durumda... Gerçekleri görmek istememek, kabullenememekten kaynaklı kendi yalan dünyasına hapsolmuş bir görüntü içinde... Sıklıkla gördüğü halüsinasyonlarda ağırlıkla Trump’la birlikte görüntü vermek ve ABD’nin gölgesinde kendini bir halt sanma ya da öyle varsaymak üzerine... Onun için de sürekli Washington’da, Beyaz Saray’ın kapısında... Ön kapı, yan, arka kapı fark etmiyor, sürekli zorluyor.. Kafayı sıyırmış bir vaziyette Trump’tan “Türkiye’yi Suriye’de engelle”, “Gazze’ye TSK’yı sokma”, “Türkiye’ye F-35 satma” gibi hiç olmayacak şeyler istiyor.. Dolayısıyla bu hastalıklı ruh haliyle Trump’ı da bıktırdı. Son Washington denemesinde karşılaştığı muameleyle de hem kendisini hem de ülkesi İsrail’i küçük, komik hale düşürdü... Aynı hastalıklı ruh hali Netanyahu’nun yakın çevresi ve sahibinin sesi İsrail medyasına da yansımış durumda... Gün geçmiyor ki İsrail medyasında Türk savunma sanayii atılımları, ürünlerine olan ilgi ve tedirginlik haberleri, analizler yer almasın… Mesela daha yeni bir haber sitesinde yayımlanan analizde Türkiye’nin Cenk füze programına geniş yer verildi. 2 bin kilometre menzilli balistik füzenin Tel Aviv dahil İsrail’in topraklarının tamamını menzil içine aldığına dikkat çekildi. Buna bağlı yapılan yorumlar da şu şekilde: “Topraklarımızın tamamı menzil içinde. İsrail’in savunma sistemi yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyabilir...” ★★★ Netanyahu ve onun gibi hastalıklı kafaların rahatsızlığına, Türkiye korkularına bakıldığında denilecek tek şey şu aslında: Sadece savunma sistemi değil İsrail’in insani anlamda kafasını da sil baştan değiştirmesi gerekir… Nedir onlar? Yok saydığı, tanımadığı uluslararası hukukun temel ilke ve esaslarına bağlı kalmak. Sapkın idealler peşinde koşmaktan vazgeçmek. Kafasına göre istediği yere saldırıp başka ülkelerin topraklarına göz dikmemek... Komşularının toprak bütünlüğüne saygı göstermek. Terör devleti faaliyetlerine son vermek, masum insanları, çoluk çocuğu katledip, soykırım yapmamak… Dünyanın gözü önünde çocukları, bebekleri aç susuz bırakıp ölüme terk etmemek, sağlık hizmetlerine erişimlerini engellememek... Önce insan olmak yani... Türkiye ancak o zaman İsrail’i de bu coğrafyadaki diğer devletlerden biri olarak görebilir… Bu kadar basit... Üstelik diğerine göre maliyeti çok düşük, kazancı da yüksek... Yoksa İsrail aynı kafayla devam ederse demir kubbeye yenilerini eklemek ya da daha başka sistem hesapları, takviye yapmak falan hikâye. Çok güvendikleri demir kubbenin yıllardır ambargo altındaki İran’ın füzelerine bile nasıl yetersiz kaldığı ortada zaten.. Delik deşik oldu, ABD ve İngiltere’nin desteği olmasaydı İsrail açısından sonuç çok daha vahim olabilirdi... ★★★ Dolayısıyla; Netanyahu ve aynı hastalıklı kafaya sahip avanesi açısından en akılcı yol “Bana saldıracaklar, benim topraklarıma göz diktiler, füze menzilindeyiz” paranoyaklığıyla yardım dilenip düşmanlık yaratmak ve sürekli savaşı tetiklemek değil, Türkiye’nin dostluğunu kazanabilmek... Türkiye’nin ne İsrail’e ne de bir başkasına gizli-aleni saldırma planı ya da hazırlığı falan yok... Hele de İsrail gibi bir başka ülkenin topraklarını işgal niyeti, çabası kimsenin aklından dahi geçmiyor... Kendi toprak bütünlüğünü korumak, ülke bekası derdinde... Topraklarıma göz diken ya da bölgede ülkeme tehdit yaratacak tezgâh kumpas peşinde koşan olursa canına okurum diyor… Bunun için de ekstra bir hazırlığa falan da ihtiyacı yok zaten... Ankara şimdilik ne Türkiye’ye ne de bölgede Türkiye’ye rağmen bir şey yapamazsınız duruşu, kararlığı gösteriyor sadece... Bu gerçeklikte de Netanyahu adına verilmesi gereken kritik karar ise şu: Türkiye’nin dostluğu mu düşmanlığı mı? Tercih ilki ise kolay…No panic, akıllı ol yeter...

Nedir Bu Yerel Yönetimler Özerklik Şartı?!

Nedir Bu Yerel Yönetimler Özerklik Şartı?!

Bölücü terör örgütü PKK, 30 keleşi yakma dışında silah bırakıp teslim olmamışken; Suriye PKK’sı YPG/SDG, “Rojava” dedikleri bölgede “öz yönetim”i kurarken; İktidar medyası yazarının bile “Batı’nın çöpü” dediği, YPG/SDG’nin başındaki Mazlum Kobani, Münih Güvenlik Konferansı’na adeta Suriye Dışişleri Bakanının eş başkanıymış gibi katılıp uluslararasılaştırılırken; AKP-MHP’nin birlikte yol yürüdüğü DEM’in eş… Nedir Bu Yerel Yönetimler Özerklik Şartı?!

Emin Çölaşan

Emin Çölaşan

Sevgili okurlarım, bu dünyada değil de başka bir gezegende yaşamanın bedeli bazen ağır oluyor! Bu durumu çoğu zaman fark etmiyoruz. Bizim gibilerin yaşadığı gezegen dünyamıza milyonlarca kilometre mesafede. Adı ‘Yalan Dolan’ gezegeni. O gezegende bizi hep kandırıyorlar. Örneğin Türkiye’de halkın

Saygı Öztürk

Saygı Öztürk

“Terörsüz Türkiye” adıyla yola çıkıldı. Sonra “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla ilk toplantısını 5 Ağustos 2025’te yaptı. TBMM Genel Kurulu’nda en küçük bir tartışma kavgaya dönüşürken, Komisyona başkanlık yapan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, farklı görüşlerde olan

Ege Cansen

Ege Cansen

Yolsuzluk (corruption) eski tabiriyle “irtikâp” kişi­nin görevi icabı sahip olduğu “başkasının parasını har­cama yetkisini” kendine menfaat sağlayacak şekilde kullanmasıdır. Yolsuzluk sadece kamuda olmaz. Apartman yönetiminden tu­tun, firma, kooperatif veya dernek yönetimine kadar her alanda

Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör Özden

Yönetim ustalığı-sanatı diyebi­leceğimiz siyaset, kendini bu konuya verenlerle onları seçimlerde işbaşına getirip denetleyen seçmenlerin ortak alanıdır. Sorumluluk hem seçilenler hem de seçenler için vardır. Koyu partizanlık ve her yolu geçerli saya­rak oy toplama çabalarıyla oluşan iktidarın

Naim Babüroğlu

Naim Babüroğlu

Terörist başı için “umut hakkı”... Aylardır, Türkiye bunu tartışıyor. Konu, TBMM Komisyon Raporu’nda dolaylı da olsa yer aldı. ★★★ “Tarih tekerrürdür derler, ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi tarih?”, der Mehmet Akif Ersoy. ★★★ Yıl 1896... Taşnaksutyun (Ermeni Devrimci Federasyonu) terör örgütü