Erdoğan'ın Etiyopya ziyareti: Türkiye Afrika Boynuzu'nda konumunu güçlendiriyor

Erdoğan'ın Etiyopya ziyareti: Türkiye Afrika Boynuzu'nda konumunu güçlendiriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Addis Ababa'da Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile bir araya gelecek. Görüşmelerde iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra Afrika Boynuzu'ndaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak. Ziyaret kapsamında müzakereleri tamamlanan çeşitli anlaşma ve mutabakat metinlerinin imzalanması bekleniyor. Etiyopya, Türkiye'nin Afrika açılımında kilit ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Afrika Boynuzu'nun merkezindeki konumu nedeniyle hem Kızıldeniz havzası hem de bölgesel güvenlik dengeleri açısından stratejik önem taşıyan Addis Ababa, aynı zamanda Afrika Birliği merkezine ev sahipliği yapıyor. Bu durum, Türkiye'nin burada yürüttüğü diplomasinin kıta ölçeğinde karşılık bulmasına imkân tanıyor. Ekonomik alanda Etiyopya, Afrika'da Türkiye yatırımlarının en yoğun olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 200 Türkiyeli şirket; altyapı, ulaştırma, tekstil, tarım ve mobilya gibi sektörlerde üretim yapıyor. Doğrudan yatırımların toplam hacminin 2,5 milyar doları aştığı ve bunun Afrika'daki Türkiyeli yatırımların önemli bir bölümünü oluşturduğu belirtiliyor. Taraflar, mevcut ticaret hacmini kademeli olarak artırarak orta vadede 1 milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyor. Enerji ve maden alanında da iş birliğinin derinleştirilmesi bekleniyor. Daha önce imzalanan anlaşmalar çerçevesinde petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri, madencilik projeleri ve jeotermal enerji alanında teknik destek konularının yeniden ele alınacağı ifade ediliyor. Ziyaretin diplomatik boyutu da dikkat çekiyor. Türkiye, 2024 sonunda Etiyopya ile Somali arasında imzalanan ve "Ankara Bildirisi" olarak anılan mutabakat sürecinde kolaylaştırıcı rol üstlenmişti. Ankara'nın, Etiyopya ile Somali arasındaki gerilimde diyalog kanallarının açık tutulmasını desteklediği ve her iki ülkenin toprak bütünlüğüne vurgu yaptığı biliniyor. Uzmanlara göre Türkiye hem Addis Ababa hem de Kahire ile geliştirdiği dengeli ilişkiler sayesinde bölgesel krizlerde ara bulucu ya da kolaylaştırıcı rol oynayabilecek nadir aktörlerden biri konumunda. Özellikle Hedasi Barajı (Rönesans Barajı) meselesinde, teknik bilgi birikimi ve dengeli diplomatik yaklaşımı sayesinde ilerleyen süreçte dolaylı katkı sunabileceği değerlendiriliyor. Savunma alanında da iş birliğinin genişletilmesi gündemde. 2021'de imzalanan askeri çerçeve anlaşmasının ardından tarafların güvenlik, terörle mücadele ve askeri eğitim konularında koordinasyonu artırması bekleniyor. Etiyopya'nın savunma kapasitesini çeşitlendirme arayışı ile Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını Afrika'da artırma hedefi bu başlıkta kesişiyor. Erdoğan'ın Addis Ababa ziyareti, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'nda yalnızca ekonomik değil; diplomatik ve stratejik olarak da kalıcı bir aktör olma hedefinin yeni bir adımı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın çok boyutlu yaklaşımı, bölgedeki rekabet ve kırılgan dengeler içinde dengeleyici bir rol üstlenme arayışını yansıtıyor.

HAMAS'tan siyonist rejime net mesaj: Silahı bırakmayız, direnişten vazgeçmeyiz

HAMAS'tan siyonist rejime net mesaj: Silahı bırakmayız, direnişten vazgeçmeyiz

HAMAS yöneticisi Mahmud Merdavi, işgal basınında yer alan ve örgüte 60 gün içinde tüm silahlarını teslim etmesi için süre tanındığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Merdavi, herhangi bir resmi bildirim almadıklarını belirterek bunun siyasi baskı ve psikolojik savaş girişimi olduğunu ifade etti. İşgal hükümetinin başındaki Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarını da değerlendiren Merdavi, bu söylemlerin müzakere sürecinin parçası olmadığını, tamamen tehdit amaçlı olduğunu söyledi. Netanyahu'nun Gazze'de işlenen savaş suçları nedeniyle uluslararası alanda yargılanması gerektiğine dair çağrılar sürerken, bu tür çıkışların gerilimi tırmandırdığına dikkat çekti. Merdavi, işgalcilerin Batı Şeria ve Kudüs'te yürüttüğü politikaların sadece askeri değil, aynı zamanda dini bir savaş niteliği taşıdığını belirtti. Özellikle kutsal mekanlar üzerindeki kontrol girişimlerinin ve demografik yapıyı değiştirmeye dönük adımların Filistin halkını topraklarından koparmayı hedeflediğini söyledi. Filistin halkının göçe zorlanmak istendiğini vurgulayan Merdavi, tüm baskı, kuşatma ve saldırılara rağmen halkın toprağını terk etmeyeceğini dile getirdi. Gazze ve Batı Şeria'da devam eden saldırıların direniş iradesini kıramayacağını ifade etti. Silah bırakma yönündeki herhangi bir dayatmanın kabul edilmeyeceğini belirten HAMAS yetkilisi, olası bir askeri tırmandırmanın bölgesel sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Filistin halkının "beyaz bayrak çekmeyeceğini" söyleyen Merdavi, direnişin meşru bir hak olduğunu kaydetti. Öte yandan Filistinli gruplar arasında, Filistin Yönetimi ve El Fetih'in de dahil olduğu temasların sürdüğü aktarıldı. Batı Şeria'daki toprak gaspları ve Kudüs'ün kimliğini hedef alan adımlara karşı ortak bir Filistin tutumu oluşturulmasının önemine işaret edildi. Merdavi, Arap ve İslam dünyasının ortak ve net bir duruş sergilemesi gerektiğini belirterek, Filistin topraklarının ve mukaddesatın savunulmasının kolektif bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kısmi çözümler ya da toprak tavizleri üzerinden dayatılacak hiçbir planın kabul edilmeyeceğini vurguladı.

Cenevre görüşmeleri öncesi Trump'tan tehdit

Cenevre görüşmeleri öncesi Trump'tan tehdit

Cenevre'de bugün başlaması planlanan İran-ABD nükleer görüşmeleri öncesinde Washington'dan gelen açıklamalar diplomatik zemini daha ilk adımda zedeledi. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini savunsa da Tahran'ı "kötü müzakereci" olarak niteledi ve anlaşma sağlanmaması halinde sonuçları olacağı tehdidinde bulundu. Trump'ın bu çıkışı, diplomasiye alan açmak yerine baskı ve gözdağı siyasetini öne çıkardığı yönünde eleştirilere yol açtı. Bölgeyi askeri yığınakla kuşatan Washington yönetiminin, bir yandan müzakere masasına otururken diğer yandan tehdit dili kullanması, samimiyet tartışmalarını beraberinde getirdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmaya varmanın zor olacağını söyleyerek sürecin çetin geçeceği mesajını verdi. Ancak İran tarafı, tehditlere rağmen diplomasi kapısını açık tuttuğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre'ye "adil ve dengeli bir anlaşma" hedefiyle geldiğini belirtti. Arakçi, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer program çerçevesinde makul sınırlamaların konuşulabileceğini ancak tehditler karşısında geri adım atmanın söz konusu olmadığını net ifadelerle dile getirdi. Arakçi, Cenevre'de ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi ile teknik konuları görüştü. İran tarafı, nükleer programın barışçıl çerçevede ele alınabileceğini ancak füze kapasitesinin ve savunma doktrininin pazarlık konusu yapılamayacağını yineledi. Müzakerelere arabuluculuk eden Badr al-Busaidi ile yapılan görüşmede de Tahran, bölgesel barışın ancak karşılıklı saygı ve yaptırımların kaldırılmasıyla mümkün olabileceğini aktardı. Öte yandan ABD'nin bölgeye askeri takviye yapması ve uçak gemisi USS Gerald R. Ford'u bölge sularına yönlendirmesi, gerilimi artıran bir adım olarak değerlendiriliyor. Buna karşılık İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı'nda "Akıllı Kontrol" adı verilen tatbikat başlattı. Tahran, güvenliğini tehdit eden herhangi bir adıma karşı hızlı ve kararlı yanıt vereceğini vurguluyor. Cenevre görüşmeleri, bir yanda baskı ve tehdit dili, diğer yanda egemenlik ve onur vurgusu arasında şekilleniyor. İran, yaptırımların kaldırılması ve karşılıklı yükümlülüklerin dengeli biçimde ele alınması şartıyla diplomasiye hazır olduğunu ortaya koyarken; Washington'un askeri yığınak ve üst perdeden açıklamalarla süreci zorlaştırması dikkat çekiyor.

BM: israil Gazze'de insani yardım operasyonlarını engellemeye devam ediyor

BM: israil Gazze'de insani yardım operasyonlarını engellemeye devam ediyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, işgal rejiminin, ateşkes sürecinin devam ettiği Gazze'ye yönelik insani yardım operasyonlarını engellemeye devam ettiğini belirtti. Dujarric, "İnsani İşler Koordinasyonundaki meslektaşlarımız (Gazze'de) insani yardım operasyonlarının önemli engellerle karşılaşmaya devam ettiğini belirtiyor." dedi. "Ürdün'den gelen sevkiyatlar, birden fazla boşaltma ve yeniden yükleme noktası gerektiren bir güzergâhla sınırlandırılmıştır." açıklamasını yapan Dujarric, Mısır yönünden gelen yardım sevkiyatlarının da "yüksek bir geri dönüş oranıyla karşı karşıya" olduğunu kaydetti. Dujarric, işgal rejimi yetkilileriyle koordinasyon gerektiren insani yardım hareketlerinin de engellerle karşılaştığı ve 6-11 Şubat tarihleri arasında koordine edilen yaklaşık 50 yardım girişiminden "sadece yarısına müsaade edildiği" bilgisini verdi. ujarric, "Sahadaki ekiplerimiz, kısıtlamaları açıklığa kavuşturmak ve operasyonlarımızın ilerleyebilmesi için bir çözüm bulmak amacıyla yetkililerle görüşüyor." ifadelerine yer verdi. BM, uluslararası toplum ve insani yardım kuruluşları, Gazze'de derin bir krize sebep olan engellemelerin son bulması çağrısı yaptı.

Genç Evlilere Aile Eğitimi

Genç Evlilere Aile Eğitimi

Siirt’te yeni evli çiftlere ailenin önemi ve korunması konusunda eğitim verildi. Siirt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak, 2025 Aile Yılında “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” ile hayatlarını birleştiren genç çiftlere eğitim verildi. İl Müdürü Sabri Sidar yaptığı açıklamada “Gençlik Geleceğimiz, Ailemiz Gücümüz” diyerek çıktığımız bu yolda, yeni kurulan yuvaların heyecanına ortak olduk. Aile danışmanımızın […] Genç Evlilere Aile Eğitimi yazısı ilk önce Kanal 56 TV üzerinde ortaya çıktı.