Kurgu değil gerçek! Sivas dağlarında bir Kurt Adam: Eksi 30'da ne elektrik ne su var

Kurgu değil gerçek! Sivas dağlarında bir Kurt Adam: Eksi 30'da ne elektrik ne su var

Beysun, diş teknisyenliğinden emekli olduktan sonra Kovid-19 salgını döneminde şehir hayatını terk edip Sivas merkeze 20 kilometre mesafedeki bir bölgeye yerleşti Çocukluk yıllarında ailesiyle sık sık kırsal alanda kurdukları çadırda vakit geçiren Beysun, doğayla iç içe yaşama tutkusunu sürdürüyor. Beysun, tüm ihtiyaçlarını doğal yöntemlerle karşıladıklarını, elektrik kullanmadıklarını, suyu dereden taşıdıklarını, ekmek ve yemeklerini odun ateşinde hazırladıklarını söyledi. "Böyle bir yaşam içimize işledi. İnsan gözünün gördüğünü arıyor. Biz de bu yaşantıya sevdalandık." diyen Beysun, eski alışkanlıklarını bırakamadığını ifade etti. Beysun, hayvanlarıyla 50-60 hanenin bulunduğu sakin bir bölgede yaşadığını, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğunu dile getirdi. Kurtbeslemesi nedeniyle bugüne kadar herhangi bir tepkiyle karşılaşmadığını belirten Beysun, görünüşü tamamen kurda benzeyen Çekoslovak ırkının genetik olarak yüzde 70kurt, yüzde 30 Alman çoban köpeği özellikleri taşıdığını kaydetti. Beysun, bu cinsin saldırganlık ve itaatsizlik dışında köpek gibi yaşadığını ancak karakter olarakkurtözelliklerini koruduğunu vurguladı. Köpeklerin çok az havladığını, genellikle uluduğunu ve sürü psikolojisiyle hareket ettiğini anlatan Beysun, yavru bakımında da beraberlik içinde hareket ettiklerini söyledi. Yavruların bakımını tüm sürünün üstlendiğini belirten Beysun, "Bağlanamazlar, kafese kapatılamazlar, özgürlükleri kısıtlanamaz. Bu ırka gönül veren kişi adeta yaramaz bir çocuk bakar gibi sürekli yanında olmalı." dedi. HAYVANLAR YASAL İZİNLERE SAHİP Doğada yaşayan canlıları sahiplenmenin ağır cezaları bulunduğunu dile getiren Beysun, hayvanlar için yasal izinleri Doğa Koruma ve Milli Parklar ile İl Tarım ve Orman müdürlükleri üzerinden aldığını ifade etti. Beysun, çocuklarının ısrarı üzerine yaklaşık 1,5 yıl önce video platformu YouTube'da bir kanal oluşturduğunu, bu sayede 200 bin takipçiye ve 155 milyonu aşkın görüntülemeye ulaştığını belirtti. Vaktinin çoğunu hayvan bakımına ayırdığı için sosyal medya yönetimine yeterli ilgiyi veremediğini anlatan Beysun, paylaştığı videoların kurgu olmadığını vurguladı. Beysun, bu sayede kullanıcıların kendisini ilgiyle takip ettiğini, hayvanların her birinin ayrı bir hayran kitlesine sahip olduğunu söyledi. İLK YASAL ŞAHİN ÜRETİMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ Yalnızcakurtköpekleri değil, yırtıcı kuşlar da beslediğini kaydeden Murat Beysun, 3 şahin ve 1 kartalı bulunduğunu ifade etti. Şahinlerinden bir çifti eşleştirerek Türkiye'de ilk yasal şahin üretimini gerçekleştirdiğini anlatan Beysun, "Toyga da onlardan biri. Ayak yüzük numarası 58 ile başlıyor. Bu benim için gurur verici bir olay." diye konuştu. Yırtıcı kuşlarla tanışmasının ilginç bir hikayeye dayandığını söyleyen Beysun, Almanya'dan gelen bir arkadaşının kendisine "Tilla" adlı kuşu hediye ettiğini dile getirdi. O günden beri kuşlara da ilgi duyduğunu ifade eden Beysun, "Toyga, Türkiye'nin ilk yasal üretilmiş şahini. Onu elimde büyüttüm, 5 ay boyunca ev ortamında televizyon izledi, her ortama girdi çıktı. Çok sosyal bir hayvan. İleride Türk sinemasında da yer almasını istiyorum." ifadelerini kullandı. KIŞIN ZORLU KIŞ ŞARTLARINA RAĞMEN YAŞAMINA DOĞADA DEVAM EDİYOR Beysun, doğada yaşama gönül verdiğinden beri hayvan sayısının arttığını, farklı ülkelerden gelenkurtköpekleri ve yavrularıyla sürüdeki hayvan sayısının 8'e ulaştığını kaydetti. Bulunduğu bölgede kışın hava sıcaklığının sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğüne dikkati çeken Beysun, her gün kar temizleyip yolları açtığını, sürekli dışarıdaki sesleri dinleyerek yarı uykulu halde yaşadığını dile getirdi. Şehir merkezinde yaşayan ailesinin hafta sonları ve tatillerde yanına geldiğini belirten Beysun, onların desteği olmadan bu yaşamı sürdüremeyeceğini söyledi. Hayvanların beslenmesinin de zahmetli olduğunu anlatan Beysun, yırtıcı kuşları bıldırcın ve hindi etiyle beslediğini, bu ürünleri de farklı şehirlerdeki güvenilir üreticilerden temin ettiğini kaydetti. Kurtköpekleri için ise pirinç, mercimek ve sebzelerle hazırlanan özel karışımlara kemik ve mevsimine göre et veya kuru mama eklediğini dile getiren Beysun, hayvanlarını günde 2 öğün beslediğini ve özellikle akşam öğünlerini daha yoğun tutmanın hayvanlara soğuk gecelerde dayanıklılık sağladığını anlattı. Beysun, kuşlarını normal şartlarda doğada uçurarak beslediğini ancak kışın yabani yırtıcıların saldırı riskine karşı doğaya çıkarmadığını söyledi. TÜRK KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKIYOR Kurdun Türk kültüründe önemli yeri olması nedeniyle bu hayvanı sahiplendiğine işaret eden Beysun, bozkır yaşamında yırtıcı kuşların en iyi avlanma yöntemi ve güç sembolü olarak görüldüğüne dikkati çekti. Yaptıklarını unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatma çabası olarak değerlendiren Beysun, ataların bilinmezliğe doğru yaptıkları yolculukların bugün de insanlara umut verdiğini kaydetti. Türk kültürüne ve sembollerine sevgisini dile getiren Beysun, 2007 yılında geleneksel Türk okçuluğuyla ilgilenmeye başladığını söyledi. Haber Detay Görsel Slider Beysun, evinin içerisinde ve etrafında bulunan motif ve sembollerin eski Türk inançlarından geldiğini ancak çoğu kişinin bunun farkında olmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Bu doğrultuda hayvanların isimlerini de özel olarak seçtim.Kurtlarıma 'Boz', 'Şayen', 'Dikkulak', 'Börte', 'Abray', 'Kunt', 'Yula' ve 'Aşina' adlarını verdim. 'Boz' ismi bozkurdu simgeliyor. 'Şayen' savaşçı bir kabileyi temsil ediyor. 'Dikkulak' ise yavrular arasında belirgin kulak yapısı nedeniyle bu adı kazandı. 'Börte' zeki, 'Abray' denizlerin hakimi, 'Kunt' iri yapılı, 'Yula' rüya ruhu anlamına geliyor. 'Aşina' ise Göktürk hanedanına atıfta bulunuyor." Beysun, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." vecizesini şiar edindiğine değinerek, "O damarlarınızdaki asil kan birçok engeli, zorluğu atlatmamızı sağlar." dedi.

Son dakika... Terörsüz Türkiye raporu tamam! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Af mahiyetinde değil

Son dakika... Terörsüz Türkiye raporu tamam! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Af mahiyetinde değil

HABER MERKEZİ- Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi komisyonun hazırladığı taslak rapor tamamlandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, tarihi rapora ilişkin detayları açıkladı. İlginizi Çekebilir TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle; "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz. 88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır.Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum. "TERÖR MESELESİNDE TARİHİ SÜREÇTEYİZ" Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' "TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR" Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir. Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir. Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır. Son dakika... Meteoroloji haritayı güncelledi! AKOM saat verdi! İstanbul’a kar yağışı başladı "RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR" Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir. "LİTERATÜRDE 'TÜRKİYE MODELİ' OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ" Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır. Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri üzere daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların atılmasıyla birlikte nihayete erecektir. Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen ve benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli’ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlara teşekkürlerimi ifade ediyorum. Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri ile gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş, bu dinlemelerin her biri rapora büyük katkı sunmuş ve raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakâr gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihî görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canıgönülden temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir. Son olarak komisyonumuz adına, aramızdan ayrılan, sürecin sükûnetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder’i rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir. Değerli milletvekilleri, bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. Müsaadenizle, partilerin temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde ortaklaştığımız somut öneriler kısmının burada tekrar kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorum. Bu çerçevede Genel Sekreter Yardımcımız Ahmet Bozkurt Bey 6. ve 7. bölümleri kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacaktır." Nevşehir'de soba faciası: Aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti KOMİSYON RAPORUNUN SONUÇ VE ÖNERİLER BÖLÜMÜ TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, komisyon raporunun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyuyla paylaştı. Bozkurt, örgüt mensuplarına yönelik hazırlanacak bir yasa kapsamında kişiler hakkında mutlaka adli düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı. Sürecin toplumda 'af' algısına yol açmaması gerektiğinin altını çizen Bozkurt, "Örgüt mensupları için hazırlanacak bir yasa ile kişiler hakkında mutlaka bir adli düzenleme yapılması gerekmektedir. Toplumda af gibi bir algı oluşmamalıdır. Geçiş süreci kanunu ile yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşması gerekmektedir. Bu mekanizma ile sürecin sağlıklı bir şekilde devam edilip edilmeyeceği izlenmelidir. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu'nun kanuni belirliliği güçlendirecek biçimde ele alınmalıdır. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir" dedi.

SON DAKİKA HABERLER: Gıda yok, yakıt yok, turist yok... Hayat durma noktasına geldi, sokakları karanlığa gömüldü

SON DAKİKA HABERLER: Gıda yok, yakıt yok, turist yok... Hayat durma noktasına geldi, sokakları karanlığa gömüldü

ABD ile Küba arasında 2015 yılında ABD Başkanı Obama döneminde yeniden tesis edilen diplomatik ilişkilerin ardından adaya yönelik Amerikan turist akını, aradan geçen yılların ardından yerini derin bir ekonomik belirsizliğe bıraktı. CNN International'in haberine göre Havana’da klasik otomobiliyle turistlere şehir turu düzenleyen Mandy Pruna, ilişkilerin normalleştiği dönemde büyük bir hareketlilik yaşandığını belirtti. Pruna, aralarında Will Smith, Rihanna ve Kim Kardashian’ın da bulunduğu çok sayıda ismin 1957 model Chevrolet aracıyla düzenlenen turlara yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. YAKIT VE TURİST KAYBI ZİRVEDE Pruna’nın aracı ayrıca, Havana’daki ABD Büyükelçiliği’nde iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin resmen yeniden başlatılmasını simgeleyen bayrak töreninde arka planda yer alan klasik otomobiller arasında bulunuyordu. "Toplumun tüm kesimleri bundan faydalandı. İnsanlar evlerini boyadı, yeni işletmeler açtı. Turizm açısından en iyi dönemdi" diyen Pruna, bugün ise yakıt ve turist kaybının yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. PETROL AKIŞI KESİLDİ ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Venezuela’ya yönelik askeri adımlar ve Meksika’ya yönelik gümrük tarifesi tehditleriyle Küba’ya petrol akışını kestiği belirtiliyor. Washington yönetimi, bu yolla komünist yönetimi siyasi ve ekonomik reformlara zorlamayı amaçlıyor. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Küba yönetimiyle görüşmelerde öncelikli konunun iktidarın devri olduğunu dile getirdi. Rubio, Küba’nın uzun yıllar Sovyetler Birliği ve eski Venezuela Devlet Başkanı Chavez döneminde sağlanan sübvansiyonlarla ayakta kaldığını savundu. Küba’nın yüz milyonlarca dolarlık yakıt ihtiyacını karşılayabilecek yeni bir müttefik bulamadığı, mevcut rezervlerin ise tükenme noktasına geldiği bildiriliyor. GÜNLÜK YAŞAM AKSIYOR Yakıt krizi nedeniyle ülkede eğitim faaliyetleri kısmen askıya alındı, bazı çalışanlar ücretsiz izne çıkarıldı. Doluluk oranı düşen oteller kapatıldı; Rusya ve Kanada’dan bazı uçuşlar jet yakıtı yetersizliği nedeniyle iptal edildi. Birleşik Krallık ve Kanada vatandaşlarına zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaları yönünde uyarı yaptı. ELEKTRİK KESİNTİLERİ KENTİ KARANLIĞA GÖMDÜ Hükümete bağlı hastanelerde hizmetler azaltılırken, çöp toplama araçlarının çalışamaması nedeniyle bazı mahallelerde atık yığınları oluştu. Havana’da sıklaşan elektrik kesintileri nedeniyle geceleri kentin büyük bölümü karanlığa gömülüyor. Yıllık Habanos puro festivali iptal edilirken, madencilik şirketi Sherrit International da nikel ve kobalt üretimini geçici olarak durdurduğunu açıkladı. GIDA ARZI RİSK ALTINDA Habere göre Küba’da tüketilen gıdanın büyük kısmı ithal ediliyor . ABD’deki Küba karşıtı siyasetçilerin yardım ve finansal akışların tamamen kesilmesi çağrıları ise gıda tedarik zincirini daha da kırılgan hale getiriyor. Florida’dan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Maria Elvira Salazar, "Artık turizm, para transferi ve rejimi ayakta tutan tüm mekanizmalar durdurulmalı" ifadelerini kullandı. Bazı özel sektör firmalarının, günlük elektrik kesintileri nedeniyle soğuk zinciri koruyamadıkları için ABD’den gıda ithalatını askıya aldığı bildirildi. "DİRENİŞ" ÇAĞRISI Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, halka "yaratıcı direniş" çağrısı yaparak savaş dönemi psikolojisiyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Diaz-Canel, yakıt yetersizliği nedeniyle bazı bölgelerde üretilen gıdanın başka bölgelere taşınamayabileceğini belirtti. Havana’daki yerel pazarlarda satıcılar, kırsaldan başkente meyve-sebze taşımakta zorlandıklarını ve maliyetlerin iki-üç kat arttığını ifade ediyor. GÖÇ DÜŞÜNCESİ Yakıt bulamaması ve turizmin durma noktasına gelmesi nedeniyle çalışmasını askıya alan Mandy Pruna, ailesiyle birlikte İspanya’ya göç etmeyi değerlendirdiğini söyledi. "Yakıt yok. Olsa bile dolar üzerinden ödeme yaparsak, turizm yokken bunu nasıl karşılayacağız?" diyen Pruna, geleceğe ilişkin belirsizliğin arttığını kaydetti. Uzmanlara göre, mevcut koşulların sürmesi halinde Küba’nın insani kriz riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. Türkiye'nin üyeliğinde 74. yıl! Dışişleri Bakanlığından NATO paylaşımı Japonya'nın 'demir leydisi' yeniden başbakan! Sanae Takaiçi kimdir?

17 ŞUBAT REYTİNG SONUÇLARI| Reyting Birincisi Kim Oldu? A.B.İ, Kıskanmak Reyting Sonucu

17 ŞUBAT REYTİNG SONUÇLARI| Reyting Birincisi Kim Oldu? A.B.İ, Kıskanmak Reyting Sonucu

17 Şubat 2026 reyting sonuçları, televizyon izleyicileri tarafından yakından takip ediliyor. 17 Şubat 2026 Salı akşamı ekranlarda yayınlanan programların ardından, en çok izlenen yapımların sıralaması netleşti. İzleyiciler özellikle hangi programın reytinglerde zirveye çıktığını ve hangi yapımların ilk sıralarda yer aldığını merak ediyor. Peki, 17 Şubat akşamı reytinglerde hangi programlar öne çıktı? İşte ABC1, AB ve Total kategorilerinde sıralanan reyting sonuçları…

Komisyon raporu açıklanıyor! TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan açıklamalar

Komisyon raporu açıklanıyor! TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan açıklamalar

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle;Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz. 88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır.