‘Afrika Boynuzu’nda çatışma istemiyoruz’

‘Afrika Boynuzu’nda çatışma istemiyoruz’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Etiyopya’ya ziyarette bulundu. Erdoğan, Addis Ababa Bole Uluslararası Havalimanı’nda, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedion Timothewos ve Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran tarafından karşılandı. Törene, ellerinde Türkiye ve Etiyopya bayrakları olan çocukların yöresel danslarla süslü sıcak karşılaması renk kattı. Erdoğan, kendisine sevgi gösterisinde bulunan Etiyopyalı çocuklara el sallayarak karşılık verdi. Ulusal Saray’daki baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi. Erdoğan ve Ahmed’in huzurunda “9. Türkiye-Etiyopya Ekonomi, Ticaret ve Teknik İş Birliği Karma Ekonomik Komisyonu Tutanağı” ile “Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imza altına alındı. Erdoğan, konuşmasında özetle şunları söyledi: HEDEF 1 MİLYAR DOLAR: Görüşmelerde Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel işbirliklerini nasıl değerlendirmemiz 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları da ele aldık. 20 BİN ETİYOPYALIYA İSTİHDAM: Etiyopya’daki en büyük 2. yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalı’nın istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları Etiyopya’da demiryolu ulaşım, fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. İnşallah bunun daha da artmasını temenni ediyoruz. “TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ” VURGUSU: Tüm dünyanın gözleri Afrika boynuzuyla buraya çevrilmişken, Etiyopya’nın köklü devlet yapısı örnek gösterilecek yönetiminin önemi daha da çok hissediliyor. Etiyopya’nın içinde bulunduğu coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kıymet veren tutumumuzun altını bilhassa çizmek istiyorum. İSRAİL’İN SOMALİLAND KARARI: Türkiye olarak bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesi ve Afrika boynuzunun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’i tanımasının ne Somaliland’e ne de Afrika boynuzuna faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum.İstikrara kavuşmasıyla birlikte Afrika boynuzunun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz. Ulusal Saray’da resmi karşılama Erdoğan’ı, Ulusal Saray’a gelişinde aracından inerken Etiyopya Başbakanı Ahmed karşıladı. Erdoğan ve Ahmed’in tören alanındaki yerlerini almasının ardından iki ülke milli marşları çalındı. Erdoğan ve Ahmed, daha sonra tören kıtasını selamladı. Heyetlerin takdiminin ardından iki lider tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi. Adva Zafer Anıtı’na çelenk Erdoğan’ın Addis Ababa’daki ilk durağı, İtalya Savaşı sonrası Etiyopya’nın bağımsızlık ve zafer simgesi olarak kabul edilen Adva Zafer Anıtı oldu. Anıta çelenk koyma töreninde Erdoğan’a, Fidan’ın yanı sıra Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedion Timotheos ve Addis Ababa Belediye Başkanı Adanech Abebe eşlik etti. Togghediye etti Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’e Türkiye’nin yerli elektrikli otomobili Togg’u hediye etti. Caddelerde Erdoğan fotoğrafları Erdoğan’ın Etiyopya’ya gelişi dolayısıyla Addis Ababa’da havalimanı, cadde, kavşak ve köprülerdeki billboardlarda “Welcome to Ethiopia” yazısı ile Erdoğan’ın fotoğrafı ve Türk bayrağı yer alması dikkat çekti.

‘Çocuğa çırpma teli ver annesi’

‘Çocuğa çırpma teli ver annesi’

Çünkü uzmanlar, çocukların gelişimi için kek çırpma telleri ve patates ezme aletleri gibi farklı nesnelerle oynamaları gerektiğini söylüyor. Oyun zamanı söz konusu olduğunda, çoğu ebeveyn küçük çocuklarını eğlendirmek için hemen oyuncak kutusuna yönelir. Ancak araştırmalar, farklı nesneler vermenin çocukların dikkatlerini daha uzun süre tutmaya ve gelişimlerini hızlandırmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Geleceğe hazırlık ABD’de Arizona Eyalet Üniversitesi’nde araştırmacı olan Delaney Witmer, çocukların bildikleri şeylere kıyasla yabancı nesnelere odaklanma ve bunları keşfetme eğiliminde olduklarını söyledi. Witmer, çocukların mutfak aletleri gibi farklı eşyalarla erken yaşta oynamalarının beyinlerini geliştirerek onları geleceği hazırladığını belirtti.

Zayıflama iğnesi yüzü çökertebilir

Zayıflama iğnesi yüzü çökertebilir

Didem Seymen - “Zayıflama iğneleri” olarak bilinen GLP-1 reseptör agonistleri, “Ozempic yüzü” terimiyle konuşulan bir yan etkiyi gündeme getirdi. Zayıflama iğnelerinden birinin adının kullanıldığı bu gündemde, hızlı kilo kaybının ardından yüzün çökmesi, yanakların sarkması ve daha yaşlı bir ifade oluşması birçok kişiyi endişelendiriyor. Oysa uzmanlara göre mesele yalnızca yağ kaybı değil. Asıl belirleyici olan, kilo verme sürecinin nasıl yönetildiği. Hedef, “Kaç kilo verdiğiniz” değil “Nasıl verdiğiniz” olmalı. Yeterli protein, düzenli direnç egzersizi ve hekim kontrolünde ilerleyen bir süreç hem kas kaybını azaltıyor, hem de yüzde oluşabilecek çökme ve sarkmaları sınırlıyor. Aksi halde aynadaki değişim, tartıdaki rakamdan daha ağır olabilir. ‘Protein alın spor yapın’ Dr. Burak Uzel (Medicana Ataköy Hastanesi): “Her yağsız doku kaybı, aktif kas dokusunun yıkıldığı anlamına gelmez. GLP-1 ilaçlarının kas üzerinde doğrudan yıkıcı bir etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Sorun çoğu zaman ilacın kendisi değil, sürecin yanlış yönetilmesi. Vücut hızlı kilo kaybında adaptasyon geliştiriyor. Kas kaybının temel nedenleri yetersiz protein alımı ve hareketsiz yaşam tarzı. Günlük kişiye özel kilo başına 1.2 gram protein, direnç egzersizi, D vitamini ve magnezyum riski azaltabilir.” ‘Önlem alınmazsacilt sarkar’ Dr. Elif Gürbüz (Medikal estetik uzmanı): “Zayıflama iğnesi kullanılırken yaşam tarzı düzenlenmezse yüz bölgesinde hacim kaybı ve sarkma kaçınılmaz. Yeterince protein almaz, sağlıklı beslenmez ve direnç egzersizleri yapmazsanız yalnızca yağ değil, kas kaybı da ortaya çıkabilir. Yüzdeki yağ pedleri azaldığında hacim kaybı belirginleşir. Kolajen ve elastin liflerinde azalma görülebilir. Göz altlarında çökme, kırışıklıklarda artış ve yüzde sarkma olabilir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz kalıcı olmazsa ilaç bırakıldığında yüzdeki sarkma ve deformasyon daha da belirginleşebilir.”

Hedef 8 milyar dolar: Savunmanın devleri, İstanbul’da buluşacak

Hedef 8 milyar dolar: Savunmanın devleri, İstanbul’da buluşacak

AYDIN HASAN / Ankara - Önceki akşam, 5-9 Mayıs tarihleri arasında yapılacak fuara ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenlendi. SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça’nın sunumuna göre, beş kıtadan 140 ülkenin katılacağı fuarda, ziyaretçi sayısının 150 bine ulaşması bekleniyor. 2024’te 6 milyar 189 milyon dolarlık sözleşme portföyününün 2026’da 8 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. 2018’de 5 bin metrekare alanda başlayan fuar; 8 yılda alan olarak 20 kat, katılımcı sayısında 9,4 kat, ziyaretçi sayısında 11,3 kat büyüdü. Fuar, Avrupa’da ilk üç fuar arasına giriyor. TCG Anadolu’da resepsiyon Fuarın ağırlık merkezi, stantların olduğu İstanbul Fuar Merkezi olacak. Ataköy Marina ve Sarayburnu Limanı’nda da Türk Deniz Kuvvetleri’nin yerli unsurları yer alacak. Fuar kapsamında TCG ANADOLU gemisi 6-9 Mayıs tarihlerinde Sarayburnu’nda demirleyecek ve resmi heyet ziyaretlerinin yanı sıra 8-9 Mayıs’ta halkın ziyaretine açık olacak. Fuar resepsiyonu da, TCG Anadolu’da verilecek. Uzay teması Fuarda; ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, İtalya, Pakistan Almanya, Çek Cumhuriyeti, Güney Kore, Macaristan, Sudan, Azerbaycan, Çin, İngiltere, Slovakya, Ukrayna gibi ülkelerin pavilyonları yer alacak. SAHA EXPO 2026’da uzay teması da öne çıkacak. “Space Dome” alanında astronotlar ve bilim insanlarının konuşma yapmaları planlanıyor. NATO Innovation Fund ve NATO DIANA gibi uluslararası mekanizmalar da fuarda yer alacak.

‘Casuslar çıldırdı’ Gizli gözler KAAN’ı takipte

‘Casuslar çıldırdı’ Gizli gözler KAAN’ı takipte

Aydın Hasan / ANKARA - Savunma Sanayii Başkanı Prof. Haluk Görgün, geçen hafta TUSAŞ tesislerinde ziyaret ettiği milli muharip uçak KAAN’ın hangarından görüntü paylaştı. KAAN’ın üç prototipinin yer aldığı hangarı gezen Görgün’ün paylaşımında yer alan video ve fotoğraflar, KAAN’ın tasarımı ile ilgili değişiklikleri de gündeme taşıdı. Bu paylaşımın ardından KAAN’ın tasarım değişiklikleri çerçevesinde sahip olacağı yeni teknoloji ve sistemler, sosyal medyadan TV kanallarına kadar uzanan geniş bir mecrada gündem oldu. Yetkililer, KAAN ile ilgili yapılan yorumlar konusunda doğru veya yanlış şeklinde bir değerlendirmede bulunmadı. Savunma sanayii çevrelerinde ise “Bu durum, KAAN’ı yakından izlemeye alan bazı istihbarat servislerini çıldırtıyor” esprisi dillendirildi. KAAN’ın bir süredir hem milli güvenliği ilgilendiren stratejik hem de yüksek teknoloji açısından bazı ülkelerin gizli servisleri tarafından yakın takip altına alındığı belirtildi. KAAN ile ilgili değişikliklerin bu nedenle yabancı servislerin de ilgi alanında olduğu dile getirildi. Üç farklı KAAN Görgün’ün paylaşımında üç KAAN jeti yer aldı. Milliyet’in aldığı bilgilere göre; öndeki boyalı birinci sıradaki KAAN-0, 21 Şubat ve 6 Mayıs 2024’te ilk uçuşlarını yapan uçak. Bu uçakta yer testleri devam ediyor. Paylaşımda görülen prototip KAAN -1’in Mayıs veya Haziran ayında ilk uçuşunu yapması planlanıyor. Bu prototipin iki kez havalanan KAAN-0’a göre operasyonel sistemlere sahip ilk gerçek uçuş testlerini yapacak biçimde uçması bekleniyor. Aynı çerçevede 2 ve 3 nolu prototiplerin uçuşları da, 2026 içinde takip edecek şekilde planlanıyor. Statik test uçağı Paylaşımda görünen ve burnu branda ile sarılı olan KAAN tam boy statik test uçağı. Bu uçak, yer ve statik testler için üretildi ve tam boy statik testlere girecek. Bundan sonra zorlayıcı kuvvetlere ve baskılara maruz bırakılarak limitler ölçülecek. Tasarımda planlanan limitleri görüyor mu, havada maruz kalacağı kuvvetlere dayanıyor mu hususları test edilecek. Prototip numarası verilmeyen tam boy statik test uçağı, gerçek uçakla aynı boyut ve ağırlıkta. Ama bu model uçmayacak. Uçuş öncesinde tam boy statik test uçağı ve ilgili testler, KAAN programının kritik bir geliştirme aşaması olarak görülüyor. 6 prototip olacak KAAN’ın testleri, 6 tip prototip üretilerek sürdürülecek. İlk uçuş sırasında KAAN’ın kanat açıklığı 14 metre, uzunluğu 21 metre ve yüksekliği 6 metre olarak açıklanmıştı. TUŞAŞ’ın internet sitesindeki tanıtım broşüründe 2025’te yapılan değişiklikle kanat açıklığı 13.4 metre; uzunluk 20.3 metre ve yükseklik 5 metre olarak güncellendi. Buna göre geçen yıl itibarıyla uçağın uzunluğu 0.7 metre, kanat açıklığı da 0.6 metre ve yüksekliği ise 1 metre kısaldı. Son duruma ilişkin ise yeni bir güncelleme bilgisi henüz paylaşılmadı. Radardan kaçıran boya KAAN’a 5. nesil uçak olma kabiliyeti kazandıran en önemli özelliklerinden biri, düşük görünürlük olması. KAAN’a düşük görünürlük özelliğini, kullanılan boyasının yanı sıra tasarımı, silah taşıma şekli, motor yerleşimi ve elektronik mimarisi sağlıyor. Radar ve sensörlerden saklanma kabiliyeti, KAAN’a hayalet uçak özelliği kazandırıyor. Gövde kaplamalarında (Radar Absorbing Material - RAM) kullanılıyor. Özel olarak geliştirilen düşük görünürlüklü boyalar radar enerjisinin bir bölümünü ısıya çevirerek yok ediyor. Bu boya ile radar görünürlüğünde yüzde 97’e ulaşabilen bir azalma sağlanabiliyor. Boya, düşük görünürlükte tasarımı destekleyen tamamlayıcı unsuru oluşturuyor. KAAN’ın radar sinyallerini sönümleme yani düşük görünürlük testleri, TUSAŞ’ta özel bölümlerde yapılıyor. KAAN’daki değişim Fotoğraflara yansıyan KAAN’ın prototiplerindeki değişim ile ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Uzmanlar, prototip uçağın fotoğraf ve videoya dayalı görüntüleri üzerinden tahminlerde bulunuyor. Uzmanların değişimle ilgili yaptığı bazı tespitler şöyle: ■ Uçmaya hazırlanan prototip KAAN 1, daha düzgün formu ile dikkat çekti. Görüntü, uçağın boyutunun kısaldığı, bir parça küçüldüğü izlenimi veriyor. ■ Burun kısmında dolgunluk var. Bu ASELSAN’ın geliştirdiği MURAD AESA Radar’ın yeri için yapılan değişikiliği gösteriyor. Radar bu bölüme eklenecek. ■ ASELSAN’ın geliştirdiği Elektro-Optik Hedefleme Sistemi (EOTS) TOYGUN ve Kızılötesi Aram Takip Sistemi (IRST) için ayrılan yuvalar görülüyor. ■ Yeni prototipte arka iniş takımlarının genişlediği ve yanlara doğru açıldığı görülüyor. İki motorun arasındaki mesafenin de açıldığı gözleniyor. ■ Kokpitin içinde yine ASELSAN imzalı TULGAR bulunuyor. Bu sistem, pilotun ihtiyaç duyduğu tüm kritik uçuş ve görev bilgilerini pilotun kaskının içindeki vizöre yansıtma kabiliyetine sahip.

Kuzey Avrupa’nın dijital göçebe merkezi: Estonya! Soğuk ama hayat şartları ısıtıyor

Kuzey Avrupa’nın dijital göçebe merkezi: Estonya! Soğuk ama hayat şartları ısıtıyor

İSMAİL ŞAHİN - Estonya’nın Dijital Göçebe Vizesi (Digital Nomad Visa), uzaktan çalışanlar, serbest meslek sahipleri ve girişimciler için Avrupa’daki en yenilikçi ve esnek oturum programlarından biri olarak ön plana çıkıyor. 2020 yılında yürürlüğe giren bu vize, Estonya’yı dijital göçebeler için ilk tercih edilen Kuzey Avrupa merkezlerinden biri haline getirdi. Estonya Dijital Göçebe Vizesi, AB/AEA/İsviçre vatandaşı olmayan kişilere, Estonya’da yaşarken herhangi bir ülkedeki işveren veya kendi şirketi için uzaktan çalışma imkânı sağlıyor. Bu vizeyle Estonya’da hem kısa hem orta vadeli yasal ikamet hakkı elde edilirken, gerektiğinde uzatma yoluyla ülke içinde daha uzun süre yaşama hakkı doğuyor. Estonya; düşük yaşam maliyetleri, güçlü dijital altyapısı, İngilizce yaygın kullanımı ve Avrupa’nın en teknolojik kamu hizmetleriyle dijital göçebeler açısından çok cazip bir yaşam alanı sunuyor. Suç oranı çok düşük Dijital pazarlama ve içerik üreticisi Anıl Kölmük eşi Hatice ile birçok ülkeyi denedikten sonra Estonya’da karar kılmış. Ülkedeki dijital göçebe topluluğu faal olsa da Türkler Start-up vizesi ile bu ülkeye gelmeyi tercih ediyor. Estonya’da 4 bin civarında Türk yaşıyor. Bu Türklerin yüzde 10-15’i yazılımcı, yüzde 2’lik bir kesim dijital göçebe. Estonya bunları e-yerleşik olarak adlandırıyor. Bu kişilerin sayısı 2025 sonu itibarıyla 126 bine ulaşmış ve her ay 1.000’den fazla başvuru alıyorlar. Dijital göçebelerin kurduğu şirket sayısı 36 bine ulaşmış. 1.3 milyon nüfuslu ülkede 5G kapsama alanı yüzde 99’a ulaşmış. Hava kalitesi çok iyi. Tek kişinin yaşam maliyeti aylık 500 ila 1000 euro arasında ve bu oran Batı Avrupa şehirlerine kıyasla çok düşük. ABD üzerinden şirketi olan Kölmük, bu sayede oturum vizesi almış. Vizesi tam da 6 Şubat deprem günü çıkmış. Kölmük ülkede okuryazarlık oranının çok yüksek olduğunu söylüyor. ‘Giyinmesini öğrendik’ Türkiye’de Estonya’ya iş yaparım düşüncesiyle gelenlerin hüsrana uğradığını belirten Kölmük şunları söyledi: “Estonya’da iş imkanı çok fazla yok, sokaklarda para dönmüyor, iş yapamazsınız. Burada çalışamazsınız. Bu düşünceyle gelenler gerçekten çok zor günler geçirebiliyor. Biz başvuruyu Türkiye’den yaptık. Olumlu cevap alınca evrakları incelediler ve bize 1 yıllık vize verdiler. Burada eğitim kalitesi çok yüksek. Uzaktan çalışan çocuklu aileler için ideal. Suç oranı çok düşük. O kadar düşük ki ülke hapishanelerini İngiltere’ye kiralamışlar. Başkent Tallinn’de yaşıyoruz. Evet soğuk bir ülke ama giyinmesini öğrendikten sonra soğuk etki etmiyor. Yazları da bütün Avrupa’yı gezebiliyoruz. Vergileri çok düşük tutuyorlar. Çok ucuza otomobil alabiliyorsunuz. Çok düşük vadelerle morgage kredisine girdim. Burası öyle bir ülke ki, hamile kalan bir kadına kazandığı paranın tamamını 18 ay boyunca ödüyor. Kapıları bile kilitlemiyorlar. Belgeler tam ise vizede sıkıntı yaşamazsınız.” En iyi 7 şehir ■ Tallinn Başkent, teknoloji ve coworking kültürü ■ Tartu Üniversite ve genç nüfus ■ Pärnu Denize yakın sakin yaşam ■ Narva Düşük maliyetli yaşam ■ Viljandi Küçük şehir, kültür ve doğa ■ Rakvere Küçük topluluk, uygun yaşam ■ Kuressaare Ada ortamı, sakin tempo Yaşam Maliyeti ■ 1+1 daire (Tartu merkez): 800-1.400 euro ■ 1+1 daire (Tallinn merkez): 900-1.800 euro ■ Faturalar: 120-180 euro ■ Market: 250-400 euro ■ İnternet & telefon: 25-45 euro ■ Toplu taşıma: 25-40 euro Neden cazip? Estonya benzersiz bir yaşam + dijital altyapı + esneklik dengesi sunar: ■ Avrupa’nın en gelişmiş e-hizmet altyapısı ■ Düşük yaşam maliyeti ■ İngilizce yaygınlığının yüksek olması ■ Hızlı internet ve modern coworking kültürü ■ Schengen bölgesinde serbest dolaşım * Estonya, özellikle IT, tasarım, danışmanlık ve girişimcilik yapan dijital profesyoneller için Avrupa’nın en hızlı adapte olunan yaşam merkezlerinden biri konumunda. Temel kriterler ■ AB/AEA/İsviçre vatandaşı olmamak ■ Uzaktan çalıştığını veya serbest meslek sahibi olduğunu belgelemek ■ Çalışmanın Estonya’da bir işverene bağlı olmadan yapılması ■ En az 3 aylık aktif çalışma geçmişi ■ Sağlık sigortası yaptırmak ■ Temiz adli sicil kaydı sunmak * Estonya’nın dijital göçebe vizesi, uzaktan çalışanların yanı sıra online freelance çalışanları ve kendi işini yürütenleri de kapsar. Gelir şartı (2026) Belirlenmiş bir sabit minimum gelir eşiği yok. Pratikte: ■ Banka hesap dökümleri ■ Düzenli gelir beyanı (yaklaşık 3500 euro aylık gelir belan edilmesi önerilir) * Sözleşme, fatura veya düzenli müşterilerden gelir gösterimi gibi belgelerle kişinin ikamet süresince maddi olarak geçimini sağlayabileceğini göstermesi bekleniyor. Aile üyeleri dahil mi? Evet. Estonya Dijital Göçebe Vizesi, aile açısından geniş bir kapsam sunuyor. ■ Eş veya uzun süreli partner ■ 18 yaş altı çocuklar ■ Bazı durumlarda maddi bağımlı ebeveynler vizeye dahil ediliyor. AVRUPA’NIN EN HIZLI MOBİL İNTERNETİ BULGARİSTAN’DA Bulgaristan’ın Dijital Göçebe Vizesi (Digital Nomad Visa), 2025 yılı sonunda resmen yürürlüğe girdi. Halihazırda Bansko, Sofya, Burgas ve Semkovo gibi bölgelerde yıllardır oluşan dijital göçebe topluluklarına sahip olan Bulgaristan, göçebe vizesiyle inovasyon ekosistemini güçlendirmeyi, uluslararası yetenekleri ülkeye çekmeyi ve küresel bağlantılarını artırmayı hedefliyor. Schengen bölgesine tam olarak katılan ve yılbaşında da euroya geçen Bulgaristan’ın bütün Avrupa ülkelerine vizesiz ulaşım sağlayan dijital göçebe vizesi non-EU vatandaşları için kritik bir yasal çözüm hâline dönüşüyor. Talepler gelmeye başlamış Ülke, yaşam maliyetinin diğer Avrupa ülkelerine kıyasla belirgin biçimde düşük olması, mobil internet hızının ise Avrupa ülkeleri arasındaki en iyisi olması uzaktan çalışanları cezbediyor. Özellikle kayak, doğa ve sakin yaşam arayan dijital göçebeler için Bansko ayrı bir yere sahip. Avrupa ülkeleri arasında şu anda en makul şartlara sahip olan Bulgaristan göçebe vizesi, 2025’in son haftasında apar topar Meclis’ten geçti. Göçebe vizesine başvuru süreci iki aşamalı. Öncelikle, Bulgaristan büyükelçiliği veya konsolosluğundan D tipi vize almaları gerekiyor; bu süreç dört ila sekiz hafta sürebiliyor. Vize daha çok yeni olduğu için Türkiye’den yeni yeni taleplerin gelmeye başladığı söyleniyor. Bulgaristan’a girdikten sonra, 14 gün içinde Dijital Göçebe Vizesi programı kapsamında oturma iznine başvurmaları gerekiyor. Tüm süreç 3 aydan fazla sürebiliyor. Oturma izni başlangıçta 1 yıl için veriliyor ve uygunluk koşulları karşılanmaya devam ettiği sürece 1 sene daha yenilenebiliyor. Temel Kriterler ■ AB / AEA / İsviçre vatandaşı olmamak ■ Çalışmanın tamamen Bulgaristan dışındaki kişi veya şirketler için yapılması ■ Geçerli sağlık sigortasına sahip olmak ■ Temiz adli sicil kaydı sunmak Kimler Başvurabilir? Bulgaristan Dijital Göçebe Vizesi üç ana gruba yöneliktir: ■ Uzaktan çalışanlar. ■ Girişimciler ve şirketi temsil eden veya şirket hisselerinin yüzde 25’inden fazlasına sahip olanlar. ■ Freelancer’lar: En az 12 aydır bağımsız dijital hizmet sunanlar. Gelir Şartı Bulgaristan Dijital Göçebe Vizesi için gelir kriteri, Bulgaristan brüt asgari ücretine endekslidir: ■ 2025 yılı brüt asgari ücret: 620 euro ■ Gerekli yıllık gelir: Asgari ücretin 50 katı ■ 31.000 euro / yıl Aile Üyeleri Dahil mi? Evet. Bulgaristan Dijital Göçebe Vizesi, aile birleşimine izin verir. Başvuruya dahil edilen kişiler: ■ Eş ■ 18 yaş altı çocuklar Neden Cazip? ■ Schengen üyesi ■ Düşük kira ve yaşam giderleri ■ Güçlü internet altyapısı ■ Gelişmiş coworking & coliving kültürü ■ Doğa + şehir yaşamını bir arada sunan lokasyonlar Vergi Avantajı Bulgaristan, Avrupa’nın en sade vergi sistemlerinden birine sahiptir: ■ Yüzde 10 sabit gelir vergisi ■ Basit muhasebe yapısı ■ Düşük sosyal güvenlik yükleri Yaşam maliyeti ■ 1+1 daire (Sofya): 70-1.200 euro ■ 1+1 daire (Bansko): 400-700 euro ■ Faturalar: 100-150 euro ■ Market: 200-350 euro ■ İnternet & telefon: 20-35 euro ■ Toplu taşıma: 15-30 euro ALTERNATİF HAYAT TARZI: ROMANYA Romanya 2021 yılından beri dijital göçebe vizesi veriyor. Ülkede 2 bin nomad yaşıyor. Romanya, Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen düşük yaşam maliyetleri, hızlı internet altyapısı ve net yasal çerçevesiyle son yıllarda dijital göçebelerin radarına giren ülkeler arasında yer alıyor. Karpat Dağları, Orta Çağ şehirleri, Transilvanya bölgesi ve hızla gelişen teknoloji ekosistemiyle Romanya; özellikle yazılım geliştiriciler, serbest çalışanlar ve uzaktan çalışan profesyoneller için cazip bir alternatif oluşturuyor. Başkent Bükreş, Cluj-Napoca ve Timișoara gibi şehirler dijital göçebeler arasında öne çıkıyor. Romanya Dijital Göçebe Vizesi için gelir şartı net ve yasayla tanımlıdır. Son 6 ay boyunca, her ay Romanya’daki ortalama brüt maaşının en az 3 katı yani yıllık yaklaşık 30 bin euro gelirin belgelenmesi gerekiyor. Bu gelir, vize süresinin tamamı için sürdürülebilir olmalıdır. İlk etapta 12 aylık verilen vize iki defa birer yıllık uzatılabiliyor. 8 yıl yasal ikamet sağlanırsa daimi oturum ve vatandaşlık yolu açılıyor. Kimler başvurabilir? ■ AB / AEA / İsviçre vatandaşı olmayanlar ■ Romanya’da kayıtlı bir şirket için çalışmayanlar ■ Uzaktan çalışma modeliyle gelir elde edenler ■ Yurt dışındaki bir şirketle iş sözleşmesi olanlar veya kendine ait, Romanya dışında kayıtlı bir şirketi yönetenler Aile Üyeleri Dahil mi? Evet. ■ Eş ■ 18 yaş altı çocuklar için ikamet izni başvurusu yapılabilir. ■ Aile üyeleri için ek gelir ve konaklama kanıtı istenebilir. Vergi Avantajı Romanya, Avrupa’daki en cazip vergi sistemlerinden birine sahiptir: ■ Yüzde 10 sabit gelir vergisi ■ Düşük sosyal güvenlik yükü Yaşam maliyeti ■ 1+1 daire (merkez): 500-800 euro ■ Faturalar: 100-150 euro ■ Market: 250-350 euro ■ İnternet: 25-40 euro ■ Toplu taşıma: 20-40 Euro Şehirler ■ Bükreş Startup, coworking, hızlı internet ■ Cluj-Napoca Teknoloji ve üniversite şehri ■ Timişoara Genç nüfus, kültür ■ Braşov Doğa ve sakin yaşam ■ Sibiu Tarih ve yaşam kalitesi YARIN:YETENEKLİLER İÇİN: FRANSA DÜZEN İSTEYENE: HOLLANDA, ÇEKYA, HIRVATİSTAN

Yapay zekâ endeksinde Türkiye 34’üncü sırada

Yapay zekâ endeksinde Türkiye 34’üncü sırada

Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’nda konuşan Yılmaz, yapay zekanın elektriğin icadın benzetildiğini, bütün alanları etkileyen bir teknoloji olarak geliştiğini, kamu yönetiminden enerjiye, sağlıktan tarıma her konuya dönüştürücü etkisi olduğunu söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin ilk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre üst gelir grubuna en alt basamaktan da olsa adım atacağını vurgulayarak, şunları söyledi: “Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor. Büyük ölçekli veri merkezleri kurma, bulut bilişim ve yapay zeka yatırımlarını daha etkin bir şekilde yürüteceğimiz bir hukuki çerçeveyi, bir etik çerçeveyi de geliştirmeye gayret ediyoruz. Burada kişisel verilerin korunmasından siber güvenliğe, milli güvenlik ve savunma meselelerine varıncaya kadar bir çerçeve içinde hareket ediyoruz. 2021’de Türkiye, Yapay Zeka Endeksi’nde 44. sıradaymış. 2024 yılında 34. sıraya yükselmiş durumdayız. Ama bu yeterli değil. Daha ileriye bu endekslerde yerimizi taşımamız gerekiyor.”

5 milyar euro ek Fransız yatırımı

5 milyar euro ek Fransız yatırımı

Türkiye-Fransa 8. Dönem Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Toplantısı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Fransa Dış Ticaret ve Ekonomik Çekicilikten Sorumlu Delege Bakan Nicolas Forissier’in katılımıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bakan Nicolas Forissier, iki ülke arasında ilişkilerin güçlenmesini ve somut sonuçlar almayı hedeflediklerini ifade ederek, stratejik konuları ele aldıklarını ve bu konuların iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendireceğini kaydetti. Finansman sağlıyor Fransız şirketlerinin Türkiye’de çok yoğun ve uzun vadeli yatırım yaptığına vurgu yapan Forissier, “2020 ile 2024 arasında Fransız şirketleri 3.6 milyar euroluk yatırım gerçekleştirdi ve 2027’ye kadar buna 5 milyar euroluk yatırım daha eklenecek” ifadelerini kullandı. Forissier, Fransız kamu yatırım bankası Bpifrance’ın Türkiye’de 1.8 milyarlık finansman imkanı sağladığının altını çizerek “Limak Grubu ile Bpifrance, 150 milyon euro tutarında yeni bir proje gerçekleştirecek. Rönesans Grubu ile Bpifrance, 50 milyon euroluk anlaşma imzalayacak. Bunlar son derece önemli adımlar. Bu Türk ve Fransız şirketler arasındaki kuvvetli bağları gösteriyor” dedi. Ticaret hacmi 24.1 milyar $ Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “5 yıl önce Türkiye-Fransa dış ticaret hacmi 14 milyar dolar iken, karşılıklı olarak 2025 yılında 24.1 milyar dolara yükseldi. Çok büyük bir artış oldu” dedi. Türkiye ve Fransa’nın birbirleri için çok önemli ve değerli iki ortak olduğunun altını çizen Bolat, şunları kaydetti: “Bu ticaret dengeli bir ticaret. İki tarafın da yararına, kazancına olan bir ticaret olması daha değerli. Diğer taraftan karşılıklı yatırımlarda da artış var. Türk firmalarının Fransa’daki yatırımları 1 milyar dolara ulaştı. Fransa’nın da Türkiye’deki yatırımları 8.7 milyar dolara ulaştı. 1749 Fransız firması Türkiye’de sanayide, enerjide, hizmetlerde, ulaştırmada ve havacılıkta önemli yatırımlara sahip.”

Barış Kurulu’na ‘Batı Şeria’ damgası!

Barış Kurulu’na ‘Batı Şeria’ damgası!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başbakanlığındaki hükümetin, işgal altındaki Batı Şeria’daki arazilerin “devlet arazisi” olarak tescil edilmesine kapı aralayan kararına tepkiler artarak devam ediyor. Türkiye, Katar, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır’ın dışişleri bakanları, dün yayımladıkları ortak açıklamayla İsrail hükümetini uyardı. Gerilimi artırıyor Açıklamada, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki topraklarını “devlet arazisi” olarak belirleme kararının “şiddetle kınandığına” vurgu yapılırken “bu yasa dışı adım, ciddi bir tırmanışa neden olmaktadır” denildi. İsrail’in bu hamlesiyle “yasadışı yerleşim faaliyetini hızlandırmayı”, “işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde yasa dışı İsrail egemenliğini uygulamayı” ve “Filistin halkının meşru haklarını baltalamayı amaçladığına” işaret edilen açıklamada, bu yönde atılan adımların, hem uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukunun hem de başta 2334 sayılı karar olmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının “açık bir ihlali olduğuna” vurgu yapıldı. Uluslararası Adalet Divanı’nın “Filistin Toprakları’nın yasal, tarihi ve demografik statüsünü değiştirmeye yönelik önlemlerin yasa dışı olduğuna” ve “güç kullanarak toprak kazanımının yasak olduğuna” işaret ettiği tavsiye görüşüne atıf yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bu adım, işgal altındaki topraklar üzerindeki kontrolü pekiştirmek, böylece iki devletli çözümü baltalamak, bağımsız ve yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulma beklentilerini aşındırmak ve bölgede adil ve kapsamlı bir barışın gerçekleştirilmesini tehlikeye atmak için tasarlanmış yeni bir yasal ve idari gerçeklik dayatma girişimini yansıtmaktadır.” ‘İhlaller durdurulsun’ 8 ülkenin dışişleri bakanlarının “İşgal altındaki Filistin topraklarının yasal, demografik ve tarihi statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm tek taraflı önlemleri kategorik olarak reddettiklerine” dikkat çektiği açıklamada, uluslararası topluma ihlalleri durdurma, uluslararası hukuka saygı gösterilmesini sağlama çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca uluslararası topluma “Başta işgalin sona erdirilmesi ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen devletlerini kurma hakkı olmak üzere Filistin halkının vazgeçilmez haklarını korumak için açık ve kararlı adımlar atma” çağrısı da yapıldı. Smotrich’le Netanyahu arasında gerilim İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı ve Dini Siyonist Parti Başkanı Bezalel Smotrich, esirler ve kayıp kişilerin kurtarılmasına ilişkin ilkeleri belirleyen bir yasa tasarısının Güvenlik Kabinesi’nin onayına sunulmasını talep ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun kendi partisi Likud’a “tasarıya karşı çıkmaları talimatı vermesi”, ikili arasında gerilim yarattı. Smotrich, Netanyahu’ya mektup yollayıp, böyle bir yasanın yokluğunun “her İsrail vatandaşını, yurt içinde ve yurt dışında, gerçek bir kaçırılma tehdidi altına soktuğunu” savunurken, Netanyahu’nun karşı çıkması üzerine tasarının görüşmesinin ertelendiği belirtiliyor. Hamas’a 60 gün süre İsrail hükümeti, Hamas hareketine tamamen silah bırakması için 60 gün süre tanıyacağını, aksi halde ordunun Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlara yeniden başlayarak “görevi tamamlayacağını” açıkladı. israil Bakanlar Kurulu Sekreteri Yossi Fuchs, bu sürenin Perşembe günü başlayabileceğini, Washington’da yapılacak ilk “Barış Kurulu” toplantısıyla aynı zamana denk gelebileceğini belirtti.

Temel ilkelerde uzlaşma

Temel ilkelerde uzlaşma

ABD-İran arasında devam eden müzakerelerin ikinci turu, dün İsviçre’dearabulucu rolündeki Umman’ın Cenevre’deki temsilciliğinde gerçekleşti. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD heyetini ise Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner temsil etti. Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi de heyetler arası mesaj alışverişinde rol aldı. Görüşmeninardından ilk açıklamayı yapan İran Dışişleri Bakanı Arakçi, “ABD ile temel ilkeler konusunda mutabakata varıldı” dedi.Arakçi, görüşmelerde kaydedilen ilerlemenin, ülkesinin Tahran’ın nükleer programı konusunda Washington ile kısa sürede anlaşmaya varacağı anlamına gelmediğini söyledi. Bir anlaşma için müzakere zemini oluştuğunu savunan Arakçi, iki tarafın hala üzerinde çalışması gereken başlıklar bulunduğunu belirtti. İranlı Bakan, “Bir önceki tura kıyasla çok ciddi görüşmeler yaptığımızı ve görüşlerimizi karşılıklı olarak paylaştığımız yapıcı bir atmosfer olduğunu söyleyebilirim... Bu fikirler ele alındı ve bazı mutabakatlara ve bazı temel ilkelere ulaştık. Ve bu ilkeler temelinde, nihayetinde bir belge taslağı hazırlayacağız” diye konuştu. Görüşmeye ilişkin ABD’den de açıklama geldi. Adı açıklanmayan bir Beyaz Saray yetkilisi, “İran ile görüşmelerde ilerleme kaydedildi ancak tartışılacak çok fazla ayrıntı var” dedi. Yetkili, İranlıların görüş ayrılıklarını çözmek üzere ayrıntılı önerilerle iki hafta içinde geri dönüş yapacaklarını belirtti. Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, müzakereler sonrası ülkesinin nükleer programına ilişkin, “Nükleer silah peşinde değiliz ve bunu doğrulamaya hazırız. Ancak sağlık, tarım, sanayi gibi barışçıl alanlarda kullanılan nükleer sanayiden vazgeçmeyi kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptı. Hamaney’in çıkışı Bununla birlikte İran’ın dini lideri Ali Hamaney ise, görüşmelerin başladığı saatlerde yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump’ın “rejim değişikliği” imalarına sert yanıt verdi, “ABD 47 yıldır İslam Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya çalışıyor ama başarılı olamadı, Trump da olamayacak” dedi. Hamaney, Trump’ın ABD ordusunun gücüne dair söylemlerine atıfta bulunarak, “ABD Başkanı sürekli ordularının dünyanın en güçlüsü olduğunu söylüyor. Ancak dünyanın en güçlü ordusu bile öyle bir tokat yiyebilir ki bir daha ayağa kalkamaz” ifadelerini kullandı. Karşılıklı gözdağı Bununla birlikte gerek İran gerekse de ABD’nin bölgedeki askeri hareketleri, karşılıklı gözdağı verme operasyonu olarak yorumlandı. Nitekim İran Devrim Muhafızları Ordusu, önceki Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat başlattı. Dün de devam eden “Hürmüz Boğazı’nın Akıllı Kontrolü” adlı tatbikat sırasında Hürmüz Boğazı birkaç saatliğine trafiğe kapatıldı. Benzer şekilde ABD’nin de bölgedeki varlığını artırdığı gözlendi. Nitekim BBC’nin doğrulama servisi “BBC Verify”, son birkaç haftadır bölgede ABD’ye ait destroyer, savaş gemisi ve savaş uçağı sayısında artış olduğunu belirtti. Üç güdümlü füze destroyeriyle birlikte bir taarruz grubuna liderlik eden “Abraham Lincoln” uçak gemisinin, Umman kıyıları açıklarında, İran’dan yaklaşık 700 km uzakta bulunduğu belirlendi. Gemi, F35’ler de dahil olmak üzere 90 uçak ve 5.680 mürettebat taşıyor. ABD’nin ayrıca dünyanın en büyük savaş gemisi olan USS “Gerald R Ford”u Ortadoğu’ya gönderdiği ve geminin önümüzdeki üç hafta içinde bölgeye ulaşabileceği bildiriliyor.Bölgedeki ABD uçaklarının hareketlerini de izleyen BBC Verify, Ürdün’deki Muwaffaq Salti askeri üssünde konuşlandırılmış F-15 ve EA-18 savaş uçaklarının sayısında artış olduğunu, ayrıca ABD ve Avrupa’dan Orta Doğu’ya doğru hareket eden Amerikan kargo uçakları, yakıt ikmal ve iletişim uçaklarının sayısında artış gözlemlediklerini bildirdi. Sığınak deliciler yeterli olacak mı? ABD’nin, “acil durum” gerekçesiyle 13 bin 600 kiloluk dev sığınak delici bombalar (Massive Ordnance Penetrator - MOP) için ek sipariş verdiği yönündeki haberler, saldırıya karar verilmesi halinde Amerikan ordusunun İran’ın nükleer programını sona erdirebilecek kapasiteye sahip olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme getirdi. “Jerusalem Post” gazetesinde yer alan analizde, son siparişlerin 2028’de teslim edileceği ve bunun, ABD’nin elinde olası bir operasyona yetecek mühimmat bulunduğu şeklinde yorumlanabileceği ifade edilirken, hedef alınacak tesislerin durumuyla ilgili bir “kaygıdan” bahsediliyor. Nitekim, Natanz yakınlarında ve Kazma Dağı’nın altında bulunan nükleer tesisle, ABD’nin Haziran 2025’te 12 MOP füzesiyle bombaladığı Fordo Dağı altındaki tesis arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çekiliyor. Buna göre Natanz’daki tesisin yaklaşık 650 metrelik bir dağın altında bulunduğu, bunun, Fordo’dan yaklaşık yüzde 50 fazla yüksek olduğu ve hava saldırılarına karşı tesise potansiyel olarak daha büyük koruma sağladığı anlamına geldiği vurgulanıyor. Kifayetsiz kalabilir Bir MOP’un, etkileyici özelliklerine rağmen, yüksek bir dağın korumasındaki tesisi yok etmesinin zorluğuna değinilen analizde, “Çelik gövdesi ve gecikmeli fünye özelliğiyle MOP, patlamadan önce kaya veya diğer yoğun maddelerden yaklaşık 60 metre (200 fit) kadar nüfuz edecek şekilde tasarlanmıştır. Ancak açıkça söylemek gerekirse, MOP, dağın içinden ve altından geçerek Fordo nükleer tesisine ulaşmakta yetersiz olabilir. Deniz seviyesinden 1608 metre yüksekteki Kazma Dağı’nın altında bulunan tesise nüfuz etmekte daha da yetersiz olacağı aşikâr” denildi.

Savaşta sperm dondurma!

Savaşta sperm dondurma!

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla 24 Şubat 2022’de başlayan savaş ağırlaşarak sürüyor. 4 yıllık savaşta iki ülkenin de sağlıklı ve genç erkek nüfusu kayıp veriyor. Ukrayna’da savaşın başlamasından bu yana hamile sayısının yarı yarıya azaldığı, bunun da nüfusu tehdit ettiği belirtiliyor. Savaştaki can kayıpları nedeniyle demografik bir felaketle karşı karşıya olan Ukrayna, BBC’nin haberine göre, askerlerini spermlerini dondurmaya teşvik ediyor. Burada amaç, ölseler ve yaralansalar bile dondurulmuş spermler kullanılarak Ukrayna ulusunun varlığını devam ettirebilmek. Askerler başvuruyor Ukrayna’daki özel doğurganlık klinikleri, Rusya’nın işgalinin başladığı 2022’de askerlere spermlerini, kadınlara ise yumurtalarını saklayabilmeleri için dondurma olarak bilinen “kriyoprezervasyon” işlemi sunuyordu. Askerler savaşta yaralanmaları ve doğurganlıklarının etkilenmesi durumunda bu hizmeti ücretsiz alabiliyordu. Daha sonra yapılan düzenlemeyle başkent Kiev’de devlet ait üreme tıbbı merkezi, ocak ayından itibaren tüm askerlere ücretsiz olarak sperm dondurma hizmeti vermeye başladı. Şu ana kadar bir düzine asker kayıt yaptırdı, sayının artması bekleniyor. 35 yaşındaki asker Maxim de eşinin isteğiyle spermlerini ücretsiz olarak dondurttuğunu söyledi. Bebek isterken eşini kaybetti Ukraynalı Katerina Malyshko ve dört yıllık eşi Vitaly çocuk sahibi olmak istiyordu. Katerina savaş stresi nedeniyle doğal yoldan hamile kalamadığı için kendisinden alınan yumurtalarla eşinin spermleri geçen yıl tüp bebek merkezinde döllendirilmişti. Genç kadın embriyoların rahmine transfer edilmesini planlarken eşi Vitaly savaşta öldürüldü. Klinik bu nedenle embriyo transferini yapmadı. Mahkemeye başvuran Katerina, hâkimin yeni yasaya göre karar vermesiyle davayı kazandı, şimdi üç yıl içinde hazır olduğunda eşinin spermleriyleçocuğunu dünyaya getirecek. Yasada yeni düzenlemeler de beklenirken Kiev’deki kliniğin direktörü Oksana Horlikova, “Askeler savaş ortamında cinsel ilişkide zorlandıkları için de ağlıyor” dedi. Cephelerde asker ziyareti Ukrayna’daki yasa daha önce sperm sahibinin ölümünden sonra tüm örneklerin imha edilmesini şart koşuyordu. Milletvekili Oksana Dmitrieva’nın desteğiyle hazırlanan yeni yasaya göre ise askerlerin ölümünden sonra üç yıla kadar dondurulmuş spermleri hiçbir ücret alınmadan saklanacak ve izin alınması koşuluyla eşleri tarafından hamilelik için kullanılabilecek. Cepheleri ziyaret ederek askerleri spermlerini dondurtmaya teşvik eden Dmitrieva, “Önce utanıyorlar sonra gelip spermlerini dondurtuyorlar. Sperm dondurma işlemi Ukrayna’nın demografik durumunu iyileştirmek için atılan küçük bir adım” dedi.