Baklava ve tatlı üreticileri ramazan ayı boyunca fiyatları sabitledi

Baklava ve tatlı üreticileri ramazan ayı boyunca fiyatları sabitledi

Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baklava ve tatlı üreticilerinin her yıl ramazan ayının gelmesini heyecanla beklediğini belirterek, bu dönemde tatlıya talebin arttığını söyledi. Gün boyu aç kalan ve kan şekeri düşen kişilerin baklava ve tatlıya daha çok ilgi gösterdiğini anlatan Yıldırım, "Baklava milli tatlımız. Artık bütün sofralarda yerini alıyor. Baklava, 'sofraların padişahı, padişahların tatlısı' olarak biliniyor. Dolayısıyla da baklava hem ülkemizde hem de bütün dünyada severek tüketiliyor." diye konuştu. Yıldırım, ramazan ayında en çok klasik baklavanın talep gördüğünü, bunun yanı sıra midye baklava, şöbiyet ve soğuk baklava gibi ürünlerin rağbet gördüğünü ifade ederek, hafif ve sütlü tatlı olduğu için güllaca da talebin arttığını bildirdi., İlginizi Çekebilir Ramazanda tatlı tüketiminin en az iki kat, bayramda ise üç kat arttığını vurgulayan Yıldırım, "Yaptığımız ortalama hesaplara göre ramazanda günlük ortalama 3 bin ton baklava tüketileceğini öngörüyoruz. Tabii bayramda biraz daha fazla oluyor. Bayramda ise (günlük) 5 bin ton baklava tüketileceğini öngörüyoruz." ifadelerini kullandı. "Fiyatlar 300 liradan başlıyor" BAKTAD Başkanı Yıldırım, ramazan ayının ve bayramın dayanışma ve kardeşlik duygusu içerisinde geçmesi gerektiğini belirterek, "Tüketicilerimiz rahat olsunlar. Ramazanda ve Ramazan Bayramı'nda baklava sektörü olarak kesinlikle zam yapmayacağız. Bu zamsız günlerin de uzamasını diliyoruz. Hatta biz 'hiçbir zaman zam yapmayalım' istiyoruz." şeklinde konuştu. Baklava fiyatlarına ilişkin bilgi veren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüketici, ekonomik durumuna göre her türlü fiyattan baklava bulabiliyor. Baklava fiyatları 300 liradan başlıyor, 2 bin liraya kadar çıkıyor. Kaliteye göre değişiyor ama birinci kalite, yüzde 100 tereyağlı, bol fıstıklı, el işçiliğiyle yapılmış bir baklavayı keyifle yemek istediğinizde 1800-2 bin lira arasında fiyatlar oluyor. Baklavada fiyatı oluşturan asıl etken içerisine kullandığınız ham madde ve malzemenin kalitesiyle alakalı. Bir de el işçiliği olunca ustalık ciddi manada maliyet getiriyor. Bunu da göz ardı etmemek lazım." Mehmet Yıldırım, baklava veya tatlı alırken çok ucuz ürünlere şüpheyle bakılması gerektiğini belirterek, "Bilinen ve güvenilir yerlerden alışveriş yapmak lazım ki sağlığımızı tehlikeye atmamış oluruz. 500 liralık, 600 liralık, 700 liralık baklava yenmez mi? Yenir ama dediğim gibi biraz kalitesi düşük olur." dedi.

Bakan Gürlek: Güçlü adalet, güçlü ve huzurlu bir teşkilatla mümkündür

Bakan Gürlek: Güçlü adalet, güçlü ve huzurlu bir teşkilatla mümkündür

Adalet Bakanı Akın Gürlek, hâkimler, savcılar, avukatlar, adalet personeli ve infaz koruma teşkilatının büyük bir aile olduğunu vurguladı. “AYNI KÜRSÜDEN GELİYORUM” Bakan Gürlek, 20 yıl boyunca hâkim ve savcı olarak görev yaptığını hatırlatarak, adliye koridorlarının sesini, dosyaların yükünü ve yargı mensuplarının sorumluluğunu yakından bildiğini söyledi. “Bugün sizlere aynı kürsüde görev yapmış bir meslektaşınız olarak hitap ediyorum.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının meselelerini içeriden bildiğini ve iş yükünün farkında olduğunu ifade etti. İlginizi Çekebilir YAPISAL SORUNLAR İÇİN YENİ ADIMLAR Göreve başladıkları andan itibaren yapısal sorunların çözümü için çalışmaları başlattıklarını dile getiren Gürlek, iş yükü analizlerinin yeniden yapılacağını, norm kadro sisteminin güncelleneceğini ve performans ölçütlerinin daha adil ve objektif bir zemine oturtulacağını açıkladı. Hâkim ve savcıların mesleki gelişimini destekleyen uzmanlaşma ve eğitim modellerinin hayata geçirileceğini belirten Gürlek, adalet personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi için somut adımlar atılacağını kaydetti. “ŞEFFAFLIK VE LİYAKAT ESAS OLACAK” Adaletin yalnızca kanunu doğru uygulamak olmadığını, kurum içinde hakkaniyeti güçlendirmenin de önemli olduğunu vurgulayan Gürlek, şeffaflığın artırılacağını, liyakatin esas alınacağını ve kurumsal aidiyetin güçlendirileceğini ifade etti. “Bu teşkilat benim yuvamdır.” diyen Gürlek, yargı teşkilatının tüm unsurlarının ortak emeğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşacağını söyledi. AVUKATLARA MESAJ: “YARGININ VAZGEÇİLMEZ PARÇASISINIZ” Konuşmasında savunma makamına özel vurgu yapan Gürlek, avukatların yargının üç sacayağından biri olduğunu belirterek, “Savunma güçlü olduğunda adalet gerçek anlamda hayat bulur.” ifadelerini kullandı. Avukatların mesleklerini güven içinde ve saygınlıkla sürdürebilmeleri için gerekli ortamın güçlendirileceğini kaydeden Gürlek, barolarla daha yakın ve düzenli istişare mekanizmaları kurulacağını bildirdi. Son dakika... MHP lideri Bahçeli'den CHP'ye sert tepki: İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı? “BÜYÜK BİR ADALET AİLESİYİZ” Türkiye genelinde 26 bin 765 hâkim ve savcı, 96 bin 53 adalet personeli, 83 bin 929 Ceza ve Tevkifevleri teşkilatı mensubu ve 208 bin 223 avukatla büyük bir adalet ailesi olduklarını belirten Gürlek, aynı ideale inanan güçlü bir bütün olduklarını kaydetti. Gürlek, “Birlikte daha adil bir gelecek inşa edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Dünya'ya yakın 15 bin şehir yok edici! 'Geceleri uyuyamıyorum'

Dünya'ya yakın 15 bin şehir yok edici! 'Geceleri uyuyamıyorum'

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) yetkilileri, Dünya’ya yakın yörüngede hareket eden ve "şehir yok edici" olarak nitelendirilen binlerce orta büyüklükte asteroide karşı gezegenin yeterli savunma kapasitesine sahip olmadığını bildirdi. The Sun'dan edinilen bilgilere göre NASA yöneticileri, çapı yaklaşık 140 metre ve üzeri olan yaklaşık 25 bin asteroid bulunduğunun tahmin edildiğini, bunların yalnızca yüzde 40’ının tespit edilebildiğini açıkladı. Yetkililer, yaklaşık 15 bin orta büyüklükte gökcisminin henüz saptanamadığını ve potansiyel risk oluşturduğunu belirtti. ASTEROİDİN ÇARPMA İHTİMALİ 2022 yılında gerçekleştirilen Double Asteroid Redirection Test (DART) görevi, bir asteroidin yörüngesinin uzay aracı çarpmasıyla değiştirilebileceğini göstermişti. Görev kapsamında bir uzay aracı, Dimorphos adlı asteroide çarptırılarak yörüngesinde ölçülebilir bir sapma sağlanmış ve misyon başarılı kabul edilmişti. Ancak DART görev lideri ve ABD’deki Johns Hopkins University bünyesinde görev yapan Dr. Nancy Chabot, benzer bir müdahale için hazır bekleyen bir sistem bulunmadığını söyledi. 'ENDİŞELİYİZ, HAZIR BİR SİSTEMİMİZ YOK' Chabot, "Bu şehir yok edici asteroidler konusunda endişeliyiz. DART önemli bir gösterimdi ancak şu anda tehdit oluşması halinde hemen kullanabileceğimiz hazır bir sistemimiz yok" dedi. Chabot, çapı 140 metre olan asteroidlerin yaklaşık yüzde 50’sinin yerinin bilinmediğini belirterek, "Şu an aktif biçimde bir asteroidi saptırabilecek durumda değiliz. Hazırlıklı olabiliriz ancak bunun için gerekli yatırımın yapıldığını görmüyorum" ifadelerini kullandı. Uzman, uzay ajanslarının savunma sistemlerini sürekli yüksek alarmda tutacak bütçeye sahip olmadığını da vurguladı. 'BENİ GECELERİ UYKUSUZ BIRAKIYOR' NASA Genel Merkezi’nde Gezegen Savunma Sorumlusu olarak görev yapan Dr. Kelly Fast de en büyük endişeyi orta büyüklükteki asteroidlerin oluşturduğunu belirtti. Fast, Arizona’da düzenlenen American Association for the Advancement of Science (AAAS) konferansında yaptığı konuşmada, "Beni geceleri uykusuz bırakan, bilmediğimiz asteroidler" dedi. Küçük gökcisimlerinin Dünya’ya sık sık çarptığını ancak ciddi tehdit oluşturmadığını belirten Fast, filmlerde konu edilen çok büyük asteroidlerin ise büyük ölçüde tespit edildiğini söyledi. Asıl riskin, küresel değil bölgesel ölçekte yıkıma yol açabilecek 140 metre ve üzeri asteroidlerden kaynaklandığını kaydetti. NASA, bu kapsamda 2027 yılında "Surveyor" adlı yeni bir görev başlatmayı planlıyor. Misyonun, on yıl içinde çapı 140 metreden büyük asteroidlerin en az yüzde 90’ını tespit etmeyi hedeflediği bildirildi. Yetkililer, en gelişmiş teleskoplarla dahi bu gökcisimlerinin bulunmasının zaman aldığını ifade etti. İran'dan ABD saldırısına karşı 4 aşamalı plan! Trump'ın gizli silahı 'casus canavar' İsrail'de sırlarla dolu ölüm! Netanyahu'nun en yakınıydı: 'Soğukkanlılıkla katletti'

Almanya’da yıllık enflasyon yükseldi

Almanya’da yıllık enflasyon yükseldi

Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), ocak ayına ilişkin nihai enflasyon verilerini yayımladı. Buna göre, Aralık 2025’te yüzde 1,8 olan yıllık enflasyon, ocak ayında yüzde 2,1’e yükseldi. Tüketici fiyatları aylık bazda ise yüzde 0,1 artış kaydetti. Avrupa Birliği (AB) uyumlu TÜFE ocakta aylık yüzde 0,1, yıllık ise yüzde 2,1 artışla beklentilere paralel gerçekleşti. Veriler, daha önce açıklanan öncü verileri teyit etti. Gıda ve hizmet fiyatları ana belirleyici oldu Destatis Başkanı Ruth Brand, verilere ilişkin değerlendirmesinde, yılın başında genel tüketici fiyatlarındaki artışın ivme kazandığına dikkati çekerek, "Özellikle gıda fiyatları ocak ayında önceki aylara kıyasla daha belirgin bir artış gösterdi. Eylül-Aralık 2025 döneminde gıda fiyatlarındaki artış genel enflasyonun altında seyretmişti. Ayrıca hizmet fiyatlarındaki yükseliş ocak ayında da enflasyonu yukarı çekmeye devam ediyor." ifadelerini kullandı. İlginizi Çekebilir Verilere göre, ocak ayında gıda fiyatları yıllık yüzde 2,1, hizmet fiyatları yüzde 3,2 artış göstererek enflasyonun temel belirleyicileri olmayı sürdürdü. Gıda kalemleri arasında, yumurta yüzde 12,5, meyve yüzde 6,1, et ve et ürünleri ise yüzde 4,9’luk artışla öne çıktı. Hizmetler tarafında ise ulaşım yüzde 2,2, sağlık yüzde 1,9 ve kiralar yüzde 2,1 yükseldi. Öte yandan, enerji fiyatları yıllık bazda yüzde 1,7 gerilerken elektrik fiyatlarındaki düşüş yüzde 3,2 olarak kayıtlara geçti. Enerji ve gıda hariç tutularak hesaplanan "çekirdek enflasyon" ise ocakta yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşti. Gözler ECB ve faiz kararlarında Ekonomistler, Almanya’da asgari ücret artışlarının etkisiyle 2026 yılının tamamında enflasyonun yüzde 2'nin bir miktar üzerinde seyredeceğini öngörüyor. Almanya'da 2025 yılı ortalama enflasyonu yüzde 2,2 olarak gerçekleşmişti. Para politikası tarafında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB), Haziran 2024’ten bu yana mevduat faizini 8 kez düşürmesinin ardından temmuz, eylül, ekim, aralık ve şubat toplantılarında faiz indirimlerine ara verdi. Mevduat faizinin mevcut yüzde 2 seviyesindeki seyrini gelecek aylarda da koruması bekleniyor. Avro Bölgesi'nde ise enerji fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle ocak ayı enflasyonu yüzde 1,7’ye gerileyerek ECB’nin yüzde 2’lik orta vadeli hedefinin altında kaldı.

Nişantaşı’nda faciadan dönüldü: Dehşet içindeydim

Nişantaşı’nda faciadan dönüldü: Dehşet içindeydim

Olay, 14 Şubat Cumartesi günü saat 14.00 sıralarında Nişantaşı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre okul binasındaki sıva parçaları binadan koparak aşağı düşmeye başladı. Bu sırada kaldırımda yürüyen Ö.A.D.’nin üstüne kopan sıva parçaları düştü. Neye uğradığını şaşıran çocuk başından yaralandı. Parçaların düştüğü kaldırımda tekerlekli sandalyede kitap satan engelli Erdal Yalçın ise yara almadan kurtuldu. ÇOCUK BAŞINDAN YARALANDI; ENGELLİ ERDAL YALÇIN KURTULDU Olay yerine ihbar üzerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesini olay yerinde yaptığı çocuk, ambulansla Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Çocuğun hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi. Olay anı ise güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çocuğun tedavisinin ardından şikayetçi olacağı öğrenildi. Sıva parçalarının düştüğü kaldırım ise, zabıta ekipleri tarafından şerit çekilerek kapatıldı. İlginizi Çekebilir 'OKUL AÇIK OLSAYDI FACİA OLURDU' Olayla ilgili konuşan Penbe Akdağ, "Belediye otobüsü geçti. Ben de belediye otobüsüne motosiklet çarptığını sandım. Sonra 'Pat' diye ses çıkınca baktım orada bir çocuk başını tutuyordu. O anda birşey yoktu sonra başından kan gelmeye başladı. Oradaki esnaf ve yoldan geçenler ona yardım etti. Eli ve yüzü kan oldu, sildiler ve başına peçeteyle bastırdılar. Ancak kan durmadı ve sağlık ekipleriyle buradaki polisler geldi. Sonra çocuğu hastaneye götürdüler ama akıbeti ne oldu bilmiyorum. Orada engelli abi de vardı her zaman direğin orada dururdu ama o gün kendini ağacın dibine çekmişti. O kurtuldu çok şükür onda birşey yok. Okullar açık olsa ne olacağını düşünemiyorum. Facia olurdu yine ucuz kurtuldu. İnşallah sağlık durumu da iyidir. Senin de benim de başıma gelebilirdi. Hepimize büyük geçmiş olsun" dedi. 'DEHŞET İÇİNDEYDİM; YUKARIDAN BİRŞEYLER DÜŞTÜ' Olayı gören çiçek satıcısı ise, "Ben bilmiyordum, tezgahdaydım. Burada bir kargaşa oldu. Zaten bakınca çocukmuş herhalde bilmiyorum. Kafasına düşmüş, sonra da orayı kapattılar" ifadelerini kullandı. Son anda kurtulan engelli Erdal Yalçın ise, "Ben oradaydım, babam daha iyi anlatır ben hikayeyi fazla anlatamıyorum. Dehşet içindeydim, öğle saatlerinde oldu. Yukarıdan birşeyler düşmeye başladı. Şok halindeydim. O yüzden bir şey anlatamayacağım" diye konuştu. (DHA)

Arsa ve tarla satışları 2025'te 1,6 milyonu aştı

Arsa ve tarla satışları 2025'te 1,6 milyonu aştı

AA muhabirinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) verilerinden derlediği bilgilere göre, 2025'e hızlı başlayan konut, arsa, tarla, iş yeri ve ticari taşınmaz gibi tüm gayrimenkul satışları, yılın devamının büyük kısmında da bu ivmeyi sürdürdü. Geçen yıl ocak-aralık döneminde toplam gayrimenkul satışları yüzde 8,7 artarak 3 milyon 332 bin 994'e ulaşırken, bu rakam, tüm zamanların en yüksek yıllık verisi olarak kayıtlara geçti. Büyük çoğunluğunu arsa ve tarlaların oluşturduğu konut dışı gayrimenkul satışları ise 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 3,5 artarak 1 milyon 644 bin 84 oldu. Söz konusu rakam en yüksek üçüncü satış verisi olarak öne çıktı. Bu alandaki rekor 1 milyon 748 bin 578 satışla 2022 yılında görüldü. Böylece geçen yıl yapılan toplam gayrimenkul satışlarının yüzde 50,7'sini konut, yüzde 49,3'ünü ise arsa, tarla ve iş yeri gibi konut dışı gayrimenkuller oluşturdu. Son 5 yıl baz alındığında konut satışlarının payının ilk kez yüzde 50'nin üzerine çıktığı görüldü. Geçen yıl konut satışları 2024'e göre yüzde 14,3 artarak 1 milyon 688 bin 910'a ulaşmıştı. İlginizi Çekebilir "Kovid-19 salgını sonrası arsa ve araziye artan talep konuta yöneldi" Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Genel Başkanı Hakan Akdoğan, AA muhabirine verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, arsa, tarla ve iş yeri satışlarındaki artış ivmesinin konutun bir miktar gerisinde kaldığını belirterek, "Özellikle Kovid-19 salgını sonrasında arsa ve araziye olan ilgi çok yüksek seviyelere çıkmıştı ancak şu an için 'konut biraz daha ön planda ve öncelikli' diyebiliriz." dedi. Ticari gayrimenkullerdeki satış ivmesinin diğer alanlara göre daha da zayıf seyrettiğini dile getiren Akdoğan, özellikle kredi maliyetlerinin yüksek olmasının işyeri alımlarını oldukça yavaşlattığını söyledi. Akdoğan, konutun toplam gayrimenkul satışları içerisindeki payının yüzde 50'yi aştığını kaydederek, "Aynı durumun bu yıl da devam etmesini bekliyoruz. Arsa ve arazi tarafında özellikle İstanbul'a yakın bölgeler oldukça hareketli. Bu hareketlilikten Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Tekirdağ, Kocaeli ve Sakarya gibi bölgeler nasibini alıyor. Bu yıl da konut satışlarının daha ön planda olmasını ve toplamdaki payının yüzde 50 civarında kalmasını bekliyoruz." diye konuştu. "Bu yıl konut dışı satışların 1,65-1,7 milyon bandında gerçekleşmesini öngörüyoruz" Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Başkanı Mustafa Kemal Şahin de geçen yıl konut dışı gayrimenkul satışlarının 1 milyon 644 bin adedi aştığını belirterek, "Bu durum, yatırımcının güvenli liman arayışının güçlü şekilde devam ettiğini gösteriyor. Her ne kadar 2022’de kırılan 1 milyon 748 bin adetlik rekorun altında kalsa da, bu veri tarihsel olarak üçüncü en yüksek seviye ve arsa-tarla piyasasının kalıcı bir yatırım tercihi haline geldiğini net biçimde ortaya koyuyor." dedi. Arsa pazarında özellikle gelişim aksı üzerindeki şehirlerin öne çıktığını vurgulayan Şahin, "Marmara'da Trakya hattı, Ege'de kıyı ilçeler ve İç Anadolu'da sanayi yatırımlarının yoğunlaştığı bölgeler talebin en canlı olduğu alanlar. Bu yıl ekonomik dengelenme, faiz ve borsa hassasiyeti olanlar ile özellikle küçük yatırımcının enflasyona karşı korunma refleksiyle konut dışı satışların 1,65-1,7 milyon bandında gerçekleşmesini öngörüyoruz." açıklamasında bulundu.

Trafik ve kasko sigortasında ödenen tazminat 240 milyar liraya dayandı

Trafik ve kasko sigortasında ödenen tazminat 240 milyar liraya dayandı

AA muhabirinin, Türkiye Sigorta Birliğinin (TSB) 2025 yılına ilişkin Motorlu Taşıtlar Sigorta İstatistikleri'nden derlediği bilgiye göre, trafik ve kasko sigortalarında ödenen tazminatlar arttı. Bu dönemde iki branşta 389,1 milyar lira prim yazılırken toplam tazminat ödemesi 239,3 milyar lira, ödeme yapılan mağdur sayısı 4 milyon 297 bin 994 oldu. Trafik ve kaskoda geçen yıl ödenen toplam tazminat tutarında bir önceki yıla göre yüzde 56,4, ödeme yapılan mağdur sayısında ise yüzde 8,4 artış görüldü. İlginizi Çekebilir Türkiye'de trafiğe çıkan motorlu taşıtlar için yaptırılması zorunlu olan, kaza durumunda kusurlu olunması halinde karşı tarafın zararının karşılanmasının amaçlandığı trafik sigortası kapsamında 2025'te sigorta şirketlerinin ödedikleri toplam tazminat tutarı 145,4 milyar lira, ödeme yapılan mağdur sayısı ise 2 milyon 782 bin 94 oldu. Araç tiplerine göre en çok tazminat 82,8 milyar lirayla otomobillere ödendi. Bunu, 30,3 milyar lirayla kamyonet ve 6,7 milyar lirayla kamyon izledi. Trafik sigortası kapsamında tüm araç tiplerinde toplam 27 milyon 866 bin 638 adet teminat sağlanırken yazılan prim tutarı 242 milyar lira oldu. Kaskoda geçen yıl ödenen tazminat 93,9 milyar lira oldu Bir motorlu taşıtın çeşitli sebeplerle zarar görmesi durumunda oluşabilecek maddi kayıpları karşılayan, isteğe bağlı yapılabilen ve araç sahibinin kendi aracını güvence altına aldığı kasko sigortası kapsamında ise bu dönemde 93,9 milyar lira tazminat ödenirken mağdur sayısı 1 milyon 515 bin 900 oldu. Araç tiplerine göre en çok tazminat, 68,5 milyar lirayla otomobiller, 10 milyar lirayla kamyonetler ve 6,3 milyar lirayla çekiciler için ödendi. Kasko kapsamında tüm araç tiplerinde toplam 9 milyon 846 bin 264 adet teminat verilirken yazılan prim tutarı 147,1 milyar lira oldu. Bu arada, sigortalının kaza sonucu hayatını kaybetmesi veya sakatlık halinde, kendisine yahut ailesine maddi destek sağlayan ferdi kaza sigortasında ise aynı dönemde 1098 mağdura toplam 36 milyon lira tazminat ödemesi yapıldı.

Hayvan sağlığı uluslararası işbirlikleriyle korunacak

Hayvan sağlığı uluslararası işbirlikleriyle korunacak

AA muhabirinin TÜBİTAK'tan edindiği bilgiye göre, hayvan refahının sağlanması hedefi doğrultusunda faaliyet gösteren Hayvan Sağlığı ve Refahı Avrupa Ortaklığı (EUPAHW) Projesi kapsamında çıkılan ortak çağrıda başvuru süreci başladı. EUPAHW, 19 ülkeden 91 ortağı bir araya getirerek bulaşıcı hayvan hastalıklarının uygun yöntemlerle en iyi şekilde önlenmesi ve kontrol edilmesi, antimikrobiyallerin kontrollü kullanımı ve üretim döngüsünün her aşamasında hayvan refahına saygı gösterilmesi hedefi doğrultusunda faaliyet gösteriyor. Ortaklık, BM'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında yer alan gıda güvenliği, sağlıklı beslenme, sürdürülebilir hayvancılık ve su ürünleri sektörlerine katkıda bulunmayı, bu sektörlerin ekonomik büyümesine ve kırsal kalkınmasına, su ve kara kaynaklarının da daha sürdürülebilir kullanımına destek vermeyi amaçlıyor. Bu kapsamda başvuruya açılan EUPAHW Projesi çağrısı ile "hayvan refahı" ile "önleme ve kontrol" konularındaki proje başvuruları desteklenecek. Buna göre, hayvan refahı alanındaki proje önerileriyle, doğum, yetiştirme, nakliye ve kesim dahil olmak üzere üretim döngüsünün iyileştirilmesinin amaçlanması gerekiyor. Proje tekliflerinin, temel hedeflerin yanı sıra sosyoekonomik hususları da içermesi bekleniyor. Bu doğrultuda, "refah iyileştirmeleri ile çevresel, ekonomik veya toplumsal etkiler arasındaki dengelerin araştırılması" alanındaki faaliyetler için özel sektörün katılımı teşvik edilecek. Önleme ve kontrol alanında da bulaşıcı hastalıkları önlemek ve kontrol etmek, antimikrobiyal kullanımını azaltmak ve hayvancılık direncini artırmak için yenilikçi tedavi ve aşıların geliştirilmesi desteklenecek. "Endüstri ile işbirliği içinde ilaç ve mikrobiyom/patojen analizini desteklemek için yenilikçi araçlar geliştirilmesi" alanındaki projelere özel sektörün katılması zorunlu olacak. Kimler başvurabilecek? Çağrıya, yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri, kamu kurum ve kuruluşları, sektör ve büyüklüğüne bakılmadan firma düzeyinde katma değer yaratan ve ticaret sicil belgesi olan Türkiye'de yerleşik özel kuruluşlar katılabilecek. Bu katılımcılar, TÜBİTAK 1071- Uluslararası Araştırma Fonlarından Yararlanma Kapasitesinin ve Uluslararası AR-GE İşbirliklerine Katılımın Arttırılmasına Yönelik Destek Programı hükümleri doğrultusunda desteklenecek. Vakıflar, dernekler ve bunların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, birlikler, şahıs şirketleri ve adi ortaklıklardan başvuru kabul edilmeyecek. Uluslararası projede Türkiye'den birden fazla ortak bulunması durumunda, TÜBİTAK 1071 Programı'na ortak olarak tek bir başvuruda bulunulacak. Proje süresi ve bütçe üst sınırı Proje süresi en fazla 36 ay olacak. Bir proje kapsamında TÜBİTAK'tan talep edilen katkı, kurum hissesi ve proje teşvik ikramiyesi hariç proje başına 150 bin avroyu, yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları için 100 bin avroyu, özel kuruluşlar için 150 bin avroyu aşamayacak. Çağrı kapsamında kongre ve konferans gibi yurt içi ve dışı bilimsel toplantılara katılım için yapılacak seyahatlere en fazla 175 bin lira, proje ortakları arasında çalışma ziyareti gibi faaliyetlere ilişkin yapılacak seyahatlere en fazla 300 bin lira olmak üzere yürütücü kuruluş başına en fazla 475 bin liraya kadar ödenek istenebilecek. Yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri ile kamu kurum ve kuruluşları kabul edilen bütçeleri üzerinden yüzde 100 desteklenecek. Büyük ölçekli özel kuruluşlara, kabul edilen bütçeleri üzerinden yüzde 60 ve KOBİ'lere yüzde 75 destek verilecek. Önerilerin çağrı sekretaryasına sunulması için son tarih 30 Mart, TÜBİTAK'a sunulması için ise 3 Nisan olarak belirlendi. Projelerin Ocak-Nisan 2027 döneminde başlaması öngörülüyor.