Mavi Vatan'da sıkı denetim!

Mavi Vatan'da sıkı denetim!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından planlanan denetim faaliyetlerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, “Uyguladığımız gemi denetim mekanizmaları denizlerimizde can, mal ve seyir emniyetini sağlanmasının yanı sıra deniz çevresinin korunmasında da belirleyici bir rol üstleniyor.” ifadesini kullandı. Bakan Uraloğlu, denetim faaliyetleri sayesinde hem yabancı gemilerin hem de Türk gemilerinin teknik ve operasyonel standartlarının yükseltildiğini belirterek, bu çalışmaların Türkiye’yi yüksek standartlı gemilere sahip bayrak devletleri arasında konumlandırdığını kaydetti. “TÜRK BAYRAĞI, PARİS MUTABAKAT ZAPTI BEYAZ LİSTESİ’NDEKİ GÜÇLÜ KONUMUNU BU YIL DA SÜRDÜRDÜ” Paris Mutabakat Zaptı (MoU) ve diğer memorandumlar kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin, deniz ticareti açısından standart üstü gemiler için önemli kolaylıklar sağladığına dikkati çeken Bakan Uraloğlu, Türk gemilerinin 2008 yılından bu yana Paris MoU’nun en yüksek performans gösteren gemiler listesinde yer aldığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türk Bayrağı, Paris Mutabakat Zaptı Beyaz Listesi’ndeki güçlü konumunu bu yıl da sürdürdü. 2025’te 215 Türk bayraklı gemi, birçoğu Avrupa Birliği ülkesi olan Paris Mou ülkelerinde denetlendi. 5 gemi tutulurken, tutulma oranı yüzde 2,32 olarak kaydedildi. Bu oran Paris MoU genel ortalaması olan yüzde 4,03’ün yarısına yakındır. Bu çerçevede çok başarılı bir denetim periyodu geçirdik. 2025 yılı performanslarının da değerlendirileceği Paris MoU yıllık raporunda Türk bayrağımızın daha üst performans sırasında olmasını bekliyoruz.” “DENİZLERDE EMNİYET SEVİYESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN RİSK ODAKLI DENETİM KAPASİTEMİZİ SÜREKLİ GELİŞTİRİYORUZ” Bakan Uraloğlu, uygulanan risk bazlı denetim yaklaşımı sayesinde gemilerin standartlarının daha da yukarı taşındığını belirterek, “Denizlerde emniyet seviyesini yükseltmek için risk odaklı denetim kapasitemizi sürekli geliştiriyoruz.” dedi. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda liman başkanlıklarınca Türk bayraklı gemilere uygulanan ön sörvey uygulamalarının bu süreçte önemli bir katkı sağladığını ifade eden Uraloğlu, “2025 yılında uluslararası sefer yapan 960 Türk bayraklı gemiye ön sörvey denetimi gerçekleştirdik.” bilgisini paylaştı. Uraloğlu, Türkiye’nin deniz ticaretinde küresel bir güç olduğunu, bu gücün önemli unsurlarından biri olan Türk gemi filosunun dünyanın neresinde olursa olsun desteklenmeye devam edildiğini vurguladı. “3 BİN 115 YABANCI BAYRAKLI GEMİYE LİMAN DEVLETİ DENETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ” Türkiye’nin yalnızca bir bayrak devleti değil, aynı zamanda sahip olduğu yük ve liman kapasitesiyle bölgenin en güçlü liman devletlerinden biri olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, bunun beraberinde önemli sorumluluklar getirdiğini söyledi. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Yapılan planlamalar doğrultusunda, tarafı olduğumuz memorandumlar kapsamında 2025 yılında limanlarımıza uğrak yapan toplam 3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye liman devleti denetimi gerçekleştirdik. Tespit edilen eksiklikler nedeniyle bu gemilerden 486’sı, gemide çalışma tecrübesine sahip denetim uzmanlarımız tarafından sefere izin verilmeyerek tutuldu. Bu rakamlar, bölgemizde en fazla gemi denetimi gerçekleştiren ülke konumunda olmamızı sağladı.” Uraloğlu ayrıca, 2026 yılında denetimler için yeni yazılım sistemini ve gemi denetim risk değerlendirme modülünü de devreye alarak deniz emniyetinden ödün vermeden deniz çevresini korumaya, denizcilikten en yüksek oranda kazanç elde ederek Türkiye’nin refah seviyesini artırmak için yeni stratejiler ve yatırımlar ile çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Bakan Uraloğlu, risk oluşturan gemilere yönelik başlatılan yoğunlaştırılmış liman devleti denetimlerinin mevzuat altyapısının oluşturularak Liman Devleti Denetimi Uygulama Yönetmeliği kapsamına alındığını da belirterek “2025 yılında Akdeniz MoU’da yapılan denetimlerin yüzde 42,7’si, Karadeniz MoU’da gerçekleştirilen denetimlerin ise yüzde 11,1’i ülkemiz limanlarında, bu kapsamdaki gemilere yönelik yapıldı.” dedi. Denetimlerde, standart altı gemilere odaklanılması nedeniyle tutulma oranlarının MoU ortalamalarının üzerinde gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, “2025 yılında Akdeniz MoU genelinde tutulma oranı yüzde 7,3 iken Türkiye’de yüzde 14,3; Karadeniz MoU genelinde yüzde 6,7 iken Türkiye’de yüzde 21,3 olarak kaydedildi. Bu uygulama ile standart altı gemilerin denizlerimizde seyir, can, mal ve çevre emniyetini riske atmasının önlenmesini hedefliyoruz. Denetimleri kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu. “2025 YILINDA 583 GEMİYE PROGRAM DIŞI DENETİM GERÇEKLEŞTİRDİK” Kabotaj sefer bölgesinde önemli ölçüde yük ve yolcu taşımacılığı yapıldığını belirten Bakan Uraloğlu, “Yalnızca uluslararası değil, ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemilerde de standartların yükseltilmesi amacıyla 2025 yılında 583 gemiye program dışı denetim gerçekleştirdik.” dedi. Uraloğlu ayrıca, ulusal sefer yapan kuru yük gemilerine 2024 yılından itibaren yetkilendirilmiş klas kuruluşları aracılığıyla, yolcu ve araç taşımacılığı yapan gemilere ise 2025 yılının son çeyreğinden itibaren liman başkanlıkları marifetiyle Durum Değerlendirme Denetimi yapılması uygulanmasına devam edildiğini belirtti. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin gelişen ticaret hacmine paralel olarak Türk denizciliğinin güçlenerek büyümeye devam ettiğini, denizlerimizde emniyet standartlarının artırılmasına yönelik tüm tedbirlerin kararlılıkla uygulanmayı sürdüreceğini ifade etti.

Dünyanın 'eğlence parkları'na Türk damgası

Dünyanın 'eğlence parkları'na Türk damgası

AA muhabirinin Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye, lunaparklarda yer alan ürünlerin imalatında adından söz ettiriyor. Dünyada lunapark ürünleri tercih edilen ülkeler arasında yer alan Türkiye, bu alanda en fazla ihracat yapan 8'inci ülke olarak kayıtlara geçti. Türkiye'nin hızlı tren (roller coaster), atlı karınca, salıncak, dönme dolap, çarpışan araba, su parkı (aquapark) ve panayırlara mahsus eşya ihracatı her geçen yıl artış gösteriyor. İhracat geçen yıl 94 milyon doları aştı Bu kapsamda 2021'de 26 milyon 517 bin dolar olan ihracat tutarı, 2022'de 40 milyon 861 bin dolara yükseldi. Türkiye, 2023'te 51 milyon 541 bin dolarlık, 2024'te de 80 milyon 306 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ülkenin bu alandaki ihracatı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 17,6 artışla rekor seviye olan 94 milyon 474 bin dolara ulaştı. Bu dönemde ihracat yapılan ülke sayısı 110'u aştı. Böylece 5 yılda Türkiye'nin söz konusu sektörde ihracatı 293 milyon 699 bin dolar olarak hesaplandı. İkinci elde bayram öncesi dengeler değişti: İşte en çok prim yapan modeller İhracatın yarıya yakını 10 ülkeye Türkiye'nin 2021-2025 döneminde "eğlence parkı, gezinti ve su parkı eşyaları" alanında en fazla ihracat yaptığı ülke ABD oldu. ABD'ye 5 yılda 22 milyon 616 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu ülkeyi 18 milyon 345 bin dolarla Fransa, 18 milyon 239 bin dolarla Romanya, 14 milyon 491 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 12 milyon 955 bin dolarla Mısır takip etti. Bu dönemde Kazakistan'a 11 milyon 868 bin dolar, Birleşik Krallık'a 11 milyon 865 bin dolar, Rusya'ya 8 milyon 870 bin dolar, İspanya'ya 8 milyon 101 bin dolar ve Irak'a 7 milyon 987 bin dolar tutarında dış satım yapıldı. Türkiye, son 5 yılda söz konusu 10 ülkeye 135 milyon 337 bin dolarlık ihracat yaparken, bunların 293,7 milyon dolarlık "eğlence parkı" ihracatındaki payı yüzde 46,1 olarak hesaplandı. İhracatta su parkları zirvede Türkiye'nin 2021-2025 döneminde bu sektörde en fazla ihraç ettiği ürün, "su parkı eğlence eşyası" olurken, bu kalemde 115 milyon 644 bin dolar ihracat yapıldı. Bu kategoriyi, 82 milyon 264 bin dolarla "diğer eğlence parkı gezinti eşyası" ve 27 milyon 536 bin dolarla "hareket simülatörleri ve sinemalar" izledi.

Dünyanın 'eğlence parkları'na Türk damgası

Dünyanın 'eğlence parkları'na Türk damgası

AA muhabirinin Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye, lunaparklarda yer alan ürünlerin imalatında adından söz ettiriyor. Dünyada lunapark ürünleri tercih edilen ülkeler arasında yer alan Türkiye, bu alanda en fazla ihracat yapan 8'inci ülke olarak kayıtlara geçti. Türkiye'nin hızlı tren (roller coaster), atlı karınca, salıncak, dönme dolap, çarpışan araba, su parkı (aquapark) ve panayırlara mahsus eşya ihracatı her geçen yıl artış gösteriyor. İhracat geçen yıl 94 milyon doları aştı Bu kapsamda 2021'de 26 milyon 517 bin dolar olan ihracat tutarı, 2022'de 40 milyon 861 bin dolara yükseldi. Türkiye, 2023'te 51 milyon 541 bin dolarlık, 2024'te de 80 milyon 306 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ülkenin bu alandaki ihracatı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 17,6 artışla rekor seviye olan 94 milyon 474 bin dolara ulaştı. Bu dönemde ihracat yapılan ülke sayısı 110'u aştı. Böylece 5 yılda Türkiye'nin söz konusu sektörde ihracatı 293 milyon 699 bin dolar olarak hesaplandı. İkinci elde bayram öncesi dengeler değişti: İşte en çok prim yapan modeller İhracatın yarıya yakını 10 ülkeye Türkiye'nin 2021-2025 döneminde "eğlence parkı, gezinti ve su parkı eşyaları" alanında en fazla ihracat yaptığı ülke ABD oldu. ABD'ye 5 yılda 22 milyon 616 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu ülkeyi 18 milyon 345 bin dolarla Fransa, 18 milyon 239 bin dolarla Romanya, 14 milyon 491 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 12 milyon 955 bin dolarla Mısır takip etti. Bu dönemde Kazakistan'a 11 milyon 868 bin dolar, Birleşik Krallık'a 11 milyon 865 bin dolar, Rusya'ya 8 milyon 870 bin dolar, İspanya'ya 8 milyon 101 bin dolar ve Irak'a 7 milyon 987 bin dolar tutarında dış satım yapıldı. Türkiye, son 5 yılda söz konusu 10 ülkeye 135 milyon 337 bin dolarlık ihracat yaparken, bunların 293,7 milyon dolarlık "eğlence parkı" ihracatındaki payı yüzde 46,1 olarak hesaplandı. İhracatta su parkları zirvede Türkiye'nin 2021-2025 döneminde bu sektörde en fazla ihraç ettiği ürün, "su parkı eğlence eşyası" olurken, bu kalemde 115 milyon 644 bin dolar ihracat yapıldı. Bu kategoriyi, 82 milyon 264 bin dolarla "diğer eğlence parkı gezinti eşyası" ve 27 milyon 536 bin dolarla "hareket simülatörleri ve sinemalar" izledi.

Kuvözdeki şiddeti engelli bırakmıştı! 5 günlük bebeği darp eden hemşireden pişkin savunma

Kuvözdeki şiddeti engelli bırakmıştı! 5 günlük bebeği darp eden hemşireden pişkin savunma

Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmaya tutuklu sanık Hazel Dırık Bağrıyanık, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı, taraf avukatları da salonda hazır bulundu. 'BİR ANLIK REFLEKSLE OLDU, PİŞMANIM' Sanık Bağrıyanık, savunmasında hakkındaki suçlamaları reddederek beraatini talep etti. Olayın kendisinden kaynaklanmadığını öne süren Bağrıyanık, bir anlık refleksle hareket ettiğini belirtti. Kendisinin de bir bebeği olduğunu dile getiren sanık, zarar verme kastının bulunmadığını savunarak pişman olduğunu ve tutuksuz yargılanmak istediğini söyledi. 2 bebeğe şiddet uygulayan tutuklu hemşirenin cezaevi değişti Sanık avukatı da müvekkilinin tahliyesini talep ederek, yargılamanın sağlıklı ilerlemesi için duruşmaların kapalı yapılmasını istedi, dosyanın basına yanlış aktarıldığını savundu. Müşteki avukatı ise Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunu kabul etmediklerini belirterek, yeni bir rapor alınmasını talep etti ve sanığın tutukluluk halinin devamını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık avukatının tahliye ve yargılamanın kapalı yapılmasına yönelik taleplerini reddederek tutuklu sanığın mevcut halinin devamına karar verdi. Mahkeme, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 1 Nisan'a erteledi. OLAY Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi'nde 26 Mayıs 2021'de tedavi gören bir bebeğe şiddet uygulandığı iddiasıyla adli süreç başlatılmış, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın ardından hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık hakkında "kasten yaralama" suçundan dava açılmıştı.

Yunanistan ile Chevron arasındaki anlaşmaya MSB'den tepki: Hukuksuz faaliyetin karşısındayız

Yunanistan ile Chevron arasındaki anlaşmaya MSB'den tepki: Hukuksuz faaliyetin karşısındayız

Millî Savunma Bakanlığı, Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'nda Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nı gerçekleştirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında şöyle konuştu: TERÖRLE MÜCADELE "Hafta içerisinde 10 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar teslim olan terörist sayısı 35’e ulaşmıştır. Operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir. Ayrıca, son bir haftada imha edilen 2 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 94’ü (457 km) başarıyla imha edilmiş, böylece Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 759 (Tel Rıfat: 302 / Menbic 457) kilometre oldu. HUDUT GÜVENLİĞİ Hafta boyunca, 12’si terör örgütü mensubu olmak üzere 176 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı966 olmuş, engellenen 1.735 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da9 bin 714’e ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde, Hakkâri hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 21 kilogram (21.566 gram) uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.Ayrıca, 12 Şubat’ta Foça-Karaburun arasında battığı bildirilen düzensiz göçmen botunu kurtarma çalışmalarına Hava Kuvvetlerimize ait helikopter ile destek sağlandı. Orta Doğu'da geri sayım! ABD güçleri hızla İran'a doğru ilerliyor: 'Savaş ihtimali yüzde 90' İSRAİL İsrail hükûmetinin işgal altındaki Batı Şeria’da egemenliğini dayatmayı ve yerleşim faaliyetlerini genişletmeyi amaçlayan son kararı uluslararası hukukun her hâliyle açık ihlalidir ve hükümsüzdür. İsrail’in, Filistin toprakları üzerinde fiilî durum yaratma girişimlerine karşı uluslararası toplumu kararlı bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Ayrıca, İsrail’in ateşkes ihlalleri ve insani yardımları kesintiye uğratmasının, barış sürecine zarar verdiğini ve bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini bir kez daha vurguluyoruz. SURİYE’DE SON DURUM Suriye hükümeti ve SDG arasındaki entegrasyon sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanmasını bekliyor, hâlihazırda sahadaki gelişmeleri yakından takip ederek ülkemizin menfaatleri doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri alıyoruz. Entegrasyonun Suriye’nin üniter yapısını, tek devlet, tek ordu ilkesini güçlendirecek şekilde gerçekleşmesinden başka bir ihtimalin söz konusu olmadığını hatırlatıyoruz. SOMALİ’DEKİ SON GELİŞMELER Uluslararası istikrara sunduğumuz katkılar kapsamında dost ülke Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik eğitim, danışmanlık ve destek faaliyetlerimiz artarak devam etmektedir. Sondaj faaliyetleri ve Somali’de inşa edilen “Uzay Limanı ve Test Atış Alanı”nın emniyetini sağlamaya, Somali Millî Ordusu tarafından icra edilen terörle mücadele operasyonlarına azami destek vermeye devam etmekteyiz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Somali’deki varlığı ve sağladığı destekle etkin caydırıcılığını sürdürecektir. AIRBUS HEYETİNİN ZİYARETİ Bakanlığımız ve AIRBUS arasında, havacılık kabiliyetlerimizin artırılmasına yönelik mevcut ortaklığımızın güçlendirilmesi ve potansiyel iş birliği sahaları hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur. YUNANİSTAN İLE CHEVRON ŞİRKETİ ARASINDAKİ ANLAŞMASI Yunanistan’ın, Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarında tek taraflı olarak uluslararası şirketler ile yürüttüğü faaliyetler doğrudan ülkemizin deniz yetki alanlarını etkilememekle birlikte uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırılık teşkil etmektedir. Libya ile ülkemiz arasındaki 2019 tarihli Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırasına ve Libya’nın 27 Mayıs 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanları hilafına yürütülmeye çalışılan bu hukuksuz faaliyetin karşısındayız. Yunanistan’ın bu tek taraflı ve hukuksuz faaliyetlerine karşı Libya makamlarının girişimlerde bulunması için gerekli desteği sağlamaya devam ediyoruz. Sabah uyandığında dişleri yoktu! Röntgende gerçek ortaya çıktı

Kan donduran gecenin detayları! 2 çocuk her şeye tanık oldu

Kan donduran gecenin detayları! 2 çocuk her şeye tanık oldu

Olay, dün saat 20.00 sıralarında Büyük Bölcek Mahallesi Bölcek Caddesi'nde 4 katlı apartmanın 2'nci katında meydana geldi. Silah sesi ihbarı ile adrese giden polis ekipleri, evin açık olan kapısından içeri girdiklerinde, Kübra Kılıç, Zeynep Ayaz ve Tolga Kuş'u kanlar içinde buldu. Tolga Kuş ve Zeynep Ayaz'ın öldüğü belirlendi. Ağır yaralı olan Kübra Kılıç da ambulansla kaldırıldığı Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. 2 ÇOCUĞUNUN GÖZÜ ÖNÜNDE ATEŞ ETMİŞ İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından çalışma başlattı. Tolga Kuş ve Kübra Kılıç çiftinin 7 ay önce boşandığı ve Kılıç'ın, M.A.K. (12) ve A.K. (4) isimli çocukları ile birlikte yaşamaya başladığı belirlendi. Tolga Kuş'un, 'kıskançlık' nedeniyle eski eşini sürekli rahatsız ettiği, dün de aynı nedenle eve geldiği öne sürüldü. Tolga Kuş'un, kapıyı açan eşi Kübra Kılıç'a, çocuklarının gözü önünde ateş ettiği ardından o sırada evde bulunan ve panikle kaçmaya çalışan Kılıç'ın yeğeni Zeynep Ayaz'a da ateş edip, sırtından vurduktan sonra aynı tabancayla intihar ettiği belirlendi. 2 ÇOCUK KORUMA ALTINA ALINDI Olaya tanık olan çiftin 2 çocuğu, devlet koruması altına alındı. Kuaför olan Kübra Kılıç'ın, bir süre önce de iş yerini kapattığını belirlendi. 3 kişinin cenazesi yapılacak otopsinin ardından ailelerine teslim edilecek. (DHA)

SON DAKİKA HABERLER: Orta Doğu'da geri sayım başladı mı? ABD güçleri hızla İran'a doğru ilerliyor: 'Savaş ihtimali yüzde 90'

SON DAKİKA HABERLER: Orta Doğu'da geri sayım başladı mı? ABD güçleri hızla İran'a doğru ilerliyor: 'Savaş ihtimali yüzde 90'

MİLLİYET.COM.TR / Orta Doğu’da savaş çanları çalmaya başladı. ABD ile İran arasında nükleer müzakereler sürerken Washington kulislerinden gelen bilgiler, diplomasinin gölgesinde askeri seçeneğin giderek daha yüksek sesle konuşulduğunu ortaya koydu. 'GENİŞ ÇAPLI BİR HAREKATIN HAZIRLIĞI' İngiliz basınından Telegraph, ABD’ye ait çok sayıda savaş uçağının ve havadan havaya yakıt ikmal tankerinin Orta Doğu’ya doğru hareket ettiği tespit edildi. Uzmanlara göre Körfez’e yönelen bu yoğun askeri sevkiyat, İran rejiminin merkezine yönelik ağır bombardıman uçaklarının önünü açabilecek geniş çaplı bir harekatın hazırlığı olabilir. 'SAVAŞ İHTİMALİ YÜZDE 90' Sadece son 24 saatte F-35 ve F-16’ların da aralarında bulunduğu 50’den fazla Amerikan savaş uçağı bölgeye sevk edildi; tanker uçaklar ise doğuya doğru düzinelerce uçuş gerçekleştirdi. Analistler, Arap Denizi’nde halihazırda konuşlu USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile yolda olan USS Gerald R. Ford taarruz grubunun birleşmesi halinde, Donald Trump yönetiminin İran’a karşı uzun süreli bir askeri operasyon planladığını değerlendiriyor. ABD yönetiminden bir kaynak önümüzdeki haftalarda savaş ihtimalini yüzde 90 olarak ifade ederken, İsrail’in eski bir istihbarat şefi ise saldırının günler içinde başlayabileceğini öne sürdü. ABD BASINI MUHTEMEL SALDIRI İÇİN TARİH VERDİ ABD merkezli CBS’in hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre, üst düzey güvenlik yetkilileri ABD Başkanı Donald Trump’a, ordunun İran’a yönelik muhtemel bir saldırı için cumartesi itibarıyla hazır olacağını bildirdi. Ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediği, saldırı kararının hafta sonunun ötesine sarkabileceği belirtiliyor. PERSONEL İÇİN KRİTİK PLAN ABD’nin İran’a yönelik bir saldırıyı kesinleştirmesi halinde, misilleme riskine karşı Orta Doğu’daki Amerikan personelinin Avrupa’ya veya ABD’ye çekilebileceği iddia edildi. Pentagon ise bu iddialar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Wall Street Journal'in haberine göre ABD, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu'daki en büyük hava gücünü topladı. TRUMP KARAR AŞAMASINDA CNN’e konuşan hükümet kaynakları da İran’a yönelik olası bir askeri hamle için hafta sonuna işaret etti. Trump’ın nihai kararı henüz vermediği, en doğru adımı belirlemek için danışmanları ve müttefikleriyle temaslarını sürdürdüğü aktarıldı. Kaynaklardan biri, “Başkan bu konu üzerine çok zaman harcıyor” sözleriyle sürecin ciddiyetine dikkat çekti. Trump’ın Orta Doğu Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner tarafından İran’la yürütülen dolaylı müzakereler hakkında düzenli olarak bilgilendirildiği ifade edildi. ‘İRAN, ABD’YE YAZILI ÖNERGE SUNABİLİR’ ABD’li bir yetkiliye göre, İran’ın müzakere görüşmelerinin ardından, ABD ile çatışmadan kaçınmaya yönelik yazılı bir öneri sunması bekleniyor. Aynı yetkili, üst düzey ulusal güvenlik danışmanlarının Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda İran dosyasını ele almak üzere bir araya geldiğini, bölgeye konuşlandırılan tüm ABD güçlerinin mart ortasına kadar pozisyonlarını tamamlamasının beklendiğini aktardı. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun şubat ayının son hafta sonunda İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmesinin planlandığı bildirildi. İSRAİL’DE ALARM ZİLLERİ ABD’nin İran’a “yakın zamanda” saldırı başlatabileceği yönündeki değerlendirmeler, İsrail’de alarm seviyesini yükseltti. İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı’na yüksek alarm talimatı verildiği bildirildi. İsrail basını, Netanyahu hükümetinin, ABD’nin İran’a saldırması halinde Tahran’ın İsrail’e misilleme yapabileceği değerlendirmesinde bulunduğunu yazdı. Bu kapsamda İç Cephe Komutanlığı ile sivil savunma ve acil durum birimlerine “savaş hazırlığı” talimatı verildi. Olası bir ABD saldırısı ihtimali üzerine İsrail’de tüm kademelerde hazırlık toplantıları gerçekleştirildiği kaydedildi. Ancak saldırının zamanlaması ve kapsamı hala belirsizliğini koruyor. KABİNE TOPLANTISI ERTELENDİ Yedioth Ahronot gazetesine göre, İran’a saldırı ihtimali nedeniyle Netanyahu liderliğinde perşembe yapılması planlanan güvenlik kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. İsrailli yetkililer, İran’ın dolaylı müzakerelerde Washington’ın taleplerini karşılamadığını, zaman kazanmaya ve ABD’yi oyalamaya çalıştığını öne sürdü. Diplomatik kaynaklar ise Washington’ın sabrının Tahran’ın hesapladığından daha hızlı tükenebileceğini belirtti. ‘TAKVİM DARALIYOR’ İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonu, ABD’nin İran’a saldırması halinde İsrail’in de operasyona katılacağını iddia etti. Kanala konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Cenevre’de yapılan ikinci tur nükleer müzakereleri “tam bir fiyasko” olarak nitelendirdi. Bir diğer ABD’li yetkili ise İran’a, nükleer programına ilişkin önemli tavizler içeren şartları kabul etmesi için ay sonuna kadar süre verildiğini öne sürdü. ABD’li yetkililer, Trump’ın büyük çaplı bir saldırı talimatı vermeye “çok yakın” olduğunu savunurken, diplomatik takvimin hızla daraldığını ve askeri seçeneklerin masada olduğunu belirtti. Üst düzey bir İsrailli yetkili ise tabloyu şu sözlerle özetledi: “Takvim daralıyor. Bu durum askeri hazırlık açısından da geçerli. Sonunda kararı verecek tek bir kişi var.” CENEVRE’DE 2.5 SAATLİK KRİTİK TEMAS İran ile ABD arasında, Umman aracılığında salı günü Cenevre’de 2.5 saat süren ikinci tur nükleer müzakereler gerçekleştirilmişti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, görüşmelerin “bazı açılardan iyi gittiğini” ancak askeri seçenekler de dahil olmak üzere İran’ın ABD’nin belirlediği kırmızı çizgileri kabul etmesi için baskının süreceğini söyledi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ikinci tur görüşmelerin ardından, “Nükleer silah peşinde değiliz ve bunu doğrulamaya hazırız” açıklamasında bulundu. BEYAZ SARAY: İRAN’IN ANLAŞMASI AKILLICA OLUR Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump’ın İran konusunda ilk tercihinin diplomasi olduğunu ancak askeri hazırlığın da sürdüğünü belirterek, “İran’ın, Başkan Trump ve bu yönetimle bir anlaşma yapması çok akıllıca olur” dedi. Leavitt, Cenevre’de “bir miktar ilerleme” sağlandığını ancak bazı başlıklarda hala anlaşmadan uzak olunduğunu vurguladı. 'İRAN'I GARCİA'DAN VURURUZ' Trump ayrıca İ ngiltere’ye Diego Garcia Adası’nı iade etmemesi çağrısında bulunarak, İran’ın anlaşmayı reddetmesi halinde adadaki askeri üssün kullanılabileceğini söyledi. Pezeşkiyan ise ABD’nin çeşitli ülkelerin doğal kaynaklarını ele geçirmek istediğini savunarak, “Biz savaşmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı. ABD’DE KARAR MASASI KURULDU Washington’da karar masası kurulmuş durumda. Diplomasi ile askeri seçenek arasındaki çizgi her geçen gün daha da incelirken, gözler Trump’ın vereceği karara çevrilmiş durumda. Orta Doğu’da dengeleri sarsabilecek bir eşikte olunabileceği yorumları yapılıyor. 4 ülke masada, tek hedef Türkiye! Uykularını kaçıran 2 korku: 'Bizim için kıyamet olur' Gram altın için ezber bozan tahmin!

Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor

Türkiye, petrol ve doğal gazda sınır ötesi ortaklıklarını güçlendiriyor

Enerjide bağımsızlık hedefine emin adımlarla ilerleyen Türkiye, arz güvenliğinin önemli bir sac ayağı olan petrol ve doğal gaz arama ve üretim çalışmalarını, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası ve Gabar başta olmak üzere kara ve deniz alanlarında güçlendirmeye devam ediyor. Mevcut durumda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğal gaz üreten Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) üretiminin 2028'de 500 bin varile, uzun vadede ise 1 milyon varile çıkması hedefleniyor. Gram altın için ezber bozan tahmin! Bu doğrultuda TPAO, yurt dışı büyüme stratejisiyle uluslararası enerji şirketleriyle işbirliklerini artırarak yerli ve milli adımlarını sınır ötesi sahalara taşıyor. Bu kapsamda şirket dün, Shell ile Bulgaristan'ın deniz yetki alanındaki Khan Tervel Sahası'nda petrol ve gaz arama çalışmalarına ortak olmak üzere anlaşma imzaladı. TPAO'nun bp ile 12 Şubat'ta yaptığı mutabakat zaptıyla da petrol ve gazda uluslararası ve bölgesel işbirliğinin artırılması hedefleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmada temel önceliğin Kerkük başta olmak üzere Irak'ta işbirliği olduğunu, Libya, Kazakistan ve Azerbaycan'daki projelerin de değerlendirileceğini belirtmişti. 5 Şubat'ta Chevron ile imzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye ve uluslararası ölçekte potansiyel sahalarda ortak arama ve üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi öngörülürken 8 Ocak'ta ExxonMobil'in alt şirketi ESSO Exploration International Limited ile yapılan mutabakatla Karadeniz ve Akdeniz'in yanı sıra karşılıklı belirlenecek diğer uluslararası alanlarda işbirliği hedefleniyor. Türkiye böylece, sahip olduğu enerji filosuyla derin deniz arama ve sondajdaki teknik kapasitesini uluslararası şirketlerin deneyimiyle birleştirerek operasyonel etkinliğini artırmayı ve yeni keşiflerin önünü açmayı amaçlıyor. Geçen yıl TPAO'nun Diyarbakır Havzası'nda konvansiyonel olmayan kaynakların geliştirilmesi amacıyla TransAtlantic Petroleum ve Continental Resources ile imzaladığı ortak girişim anlaşmasının da modern teknoloji ve bilgi transferi yoluyla üretim kapasitesini güçlendirmesi, Türkiye'nin petrol aramacılığında yeni bir dönemin kapılarını aralaması bekleniyor. Ayrıca, TPAO'nun nisanda Somali'de daha önce sismik araştırma yaptığı sahada sondaja başlaması, Libya'da Repsol ve MOL ile kurduğu ortaklıklarla 2 blokta, Pakistan'da ise 5 sahada hidrokarbon arama faaliyetleri yürütmesi bekleniyor. Başta Türkiye olmak üzere farklı coğrafyalarda yeni enerji projeleri için uluslararası ortaklıklar kurma hedefiyle sürdürülen çalışmalar, ülkenin yalnızca kaynak geliştiren bir aktör değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel enerji sahnesinde etkin bir oyuncu olma vizyonunu pekiştiriyor. İşbirlikleri ulusal şirketlerin küresel faaliyetlerini destekliyor ABD Deniz Kuvvetleri Lisansüstü Okulundan Profesör Brenda Shaffer, AA muhabirine, Türkiye'nin uluslararası enerji şirketleriyle yaptığı anlaşmaların, arz güvenliği politikalarındaki "çeşitlendirme" ilkesinin bir yansıması olduğunu söyledi. Shaffer, birden fazla büyük şirketi kendi pazarına çeken ve yurt dışındaki ortak projelere dahil eden Türkiye'nin, bu sayede farklı ve ileri teknolojilere erişim sağlamanın yanı sıra tek bir şirkete bağımlı olma riskini de azalttığına dikkati çekti. Türkiye'nin bu tür işbirlikleriyle ulusal şirketlerinin küresel ölçekte faaliyet göstermesine katkı sağladığını anlatan Shaffer, şunları kaydetti: "Ankara, ulusal enerji şirketlerini farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren uluslararası şirketlere dönüştürmek istiyor. Uluslararası enerji şirketleriyle kurulan işbirlikleri, bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmakta. Türkiye, güçlü bir diplomatik veya askeri varlığa sahip olduğu zorlu coğrafyalarda, uluslararası şirketlerin tek başlarına yapabileceklerinden daha etkili şekilde faaliyet alanları açabilmekte ve bu alanları yönetebilmekte." Shaffer, bu anlaşmaların yurt içi faaliyetlere etkisine ilişkin de "Önde gelen uluslararası enerji şirketleriyle kurulan ortaklıklar, Türkiye'de arama faaliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla yeni doğal gaz ve petrol keşiflerinin yapılmasına da yol açabilir." dedi. Söz konusu anlaşmalar kapsamında farklı coğrafyalardaki potansiyel ortaklıklara da değinen Shaffer, "Suriye dahil olmak üzere Doğu Akdeniz'de Chevron ile birlikte çalışmak Türkiye açısından birçok avantaj yaratmakta. Birincisi, Chevron son derece ileri bir teknolojik kapasiteye sahip. İkincisi, Chevron'un İsrail gibi Doğu Akdeniz'deki birçok ülkede projeleri var. Bu durum, arama faaliyetlerini ilerletirken çatışmadan kaçınma imkanı sunuyor." ifadelerini kullandı. "İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz'den gelecektir" Atlantik Konseyi Kıdemli Araştırmacısı John Roberts da Türkiye'nin, Sakarya Gaz Sahası'ndaki deneyimlerinden ders çıkararak, teknik ve ticari verimliliği artırmak amacıyla büyük uluslararası şirketlerle ortak girişimlere yöneldiğini söyledi. Bu gelişmelerin Bakan Bayraktar'ın liderliğindeki enerji stratejisinin parçası olduğunu anlatan Roberts, "Bunun son derece doğru ve pratik bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu yaklaşım özellikle, Türkiye'nin en hızlı geri dönüşü hedeflediği Karadeniz için çok uygun. Zamanla Akdeniz için de önem kazanabilir." dedi. Roberts, bu işbirliklerinin olası sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde ise "İlk sonuçlar büyük olasılıkla Karadeniz'den gelecektir. Çünkü Karadeniz, (hidrokarbon) oluşumlarının aynı bölgede yoğunlaştığı, gelişmekte olan bir enerji bölgesi. Romanya'daki Neptun Deep, Türkiye'deki Sakarya ve kuru kuyuya rağmen Bulgaristan'daki Khan Asparuh buna örnek gösterilebilir." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin, yerleşik ve güçlü uluslararası enerji şirketleriyle yeni ortaklıklar geliştirmesini "heyecan verici" olarak niteleyen ve bunun bölgesel enerji sektörü açısından önemine dikkati çeken Roberts, şöyle devam etti: "Özellikle petrol üretiminde artış gibi gerçek çıktılar sağlanabilirse bunun önemli bir etkisi olur. Çünkü Türkiye'nin ithalatını azaltır. Ayrıca uluslararası şirketlerin devreye girmesi Türkiye'nin gerçek bir enerji merkezi haline gelmesinin önünü açabilir. Burada kastettiğim, Türkiye'nin sadece bir enerji geçiş noktası olması değil ki şu anda bu konumda, aynı zamanda enerji ticaretinin yapıldığı bir merkez haline gelmesi. Bunun gerçekleşmesi ise kağıt üzerinde var olan ya da bir ticaret merkezi oluşturmak amacıyla yıllardır önerilen düzenlemelerin hayata geçirilmesini gerektiriyor. Türkiye'nin büyük uluslararası enerji şirketleriyle ortaklık kurması, gündemde olan bu düzenlemelerin benimsenip uygulanma ihtimalini güçlendiriyor." "Uluslararası işbirliğiyle birçok kazanım elde etmek söz konusu" Akdeniz Enerji ve İklim Örgütü Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz da bugüne kadar Türkiye'nin kara alanlarının beşte biri ve deniz alanlarının yüzde 1'inde arama ve sondaj yapıldığını, bunun yalnızca olanak eksikliği değil, ülkenin jeolojisinin yeterince tanınmamış olmasından da kaynaklandığını söyledi. Türkiye'nin petrol ve gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 90'ının ithalatla karşılandığını ve bunun enerji faturalarıyla cari açığı artırdığını kaydeden Karbuz, "Petrol ve gaz arama seferberliği Türkiye'nin enerji güvenliği ve geleceği açısından çok önemli." dedi. Karbuz, geçmişte kaynakların yeterince değerlendirilemediğini ancak 2017'de ortaya konulan Milli Enerji ve Maden Politikası'yla Gabar petrolü ile Sakarya gazı gibi ilk somut kazanımların elde edildiğini anlattı. Kaynakların arama ve üretiminde işbirliğinin önemine değinen Karbuz, "Aramacılık ve üretim konusunda teknoloji, bilgi, beceri, deneyim ve mali gücü olan uluslararası dev şirketlerle işbirliği yapmakla da birçok kazanım elde etmek söz konusu." ifadesini kullandı. Karbuz, "Yurt içinde oluşturulan işbirlikleri, uluslararası arenada yapılabilecek işbirliklerine kapı açabilir ve TPAO'nun küresel ölçekte bir oyuncu olma yolunda attığı tohumları çoğaltır. Bu tohumların mümkün mertebede Karadeniz, Hazar ve özellikle Suriye, Libya, Mısır, Lübnan olmak üzere Akdeniz bölgesi gibi yakın coğrafyalara atılması, ülkemizin muhtemel jeostratejik ve jeoekonomik kazanımları için faydalı olur." değerlendirmesinde bulundu.