Hande Ataizi'den Beren Saat yorumu
“CapitaliZoo” şarkısıyla müzik kariyerinin startını veren Beren Saat, Hande Ataizi’den olumlu not alamadı. Ünlü oyuncu, çalışmayı “profesyonel” bulmadığını söyledi.
“CapitaliZoo” şarkısıyla müzik kariyerinin startını veren Beren Saat, Hande Ataizi’den olumlu not alamadı. Ünlü oyuncu, çalışmayı “profesyonel” bulmadığını söyledi.
"Eşref Rüya" dizisinin yıldızı Çağatay Ulusoy ile meslektaşı Aslıhan Malbora, uzun süredir merak edilen beraberliklerini ilan etti. Bugüne kadar yan yana görüntü vermekten kaçınan ünlü çift, romantik bir kareyle hayranlarının karşısına çıktı.
Yalnızca bilgi veren değil; aynı zamanda gönüllere dokunarak, düşündüren samimiyet ve içtenlikle şekillenen 'Bekir Köse ile Ramazan Geceleri' Ramazan ayı boyunca canlı yayınla saat 00.15’te SHOW TV’de yayınlanacak. Bekir Köse, 'Bekir Köse ile Ramazan Geceleri'nin izleyicilere neler sunulacağını Habertürk'e verdiği röportajda anlattı
Rol aldığı tüm projeler de dikkatleri üzerine çeken usta oyuncu Erdal Özyağcılar, sosyal medya hesabından 'Dünya Kedi Günü' için paylaşım yaptı.
PIRIL CENNET / MİLLİYET. COM.TR ABD’de geçen ay yayımlanan milyonlarca Adalet Bakanlığı belgesi arasından çıkan e-postalar, pedofilisuçlusu JeffreyEpstein’in karanlık sırlarını tek tek açığa çıkarırkenEpstein mağduru Rina Oh, istismar ağının perde arkasını ve bilinmeyenleri Türk basınından ilk kez Milliyet.com.tr’den Pırıl Cennet'e anlattı. Epstein’in tüyler ürperten planından tüm detaylarıyla bahseden Oh, Epstein’in kendisini bu ağa nasıl çektiğini şu sözlerle ifade etti: ‘SANAT KOLEKSİYONERLİĞİ YAPTIĞINI DUYDUM’ “Jeffrey Epstein ile, eski model ve oyuncu olan en yakın arkadaşlarımdan biri olan Lisa Phillips aracılığıyla tanıştım. Kendisi bugün hayatta kalan mağdurlar için oldukça açık sözlü bir savunucudur. Lisa ve ben haftada birkaç kez görüşürdük ve 1990’ların sonlarından 2000’lere kadar uzun yıllar boyunca bir arkadaş çevresinin parçasıydık. Sanat koleksiyonerliği yaptığına dair bir şeyler duyduktan sonra, bir gün Epstein ile görüşmeyi kabul ettim.” BURS VAADİYLE KANDIRDI Epstein’in kendisini sanat okulundan lisans diploması almak için burs vaadiyle kandırdığını anlatan Oh “ O dönemde kendisini birçok genç öğrenciyi üniversiteye gönderen, onların öğrenim ücretlerinin tamamını ödeyen bir hayırsever olarak tanıttı ve bana da bunu teklif etti. Jeffrey hem erkek hem de kız birçok öğrenciden bahsetti; çoğuyla çoğu zaman yüz yüze hiç görüşmediğini ve bu öğrencilerden teşekkür mektupları aldığını söyledi. Benim durumumda ise şunu ifade etti: Onu bir daha asla görmek zorunda değildim ve burs ‘hiçbir koşula bağlı değildi’. Ancak durum böyle çıkmadı ve o bursun arkasına birçok koşul ekledi. Taleplerine uymayı reddettiğimde bursu derhal geri çekti ve okula gitmememden beni sorumlu tuttu. Benden beklediği şeyler, benim içinde olmak istediğim şeyler değildi. Az çok beklentilerini tahmin edebiliyorsunuzdur ” dedi. Rina Oh ve Lisa Phillips ‘ÇOCUKLUK DÖNEMİMDE DE İSTİSMAR EDİLMİŞTİM’ Epstein’in kendisini birçok kez evine davet ettiğini söyleyen Oh “Ne istediğini öğrenmek için merakla gittim. O dönemde çok savunmasızdım. Uzun süreli bir ilişkiden yeni çıkmıştım ve Jeffrey benim için bir dikkat dağıtıcıydı. Erken çocukluk dönemimde, 5 ya da 6 yaşındayken bir yetişkin tarafından istismar edilmiştim. Epstein ile tanıştığımda zaten derinden zarar görmüş, kırılmış biriydim ve uyarı işaretlerini göremedim. Çocukluğumun bu kadar erken döneminde ihlal edilmiş olmam nedeniyle doğam gereği sessiz kalmıştım ve o erken çocukluk deneyimi için her zaman kendimi suçladım. O deneyimi tamamen bastırdım ve ancak Jeffrey’nin etki alanından çıktıktan sonra çocukken yaşadığım o önceki istismarla yüzleşmeye başladım; yıllarca yoğun terapi almak zorunda kaldım. Jeffrey, zaten benim gibi derin şekilde travmatize olmuş ve kaybolmuş birine daha fazla travma ekledi” diye konuştu. ‘KENDİSİNDEN ‘SULTAN’ DİYE BAHSEDİYORDU’ Epstein’in kendisine iki kitap hediye ettiğini ifade eden Oh, “Onunla tanışıp evinde buluşmamdan kısa bir süre sonra, bana incelemem için iki kitap verdi. Kitaplar yabancı bir dilde yazılmıştı. Bana planlarından bahsetti. Bir haremin parçası olacağımı ve onun ‘gözdesi’ konumunda bulunacağımı söyledi. Kendisinin benim 'akıl hocam' olacağını ifade etti ancak yaklaşık iki yıl süren konuşmalarımız boyunca kendisinden sürekli üçüncü tekil şahıs olarak, ‘Sultan’ diye söz ediyordu. Bu durum oldukça kafa karıştırıcıydı ama aslında kendisinden bahsettiğini biliyordum” dedi. ‘HAREM PLANI’ VARDI Rina, Epstein’in sıklıkla kendisine dile getirdiği bir “Harem Planı” olduğunu söyleyerek “Sultan, harem ve saray gibi kavramlardan bahsediyordu. Dünyayı bu çerçevede görmem için beni tamamen bu düşünce sistemine inandırmaya çalıştı. Bu fikir hoşuma gitmiyordu; ben ise sadece onun ayrıntılı ve uzun planlarını dinliyordum. Bunu, aramızda geçen entelektüel ve kültürel bir sohbet konusu sanıyordum. Bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra ne kadar ciddi olduğunu bana gösterdi" diye konuştu. Rina Oh ‘TOPKAPI SARAYI’NA TAKINTILIYDI’ Epstein'in Türkiye’den sık sık söz ettiğinin altını çizen Rina "Osmanlı İmparatorluğu’na takıntılıydı ve sürekli bundan bahsediyordu. Benden Osmanlı İmparatorluğu haremiyle ilgili tüm tabloları, mimari yapıları, sarayları ve haremdeki kadınlar tarafından yazılmış anlatıları incelememi istedi. Son dönemde harem hakkında başka kitaplar da okudum; ancak hiçbiri bana okumam için verdiği o iki kitaptaki bazı ayrıntılara değinmiyor. Topkapı Sarayı’na takıntılıydı ve mimarisini, kültürünü ve tarihini ayrıntılı biçimde incelememi istiyordu” ifadelerini kullandı. Epstein’in kendisinden en başından beri çocuk sahibi olmak istediğini dile getiren Rina “Bana hayatımın geri kalanında bir ev, çalışanlar, para ve ihtiyacım olan her şeyle ilgilenileceğini söyledi. Harem içinde sistemin böyle işlediğini anlatıyordu. Beni, Sultan’ın birçok eşinden biri olmam ve çocuk doğurmam için adım adım yönlendirdi. Jeffrey kendisini çok eşli bir erkek olarak tanıtıyor ve birden fazla kadınla evlenmek istediğini söylüyordu. Aynı zamanda güçlü bağlantıları olan, muazzam servete ve güce sahip biri olarak bir profil çiziyordu. Hiçbir zaman onun eşi olmak istemedim. Ne açıkça kabul ettim ne de reddettim; sanırım sonunda bir bebek sahibi olacağımı varsayıyordu. Lisedeyken melek figürleri, çocuklu anneler heykelleri yapardım; Jeffrey bu sanat çalışmalarımı gördüğünde, sanırım beni bir bebek sahibi olmaya ikna etme fikrine hemen yöneldi” dedi. EPSTEIN’İN DOLABINDA DİKKAT ÇEKEN DETAY Öte yandan Epstein’in kendisini süitine götürdüğünü söyleyen Rina “ Bana dolabını gösterdi. ve dışarıdan nasıl ‘bakılmak’ istediğini anlattı. Obsesif kompulsif bir takıntısı vardı. Dolabı çok dikkatimi çekmişti. Günlük giydiği her şeyden birden fazla bulunuyordu. Aynı ayakkabılar, aynı pantolonlar, aynı kazaklar. Çok ürkütücüydü” ifadelerini kullandı. ‘ÇOCUKLARLA YASA DIŞI İLİŞKİYE GİRDİKLERİNİ SÖYLEDİLER’ Florida’da Epstein ile eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile geçirdiği dönemin kendisi için gerçek bir kırılma noktası olduğunu belirten Rina “Yurtdışına küçük çocuklarla yasa dışı ilişkilere girmek için seyahat ettiklerini söylediklerinde dehşete düştüm. Bu duyduklarımı o sırada soyadı Roberts olan Virginia Giuffre’ye anlattım; o da gidip bunu Jeffrey’ye bildirdi. Onun görevi diğer kızları, özellikle de Harem’deki ‘gözdeleri’ saf dışı bırakmaktı. Ghislaine için çalışıyordu. Virginia’nın beni ispiyonlamasının ardından Jeffrey ertesi gün bunu yüzüme vurdu. Bana bağırdı ve beni tehdit etti. O sırada orada bulunan başka bir kız da bana, ‘Başka erkeklerle birlikte olmalısın. Her şey için Jeffrey’ye bu kadar bağımlı olma’ gibi şeyler söyledi” diye konuştu. Epstein ve suç ortağı Maxwell ‘KAPANA KISILMIŞ GİBİYDİM’ Gördüklerinden, sezdiklerinden ve yaşadıklarından derin bir huzursuzluk duyduğunu belirten Rina “Harem Planı’nı adım adım gerçekleştiriyordu. Onun gibi korkunç bir adamla evli olmayı kendime asla yakıştıramazdım ve o noktada kendimi kapana kısılmış gibi hissetmeye başladım. Konuşamıyordum; ondan nasıl uzaklaşabileceğimi bilmiyordum. Buna rağmen onu görmeye devam ettim. ‘Hayır’ dersem bana ne yapacağını bilmiyordum” dedi. ADANIN ÖTESİNDE BİR İSTİSMAR AĞI DAHA Epstein Adası’nın ötesinde Florida’da da bir istismar ağı olduğuna dikkat çeken Rina “Adaya gitmem için bana çok ısrar etti. Orada olmamı istiyordu. ABD sınırları dışına seyahat etmek istemiyordum. Green card’ım yoktu. Bir gün neden seyahat edemediğimi ve edemeyeceğimi ağzımdan kaçırdım. Sonradan bunu söylediğime pişman oldum, çünkü bunun en büyük zayıflığım olduğunu ve bu bilgiyi bana zarar vermek için kullanabileceğini fark ettim” ifadelerini kullandı. Başına gelenleri anlattıktan sonra tehdit edildiğini, darp edildiğini ve ciddiye alınmadığını belirten Rina “Konuşmaya başladım. Bundan pişman değilim, ancak hayatımın çok büyük bir bedelini ödedim. Tehdit edildim, takip edildim, ciddiye alınmadım, sonrasında pek çok kötü şey yaşandı. Bu süreç beni yeniden travmatize etti. Hastaneye kaldırıldım” dedi. ‘HALA BİR İNSAN KAÇAKÇILIĞI AĞI VAR’ Adaletin hala yerini bulmadığının altını çizen Rina “Küresel ölçekte hala bir insan kaçakçılığı ağı olduğuna inanıyorum, ölümüyle sona erdiğini de düşünmüyorum ve bunun tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Her yıl çocukların kaybolduğuna dair somut veriler var. Bu bütünüyle sona erene kadar gerçek bir adalet duygusu hissedemeyeceğim” diye konuştu. 'DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR SESİM' Rina " Kendi adıma adalet ise, kaldığım yerden devam etmek demek. Jeffrey beni travmatize etti; sanatsal üretimim on yılı aşkın bir süre kesintiye uğradı. Benim için adalet, yoluma devam etmek ve bunun kim olduğumun üzerinde bir gölge gibi durmasına izin vermemek. Kimliğim, Epstein tarafından mağdur edilmiş biri olarak başlamadı ve hayatımı her zaman olduğum kişi olarak sürdürmeye devam edeceğim. Ben bir sanatçıyım, bir yazarım ve dikkate alınması gereken bir sesim" dedi. ABD'deki Epstein mağdurlarının dosyalarda şeffaflık için düzenlediği basın toplantısı DUYGULARA TERCÜMAN OLACAK HEYKEL Bununla birlikte sanatçı kimliğiyle istismar mağduru çocukların sesi olmaya devam edeceğini belirten Rina “Washington’a yerleştirmeyi arzuladığım anıtsal bir heykel üzerinde çalışıyorum. Orası Amerika Birleşik Devletleri’nin anıtlar başkenti. Bu eser geçmişi hatırlatacak, bugünü yansıtacak ve geleceği tasvir edecek. Kadın, erkek ve çocuk ticaretinin artık dünyamızda var olmadığı bir geleceği. A BD ve dünya hükümetlerinin Washington’da bulunduklarında bunu görmelerini istiyorum. Epstein davasının asla tekrar edilmemesi ya da tolere edilmemesi gerektiğini sürekli hatırlatan bir simge olacak. Bu cevabı kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Bunu göstermek istiyorum; hem de hangi dili konuşursa konuşsun herkesin anlayabileceği bir şekilde” ifadelerini kullandı. Rina Oh'nun 'çocuk' temalı eserlerinden biri ‘TÜRK HALKI İLE HİKAYEMİ PAYLAŞMAK ÖNEMLİ’ Son olarak hikayesini Türk halkıyla paylaşmasının önemli olduğuna dikkat çeken Rina “Hikayemi Türk halkıyla paylaşıyorum çünkü daha empatik olduğunuzu düşünüyorum. Bu mesajımı gençlerin de anlamasını istiyorum. Anlayabilsinler ve bundan sonra farklı bir hayat yaşayabilsinler. Ve sorumluluk üstlenerek böyle kötü bir olayın tekrar yaşanmasını engellesinler. Bir daha olmasın. Lütfen bize, tüm hayatta kalanlara yardım edin” diyerek bitirdi. NE OLMUŞTU? 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılananEpstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu. AçıklananEpsteindava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülenEpstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği neticesine varıldığını açıklamıştı. ABD-İran müzakeresi sonrası altında hızlı düşüş! İstanbul'un yanı başı! Görüntüleri izleyen bölgeye akın etti: ‘Uzaktan izliyoruz’
PIRIL CENNET / MİLLİYET. COM.TR ABD’de geçen ay yayımlanan milyonlarca Adalet Bakanlığı belgesi arasından çıkan e-postalar, pedofilisuçlusu JeffreyEpstein’in karanlık sırlarını tek tek açığa çıkarırkenEpstein mağduru Rina Oh, istismar ağının perde arkasını ve bilinmeyenleri Türk basınından ilk kez Milliyet.com.tr’den Pırıl Cennet'e anlattı. Epstein’in tüyler ürperten planından tüm detaylarıyla bahseden Oh, Epstein’in kendisini bu ağa nasıl çektiğini şu sözlerle ifade etti: ‘SANAT KOLEKSİYONERLİĞİ YAPTIĞINI DUYDUM’ “Jeffrey Epstein ile, eski model ve oyuncu olan en yakın arkadaşlarımdan biri olan Lisa Phillips aracılığıyla tanıştım. Kendisi bugün hayatta kalan mağdurlar için oldukça açık sözlü bir savunucudur. Lisa ve ben haftada birkaç kez görüşürdük ve 1990’ların sonlarından 2000’lere kadar uzun yıllar boyunca bir arkadaş çevresinin parçasıydık. Sanat koleksiyonerliği yaptığına dair bir şeyler duyduktan sonra, bir gün Epstein ile görüşmeyi kabul ettim.” BURS VAADİYLE KANDIRDI Epstein’in kendisini sanat okulundan lisans diploması almak için burs vaadiyle kandırdığını anlatan Oh “ O dönemde kendisini birçok genç öğrenciyi üniversiteye gönderen, onların öğrenim ücretlerinin tamamını ödeyen bir hayırsever olarak tanıttı ve bana da bunu teklif etti. Jeffrey hem erkek hem de kız birçok öğrenciden bahsetti; çoğuyla çoğu zaman yüz yüze hiç görüşmediğini ve bu öğrencilerden teşekkür mektupları aldığını söyledi. Benim durumumda ise şunu ifade etti: Onu bir daha asla görmek zorunda değildim ve burs ‘hiçbir koşula bağlı değildi’. Ancak durum böyle çıkmadı ve o bursun arkasına birçok koşul ekledi. Taleplerine uymayı reddettiğimde bursu derhal geri çekti ve okula gitmememden beni sorumlu tuttu. Benden beklediği şeyler, benim içinde olmak istediğim şeyler değildi. Az çok beklentilerini tahmin edebiliyorsunuzdur ” dedi. Rina Oh ve Lisa Phillips ‘ÇOCUKLUK DÖNEMİMDE DE İSTİSMAR EDİLMİŞTİM’ Epstein’in kendisini birçok kez evine davet ettiğini söyleyen Oh “Ne istediğini öğrenmek için merakla gittim. O dönemde çok savunmasızdım. Uzun süreli bir ilişkiden yeni çıkmıştım ve Jeffrey benim için bir dikkat dağıtıcıydı. Erken çocukluk dönemimde, 5 ya da 6 yaşındayken bir yetişkin tarafından istismar edilmiştim. Epstein ile tanıştığımda zaten derinden zarar görmüş, kırılmış biriydim ve uyarı işaretlerini göremedim. Çocukluğumun bu kadar erken döneminde ihlal edilmiş olmam nedeniyle doğam gereği sessiz kalmıştım ve o erken çocukluk deneyimi için her zaman kendimi suçladım. O deneyimi tamamen bastırdım ve ancak Jeffrey’nin etki alanından çıktıktan sonra çocukken yaşadığım o önceki istismarla yüzleşmeye başladım; yıllarca yoğun terapi almak zorunda kaldım. Jeffrey, zaten benim gibi derin şekilde travmatize olmuş ve kaybolmuş birine daha fazla travma ekledi” diye konuştu. ‘KENDİSİNDEN ‘SULTAN’ DİYE BAHSEDİYORDU’ Epstein’in kendisine iki kitap hediye ettiğini ifade eden Oh, “Onunla tanışıp evinde buluşmamdan kısa bir süre sonra, bana incelemem için iki kitap verdi. Kitaplar yabancı bir dilde yazılmıştı. Bana planlarından bahsetti. Bir haremin parçası olacağımı ve onun ‘gözdesi’ konumunda bulunacağımı söyledi. Kendisinin benim 'akıl hocam' olacağını ifade etti ancak yaklaşık iki yıl süren konuşmalarımız boyunca kendisinden sürekli üçüncü tekil şahıs olarak, ‘Sultan’ diye söz ediyordu. Bu durum oldukça kafa karıştırıcıydı ama aslında kendisinden bahsettiğini biliyordum” dedi. ‘HAREM PLANI’ VARDI Rina, Epstein’in sıklıkla kendisine dile getirdiği bir “Harem Planı” olduğunu söyleyerek “Sultan, harem ve saray gibi kavramlardan bahsediyordu. Dünyayı bu çerçevede görmem için beni tamamen bu düşünce sistemine inandırmaya çalıştı. Bu fikir hoşuma gitmiyordu; ben ise sadece onun ayrıntılı ve uzun planlarını dinliyordum. Bunu, aramızda geçen entelektüel ve kültürel bir sohbet konusu sanıyordum. Bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra ne kadar ciddi olduğunu bana gösterdi" diye konuştu. Rina Oh ‘TOPKAPI SARAYI’NA TAKINTILIYDI’ Epstein'in Türkiye’den sık sık söz ettiğinin altını çizen Rina "Osmanlı İmparatorluğu’na takıntılıydı ve sürekli bundan bahsediyordu. Benden Osmanlı İmparatorluğu haremiyle ilgili tüm tabloları, mimari yapıları, sarayları ve haremdeki kadınlar tarafından yazılmış anlatıları incelememi istedi. Son dönemde harem hakkında başka kitaplar da okudum; ancak hiçbiri bana okumam için verdiği o iki kitaptaki bazı ayrıntılara değinmiyor. Topkapı Sarayı’na takıntılıydı ve mimarisini, kültürünü ve tarihini ayrıntılı biçimde incelememi istiyordu” ifadelerini kullandı. Epstein’in kendisinden en başından beri çocuk sahibi olmak istediğini dile getiren Rina “Bana hayatımın geri kalanında bir ev, çalışanlar, para ve ihtiyacım olan her şeyle ilgilenileceğini söyledi. Harem içinde sistemin böyle işlediğini anlatıyordu. Beni, Sultan’ın birçok eşinden biri olmam ve çocuk doğurmam için adım adım yönlendirdi. Jeffrey kendisini çok eşli bir erkek olarak tanıtıyor ve birden fazla kadınla evlenmek istediğini söylüyordu. Aynı zamanda güçlü bağlantıları olan, muazzam servete ve güce sahip biri olarak bir profil çiziyordu. Hiçbir zaman onun eşi olmak istemedim. Ne açıkça kabul ettim ne de reddettim; sanırım sonunda bir bebek sahibi olacağımı varsayıyordu. Lisedeyken melek figürleri, çocuklu anneler heykelleri yapardım; Jeffrey bu sanat çalışmalarımı gördüğünde, sanırım beni bir bebek sahibi olmaya ikna etme fikrine hemen yöneldi” dedi. EPSTEIN’İN DOLABINDA DİKKAT ÇEKEN DETAY Öte yandan Epstein’in kendisini süitine götürdüğünü söyleyen Rina “ Bana dolabını gösterdi. ve dışarıdan nasıl ‘bakılmak’ istediğini anlattı. Obsesif kompulsif bir takıntısı vardı. Dolabı çok dikkatimi çekmişti. Günlük giydiği her şeyden birden fazla bulunuyordu. Aynı ayakkabılar, aynı pantolonlar, aynı kazaklar. Çok ürkütücüydü” ifadelerini kullandı. ‘ÇOCUKLARLA YASA DIŞI İLİŞKİYE GİRDİKLERİNİ SÖYLEDİLER’ Florida’da Epstein ile eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile geçirdiği dönemin kendisi için gerçek bir kırılma noktası olduğunu belirten Rina “Yurtdışına küçük çocuklarla yasa dışı ilişkilere girmek için seyahat ettiklerini söylediklerinde dehşete düştüm. Bu duyduklarımı o sırada soyadı Roberts olan Virginia Giuffre’ye anlattım; o da gidip bunu Jeffrey’ye bildirdi. Onun görevi diğer kızları, özellikle de Harem’deki ‘gözdeleri’ saf dışı bırakmaktı. Ghislaine için çalışıyordu. Virginia’nın beni ispiyonlamasının ardından Jeffrey ertesi gün bunu yüzüme vurdu. Bana bağırdı ve beni tehdit etti. O sırada orada bulunan başka bir kız da bana, ‘Başka erkeklerle birlikte olmalısın. Her şey için Jeffrey’ye bu kadar bağımlı olma’ gibi şeyler söyledi” diye konuştu. Epstein ve suç ortağı Maxwell ‘KAPANA KISILMIŞ GİBİYDİM’ Gördüklerinden, sezdiklerinden ve yaşadıklarından derin bir huzursuzluk duyduğunu belirten Rina “Harem Planı’nı adım adım gerçekleştiriyordu. Onun gibi korkunç bir adamla evli olmayı kendime asla yakıştıramazdım ve o noktada kendimi kapana kısılmış gibi hissetmeye başladım. Konuşamıyordum; ondan nasıl uzaklaşabileceğimi bilmiyordum. Buna rağmen onu görmeye devam ettim. ‘Hayır’ dersem bana ne yapacağını bilmiyordum” dedi. ADANIN ÖTESİNDE BİR İSTİSMAR AĞI DAHA Epstein Adası’nın ötesinde Florida’da da bir istismar ağı olduğuna dikkat çeken Rina “Adaya gitmem için bana çok ısrar etti. Orada olmamı istiyordu. ABD sınırları dışına seyahat etmek istemiyordum. Green card’ım yoktu. Bir gün neden seyahat edemediğimi ve edemeyeceğimi ağzımdan kaçırdım. Sonradan bunu söylediğime pişman oldum, çünkü bunun en büyük zayıflığım olduğunu ve bu bilgiyi bana zarar vermek için kullanabileceğini fark ettim” ifadelerini kullandı. Başına gelenleri anlattıktan sonra tehdit edildiğini, darp edildiğini ve ciddiye alınmadığını belirten Rina “Konuşmaya başladım. Bundan pişman değilim, ancak hayatımın çok büyük bir bedelini ödedim. Tehdit edildim, takip edildim, ciddiye alınmadım, sonrasında pek çok kötü şey yaşandı. Bu süreç beni yeniden travmatize etti. Hastaneye kaldırıldım” dedi. ‘HALA BİR İNSAN KAÇAKÇILIĞI AĞI VAR’ Adaletin hala yerini bulmadığının altını çizen Rina “Küresel ölçekte hala bir insan kaçakçılığı ağı olduğuna inanıyorum, ölümüyle sona erdiğini de düşünmüyorum ve bunun tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Her yıl çocukların kaybolduğuna dair somut veriler var. Bu bütünüyle sona erene kadar gerçek bir adalet duygusu hissedemeyeceğim” diye konuştu. 'DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR SESİM' Rina " Kendi adıma adalet ise, kaldığım yerden devam etmek demek. Jeffrey beni travmatize etti; sanatsal üretimim on yılı aşkın bir süre kesintiye uğradı. Benim için adalet, yoluma devam etmek ve bunun kim olduğumun üzerinde bir gölge gibi durmasına izin vermemek. Kimliğim, Epstein tarafından mağdur edilmiş biri olarak başlamadı ve hayatımı her zaman olduğum kişi olarak sürdürmeye devam edeceğim. Ben bir sanatçıyım, bir yazarım ve dikkate alınması gereken bir sesim" dedi. ABD'deki Epstein mağdurlarının dosyalarda şeffaflık için düzenlediği basın toplantısı DUYGULARA TERCÜMAN OLACAK HEYKEL Bununla birlikte sanatçı kimliğiyle istismar mağduru çocukların sesi olmaya devam edeceğini belirten Rina “Washington’a yerleştirmeyi arzuladığım anıtsal bir heykel üzerinde çalışıyorum. Orası Amerika Birleşik Devletleri’nin anıtlar başkenti. Bu eser geçmişi hatırlatacak, bugünü yansıtacak ve geleceği tasvir edecek. Kadın, erkek ve çocuk ticaretinin artık dünyamızda var olmadığı bir geleceği. A BD ve dünya hükümetlerinin Washington’da bulunduklarında bunu görmelerini istiyorum. Epstein davasının asla tekrar edilmemesi ya da tolere edilmemesi gerektiğini sürekli hatırlatan bir simge olacak. Bu cevabı kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Bunu göstermek istiyorum; hem de hangi dili konuşursa konuşsun herkesin anlayabileceği bir şekilde” ifadelerini kullandı. Rina Oh'nun 'çocuk' temalı eserlerinden biri ‘TÜRK HALKI İLE HİKAYEMİ PAYLAŞMAK ÖNEMLİ’ Son olarak hikayesini Türk halkıyla paylaşmasının önemli olduğuna dikkat çeken Rina “Hikayemi Türk halkıyla paylaşıyorum çünkü daha empatik olduğunuzu düşünüyorum. Bu mesajımı gençlerin de anlamasını istiyorum. Anlayabilsinler ve bundan sonra farklı bir hayat yaşayabilsinler. Ve sorumluluk üstlenerek böyle kötü bir olayın tekrar yaşanmasını engellesinler. Bir daha olmasın. Lütfen bize, tüm hayatta kalanlara yardım edin” diyerek bitirdi. NE OLMUŞTU? 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılananEpstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu. AçıklananEpsteindava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülenEpstein'ın ise aslında hücresinde intihar ettiği neticesine varıldığını açıklamıştı.
Ocak ayı zamlı aylıkların belli olmasının ardından milyonlarca emeklinin gözü kulağı bayram ikramiyelerine çevrildi. Kamuoyunda bu yıl bayram ikramiyelerine artış yapılacağı konuşuluyor. İlk kez 2018 yılında 1.000 TL olarak ödenen bayram ikramiyeleri geçtiğimiz yıl 4.000 TL seviyesine yükseltilmişti. RAMAZAN ÖNCESİ BEKLEYİŞ BAŞLADI 2026 yılında SSK ve Bağkur emeklilerine %12.19 oranında zam yapılırken, memur ve memur emeklilerine ise %18.60 oranında maaş artışı yapıldı. 16.881 TL olarak ödenen en düşük emekli maaşı ise %18.48 oranında artırılarak 20.000 TL seviyesine çıkarıldı. Bu yıl Ramazan, 19 Şubat Perşembe (yarın) başlıyor. Ramazan Bayramı ise 20 Mart 2026 Cuma ile 22 Mart 2026 Pazar gününe denk geliyor. Ramazan ayının başlamasına saatler kala milyonlarca emekli ikramiye ödemelerini merakla bekliyor. ‘Casuslar çıldırdı’ Gizli gözler KAAN’ı takipte EMEKLİYE YILDA 8.000 TL ÖDEME Mevcutta bayram ikramiyeleri her bayram için 4.000 TL ödenmekle birlikte toplam iki bayram için emeklilere 8.000 TL’lik ödeme yapılıyor. Peki bu yıl bayram ikramiyelerine ne kadar artış olacak? Ödemeler ne zaman olacak? 2 maaş alanlar iki emekli ikramiyesi alabilir mi? Bu ay emeklilik dilekçesi verecekler ikramiye ödemesi alabilecek mi? Konuyla ilgili tüm merak edilenleri milliyet.com.tr’ye değerlendiren Yeminli Mali Müşavir Ahmet Kurtuluş şu ifadeleri kullandı: “Halihazırda emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere yılda iki kez 4.000’er bin TL ikramiye ödeniyor. Toplam ödeme 8.000 TL’ye ulaşıyor. ARTIŞ YAPILACAK MI? Bu yıl artış yapılıp yapılmayacağı hükümetin ekonomi programı ve bütçe dengeleri çerçevesinde netleşecek. Ancak geçmiş dönemlerdeki i uygulamalara bakınca mutlaka bir artış yapılacağı kanaatindeyiz. Eğer bir artış kararı alınırsa bunun mutlaka yasal düzenlemeyle yapılması gerekiyor. Geçmiş yıllarda olduğu gibi Meclis’ten çıkacak bir torba yasa ile tutar güncellenebilir. İŞTE KONUŞULAN RAKAM! Şu aşamada kesinleşmiş bir zam oranı bulunmuyor. Bizim kanaatimiz sembolik değil, en az enflasyonun bir kısmını telafi edecek bir artış yapılması yönünde. Olası senaryolarda rakamın 5.000 TL – 6.000 TL bandına çıkarılması sürpriz olmaz. Ancak daha yüksek bir artış için ek bütçe kaynağı gerekir. YASAL SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK? Bayram ikramiyesi tutarı kanunla belirlendiği için artış yapılabilmesi adına Meclis’te yasal düzenleme gerekiyor. Burada süreç şöyle işliyor: Hükümet bir kanun teklifi hazırlar. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülür. Genel Kurul’da kabul edilir. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Burada kritik olan husus olası bir artışın, bayramdan önce Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Aksi halde mevcut tutar üzerinden ödeme yapılır. Kuzey Avrupa’nın dijital göçebe merkezi: Estonya! Soğuk ama hayat şartları ısıtıyor ÖDEMELER NE ZAMAN OLACAK? İkramiye ödemeleri genellikle bayramdan yaklaşık 1 hafta önce hesaplara yatırılıyor. SSK (4A),Bağ-Kur (4B), Emekli Sandığı (4C) statüsüne göre farklı günlerde ve tahsis numarasına göre kademeli olarak gerçekleştiriliyor. Kesin ödeme takvimi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK tarafından bayramdan önce duyuruluyor. Ödemelerin bayram öncesi 16 Mart haftasında yapılacağını değerlendiriyorum. KİMLER İKRAMİYE ALABİLİYOR? Bayram ikramiyesinden şu gruplar yararlanabiliyor: SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı emeklileri, dul ve yetim aylığı alanlar (hisseleri oranında), vazife malulleri, şehit yakınları ve gaziler. Dul ve yetim aylığı alanlara ödeme, maaş oranları doğrultusunda yapılıyor. EMEKLİLİK HESABI YAPANLAR DİKKAT! İKRAMİYE ALMAK İÇİN DİLEKÇE NE ZAMAN VERİLMELİ? Bayram ikramiyesi alabilmek için emeklilik başvurusunun bayramın içinde bulunduğu aydan önce yapılmış olması gerekiyor. Aylık bağlama işlemi daha sonra tamamlansa bile, süresi içinde başvuru yapanlar ikramiye hakkı kazanıyor. Ödeme, maaş bağlandıktan sonra hesaplara yatırılıyor. Bayram ayı başladıktan sonra yapılan başvurular ise bir sonraki bayram ikramiyesi için geçerli oluyor. Özetle bu ay içinde emeklilik müracaatı yapılmış olması halinde Ramazan Bayramı ikramiyesinden faydalanabilirler. Müracaatın ayın başında ya da sonunda yapılması fark etmiyor. Ayın son günü bile yapılsa emekliliğe hak kazanılması halinde Ramazan Bayramı ikramiyesinden faydalanılır. İKİ MAAŞ ALANLAR İKİ İKRAMİYE ALABİLİYOR MU? Bayram ikramiyesinde temel kural şudur: Birden fazla gelir veya aylık alanlara tek ikramiye ödenir. Ödeme, kişinin hak kazandığı dosyalar arasında en yüksek tutara imkan veren dosya üzerinden yapılır. Statü farkı (4A, 4B, 4C) uygulamayı değiştirmez. Dolayısıyla hem kendi emekli aylığını hem de eşinden dolayı dul aylığını alan bir kişi, iki ayrı tam ikramiye alamaz. SGK en avantajlı dosyayı esas alarak ödeme yapar. Ancak sadece dul ve yetim aylığı alan hak sahiplerine ödeme, hisse oranları dikkate alınarak yapılır.”
8 yıllık evliliğini bitirdikten sonra gönlünü yönetmen Zeynep Günay'a kaptıran ünlü oyuncu Fırat Tanış'tan romantik bir paylaşım geldi.
İstanbul’daki uyuşturucu soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen 25 şüpheliden 18’i gözaltına alındı.Soruşturma kapsamında şarkıcı Murat Dalkılıç, Duman grubu solisti Kaan Tangöze, Terzi isimli mekanın sahibi Hakan Tunçelli, EvoLogistik’in CEO’su Barış Talay, Bonyvex villa restoranın sahibi Murat Öztürk, Alihan Taşkın, Beymen Tekstil Halkla İlişkiler sorumlusu Tolga Sezgin, Ramazan Bayar, modacı Kemal Doğulu, oyuncular Aygün Aydın, Buse Görkem Narcı, İsmail Hacıoğlu ile fenomen Furkan Koçan ve Hakan Kakız ve iş adamı Hasan Cevahir’in oğlu Murat Cevahiroğlu gözaltına aldı. Yurt dışında olduğu belirlenen şarkıcı Edis Görgülü hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Evde uyuşturucu çıktı Kaan Tangöze, İsmail Hacıoğlu ile Barış Talay’ın adreslerinde toplamda 52.46 gram marihuana (esrar) ele geçirilirken,hakkında yakalama kararı çıkarılan 8 kişiyi arama çalışmaları sürüyor. / Ferit Zengin Milliyet
MESUT YILMAZ - Özellikle ilk gün orucunu dışarıda açma planı yapan vatandaşların, iftar sofralarının artan maliyeti nedeniyle hayali suya düşerken, çoğunluk tercihini evlerinden yana kullanacak. İstanbul’un lüks otel ve mekânlarında iftar açmak isteyen dört kişilik bir ailenin, 28 bin lira olan asgari ücreti gözden çıkarması gerekiyor. Saray cep yakıyor En pahalı iftar menüsünde kişi başı fiyatı 7 bin 800 lira olan Çırağan Sarayı’ndaki Tuğra Restoran öne çıktı. Dört kişilik bir ailenin Çırağan Sarayı’nda yapacağı iftarda 31 bin 200 lirayı gözden çıkarması gerekiyor. İstanbul Boğazı’nda yer alan Four Seasons’da ise kişi başı iftar fiyatı 5 bin 950 lira... Çorba, iftariyelikler, salata, ara sıcaklar, ana yemekler, tatlılar ve içeceklerin yer aldığı iftar menüsünde pahalılık göze çarpıyor. Lüks otel ve mekânların yanı sıra bazı gözde restoranlarda ise dört kişilik iftar menülerinin daha uygun fiyatta olması dikkat çekiyor. Yüzde 50 boş kaldı Her sene gündem olan Bodrum’daki lahmacun ve hamburger fiyatlarının yerini Ramazan Ayı’nda iftar menüleri aldı. İstanbul’un hem popüler hem de normal mekânlarındaki iftar fiyatları sosyal medyanın da gündemine oturdu. Geçtiğimiz sene neredeyse birçok otel ve mekânın yüksek maliyet nedeniyle dolmadığı öğrenildi. Bu yıl ise doluluk oranının yüzde 50’lere ancak ulaşılacağı tahmin ediliyor.
EREN KOCA / Haber Merkezi- Odasına giren aile üyeleri odada Bilgin’i kapıya asılı halde buldu. Hastaneye kaldırılan Bilgin kurtarılamadı. Bilgin’in bir oyundaki görevleri yerine getirmek için kendini kapıya astığı öne sürüldü. Çocuğun bilgisayarı incelemeye alındı. Bilgin’i ölüme götüren oyunun hangisi olabileceğini Bilişim Uzmanı Osman Demircan’a sorduk, şunları dedi: “İntihara sürükleyen oyunlar mağazalardan indirilemiyor. Bu oyun yönlendirmeyle gerçekleşen bir oyun gibi görünüyor. Bir benzerini Mavi Balina ve MOMO’da gördük. Çocukların chat ortamlarında sapkın ve kötü niyetli kişiler de bulunuyor. Bu kişiler çocukları intihara sürükleyebilecek süreçleri başlatabiliyor. Ölen çocuk böyle bir oyunun içerisine dahil olduysa bir dizi görevi tamamlaması ve son görev olarak intihar etmesi istenmiş olabilir.” Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan da bu tür oyunların insanı doğrudan intihara sürüklemekten ziyade daha çok yavaş yavaş psikolojik olarak yıpratarak ilerlediğini belirtirken, “Kimse seni anlamıyor’, ‘Zaten değersizsin’, ‘Burada kalmazsan her şey daha kötü olacak’ gibi mesajlarla kişinin özgüveni ve umut duygusu aşındırılır. Oyundan ya da içerikten çıkmak isteyenler korkutulur, tehdit edilir ya da suçluluk hissettirilir. Kişi kendini yalnız, çaresiz ve sıkışmış hissetmeye başlar. Artık sağlıklı düşünemez hâle getirir” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın hazırladığı 15 yaş altına sosyal medya yasağı öngören yasal düzenleme çalışmaları sürerken Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu yıl yürürlüğe girmesi planlanan sosyal medya düzenlemesiyle hesaplara “kimlik ve cep telefonu” doğrulaması getirileceğini açıklamıştı. Hem hazırlanan yasa tasarısını hem de Gürlek’in açıklamalarını konunun uzmanlarına sorduk. ‘Uyulanabilir’ Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Kürşat Ergün, sosyal medya yasasını çalışmaya başladıklarını belirterek, “2026’ya çıkarmayı hedefliyoruz. 15 yaş altı çocuklarımızın sosyal medyaya girmesini önleyeceğiz” dedi. Dünyadaki örneklerine işaret ederek, sistemin teknik olarak uygulanabilir olduğunu vurgulayan Ergün, “Bu tür düzenlemeleri uygulayan ülkeler arasında Kanada ve Venezuela gibi örnekler var. Avrupa ülkelerinin büyük bölümü bu konuda ya hazırlıklarını tamamladı ya da uygulamaya geçti. Kimlik doğrulaması teknik olarak mümkündür” dedi. ‘5651’e eklenebilir’ Düzenlemenin Türkiye’de yasal zemine oturtulması halinde platformların bu kurallara uymak zorunda kalacağını belirten Ergün, 5651 sayılı yasaya işaret ederek, “Türkiye, sosyal medya platformlarını kendi hukuk düzeni içinde belirli yükümlülüklere zorlayabilir. Instagram gibi platformlara, Türkiye’deki kullanıcılarına hizmet verirken kimlik doğrulama sistemi kullanma şartı getirilebilir. Bu, 5651 sayılı yasaya eklenecek bir hükümle mümkün hale gelir” dedi. Ergün, Türkiye’de merkezi bulunmasa bile X ya da Instagram gibi küresel şirketlerin bu düzenlemeye uymak zorunda kalacağını vurgulayarak, “Biz bunu kendi yasamıza ekliyoruz. Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen platformlar da bir zahmet bu düzenlemeyi uygulayacak, gerekli sistemleri kuracak. Aksi halde burada hizmet vermeleri mümkün olmaz” diye konuştu.(5651 sayılı yasa, internet ortamındaki içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenliyor.) Eş zamanlı sistem Kimlik doğrulamanın yalnızca T.C kimlik numarası girilmesiyle sınırlı olmayacağını anlatan Kürşat Ergün, sahte hesapların önüne geçmek için “canlı doğrulama” sistemlerinin devreye girebileceğine işaret etti: “Sadece birinin kimlik bilgilerini girerek hesap açılabilecek bir sistemden bahsetmiyoruz. Burada canlı doğrulama dediğimiz, eş zamanlı kontrol mekanizmaları devreye girecek. Bankalarda gördüğümüz gibi, kişinin ekran karşısında yüzünü sağa sola çevirdiği doğrulama yöntemleri uygulanabilir. VPN ya da alternatif erişim yöntemlerinin tamamen engellenemez. Ancak bu genel kuralın uygulanmasına engel değildir.Düzenleme dijital ortamda gerçek kimlik kullanımını artıracak bir adım olacak. Asıl mesele sosyal medyada kişilerin kendi kimlikleri ile yer almasını sağlamak. Bu sağlandığında yapılan yorumlar ve paylaşımlar kişiyi bağlar hale gelir. Sahte hesaplar üzerinden yürütülen manipülasyon ve dezenformasyon önemli ölçüde azalır.” ‘Yeni riskler doğurabilir’ Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu, sosyal medyaya erişimi sınırlamak için kimlik doğrulaması getirilmesinin sadece gençlerin değil, herkesin kimlik beyanında bulunmasını gerektireceğini belirterek, “Böylesi bir yaklaşım internet ve ifade özgürlüğünü baltalar” dedi. Bunun kişisel ve ulusal güvenlik açısından da yeni riskler doğuracağını vurgulayanTuğcu, “Ayrıca böylesi bir uygulama yine kişi beyanına dayanacaktır, çünkü reşit olmayan gençlerin telefon hatları kendilerine değil, aile büyükleri adına kayıtlı” diye konuştu. Avrupa’da ortak sınırlama masada Avrupa Birliği tüm üye ülkeleri kapsayacak ortak bir yaş sınırı uygulamasını masaya yatırmış durumda.İngiltere, Fransa’da çalışmalar sürerken İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 16 yaşın altındaki çocuklar için sosyal medya platformlarının yasaklanacağını ve şirketlerin yaş doğrulama sistemleri kurmakla yükümlü olacağını duyurmuştu. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise kısa süre içinde 16 yaş altının sosyal medya kullanımını engelleme ya da kısıtlama konusunda gerekli adımı atacaklarını açıkladı. Avustralya Aralık 2025’te 16 yaşın altına sosyal medya yasağı başlatan ilk ülke olmuştu.
Şüphelilerden 9’u tutuklanma talebiyle, 2’si de adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne göderildi. Emniyet ifadelerinde soygun suçlamasını kabul etmeyen 7 kişilik şebekenin lideri olduğu belirlenen ve evinde yapılan aramalarda 1 milyon 670 bin dolar para ele geçirilen Kemal Kırmızıdemir, soygun suçlamasını kabul etmedi. Kırmızıdemir, evinde bulunan 73 milyon TL değerindeki 1 milyon 670 bin doların eşinin düğün takılarını bozdurmasından ve ticaretten elde ettiğini ileri sürdü. Kırmızıdemir’in eşi Elif Kırmızıdemir’de soygun çetesiyle adliyeye sevk edilenler arasında. Kırmızıdemir’in oturduğu sitenin olay gününe ait güvenlik kamera görüntülerini sildikleri iddiasıyla gözaltına alınan 2 güvenlik ve 2 site görevlisinin de suçlamaları kabul etmediği, şüphelilerden Resul S. nin ise “Bazı çuvalları bölüşürken gördüm ama para olduğunu bilmiyordum” ifadesi verdiği öğrenildi. Evde neden tutuyordu Mağdur sıfatıyla ifadesi alınan Bilal Durmaz, ailesi hakkında süren soruşturma nedeniyle bankalarla çalışmasının mümkün olmadığını belirterek, yeni taşındığı iş yerinde süren tadilat nedeniyle güvenli olan sitedeki araçlarda paraları tuttuğunu söyledi. Bilal Durmaz emniyetteki ifadesinde şunları dedi: “Yeni adrese taşınmam ile döviz bürosunda bulunan 30 milyon doları, ikamete getirdim. Tamamı 100 dolarlık banknot şeklindeydi. Son 3 aydır parayı nakit olarak 2 araçta bulundururum, paralar yarısı bir araçta diğer yarısı diğer araçtaydı. Araçların birini 3 aydır hiçbir şekilde kullanmadım. Diğerini ara ara kullanırım. Kasım 2025’te Büyükçekmece’de değeri 1.5 milyon dolar olan evimin satışından elde ettiğim para da bu miktarın içerisindedir. Bir firmayla 2025’in 3. ayından itibaren yaptığımız parite işlemlerinden elde edilen 21.5 milyon euro karşılığı dolar da hırsızlığa konu paranın içerisindeydi. Bahse konu 21.5 milyon euro karşılığı 25.5 milyon dolar para aynı firmaya aittir. Bahse konu firma ithalat ve ihracat işlemleri yapmaktadır. Tutarlar toplandığında 30 milyon dolar ediyor. Mestur Döviz ünvanlı firmamda parayı tutamamamın sebebi kısa süre önce dükkanımı taşımam ve yeni dükkanımda tadilat işlemleri olmasıydı. İnşaat işleri olduğu için güvenli bulmadım, evde tutamamamın sebebi de taşınma sürecinde olmamdır. Sitemize kurye dahi giremezdi bu nedenle araçlarımın bulunduğu yeri çok güvenli buldum.” / Ferit ZENGİN Haber Merkezi-AA
Savcılıktaki ifadelerinde yanlış anlaşıldıklarını belirten13-14 yaşlarındaki dört kız çocuğu,herhangi bir şart ve rehabilitasyonuygulanmaksızın serbest bırakıldı. - FERİT ZENGİN / Haber Merkezi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, İlhanlı ile yöneticilerinin arasında bulunduğu bir şebekenin yasa dışı bir bahis sitesi sahibi oldukları tespit edildi. Bahisten elde edilen suç gelirlerini sattıkları Tuzlaspor ile İlhanlı’nın bir dönem başkanlığını yaptığı Diyarbekirspor Kulübü üzerinden sisteme sokarak akladıkları, bunun daDiyarbekirspor Kulübü muhasebecisi ve bazı kulüp çalışanlarının şahsi banka hesaplarının kullanılarak yapıldığı belirlendi.Diyarbekirspor ile 3 şirket, 6 araç, 3 motosiklet, 7 daire, 6 arsa ve 1 iş yerine el konuldu. / FERİT ZENGİN
Konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine değinen Çiftçi, “Şimdi, 40 yılda elde ettiğimiz başarıları taçlandıracağımız bir sürecin içindeyiz. ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle inşallah ülkemizi ayağındaki prangalardan ebediyen kurtarmak istiyoruz. İçişleri Bakanlığı olarak üzerimize düşenleri yapacak, hukuk devletinin gereğini her şartta uygulayacağız. Süreci sabote etmeye kalkışanlara ve milletin kardeşliğini hedef alanlara da müsaade etmeyeceğiz” dedi. Çiftçi, uyuşturucu, asayiş suçları, organize suç örgütleri, kumar, yasa dışı bahis, düzensiz göç ile mücadele ve afet yönetiminde de kararlılık mesajı verdi. ‘Hizmeti sürdüreceğiz’ Bakan olarak atanmasının ardından TBMM’deki yemin töreni sırasında yaşanan kavgaya da tepki gösteren Çiftçi, “Türkiye hepimizin ortak vatanı, yuvası ve gözbebeğidir. Çünkü ülkedeki huzur ve güven iklimi sahada alınan tedbirler kadar, toplumsal sükûnet ve ortak akılla güçlenir. Özellikle ana muhalefet partisi milletvekillerinin yemin töreninde yaşattığı üzücü hadiseler, milli irademizin tecelligahı olan Gazi Meclis’imizin mehabetine yakışmamıştır. Milletvekillerimiz yapılanı tasvip etmediklerini daha sonra ifade etmişlerdir. Milletimizin bizden beklentileri doğrultusunda, 86 milyonun her bir ferdine hizmet etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu. Yılın idarecilerine ödül verilecek Programın ilk gününde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in konuşmacı olarak yer aldığı oturumlar düzenlendi. Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı kurumsal iletişim sunumları yaptı. Bugün de“Yılın İdarecilerine” ödül verilecek.