Savaş uçakları uçamadı: Bayraktar TB3 SİHA’dan kusursuz gösteri!

Savaş uçakları uçamadı: Bayraktar TB3 SİHA’dan kusursuz gösteri!

Türk savunma sanayii, deniz havacılığında ulaştığı güvenilirlik seviyesini Baltık Denizi’nin en zorlu şartlarında sergilemeye devam ediyor. NATO’nun en büyük tatbikatlarından biri olan Steadfast Dart 2026’nın gerçekleştirilen safhasında, hava sıcaklığının -5 dereceye kadar düştüğü, yoğun kar yağışı altında ve şiddetli rüzgârların hâkim olduğu dondurucu ortamda Bayraktar TB3 SİHA bir uçuş gösterimi icra etti. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' DONDURUCU SOĞUKTA TAM PERFORMANS Tatbikatın gerçekleştirildiği Baltık Denizi’ndeki zorlu kış şartlarına rağmen TCG ANADOLU’nun kısa pistinden otonom olarak havalanan Bayraktar TB3, havacılık kabiliyetlerini müttefik ülke temsilcilerine sergiledi. Şiddetli rüzgârın deniz üzerinde yarattığı türbülanslı ortama rağmen kararlı uçuş karakteristiğini koruyan milli SİHA, uçuş görevini başarıyla tamamlayarak şiddetli soğuk nedeniyle buz tutan pisti temizlenen TCG ANADOLU’ya otonom iniş gerçekleştirdi. Tatbikata katılan savaş uçakları ve helikopterlerin uçamadığı zorlu hava koşullarında şartlarında uçabilen tek hava aracı olan Bayraktar TB3, uçuş gösterimini takip eden müttefik ülke temsilcilerinden tam not aldı. Eski İsrail Başbakanı Bennett'in Türkiye paniği! 'Tel Aviv'i kuşatmayı hedefliyorlar, yeni bir Türk tehdidi yükseliyor' HER TÜRLÜ HAVA ŞARTINDA GÖREVE HAZIR Geçtiğimiz günlerde aynı bölgede gerçekleştirilen ve su üstü hedeflerinin ikili salvo MAM-L atışlarıyla tam isabetle vurulduğu faaliyetlerin ardından gerçekleştirilen bu başarılı uçuşlar, milli SİHA’nın her türlü hava koşulunda operasyonel olarak görev yapabildiğini bir kez daha gösterdi. Altında panik sarmalı: 8 bin TL yükselişi gerçek olacak mı? İHRACAT ŞAMPİYONU Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Geride bıraktığımız 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2.2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Son yıllarda gelirlerinin %90’ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu. DÜNYANIN EN BÜYÜK İHA ŞİRKETİ BAYKAR 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023’te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise toplam 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.

Tekirdağ'da çocuklara ait müstehcen görüntü operasyonunda 9 tutuklama

Tekirdağ'da çocuklara ait müstehcen görüntü operasyonunda 9 tutuklama

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, sanal medya üzerinden çocuklara ait müstehcen görüntüleri satın alan şüphelilere yönelik çalışma başlattı. Şüphelilere yönelik Süleymanpaşa, Çerkezköy, Çorlu, Kapaklı, Muratlı, Saray ve Marmaraereğlisi ilçesinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, 17 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 17 şüpheliden 9'u tutuklandı, 5'i adli kontrol şartı olmak üzere diğerleri serbest bırakıldı. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı'

Üç ülkenin ordusu aynı anda denize iniyor! Dünyanın gözü İran-Rus-Çin tatbikatında

Üç ülkenin ordusu aynı anda denize iniyor! Dünyanın gözü İran-Rus-Çin tatbikatında

ABD-İran arasındaki gerginlikler sürerken, Tesnim Haber Ajansına göre , her yıl İran, Rusya ve Çin arasında yapılan "Deniz Güvenlik Kuşağı" adlı tatbikat yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nun kuzeyinde icra edilecek. İRAN-RUS-ÇİN ORDULARINDAN ORTAK TATBİKAT Tatbikat, Devrim Muhafızları Ordusu Donanması ile Çin ve Rus deniz kuvvetlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Deniz Güvenlik Kuşağı tatbikatının Sözcüsü Tuğamiral Hasan Maksudlu, "Bu tatbikatın temel amacı Umman Denizi ve Kuzey Hint Okyanusu'nda güvenliği ve sürdürülebilir denizcilik etkileşimlerini geliştirmektir." dedi. İranlı komutan, "Deniz güvenliğini ve emniyetini tehdit eden faaliyetlere karşı koymak için ortak eylemlerde yakınlaşma ve koordinasyon sağlamak, özellikle ticari gemilerin ve tankerlerin korunması ve deniz terörizmiyle mücadele, bu ortak tatbikatın temel odak noktalarından bazılarıdır." ifadelerini kullandı. Tatbikata katılan Rus filosunun komutanı Alexei Sergeev de "Herhangi bir bölgede ortak tatbikatlar yapmaya hazırız. Buna, her iki taraftan gemi ve botlarla gerçekleştirilecek terörle mücadele operasyonları gibi özel tatbikatlar da dahildir." değerlendirmesinde bulundu. İran, Rusya ve Çin, "Deniz Güvenlik Kuşağı" adıyla ilki Aralık 2019'da olmak üzere her yıl söz konusu bölgede tatbikat yapıyor. İRAN-ABD GERGİNLİĞİ Orta Doğu son yılların en büyük askeri hareketliliğine sahne oluyor. İran ile diplomatik temaslar sürerken ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını kapsamlı biçimde artırdı. ABD Savaş Bakanlığı, uçak gemisi taarruz grubu, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma bataryalarını hızla bölgeye konuşlandırıyor. Pentagon, ikinci bir uçak gemisi taarruz grubunu bölgeye sevk ederken, gelişmiş savaş uçakları, istihbarat platformları ve hava-füze savunma sistemlerini de ileri üslerde konuşlandırdı. Son sevkiyatlarla ABD’nin bölgedeki deniz, hava ve savunma kapasitesi belirgin şekilde genişledi. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' Gıda yok, yakıt yok, turist yok... Hayat durma noktasına geldi, sokaklar karanlığa gömüldü

Geleneksel Ramazan Şenlikleri bu yıl Cam Piramit'te düzenlenecek

Geleneksel Ramazan Şenlikleri bu yıl Cam Piramit'te düzenlenecek

Birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışmanın öne çıktığı Ramazan ayı için hazırlıklarını tamamlayan Antalya Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferine uygun şekilde, ihtiyaç sahiplerine destek olmayı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor. Meteoroloji haritayı güncelledi! AKOM saat verdi! İstanbul’a kar yağışı başladı Ramazan ayı boyunca Antalya Büyükşehir Belediyesi Mobil Aşevi, mahalle mahalle dolaşarak vatandaşlara sıcak yemek ikramında bulunacak. Büyükşehir Belediyesi, ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan kolileri ulaştırırken, Halk Ekmek Fabrikası tarafından üretilen Ramazan pideleri sofralarda yerine alacak. RAMAZAN ETKİNLİKLERİNİN ADRESİ CAM PİRAMİT Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin Geleneksel Ramazan etkinliklerinin adresi bu yıl Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi olacak. 19 Şubat-22 Mart tarihleri arasında Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenecek Ramazan etkinlikleri kapsamında her akşam saat 20.15'te geleneksel çocuk etkinlikleri, saat 20.45'te konserler ve hemşehri geceleri gerçekleştirilecek. Etkinlik alanında yöresel lezzetler, geleneksel el sanatları ve satış alanları da Antalyalılar ile buluşacak. İHTİYAÇ SAHİBİ VATANDAŞLAR UNUTULMADI Antalya Büyükşehir Belediyesi Ramazan ayının maneviyatına uygun şekilde ihtiyaç sahibi vatandaşları da yalnız bırakmayacak. Temel gıda ürünlerinden oluşan Ramazan kolileri 19 ilçede belirlenen ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılacak. Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı ekipleri tarafından titizlikle hazırlanan Ramazan kolileri, kapı kapı dağıtılarak vatandaşların sofralarına bereket katacak. MOBİL AŞEVİNDEN SICAK YEMEK İKRAMI Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı'na Mobil Aşevi de Ramazan ayı boyunca mahallelerde iftar öncesi sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirecek. Her akşam farklı bir mahallede konuşlanacak mobil aşevi saat 18.00 itibarıyla yemek dağıtımına başlayacak. Mobil Aşevi 19 Şubat Perşembe günü Hüsnü Karakaş Mahallesi Muhtarlık yanında, 20 Şubat Cuma Güneş Mahallesi pazar yerinde, 21 Şubat Cumartesi Aydoğmuş Mahallesi muhtarlık önünde, 22 Şubat Pazar günü Varsak Menderes Mahallesi'nde parkın yanında bulunan muhtarlık evinin önünde emek ikramında bulunacak. RAMAZAN PİDESİ SOFRALARI SÜSLEYECEK Antalya Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası'nda modern ve hijyenik şartlarda üretilen Ramazan pideleri de Halk Ekmek Büfelerinde satılacak. Ramazan sofralarının vazgeçilmesi Ramazan pidesinin sofralarda yerini alabilmesi için 250 gram Ramazan pidesi, Halk Ekmek büfelerinde 20 TL'den vatandaşa ulaştırılacak. Nevşehir'de soba faciası: Aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti

İstanbul'da suç örgütlerine yönelik operasyon: 128 zanlı tutuklandı

İstanbul'da suç örgütlerine yönelik operasyon: 128 zanlı tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, suç örgütlerinin deşifre edilmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında ekipler, 1 Ocak-18 Şubat tarihleri arasında kent genelinde iş yeri kurşunlama, tehdit, yağma, kasten yaralama gibi suçlara karışan şüpheliler ile ruhsatsız silah üretimi ve kaçakçılığı yapan zanlıların kimlik ve adreslerini belirledi. Meteoroloji haritayı güncelledi! AKOM saat verdi! İstanbul’a kar yağışı başladı Ekipler, belirlenen adreslere düzenledikleri operasyonlarda 202 şüpheliyi yakalarken, adreslerdeki aramalarda, ⁠404 tabanca, uzun namlulu silah, 336 mermi, 1363 silah mekanizması, 392 namlu, 5 çelik yelek ele geçirildi, 3 silah atölyesi ortaya çıkarıldı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 128'i çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, 42'si adli kontrol hükümleri uygulanarak, 32'si ise işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, operasyonlarda ele geçirilen silahların sergilendiği Vatan Caddesi'ndeki yerleşkede personeli tebrik etti. Operasyon ve ele geçirilen silahlar hakkında gazetecilere bilgi veren Yıldız, "Eski ya da yeni nesil fark etmeksizin tüm çetelerin karşısındayız. Gücünü milletten alan emniyet teşkilatımız İstanbul'umuzun her sokağında, caddesinde, köşesinde bu çetelerle mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir. Hedefimiz nettir, huzurlu ve güvenli İstanbul." ifadelerini kullandı. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı'

Eski İsrail Başbakanı Bennett'in Türkiye paniği! 'Tel Aviv'i kuşatmayı hedefliyorlar, yeni bir Türk tehdidi yükseliyor'

Eski İsrail Başbakanı Bennett'in Türkiye paniği! 'Tel Aviv'i kuşatmayı hedefliyorlar, yeni bir Türk tehdidi yükseliyor'

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Salı günü katıldığı Amerikan Yahudi Organizasyonları Başkanları Konferansı’nda Türkiye’yi hedef alan açıklamalarda bulundu. ‘TÜRKİYE DURDURULAMAZ YÜKSELİŞTE’ Yunan basınından Sigma’nın aktardığına göre Bennett, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin durdurulamaz bir yükselişte olduğunu ifade ederken “İsrail için yeni bir stratejik güç ve tehdit” olarak nitelendirdi. ‘TEL AVİV’İ DÜŞÜNDÜREN RAKİP’ Bennett, Ankara’yı “İsrail’i düşündüren etkili ve sofistike bir rakip” olarak tanımlayarak, İsrail’in Türkiye’nin yükselen gücünü görmezden gelmemesi gerektiğini vurguladı. Eski başbakan, Tel Aviv kulislerinde yükselen endişeye dikkat çekerek “Türkiye, Katar ve Pakistan, nükleer kapasite üzerinden bölgede Müslüman coğrafyasını güçlendirmeye devam ediyor” yorumunda bulundu. ‘İSRAİL’İ KUŞATMAYI HEDEFLİYORLAR’ “Bu ittifak, İsrail’e karşı düşmanlığı körüklüyor. Türkiye bölgedeki varlığıyla her geçen gün güçlenmeye ve bölgedeki etkinliğini artırmaya devam ediyor. İsrail’i kuşatmayı hedeflediklerini düşünüyorum. Bizim için Yeni İran olma yolunda ilerliyor. Ancak ordusu ve yetkinliğiyle onlardan daha güçlü” ifadelerini kullandı. ‘YENİ BİR TÜRK TEHDİDİ YÜKSELİYOR’ Bennett, İsrail’in Ankara kaynaklı tehditlere eş zamanlı yanıt vermesi gerektiğini belirterek “Yeni bir Türk tehdidi yükseliyor. Türkiye’nin bölgedeki gücü ve etkisiyle karşı karşıyayız. Farklı yöntemlerle, Ankara’dan gelebilecek olan olası tehditlere karşı birlik olup beraber hareket etmeliyiz” dedi. ‘ÜLKE BÖLÜNDÜ’ Eski başbakan ayrıca İsrail’in mevcut politik liderliğini eleştirerek, ülkenin bölündüğünü ve vatandaşlarını korumada başarısız olduğunu savunarak “Gerçeği söylemek gerekirse, mevcut İsrail yönetimi bizi böldü ve bugün de bölmeye devam ediyor. Yeni bir lidere ihtiyaç var” diye konuştu. ‘YENİ BİR SAYFA AÇACAĞIM’ Bennett konuşmasını, İsrail için “yeni bir sayfa açma” taahhüdü ile tamamladı ve “Başarısız olan yönetimin devam etmesine izin vermeyeceğim. İsrail’i bir sonraki, daha güçlü döneme taşıyacağım. Bir liderin ne zaman onurlu bir şekilde ayrılması gerektiğini bilmesi gerekir” dedi. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' Galatasaray'ın tarihi zaferi dünya basınında! 'Juventus'u bozguna uğrattı'

'Gözünün yağını yiyeyim' deyiminin sırrı ortaya çıktı

'Gözünün yağını yiyeyim' deyiminin sırrı ortaya çıktı

Hepimiz söyledik. Belki bir çocuğa, belki sevdiğimize. 'Gözünün yağını yiyeyim' dedik ama bu sözün ardındaki asıl hikayeyi hiç düşündük mü? Anadolu’nun derin mutfak kültüründe saklı olan bu deyimin kökeni, yüzyıllardır taş fırınlarda ağır ağır pişen bir lezzete dayanıyor. Damakta iz bırakan o bölüm, zamanla dile dolandı; sofradan çıkıp sevginin en sıcak ifadesine dönüştü. İşte günlük bir söz sandığımız o deyimin, şaşırtan ve pek bilinmeyen hikayesi. Meteoroloji haritayı güncelledi! AKOM saat verdi! İstanbul’a kar yağışı başladı 'GÖZÜNÜN YAĞINI YİYEYİM!İN ASIL HİKAYESİ ŞAŞIRTTI Günlük hayatta sevgi, hayranlık ve beğeniyi ifade etmek için kullanılan ‘gözünün yağını yiyeyim' deyimi, Sivas'ın lezzetlerinden kelleye dayanıyor. Kellenin en yağlı ve lezzetli bölümü olan göz kısmından doğan deyim, zamanla mecaz anlam kazanarak varlığını sürdürüyor. Anadolu'nun köklü mutfak kültürlerüne sahip Sivas mutfağında önemli bir yere sahip olan kelle, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenmesiyle başlayan süreçte kelle önce uzun süre kaynatılıyor, ardından taş fırında saatlerce pişirilerek servise hazır hale getiriliyor. Yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından kelle, servise hazır hale geliyor. Tamamen doğal yöntemlerle pişirilen kellenin en tezzetli bölümü ise göz kısmı olarak kabul ediliyor. Yağlı ve lezzetli yapısıyla bilinen göz kısmı, damakta bıraktığı iz kadar, dillerde de iz bıraktı. Günlük hayatta birine karşı duyulan büyük sevgi, hayranlık ya da beğeniyi ifade etmek için kullanılan ‘gözünün yağını yiyeyim' deyimi, kellenin göz kısmından geliyor. Günümüzde ise bu deyim bir kişiye duyulan takdirin sıcak bir ifadesi olarak kullanılmaya devam ediyor. Hem sofralarda hem de günlük konuşmalarda bulunan kelle, sadece bir yemek olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras ve deyimlere ilham veren köklü bir gelenek olarak varlığını koruyor. "KELLEYİ YEMEYE GÖZDEN BAŞLANIR" Kelle ustası Eren Sönmez, bu deyimin kellenin gözünden geldiğini söyleyerek, "Bu söz atalarımızdan gelen bir sözdür. İnsan karşısındaki insana verdiği değeri anlatmak istiyor. ‘Gözünün yağını yiyeyim' demek kişiye verilen değeri anlatır. Kelleni en lezzetli kısmı gözüdür. Kelleyi yemeye gözden başlanır. Soğutmadan göz kısmının yenmesi gerekir" dedi. "BU SÖZ KELLENİN ÖZELLİĞİNDEN GELİR" Kellenin gözünün yenmesini gerektiğini belirten bir vatandaş ise "Kellenin göz kısmını yemeden kelle yedim sayılmaz. ‘Gözünün yağını yiyeyim" sözü, kellenin gözünden gelir. Bu söz kellenin özelliğinden gelmektedir" ifadelerine yer verdi. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı'

Türkiye'de bu yıl 214 yerleşim yeri daha cepten 'alo' diyebilecek

Türkiye'de bu yıl 214 yerleşim yeri daha cepten 'alo' diyebilecek

AA muhabirinin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2026 Yılı Performans Programı'ndan derlediği bilgiye göre, mobil haberleşme hizmetinin kırsal bölgelerde yaygınlaştırılması çalışmaları devam ediyor. Haberleşme Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yaptığı çalışmayla, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) veri tabanına kayıtlı, nüfusu 500'den küçük olan ve bugüne kadar hiçbir mobil işletmecisi tarafından mobil haberleşme hizmeti götürülemeyen 1800 kırsal yerleşim yeri belirlendi. Mobil kapsama oranı nüfus bakımından yüzde 99'un üzerinde olan Türkiye'de, coğrafi zorluklar ve yüksek altyapı maliyeti nedeniyle bazı köylerde halen mobil haberleşme hizmeti bulunmuyor. Bu durumu ortadan kaldırılması amacıyla, tüm masrafları Evrensel Hizmet Fonu'ndan karşılanmak üzere söz konusu yerlere mobil haberleşme hizmeti götürülmesi için proje hazırlandı. Evrensel Hizmet Uygulaması kapsamında, mobil haberleşme altyapısı kurulması için belirlenen yerler ile vatandaştan gelen taleplerin değerlendirilmesi sonucunda, geçen yılın sonu itibarıyla mobil haberleşme hizmeti olmayan 3 bin 691 yerleşim yeri kapsama alındı. Bu yılın sonu itibarıyla da söz konusu yerleşim yeri sayının 3 bin 905'e çıkarılması hedefleniyor. Böylece, Türkiye'de bu yıl 214 yerleşim yeri daha cepten "alo" diyebilecek. Evrensel Posta Hizmetleri Büyükşehir statüsünde olan illerde, ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından kaymakamlığın bulunduğu mahal ile bütünlük arz etmeyen yerler ile büyükşehir olmayan illerde, il belediyesi ve ilçe belediyeleri sınırları haricindeki yerlerde posta hizmetinin yaygınlaştırılması da amaçlanıyor. Bu kapsamda Evrensel Posta Hizmeti'nden yararlanan yerleşim yeri sayısı geçen yılın sonu itibarıyla 37 bin 706 olurken, bu sayının bu yıl sonunda 37 bin 826'ya çıkarılması hedefleniyor.​​​​​​​

İftar menülerinde çeşitli bahanelerle 'gizli ücret'e geçit verilmeyecek

İftar menülerinde çeşitli bahanelerle 'gizli ücret'e geçit verilmeyecek

AA muhabirinin Bakanlıktan edindiği bilgiye göre ramazan öncesinde vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve piyasada adil rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla piyasa gözetim ve denetim faaliyetleri titizlikle yürütüldü. Ramazan gelmeden yoğunlaştırılan bu denetimler, söz konusu ayda da artırılarak devam edecek. Mağduriyet oluşturacak her türlü durumun önüne geçilerek özellikle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşım noktasında piyasa düzenini manipüle edici tüm girişimlere karşı, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu eliyle gerekli idari yaptırımlar uygulanacak. Piyasa koşulları yakından inceleniyor Bu kapsamda ülke genelinde fahiş fiyat ve stokçuluk gibi usulsüz uygulamaların önüne geçilmesi için düzenli ve yoğun denetimler sürdürülürken piyasa koşulları da yakından izleniyor. Söz konusu denetimler ramazan ayında vatandaşların sofrasında önemli yer tutan ürün gruplarında yoğunlaştırılıyor. Özellikle un, ekmek, yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta, kırmızı ve beyaz et, çay, şeker, bakliyat gibi temel gıda maddeleri ile her tür temizleyici, deterjan, sabun, şampuan, diş macunu gibi temizlik ve hijyen malzemeleri ve kişisel bakım ürünleri denetleniyor. Bu denetimlerde işletmeler, fiyat etiketinde yer alması gereken bilgilerin bulunup bulunmadığı, ürün üzerindeki fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığı, indirimli satışlarda indirim öncesi ve sonrası fiyatların açıkça gösterilip gösterilmediği yönünden inceleniyor. Servis ve kuvere yakın takip Ayrıca yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösteren lokanta, restoran gibi işletmelerde tarife ve fiyat listelerinin iş yeri girişinde ve hizmet sunulan masalarda bulundurulup bulundurulmadığı ve "servis ücreti" gibi zorunlu ilave ücretlerin talep edilip edilmediğine ilişkin incelemeler yapılıyor. Ramazan ayında da bu işletmelerin bilgilendirme yükümlülüklerini mevzuata uygun, açık ve anlaşılır şekilde yerine getirmeleri önem taşıyor. Bu kapsamda işletmelerin fiyat tarifesi ve listelerini girişte ve masalarda görünür şekilde bulundurması gerekiyor. Özel iftar menülerinde kapsama dahil ürünler ile ek ücretlerin açıkça belirtilmesi isteniyor. İlan edilen fiyat ile tahsil edilen tutar arasında fark bulunması halinde tüketici lehine olan fiyatın uygulanması zorunluluğu bulunuyor. Servis veya kuver gibi hizmetler üzerinden ilave ücret talep edilmemesi de denetim başlıkları arasında yer alıyor. Bu yıl yaklaşık 24 bin firma denetlendi Bakanlıkça, tüketicilerin güvenliğini sağlamak ve adil rekabet ortamını desteklemek hedefiyle geçen yıl yaklaşık 420 bin firma denetlendi, aykırılık tespit edilen 92 bin firma hakkında yaklaşık 1,1 milyar lira ceza uygulandı. Bu yılın ocak ayı itibarıyla da yaklaşık 24 bin firma denetlendi, aykırılık tespit edilen 4 bin firma hakkında yaklaşık 57,4 milyon lira ceza verildi.

Kurgu değil gerçek! Sivas dağlarında bir Kurt Adam: Eksi 30'da ne elektrik ne su var

Kurgu değil gerçek! Sivas dağlarında bir Kurt Adam: Eksi 30'da ne elektrik ne su var

Beysun, diş teknisyenliğinden emekli olduktan sonra Kovid-19 salgını döneminde şehir hayatını terk edip Sivas merkeze 20 kilometre mesafedeki bir bölgeye yerleşti Çocukluk yıllarında ailesiyle sık sık kırsal alanda kurdukları çadırda vakit geçiren Beysun, doğayla iç içe yaşama tutkusunu sürdürüyor. Beysun, tüm ihtiyaçlarını doğal yöntemlerle karşıladıklarını, elektrik kullanmadıklarını, suyu dereden taşıdıklarını, ekmek ve yemeklerini odun ateşinde hazırladıklarını söyledi. "Böyle bir yaşam içimize işledi. İnsan gözünün gördüğünü arıyor. Biz de bu yaşantıya sevdalandık." diyen Beysun, eski alışkanlıklarını bırakamadığını ifade etti. Beysun, hayvanlarıyla 50-60 hanenin bulunduğu sakin bir bölgede yaşadığını, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğunu dile getirdi. Kurtbeslemesi nedeniyle bugüne kadar herhangi bir tepkiyle karşılaşmadığını belirten Beysun, görünüşü tamamen kurda benzeyen Çekoslovak ırkının genetik olarak yüzde 70kurt, yüzde 30 Alman çoban köpeği özellikleri taşıdığını kaydetti. Beysun, bu cinsin saldırganlık ve itaatsizlik dışında köpek gibi yaşadığını ancak karakter olarakkurtözelliklerini koruduğunu vurguladı. Köpeklerin çok az havladığını, genellikle uluduğunu ve sürü psikolojisiyle hareket ettiğini anlatan Beysun, yavru bakımında da beraberlik içinde hareket ettiklerini söyledi. Yavruların bakımını tüm sürünün üstlendiğini belirten Beysun, "Bağlanamazlar, kafese kapatılamazlar, özgürlükleri kısıtlanamaz. Bu ırka gönül veren kişi adeta yaramaz bir çocuk bakar gibi sürekli yanında olmalı." dedi. HAYVANLAR YASAL İZİNLERE SAHİP Doğada yaşayan canlıları sahiplenmenin ağır cezaları bulunduğunu dile getiren Beysun, hayvanlar için yasal izinleri Doğa Koruma ve Milli Parklar ile İl Tarım ve Orman müdürlükleri üzerinden aldığını ifade etti. Beysun, çocuklarının ısrarı üzerine yaklaşık 1,5 yıl önce video platformu YouTube'da bir kanal oluşturduğunu, bu sayede 200 bin takipçiye ve 155 milyonu aşkın görüntülemeye ulaştığını belirtti. Vaktinin çoğunu hayvan bakımına ayırdığı için sosyal medya yönetimine yeterli ilgiyi veremediğini anlatan Beysun, paylaştığı videoların kurgu olmadığını vurguladı. Beysun, bu sayede kullanıcıların kendisini ilgiyle takip ettiğini, hayvanların her birinin ayrı bir hayran kitlesine sahip olduğunu söyledi. İLK YASAL ŞAHİN ÜRETİMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ Yalnızcakurtköpekleri değil, yırtıcı kuşlar da beslediğini kaydeden Murat Beysun, 3 şahin ve 1 kartalı bulunduğunu ifade etti. Şahinlerinden bir çifti eşleştirerek Türkiye'de ilk yasal şahin üretimini gerçekleştirdiğini anlatan Beysun, "Toyga da onlardan biri. Ayak yüzük numarası 58 ile başlıyor. Bu benim için gurur verici bir olay." diye konuştu. Yırtıcı kuşlarla tanışmasının ilginç bir hikayeye dayandığını söyleyen Beysun, Almanya'dan gelen bir arkadaşının kendisine "Tilla" adlı kuşu hediye ettiğini dile getirdi. O günden beri kuşlara da ilgi duyduğunu ifade eden Beysun, "Toyga, Türkiye'nin ilk yasal üretilmiş şahini. Onu elimde büyüttüm, 5 ay boyunca ev ortamında televizyon izledi, her ortama girdi çıktı. Çok sosyal bir hayvan. İleride Türk sinemasında da yer almasını istiyorum." ifadelerini kullandı. KIŞIN ZORLU KIŞ ŞARTLARINA RAĞMEN YAŞAMINA DOĞADA DEVAM EDİYOR Beysun, doğada yaşama gönül verdiğinden beri hayvan sayısının arttığını, farklı ülkelerden gelenkurtköpekleri ve yavrularıyla sürüdeki hayvan sayısının 8'e ulaştığını kaydetti. Bulunduğu bölgede kışın hava sıcaklığının sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğüne dikkati çeken Beysun, her gün kar temizleyip yolları açtığını, sürekli dışarıdaki sesleri dinleyerek yarı uykulu halde yaşadığını dile getirdi. Şehir merkezinde yaşayan ailesinin hafta sonları ve tatillerde yanına geldiğini belirten Beysun, onların desteği olmadan bu yaşamı sürdüremeyeceğini söyledi. Hayvanların beslenmesinin de zahmetli olduğunu anlatan Beysun, yırtıcı kuşları bıldırcın ve hindi etiyle beslediğini, bu ürünleri de farklı şehirlerdeki güvenilir üreticilerden temin ettiğini kaydetti. Kurtköpekleri için ise pirinç, mercimek ve sebzelerle hazırlanan özel karışımlara kemik ve mevsimine göre et veya kuru mama eklediğini dile getiren Beysun, hayvanlarını günde 2 öğün beslediğini ve özellikle akşam öğünlerini daha yoğun tutmanın hayvanlara soğuk gecelerde dayanıklılık sağladığını anlattı. Beysun, kuşlarını normal şartlarda doğada uçurarak beslediğini ancak kışın yabani yırtıcıların saldırı riskine karşı doğaya çıkarmadığını söyledi. TÜRK KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKIYOR Kurdun Türk kültüründe önemli yeri olması nedeniyle bu hayvanı sahiplendiğine işaret eden Beysun, bozkır yaşamında yırtıcı kuşların en iyi avlanma yöntemi ve güç sembolü olarak görüldüğüne dikkati çekti. Yaptıklarını unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatma çabası olarak değerlendiren Beysun, ataların bilinmezliğe doğru yaptıkları yolculukların bugün de insanlara umut verdiğini kaydetti. Türk kültürüne ve sembollerine sevgisini dile getiren Beysun, 2007 yılında geleneksel Türk okçuluğuyla ilgilenmeye başladığını söyledi. Haber Detay Görsel Slider Beysun, evinin içerisinde ve etrafında bulunan motif ve sembollerin eski Türk inançlarından geldiğini ancak çoğu kişinin bunun farkında olmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Bu doğrultuda hayvanların isimlerini de özel olarak seçtim.Kurtlarıma 'Boz', 'Şayen', 'Dikkulak', 'Börte', 'Abray', 'Kunt', 'Yula' ve 'Aşina' adlarını verdim. 'Boz' ismi bozkurdu simgeliyor. 'Şayen' savaşçı bir kabileyi temsil ediyor. 'Dikkulak' ise yavrular arasında belirgin kulak yapısı nedeniyle bu adı kazandı. 'Börte' zeki, 'Abray' denizlerin hakimi, 'Kunt' iri yapılı, 'Yula' rüya ruhu anlamına geliyor. 'Aşina' ise Göktürk hanedanına atıfta bulunuyor." Beysun, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." vecizesini şiar edindiğine değinerek, "O damarlarınızdaki asil kan birçok engeli, zorluğu atlatmamızı sağlar." dedi.

Son dakika... Terörsüz Türkiye raporu tamam! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Af mahiyetinde değil

Son dakika... Terörsüz Türkiye raporu tamam! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Af mahiyetinde değil

HABER MERKEZİ- Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi komisyonun hazırladığı taslak rapor tamamlandı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, tarihi rapora ilişkin detayları açıkladı. İlginizi Çekebilir TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle; "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz. Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz. 88 SAAT ÇALIŞMA YAPILDI, 4 BİN 199 SAYFA TUTANAK TUTULDU Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır. “Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir. Ana raporun eki olarak beş ayrı ek hazırlanmıştır. Bunlar; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin listesi, komisyonun çalışma usul ve esasları, komisyondaki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital listelerinin web sitesi linkleri ve QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bugüne kadar gerçekleştirilen 20 toplantının özetleri ile dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri ve kişilerin listesidir. Ayrıca, bu 21’inci toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmaları da tutanakların tam şekliyle, toplantı özetinin eki olarak yayımlanacaktır.Şimdi bu konuyla ilgili yaptığımız çalışmaları da ihtiva eden takdim konuşmamı gerçekleştiriyorum. "TERÖR MESELESİNDE TARİHİ SÜREÇTEYİZ" Değerli arkadaşlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansıması ve ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte millî iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri artan bir biçimde bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekâlet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı hâline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli bir şekilde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dinî farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması tarihî bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' "TÜRKİYE, BÖLGEMİZDE BÜTÜNLEŞTİRİCİ POLİTİKALARIN ÖNCÜSÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR" Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir. Türkiye, bölgemizde bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edecektir. Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye’nin iç kalesini tahkim ederek bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkân ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifak, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hâle getirecek bir dönemi başlatacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emeller karşısında daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir. Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir. Sükûnetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve millî dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihî bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclisin denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî iradenin tecelligâhı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihî sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığının açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları dinmeyen kayıpları unutmadan hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz. Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimsenerek uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılmış ve ele alınmıştır. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır. Son dakika... Meteoroloji haritayı güncelledi! AKOM saat verdi! İstanbul’a kar yağışı başladı "RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİLDİR" Elinizdeki rapor, komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşımaktadır. Partilerimizin raporun ekinde yer alan metinlerinin okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşunu bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. Türkiye modeli olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, millî iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi, demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır. Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, örgütsel yapının feshi ve silah bırakmasının güvenli biçimde teyidi ile birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımının ana hatlarını ortaya koyarken devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içerisinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna da işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir. "LİTERATÜRDE 'TÜRKİYE MODELİ' OLARAK TANIMLANACAĞINA İNANIYORUZ" Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükûnu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor hâline getirmiştir. Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, komisyon çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya koymayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde Türkiye modeli olarak tanımlanacağına inandığımız komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır. Şeffaf ve açık yaklaşımımız sayesinde komisyon toplantıları kamuoyu tarafından ilgiyle takip edilmiş, çalışmalara ilişkin gelişmeler medya organlarında geniş yer bulmuş ve süreç milletin denetimine açık bir şekilde ilerletilmiştir. Yaptığımız çalışmalar gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye’sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez, yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri üzere daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikârdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi hedefi bu adımların atılmasıyla birlikte nihayete erecektir. Bu çerçevede sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen ve benimsenmesini sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, yaptığı kritik ve yol gösterici çağrılarla sürecin başlamasını sağlayan Sayın Devlet Bahçeli’ye, komisyona başta milletvekillerinin temsilini sağlamak olmak üzere samimi destek veren genel başkanlara teşekkürlerimi ifade ediyorum. Geçmiş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarının temsilcileri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları, hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri ile gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş, bu dinlemelerin her biri rapora büyük katkı sunmuş ve raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren komisyon üyesi milletvekillerimizin her birine, fedakâr gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihî görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini canıgönülden temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir. Son olarak komisyonumuz adına, aramızdan ayrılan, sürecin sükûnetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder’i rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir. Değerli milletvekilleri, bu sunuşla birlikte raporumuzu kamuoyuyla paylaşmış oluyoruz. Raporumuz ifade ettiğim gibi 7 ana bölümden oluşuyor. Müsaadenizle, partilerin temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde ortaklaştığımız somut öneriler kısmının burada tekrar kamuoyuyla paylaşılmasını istiyorum. Bu çerçevede Genel Sekreter Yardımcımız Ahmet Bozkurt Bey 6. ve 7. bölümleri kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacaktır." Nevşehir'de soba faciası: Aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti KOMİSYON RAPORUNUN SONUÇ VE ÖNERİLER BÖLÜMÜ TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, komisyon raporunun sonuç ve öneriler bölümünü kamuoyuyla paylaştı. Bozkurt, örgüt mensuplarına yönelik hazırlanacak bir yasa kapsamında kişiler hakkında mutlaka adli düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı. Sürecin toplumda 'af' algısına yol açmaması gerektiğinin altını çizen Bozkurt, "Örgüt mensupları için hazırlanacak bir yasa ile kişiler hakkında mutlaka bir adli düzenleme yapılması gerekmektedir. Toplumda af gibi bir algı oluşmamalıdır. Geçiş süreci kanunu ile yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşması gerekmektedir. Bu mekanizma ile sürecin sağlıklı bir şekilde devam edilip edilmeyeceği izlenmelidir. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu'nun kanuni belirliliği güçlendirecek biçimde ele alınmalıdır. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir" dedi.