Hava taşımacılığında Türkiye etkisi

Hava taşımacılığında Türkiye etkisi

AA muhabirinin IATA'nın Küresel Görünüm Ticaret, Yapay Zeka ve Enerji Dönüşümü başlıklı raporundan derlediği bilgiye göre, hava taşımacılığında Orta Doğu'nun en yüksek kar marjlarına, Asya-Pasifik'in en hızlı büyümeye sahip bölge olduğu açıklandı. Latin Amerika'nın yapısal iyileşme sinyalleri verdiği belirtilen raporda, Kuzey Amerika'da ise durgun iç talep ve operasyonel kısıtlar gibi yeni zorluklarla karşı karşıya kalındığı, buna rağmen sektör karlılığına önemli katkı sağlamaya devam ettiği aktarıldı. Raporda, hava taşımacılığında Avrupa’nın en yüksek net karını elde etmesinde, Türkiye havacılık pazarının, güçlü trafik, etkin hub yapısı, yüksek doluluk oranları ve gelir oluşturma kapasitesiyle sergilediği olağanüstü performansın belirleyici olduğunun altı çizildi. İlginizi Çekebilir Hava kargo, yapay zekayla ilişkili ürünlerde artan ticarette giderek daha merkezi bir rol alıyor.Raporda, hava kargonun, Çin'in ihracatının alternatif pazarlara hızla yönlendirilmesini mümkün kıldığına, aynı zamanda yapay zekayla ilişkili ürünlerde artan ticarette giderek daha merkezi bir rol oynadığına işaret edildi. Söz konusu raporda, ticaret büyümesinin 2026'da yavaşlayabilecek olsa da hava kargonun yapay zeka kaynaklı yatırımlar, yüksek değerli ve zamana duyarlı ürünlere artan talep ve e-ticarete doğru yapısal kayma sayesinde güçlü kalmaya devam edecek şekilde iyi konumlandığı belirtildi. Belirsizlik dönemlerinde, hızın en kritik unsur olduğu zamanlarda, hava taşımacılığının tercih edilen seçenek olmaya devam ettiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: "Bu doğrultuda, hava kargo trafiğinin 2026'da yüzde 2,6 büyümesi öngörülmektedir. Yapay zeka ve buna bağlı ticaret akımları hava kargo için bir fırsat sunarken, küresel enerji dönüşümü açısından çok daha az fayda sağlamaktadır. Veri merkezlerinden kaynaklanan artan elektrik talebi, sınırlı yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde rekabeti artırmakta ve Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı'nın uygun maliyetli girdilerinin teminini zorlaştırmaktadır. Yenilenebilir enerjilere öncelik veren ve sıvı yakıt ihtiyaçlarını güvence altına alan koordineli politikalar olmaksızın, bu durum havacılığın karbonsuzlaşmasını geciktirebilir ve kritik iklim çözümlerinden yatırımların başka alanlara kaymasına neden olabilir. 2026 yılı için yolcu trafiğinde yıllık bazda yüzde 4,9'luk bir büyüme öngörüyoruz. Bu büyümeye yüzde 7,3 ile Asya-Pasifik bölgesi öncülük etmektedir." Raporda, yüksek rekor düzeydeki doluluk oranları ve filo kullanımının yanı sıra yardımcı gelirlerdeki hızlı artışın, hava yolu şirketlerinin karşı rüzgarlara rağmen görece sağlıklı bir karlılığı sürdürmesini sağlayacağı belirtilerek, bu sayede hava taşımacılığı sektörünün 2026 yılında 41 milyar dolar ile rekor seviyede net kar ve yüzde 3,9 düzeyinde istikrarlı bir net kar marjı elde edilmesinin mümkün olacağı bildirildi. Bu başarının, bilet fiyatlarındaki yumuşamaya ve devam eden maliyet baskılarına rağmen gerçekleşebileceğinin öngörüldüğü aktarılan raporda, hava yolu sektörünün hala düşük kar marjına sahip bir endüstri olduğu ifade edildi. "Türkiye’nin küresel havacılık içinde ulaştığı rol, uzun yıllara dayanan stratejik birikimin sonucu" Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nane, Türkiye’nin bugün küresel havacılık içinde ulaştığı rolün, uzun yıllara dayanan stratejik birikimin ve doğru konumlanmanın sonucu olduğunu söyledi. Coğrafi avantajını operasyonel verimlilik, güçlü filo planlaması ve rekabetçi maliyet yapısıyla birleştiren Türkiye'nin küresel havacılıkta önemli bir merkez haline geldiğini belirten Nane, finansal performansın arkasında, artan yolcu talebi, genişleyen dış hat ağı, transfer yolcudaki ivme ve yıl geneline yayılan yüksek doluluk oranlarıyla oluşan güçlü trafik hacmi bulunduğunu vurguladı. Nane, "Aynı zamanda hava yollarımızın gelir çeşitliliği oluşturma kabiliyetinin, dijitalleşme yatırımlarının ve sürdürülebilir büyüme anlayışının da etkisi büyüktür." diye konuştu. Bu başarıyı mümkün kılan önemli kırılma anlarından biri de 2003'te alınan kamu politikası kararları olduğunu belirten Nane, şunları kaydetti: "Hükümetimizin attığı iki temel adım, sivil havacılığın önünü açan yapısal bir dönüşüm başlatmıştır. İç ve dış hat yolcu vergilerinin düşürülmesiyle uçak yolculuğu daha geniş kitleler için erişilebilir hale gelmiş, yurt dışı uçuşlarda yakıt üzerinden KDV alınmaması ise hava yollarının maliyet yapısını ciddi biçimde rahatlatmıştır. Hedefimiz, Türkiye'yi yalnızca güçlü bir pazar değil, küresel havacılık ekosistemine yön veren stratejik merkez olarak konumlandırmaktır."

13 yaşındaki çocuğun ölümüyle korkunç iddia! Oyundaki görevleri yerine getirmek için kendini astı

13 yaşındaki çocuğun ölümüyle korkunç iddia! Oyundaki görevleri yerine getirmek için kendini astı

Olay, önceki gün Pelitli Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre; 8'inci sınıf öğrencisi Abdulkadir Eymen Bilgin, okul sonrası geldiği evde odasından uzun süre çıkmadı. Durumdan şüphelenen aile fertleri, girdiği odada Bilgin'i kapıya asılı halde hareketsiz halde buldu. İhbarla adrese gelen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Bilgin, kurtarılamadı. Bilgin'in, sanal oyundaki görevleri yerine getirmek için kendini kapıya astığı öne sürüldü. Türkiye'de ilk ve tek kadın! Çıkan sesten arızaya çözüyor Bilgisayarı incelemeye alınan Bilgin'in cenazesi, Çarşıbaşı ilçesinde toprağa verildi. Antalya'da falezlerde gizli yaşam! Kapıdaki delikten görüntüledi: Bayağı bir yerleşke

İstanbul Havalimanı Avrupa'nın zirvesindeki yerini korudu

İstanbul Havalimanı Avrupa'nın zirvesindeki yerini korudu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AA muhabirine, EUROCONTROL'ün 2025 Avrupa Havacılık Genel Bakış Raporu'na ilişkin değerlendirmede bulundu. EUROCONTROL ağı bölgesinde 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,1 artışla 11,1 milyon uçuşun yapıldığı bilgisini veren Uraloğlu, en yüksek günlük trafiğin 18 Temmuz 2025'te gerçekleştiğini söyledi. Uraloğlu, söz konusu tarihte 37 bin 34 uçuş yapıldığını bildirdi. Türkiye'nin günlük ortalama 3 bin 355 uçuşla Avrupa'da en yoğun trafik hacmine sahip ülkeler arasında 6'ncı sırada yer aldığını ifade eden Uraloğlu, "Türkiye, hava ulaşımında artık sadece transit ülke değil, bölgesel ve küresel merkez haline geldi. Günlük ortalama uçuş sayısı Kovid-19 salgınından önceki döneme göre Türkiye'de yüzde 20 arttı." dedi. "Dünya havacılığına yön verir hale geldik" İstikrarlı yükseliş göstermekle birlikte Türkiye'nin Kovid-19 öncesi seviyeye ulaşabilen ilk 10'daki 5 ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Ulaşım sektörüne yaptığımız yatırımlar meyvelerini veriyor. Özellikle hava yolu sektöründeki şirketlerimiz, dünya havacılığına yön verir hale geldi. Ulaşımın tüm modlarında yatırımlarımıza devam edeceğiz." diye konuştu. Avrupa'da en fazla uçuş gerçekleştiren 10 hava yolu işletmesi arasında THY'nin de geçen yıl günlük ortalama 1559 uçuşla 3'üncü sırada yer aldığını aktaran Uraloğlu, aynı dönemde Pegasus Havayollarının günlük ortalama 588 uçuşla 11'inci olduğunu kaydetti. Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın önemine işaret ederek, "Günlük ortalama 1491 uçuşun gerçekleştiği İstanbul Havalimanımız, Avrupa'da üst üste 4'üncü yıl birinci olarak listedeki yerini korudu. Küresel ölçekli 25 havalimanı içinde ise dünya genelinde 7'nci sırada." ifadesini kullandı. İstanbul Havalimanı, Amsterdam, Londra ve Paris'in de önünde Rapora göre, İstanbul Havalimanı, dünyanın önemli merkezlerini geride bırakarak 1491 uçuşla Avrupa'nın zirvesinde yer almayı başardı. Amsterdam Havalimanı 1351 günlük uçuşla ikinci sıraya yerleşti. Londra Heathrow 1315 uçuşla üçüncü sırada yer alarak 1314 günlük uçuşlu Paris CDG'nin az farkla önüne geçti. Frankfurt Havalimanı 1261 günlük uçuşla ilk 5'te yer almayı başardı. Atina Havalimanı en yoğun 10 havalimanı listesine giriş yaparak, 2024'te listede bulunan Londra Gatwick'i geride bıraktı. Gatwick ise 13'üncü sıraya geriledi.

Terörsüz Türkiye raporunda kritik hafta! Raporda hangi başlıklar var?

Terörsüz Türkiye raporunda kritik hafta! Raporda hangi başlıklar var?

HABER MERKEZİ- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, dün koordinatör milletvekilleriyle bir araya geldi. Geçtiğimiz günlerde ise koordinatör vekiller rapor yazımı için 6. toplantılarını gerçekleştirdi. Toplantı öncesinde komisyon gündemine ilişkin önemli mesajlar verildi. Detayları CNN Türk Muhabiri Murat Bekmezci aktardı; "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, rapor yazım çalışmalarında sona geldi. Şimdi gözler, komisyon raporunun oylanacağı güne çevrildi. Geçtiğimiz günlerde koordinatör milletvekilleri rapor yazımı için 6. toplantısını gerçekleştirdi. O toplantı öncesinde de kritik mesajlar verildi. Bunlardan biri, komisyonda “Umut Hakkı”nın olup olmayacağıyla ilgiliydi. Bu soru, komisyonda yer alan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Murat Emir’e 6. toplantı öncesinde soruldu. "UMUT HAKKI" TARTIŞMASI Yıldız, konuya ilişkin olarak 'Umut Hakkı' başlık olarak olmasa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları üzerinden içerik olacak.” dedi. Murat Emir ise “İnfazla ilgili hükümler de olacak, Terörle Mücadele Kanunu’yla ilgili de olacak. Bir kişi için düzenleme söz konusu olmayacak.” ifadelerini kullandı. MÜSTAKİL VE GEÇİCİ YASAL DÜZENLEME BEKLENTİSİ Rapor yazım aşamalarında sona gelindi demiştik. Rapora ilişkin detaylar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Peki hangi başlıklar dile getiriliyor? Bu kapsamda müstakil ve geçici bir yasal düzenleme yapılması bekleniyor. Ayrıca yapılacak yasal düzenlemelerin, PKK’nın silah bırakmasının kesinleşmesi ve bunun devlet birimlerince tespit edilmesi şartına bağlı olacağı öngörülüyor. SİLAH BIRAKMA TESPİTİ İÇİN ÖZEL GÖREVLENDİRME Silah bırakma tespiti için yapılacak özel görevlendirmeye ilişkin yasal düzenleme yapılması gerektiği de vurgulanıyor. Yasadan yararlanacak herkes için adli kontrol benzeri bir adli işlemin yapılması da öngörülüyor. GÖZLER OYLAMA HAFTASINDA Bu maddeler, komisyonun yapacağı oylamadan sonra netlik kazanacak. Oylamanın ardından rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin internet sitesinde yayımlanacak. İlerleyen günlerde ise yasal düzenlemelerin yapılması bekleniyor. Şimdi gözler bu haftaya çevrildi. Bu hafta oldukça önemli. Çünkü rapor yazım aşamasında artık sona gelindi. Bu hafta, raporda yer alacak maddelerin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda oylanması bekleniyor. Ardından maddeler son hâlini alacak. Daha sonra rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sitesinde yayımlanacak ve yasal düzenlemeler için çalışmalar başlayacak.

Türkiye'de ilk ve tek kadın! Çıkan sesten arızaya çözüyor

Türkiye'de ilk ve tek kadın! Çıkan sesten arızaya çözüyor

Erkek egemen yapıya dikkat çeken İnce sektördeki çalışan kadınları pembe eldivenleriyle temsil ettiğini belirtti. İnci, "Önceden pembe eldivenleri gördüğünde dalga geçiyorlardı ama artık çok alıştılar. Hatta 'Pembe eldivenli ustamız' diye de çağırdıkları oluyor. Kadınlara tavsiyem de şudur; sadece korkmasınlar; istedikleri o adımları atsınlar. Kendi tamir dükkanımı ve belki buraya sadece kadınların teknisyenlik yapabileceği, erkeklerin değil de kadınların çoğunlukta olduğu bir garaj açmak istiyorum."dedi. SANAYİYE 15 YAŞINDA ADIM ATTI Mesleğe 15 yaşında başladığını belirten Amine İnci, " İlgimin olduğunu aslında hızı seviyorum, arabaları seviyorum. Yaşıtlarım annecilik hemşircilik oynarken ben daha çok araba üzerine yoğunlaştı. Ailemde de bu mesleği yapan hiçkimse yok; erkek tarafından da kadın tarafından da tekim. Babadan geçme bir mesleğim yok maalesef. Severek yapıyorumm mesleğini. Arabalar benim için hız tutkusu. O mekanizamayı meerak ediyorum. Şöyle bir motivasyonum var hayatımda; tamir etmediğim hiçbirşeyi kullanmak istemiyorum. " dedi. İlginizi Çekebilir "YAPAMAZSIN" DEDİLER' İnci, " Bu işe öncelikle binek araçlarda başladım. 15 yaşında 2020'de başladım. Tabii önce stajyerlik yaptım sanayide çalıştım. Sonrasında hep yetkili servislerde kurumsal şirketlerde çalıştım. Önceden çok şaşırıyorlardı şu an alıştılar. Öncesinde şaşırıp 'Kadın bu mesleği yapar mı' diye ithamlarda bulunuyorlardı. Hatta 'Yapamazsın' dediklerini de biliyorum. Çok zor durumlar yaşadığım zamanlar da oldu. Şu an artık günümüzde kadın teknisyenlik, kadınların bu mesleğe yönelmesi çok fazla olduğu için insanların artık toplumsal algıyı yıktığımızı düşünüyorum. Yıkmaya da devam edeceğimizi düşünüyorum. Bizim sektörde şu an ağır vasıtada kadın olarak çok fazla bu mesleği yapan kimse yok. Yurtdışında evet çok var ama Türkiye'de çok sayılı var; olanlar da pek fazla bilinmiyor maalesef. Ben alanımda ilk ve tek kadın teknisyen olarak yer alıyorum. Benden sonra tabii bu sektöre gelen arkadaşlarım oldu, birçok kız arkadaşımı yönlendirdiğim de oldu. Severek yapıyorum mesleğimi. Bu işle uğraştığım zaman her ne kadar böyle stresli de olsam ya da mutsuz da olsam bu işe adım attığım an, 08.45'te mesai başlıyorsa o sırada ben mutlu oluyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama heyecan veriyor, mutluluk veriyor, motivasyon sağlıyor bana. Babam çok destek oldu, sonrasında annem tabii kadın olduğum için bu meslekte de erkek sektörü olduğu için istememişti. Fakat yapabildiğimi, başarabildiğimi gördükten sonra hem annem hem de babam birçok şekilde desteklediler beni" dedi. 'KADINLARIN ÇALIŞTIĞI TAMİRHANE AÇMAK İSTİYORUM' Ağır vasıta araçlarda çalılştığını söyleyen İnci, "Birçok araçtan anlıyorum aslında. Bineklerde özellikle üst segment araçlarda daha çok yoğunluk sağladım. Ağır vasıtada da birçok marka araçlardan anlıyorum. Bir araç geldiğinde işte çıkan sesten hangi arızayı verdiğini, hangi arızadan hangi parçayı değişmemiz gerektiğinin tespitini yapabiliyorum. Şu an yaşım çok genç ama ileride kendi garajımı açmak istiyorum. Kendi tamir dükkanımı ve belki buraya sadece kadınların teknisyenlik yapabileceği, erkeklerin değil de kadınların çoğunlukta olduğu bir garaj açmak istiyorum. Şu an erken olabilir maddi durumdan kaynaklı veya manevi sebeplerden dolayı ama ileride kesinlikle bu hedefime ulaşacağıma inanıyorum" diye konuştu. 'BİRÇOK BASKIYA RAĞMEN İYİ YERLERE GELDİM' Çeşitli baskılar yaşadığını da dile getiren İnci, "Toplumumuzda maalesef 'Erkek sektörü' dedikleri için kadınların bu mesleği hiçbir şekilde yapamayacağını düşünüyorlar; ama benim kendi düşüncem bence bu tarz birşey yok. Erkekler tamamıyla bu mesleği kadınların erkeklerden daha iyi yapabileceğini düşündüğü için korkuyorlar ve geri çekilmek istiyorlar. Ben şunun farkındayım ki gerçekten bu mesleği isteyen ve bir sefer adım atan bütün kadın arkadaşlarım çok iyi yerlere geliyor. En büyük örneği de benim. Ben birçok baskıya rağmen çok iyi yerlere geldiğimi düşünüyorum. Birçok erkekten de daha iyi durumda olduğumu düşünüyorum" dedi. " 'PEMBE ELDİVENLİ USTAMIZ" DİYE ÇAĞIRIYORLAR' Sektörde çalışan kadınları pembe eldivenlerle temsil ettiğini ifade eden İnci, "Kendime has bir tarzım olduğunu düşünüyorum. Bu erkek egemen sektörde de kadın olarak kendimi ve diğer kadın arkadaşlarımı pembe renkle temsil ettiğimi düşünüyorum. Bunlar benim için apayrı birşey çünkü sektörde birçok erkek arkadaşımız var. Daha çok mavi renk erkekleri andırdığı için ben de kadınların da bu sektörde olduğunu gösterebilmek için bu sektöre pembe eldivenlerimi soktum. Şunu düşünüyorum; önceden pembe eldivenleri gördüğünde dalga geçiyorlardı ama artık çok alıştılar. Hatta 'Pembe eldivenli ustamız' diye de çağırdıkları oluyor. Kadınlara tavsiyem de şudur; sadece korkmasınlar. İstedikleri o adımları atsınlar. Her zaman arkamızdan konuşacaklar olacak illa ki, yapamayacağımızı söyleyecekler ama maalesef söyledikleri şeyler doğru değil; çünkü yapabiliyoruz. Hem de onlardan daha iyi başardığımız için zaten bizi bu meslekte istemiyorlar diye düşünüyorum ben" dedi. (DHA)

İsrail'de sırlarla dolu ölüm! Netanyahu'nun en yakınıydı: 'Soğukkanlılıkla katletti'

İsrail'de sırlarla dolu ölüm! Netanyahu'nun en yakınıydı: 'Soğukkanlılıkla katletti'

İsrail Başbakanlık Ofisi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun eski Özel Kalem Müdürü ve başdanışmanı Asher Hayon’un 58 yaşında ani şekilde hayatını kaybettiğini duyurdu. Açıklamada Hayon’un bu sabah yaşamını yitirdiği belirtildi ancak ölüm nedenine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. SORU İŞARETLERİYLE DOLU ÖLÜM Times of Israel’de yer alan haberde, Hayon’un son yıllarda sağlık sorunları nedeniyle kamu görevinden çekildiği ifade edildi. Ancak ani ölüm haberi, İsrail siyasi kulislerinde soru işaretlerine yol açtı. Hayon’un görev süresi boyunca daha çok idari ve stratejik alanlarda çalıştığı, kamuoyundan uzak durmayı tercih ettiği belirtiliyor. Buna rağmen, İsrail’in son yıllardaki en kritik karar süreçlerinde yer aldığı biliniyor. Netanyahu yaptığı yazılı açıklamada, ölüm haberini “derin bir şok ve büyük bir üzüntüyle” aldığını kaydetti. Hayon’un 2018–2022 yılları arasında Başbakanlık Ofisi Direktörü ve ardından Özel Kalem Müdürü olarak görev yaptığını belirten Netanyahu, aralarındaki çalışma ilişkisinin yaklaşık 20 yıl öncesine, kendi maliye bakanlığı dönemine uzandığını aktardı. 'NETANYAHU ONU KATLETTİ' Netanyahu, Hayon’un “sağduyulu ve insani yönü güçlü” bir isim olduğunu ifade ederken, son yıllarda resmi görevde bulunmasa da temaslarının sürdüğünü kaydetti. Ancak Hayon’un ailesinden çarpıcı bir açıklama geldi. Ölümün şüpheli olduğu belirtilirken Netanyahu’ya yönelik “Sağlıklıydı. Hiçbir şeyi yoktu. Onu öldürdüler, Netanyahu onu soğukkanlılıkla katletti” ifadelerini kullandılar. Modiin kentinde yaşayan Hayon’dan geriye eşi Miti, altı çocuğu ve bir torunu kaldı. İsrail kamuoyunda ise ani ölümün ayrıntıları merak konusu. Resmi açıklamada ölüm nedenine ilişkin net bilgi verilmezken, gözler önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalara çevrildi. İsrail basınında yeni savaş senaryosu! 'Türklerin kritik noktadaki tehlikeli hamlesi, gözümüzü dört açmalıyız' Altın yatırımı olanlara kritik uyarı! Düşüş geçici mi?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman'dan erken seçim açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman'dan erken seçim açıklaması

Partisinin Uşak İl Başkanlığınca, Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda konuşan Yayman, 31 Mart'taki yerel seçimlerin ardından teşkilatların toparlanma sürecine girdiğini, yeni bir şahlanışa ve meydan okumaya hazırlandığını söyledi. Yapılan tüm anketlerde AK Parti'nin birinci olduğunu ifade eden Yayman, aradaki farkı daha da açmak ve yeni başarı öyküleri yazmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde gece gündüz çalıştıklarını belirtti. İlginizi Çekebilir AK Parti'nin tek rakibinin yine kendisi olduğunu dile getiren Yayman, CHP'ye bakarak değil millete ve sokağa bakarak hizmet ettiklerini anlattı. Yayman, CHP'li belediyelerin, yönettikleri kentlerde su sıkıntısı ve trafik sorunu gibi problemlerin yaşanmasına rağmen kamu kaynaklarını israf ettiklerini, konserlere milyonlar harcadıklarını söyledi. AK Parti döneminde ulaşımda, sağlıkta ve birçok alanda önemli hizmetlerin hayata geçirildiğini anlatan Yayman, "Türkiye'ye dışarıdan bakanlar, gıpta ediyorlar. Dışarıdan bakanların gıpta ettiği bir Türkiye'de muhalefet, CHP zihniyeti maalesef her şeye kara çalıyor. Her şeye dezenformasyon yapıyor, algı operasyonları yapıyor. İşte maalesef ama maalesef bugün CHP, Türkiye'de gelişmenin, büyümenin, ilerlemenin ve Türkiye'nin küresel güç olmasının yanında değil maalesef engelleyicisi gibi bir duruma sürükleniyor. Vatandaşımız bunu görüyor ve bunu ifade ediyor." diye konuştu. "2026 YILINDA, 2027 YILININ BAŞINDA ERKEN SEÇİM OLMAYACAK" Yayman, erken seçim konusunun sürekli gündeme getirilmeye çalışıldığını söyledi. "Uşak'tan bir kez daha tüm Türkiye'ye sesleniyoruz." diyen Yayman, şöyle konuştu: "Türkiye'de erken seçim olmayacaktır. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Muhalefet, 25 yılda 18 seçim kaybettiği için şimdi diyor ki erken seçim, erken seçim. Seçimler, Allah izin verirse 2028 yılının zamanında yapılacak. Cumhurbaşkanı'mızın aday olabilmesi için belki birkaç ay öne alınmak suretiyle kasım ayı olabilir, ekim ayı olabilir ama buna Türkiye Büyük Millet Meclisi karar verecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde inşallah bir kez daha Cumhurbaşkanı'mızın aday olmasının önü açılacak ve bizler de Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kez daha başkan yapacağız arkadaşlar yani 2026 yılında, 2027 yılının başında erken seçim olmayacak." MHP lideri Bahçeli'den açıklamalar "YENİ BİR TÜRKİYE'NİN İNŞALLAH DOĞUŞUNU HEP BERABER İZLEYECEĞİZ" "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yayman, bu sürecin devlet ve millet politikası olduğunu dile getirdi. "Uşaklıyı rahatsız edecek asla hiçbir adıma müsaade edilmeyecektir." diyen Yayman, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu, bir al-ver süreci değildir. Bu, bir taviz verme süreci değildir. Zaten yaşananları görüyorsunuz. İnşallah çarşamba günü Sayın Numan Kurtulmuş Başkanımızın başkanlığında komisyonumuz toplanacak, raporunu ifade edecek ve o raporda bir kez daha çok ileri adımların, çok ileri mesajların olduğunu hep beraber göreceğiz. Türkiye'nin birliğini, dirliğini, esenliğini asla ama asla geri göndermeyeceğiz. Dolayısıyla bu noktada 86 milyon bir ve beraber olarak, herkesin eşit ve birinci sınıf vatandaş olduğu ve hepimizin kendisini bu ülkeye duygudaş, kaderdaş, tarihdaş ve vatandaş olarak bağlı hissettiği yeni bir Türkiye'nin inşallah doğuşunu hep beraber izleyeceğiz. Dolayısıyla bu konuda lütfen ama lütfen bir endişeye, karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Bu konuda milletimizin desteği bizimle beraber, milletimizin desteği Cumhur İttifakı'yla beraber. Biz, dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında duruyoruz ve yine tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceğiz." Toplantıda AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul ile İl Başkanı Himmet Yaşar da konuşma yaptı.

Yaya geçidinde çarpıp kaçtı! 1,5 yaşındaki Mahmut bebek hayatını kaybetti

Yaya geçidinde çarpıp kaçtı! 1,5 yaşındaki Mahmut bebek hayatını kaybetti

Güzelyalı Mahallesi Süleyman Demirel Bulvarı'nda 15 Şubat'ta Hilal Öztürk, bebek arabasında bulunan 1,5 yaşındaki oğlu Mahmut Fatih Öztürk ile yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada sürücüsünün ismi henüz belirlenemeyen motosiklet bebek arabasına çarptı. Kazada ağır yaralanan bebek, çevredekiler tarafından Çukurova Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Bebek, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Adana Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsinin ardından bebeğin cenazesi yakınlarınca Kayseri'nin Bünyan ilçesine götürülerek toprağa verildi. Buradaki cenaze törenine katılan Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, vefat eden bebeğin polis memuru olan ve Ankara'da görevli babası Mustafa Kemal Öztürk'e başsağlığı diledi. Polis ekipleri, olay yerinden kaçan motosiklet sürücüsünü yakalamak için geniş kapsamlı araştırma başlattı.

Son dakika... MHP lideri Bahçeli'den CHP'ye sert tepki: İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı?

Son dakika... MHP lideri Bahçeli'den CHP'ye sert tepki: İstanbul’daki tezgahınız bozuldu, öfkeniz buna mı?

İşte Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan satır başları; Bu ay yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği aydır. Ramazan münasebetiyle cennetin kapıları ardına kadar açılırken, cehennemin kapıları kilitlenip şeytanlar zincire vurulmaktadır. İnsanlığın maruz kaldığı belaların dallanıp budaklandığı bir dönemde nefis terbiyesine, kalp temizliğine, vicdan tefekkürüne ve huzur tecellisine çok ihtiyacımız vardır. Bu ihtiyaç hâli her geçen gün daha da aciliyet kazanmaktadır. Maalesef insanlık tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasındadır. Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, bitmek bilmeyen çekişmeler, iç savaşlar, hâkimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar ve zulüm ile adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi ve masumların sürekli kamçılanan mağduriyetleri söz konusudur. İlginizi Çekebilir Bakınız, Gazze’de son yüzyılın en ağır insanlık suçu işlenmiştir. Ne hikmetse emzikli bebeklerin, soykırım çarkına sürülen çocukların, toplama kamplarında yavaş yavaş ölüme terk edilen kadınların, yaşlıların, velhasıl suçsuz ve günahsız bir sivil halkın çığlıkları yeterince duyulmamış, yeterince duyarlılık gösterilmemiştir. Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti en küçük bir nedamet hissine sahip olmaktan şöyle dursun, insan hakları ihlaline, adalet ve hukukun inkârına zorbalıkla devam etmiştir. Ramazan, denilince akıllara ve gönüllere düşen sabırdır, şefkattir, samimiyettir, cömertliktir, merhamettir, duadır, hoşgörüdür, aç doyurmak ve açıkta kalana el uzatmaktır. Ancak Filistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte, tahammüden göz yumulmaktadır. "BATI ŞERİA KARARI SOYKIRIM SUÇUNUN FARKLI KANALLARDAN İLERLEDİĞİNİN TEYİDİDİR" İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’daki arazi tasarrufuna ilişkin aldığı son karar, uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğinin de teyididir. Yasa dışı ilhak hamleleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden ve yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen, Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözeten her türlü gayrimeşru ve gayrihukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah’ın da bir bildiği vardır. Ve hiçbir zalim buna güç yetiremeyecek, bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. "İSRAİL,İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İKLİMİNİ ZEHİRLEMEKTEDİR" Son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemekte, iki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum, Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli, bununla ilgili kararlar ve kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk hâldedir. Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliğine ve itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır. 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğuna dair yoğun tartışmalarla geçmiştir. “Yıkım altında” temasıyla düzenlenen mezkûr konferans, adeta malumun ilanına sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl ve ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur. "TÜRKİYE KÜRESEL ARENADA İSTİKRAR ADASI GİBİ SİVRİLMEKTEDİR" Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin kesintisiz diplomatik temasları, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı olabilmeyi başaran bir Türkiye ile hepimizin iftihar etmesi esasen manevi bir görevdir. Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen, barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimiz adına bir talihtir. Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti ile bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye, tarihimizin saklı kalan ülkülerini gururla takip ve temin gayretindedir. Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların, ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de, alayının birden uykuları kaçsa da diyorum ki Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın sancağı el birliğiyle açılmış, süper güç Türkiye’nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır. Son dakika... Ünlülere uyuşturucu soruşturmasında yeni gözaltılar: Murat Dalkılıç, İsmail Hacıoğlu, Kaan Tangöze... "ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER KESİLMEDEN İLERLEMELİ" Son tahlilde diyeceğim şudur. Ramazan ayında sağduyu ve sükûnet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi, insanlığın hâl ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir. Kuzeyimiz çalkalanırken güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak yaygın ve küresel bir çatışma hâlini karşımıza çıkaracaktır. Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti’nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insanlık ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur. Gazze’li mazlumlar başta olmak üzere Türk-İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum. Muhterem heyetimizin ve aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını Yüce Allah’tan diliyorum. Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir. Sevmek varken nefret diline saplanmak vehamettir. Saygı varken küslüğe meyil etmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır. Değerli milletvekilleri, bu Ramazan’da dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin ve yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı ve daha hazır olmalıyız. Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım. Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istediğimi ifade etmiştim. Onların mahrumiyetini ta yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız. Gariplerin ümidi, çağrı arayanların sesi, darda kalanların nefesi oluruz. Çünkü biz büyük bir aileyiz, asil ve soylu bir milletin sevdalılarıyız. Hep dedim, yine diyorum, yine diyeceğim, bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Devlet ve millet el ele verdikçe, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı ahlaki ve soylu duruşunu muhafaza ettiği sürece Allah’ın izniyle yapamayacağımız, başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bugün ne olmuşsa dünün hayalidir. Yarınlar da bugünkü hayallerimizin gerçeğe dönüşmesine imkân sağlayacaktır. Gözümüzün gördüğü hiçbir şeyden korkmaya gerek yoktur. Hangi riski alıyorsak hedeflerimiz de onunla orantılıdır. Altın yatırımı olanlara kritik uyarı! Düşüş geçici mi? Süresi geçmiş tehlikelere karşı kıyabi kahramanlık taslayanların bizi anlayıp anlatması hem mümkün hem de muhtemel değildir. Bildiğiniz üzere devlet ve millet dayanışmasıyla 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan asrın felaketi göğüslenmiş, yaralar sarılmış, umutlar tazelenmiş, ocaklar yeniden tüttürülmüştür. Ne kadar övünsek azdır. Depreme dayanıklı kalıcı konutlar hak sahiplerine teslim edilmiştir. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli deprem felaketinde 53.537 vatandaşımız hayatını kaybederken 107.213 vatandaşımız yaralanmıştır. İkiz depremde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımıza bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Hatırlarsanız devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkânlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılanlar yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmıştır. Nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın inşa seferberliği kapsamında 367.955’i konut, 65.672’si köy evi, 21.690’ı iş yeri olmak üzere toplam 455.357 bağımsız bölümün inşası tamamlanmış ve hak sahibi vatandaşlarımıza teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış. Cumhuriyet Halk Partisi ile bir muvazaa zemininde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçiden erdemli olmasını beklemek ise boşuna kürek çekmekle eşdeğerdir. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza boş senet imzalatılıyor demek yalnızca bir bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin işi gücü fitne ve fesattır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır. "GAZİ MECLİS, ACİZ MECLİS DEĞİLDİR" Geçtiğimiz hafta Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına atanan değerli arkadaşlarımızın yasal ve anayasal bir prosedür olan yemin merasimlerinde yaşanan ilkel görüntüleri, şiddet sahnelerini ve antidemokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz bir meclis değildir. Aziz Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini aratacak bir meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer merak edilen bir husus varsa yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır. "YEMİN TÖRENİNDE OLANLAR SİYASİ EŞKIYALIKTIR" Muhalefetin sahip olduğu imkânları kullanmaya yanaşmadan Meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali Kıran başkesen misiniz, nesiniz, kimsiniz. Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir. Aziz Meclisi savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır. Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu, CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? "İSTANBUL’DAKİ TEZGAHINIZ BOZULDU" Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım. İstanbul’daki tezgâhınız bozuldu, öfkeniz buna mı. Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı. Maskeleriniz düştü, foyanız ortalığa döküldü. Anormal ve stresli bir gerilimin sebebi buna mı dayalı. Tekrar ifade ediyorum, geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına leke düşüren müfrit ve müfsit Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yi ayrı ayrı tebrik ediyor, tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum. Galatasaray'da Okan Buruk'un Juventus planı ortaya çıktı! Sane ve Yunus Akgün kararı Değerli arkadaşlarım, bir hafta evvel yani 9 Şubat 2026 tarihinde partimizin şanla ve şerefle geçen 57. yıl dönümünü kıvançla ve haklı bir gururla kutladık. 57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir.

Pezeşkiyan'dan protestolara ilişkin açıklama! 'Krize dönüşmeden kontrol altına almalıyız'

Pezeşkiyan'dan protestolara ilişkin açıklama! 'Krize dönüşmeden kontrol altına almalıyız'

İran devlet televizyonuna göre, Tahran'daki Polis Akademisi mezuniyet törenine katılan Pezeşkiyan, son olaylar çerçevesinde emniyet güçlerinin toplumsal gösterilere müdahalesine ilişkin konuştu.İran devlet televizyonuna göre, Tahran'daki Polis Akademisi mezuniyet törenine katılan Pezeşkiyan, son olaylar çerçevesinde emniyet güçlerinin toplumsal gösterilere müdahalesine ilişkin konuştu. 'KRİZE DÖNÜŞMEDEN KONTROL ALTINA ALMALIYIZ' Emniyet mensuplarının görev ve müdahale sahalarında canlarının tehlikeye girmesine izin verilmemesi gerektiğini dile getiren Pezeşkiyan, "Toplumda bir facia, memnuniyetsizlik, sorun ya da yoldan çıkma meydana geldiğinde, bu durumu krize dönüşmeden ilk aşamalarda kontrol altına almalı, önlemeli ve çözümü için çaba göstermeliyiz." dedi. İran Cumhurbaşkanı, emniyet güçlerinin olayları kendilerine ve başkalarına zarar vermeden yönetebilmelerini sağlamak için modern ve teknolojik araçlarla donatılmaları gerektiğini belirterek "Toplumsal olaylar, tarafların en az zarar göreceği şekilde yönetilmelidir." ifadelerini kullandı. Emniyet personelinin görev ve müdahale alanında can güvenliğinin tehlikeye girmesine izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Pezeşkiyan, "Olayların yönetimi, toplumsal düzensizlik çıkaranların sağlıklı bir şekilde yakalanarak hukuki işlem için yargı makamlarına teslim edilmesini sağlayacak şekilde olmalıdır." dedi. İRAN'DAKİ GÖSTERİLER İran'da 28 Aralık 2025'te yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik sıkıntıların derinleşmesi nedeniyle Tahran Büyük Çarşı'da esnafın öncülüğünde başlayan gösteriler ülke geneline yayılmıştı. Başkent Tahran'da 8 Ocak'ta şiddetlenen protestolar sırasında çıkan olaylar sonucu ülke yönetimi internet erişimini engellemiş, 8-9 Ocak günlerinde emniyet güçleri protestolara müdahale ederek bastırmıştı. İran Şehit ve Gaziler Vakfı, Adli Tıp Kurumuna dayandırdığı 21 Ocak'taki açıklamasında, gösterilerde, güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Bu kişilerden 2 bin 427'sinin "silahlı terör grupları" tarafından öldürülen güvenlik güçleri ile sivil vatandaşlar olduğu ifade edilirken 690 kişi hakkında ise bilgi verilmemişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 15 Şubat'taki açıklamasında, gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının 214'ü emniyet görevlisi 7 bin 10 olduğunu duyurmuştu. İran'dan ABD saldırısına karşı 4 aşamalı plan! Trump'ın gizli silahı 'casus canavar' Yunanistan Gazze'ye asker gönderebilir! İsrail basını Avrupa'dan 2, Afrika'dan 1 ülkeyi duyurdu

Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 açıklandı

Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "Yaşam Memnuniyeti Araştırması" sonuçlarını açıkladı. Buna göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı 2024'te yüzde 49,6 iken, 2025'te 3,7 puan artarak yüzde 53,3'e yükseldi. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2024'te yüzde 14,5 iken, geçen yıl 1,5 puan azalarak, yüzde 13'e geriledi. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı 2024'te yüzde 46,9 iken, geçen yıl yüzde 51,4'e, kadınlarda bu oran yüzde 52,3'ten yüzde 55,1'e çıktı. Evliler daha mutlu Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu tespit edildi. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, geçen yıl yüzde 56,9 iken, evli olmayanlarda bu oran, yüzde 46,6 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde, evli erkeklerin yüzde 54,2'sinin, evli kadınların ise yüzde 59,6'sının mutlu olduğu görüldü. Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde, 55-64 yaş grubunda mutluluk oranı 2024'te yüzde 47,5 iken, geçen yıl 7,1 puan artışla yüzde 54,6 oldu. Mutluluk oranı, tüm yaş gruplarında arttı. Mutluluk oranı 2025'te bir önceki yıla göre, 18-24 yaş grubunda 2,6 puan artışla yüzde 54,4, 25-34 yaş grubunda 2,6 artışla yüzde 53,6, 35-44 yaş grubunda 5 puan artışla yüzde 52,9, 45-54 yaş grubunda 4,3 puan artışla yüzde 50,8 olarak gerçekleşti. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise bu oran 2024'te yüzde 54,1 iken, 2025'te 0,2 puan artarak yüzde 54,3 oldu. Bireylerin mutluluk kaynağı aileleri Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişilere bakıldığında, en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2025'te yüzde 69 olurken, bunu sırasıyla yüzde 15,6 ile çocukları, yüzde 4,8 ile kendisi, yüzde 3,9 ile eşi, yüzde 3,3 ile annesi/babası ve yüzde 1,9 ile torunları takip etti. Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde, kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, geçen yıl yüzde 64,9 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 14,7 ile sevgi, yüzde 9,8 ile başarı, yüzde 7,7 ile para ve yüzde 2,7 ile iş izledi. En yüksek memnuniyet asayiş hizmetlerinde Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2025'te yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,1 iken, kadınlarda bu oran yüzde 67,2 olarak hesaplandı. Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile "hiç memnun olmayanlar için sıfır", "çok memnun olanlar için 10" arasında bir değer alınarak, ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2024 ve 2025 yıllarında 5,7 olarak hesaplandı. Erkeklerde ve kadınlarda 2024'te 5,7 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2025'te de değişmedi. Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde, 2025'te asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,1 olurken, bunu sırasıyla yüzde 71,3 ile ulaştırma, yüzde 69,4 ile sağlık, yüzde 64,5 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 60,5 ile adli ve yüzde 58,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti. Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde, geçen yıl hayat pahalılığı yüzde 31,3 ile ilk sırada yer alırken, yüzde 16,5 ile yoksulluk ikinci sırada ve yüzde 16,1 ile eğitim üçüncü sırada yer aldı.

Efes Ören Yeri ranta kurban gitmeyecek

Efes Ören Yeri ranta kurban gitmeyecek

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ören yeri olan Efes Antik Kenti’nde ziyaretçi yönetimi yeniden planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen yeni düzenleme kapsamında mevcut giriş alanı sur dışına taşınırken, Bizans Sarayı kalıntılarının üzerinde yer alan, yıkım kararı bulunan mevcut otopark ve dükkanlar kaldırılarak tarihi mirasın ortaya çıkarılması için alan kazıya açılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Efes Ören Yeri’nde incelemelerde bulunarak devam eden çalışmalara ilişkin teknik ve hukuki çerçeveyi paylaştı; kamuoyuna yansıyan iddialara yanıt verdi. İnceciköz, “Efes Ören Yeri, otopark rantına kurban edilemeyecek kadar kıymetli. Bu projeye karşı çıkılmasının nedeni, belediyenin otoparktan elde ettiği gelirden vazgeçmek istememesi,” ifadelerini kullandı. 'ARTIK İHTİYACA CEVAP VEREMİYOR' Birol İnceciköz, Efes Antik Kenti’nin artan ziyaretçi yoğunluğu nedeniyle yeni bir ziyaretçi yönetim modeline ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, “Efes, 2025 yılında 2,5 milyonu aşan ziyaretçi sayısıyla Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen ören yeridir. Gece Müzeciliği kapsamında da yoğun ilgiyi gören antik kentimizin mevcut giriş alanı, ticari üniteler ve otopark alanları hem kapasite hem de estetik açıdan ihtiyaca cevap veremez hale gelmiştir.” ifadelerini kullandı. Mevcut otopark ve ticari alanların ören yerinin tam merkezinde bulunduğunu belirten İnceciköz, bu alanlarda geçmişte izinsiz uygulamalar yapıldığını ve yerel idarece izinsiz asfalt döküldüğünü ifade etti. Bu çerçevede, Geleceğe Miras – Sonsuz Efes Projesi kapsamında katılımcı bir anlayışla yeni bir ziyaretçi karşılama merkezi projesi hazırlandığını belirten İnceciköz, alandan daha uzakta planlanan bu proje ile mevcut yapıların ve otoparkın kaldırılmasının hedeflendiğini söyledi. İnceciköz, söz konusu düzenlemeyle mevcut otopark ve ticari alanların altında kalan ve jeoradar çalışmaları ile tespit edilen Bizans Sarayı kalıntılarının bütüncül kazı faaliyeleri ile ortaya çıkarılmış olacağını, restorasyon ve konservasyonunun yapılarak gezi güzergahına dahil edileceğini, böylece yeni bir gezi rotası oluşturulacağını dile getirdi. BİLİMSEL SÜRECİ ANLATTI İnceciköz, kamuoyunda gündeme gelen “antik kentin girişine yeni yapılaşma” iddialarına açıklık getirerek, Efes Antik Kenti’nde Bakanlıkça yürütülen uygulamaların sağlıklı ve bilimsel bir çerçevede ilerleyebilmesi amacıyla oluşturulan Bilim Kurulu ile Kazı Başkanlığı ve Kazı Koordinatörlüğünün denetiminde hareket edildiğini belirtti. Yeni ziyaretçi karşılama merkezinin antik kentin sur duvarlarının dışında, mevcut dükkanlar, hizmet üniteleri ve otopark alanından yaklaşık 850 metre uzaklıkta konumlandırıldığını ifade eden İnceciköz, proje aşamasında alanın detaylı etüdünün gerçekleştirildiğini; korunması gereken arkeolojik verilerin belirlendiğini, flora ve fauna açısından korunacak türlerin tespit edildiğini ve yıllara göre iklimsel yağış rejimine ilişkin verilerin değerlendirildiğini kaydetti. Elde edilen tüm analizler doğrultusunda, ihtiyaçlar gözetilerek planlanan ziyaretçi karşılama yapıları ile otopark alanının en uygun noktada konumlandırılmasına, Bilim Kurulu, Kazı Başkanlığı ve Kazı Koordinatörlüğünün onayı doğrultusunda karar verildiğini vurguladı. Düzenlemenin uluslararası örneklerle uyumlu olduğunu belirten İnceciköz, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan pek çok arkeolojik alanda benzer ziyaretçi yönetimi ve karşılama merkezi uygulamalarının hayata geçirildiğini hatırlattı. Bu kapsamda Roma, Atina, Pompeii, Delphi ve Angkor gibi ören yerlerinde ziyaretçi karşılama merkezlerinin antik dokudan uzak, kontrollü bölgelerde konumlandırıldığını ifade ederek Efes’te yürütülen çalışmaların da bu yaklaşımla uyumlu olduğunu söyledi. Ayrıca yeni karşılama merkezinin mevcut Dünya Miras Alanı sınırının dışında ve Tampon Bölge sınırları içerisinde planlandığını, UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne iletilmek üzere Kültürel Miras Etki Değerlendirme (KMED) Raporu hazırlandığını bildirdi. Birol İnceciköz ayrıca, kamuoyunda yer alan “44 bin metrekare alan asfaltlanacak” yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, antik kentin tarihi dokusuyla uyumlu, ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılayan ve alanın flora ile faunasını gözeten yeni karşılama merkezi yapılarının; jeoradar ile arkeolojik buluntu tespit edilmeyen bölgelerde, kazı yapılmaksızın alana asgari düzeyde müdahale edilmesini sağlayan prekast temel sistemi üzerine, hafif çelik konstrüksiyon yöntemiyle inşa edilmesinin öngörüldüğünü ifade etti.