Ramazanda kırmızı et arzında sıkıntı yaşanması beklenmiyor

Ramazanda kırmızı et arzında sıkıntı yaşanması beklenmiyor

Hacıince, kırmızı et piyasasına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, ramazan ayının yaklaştığı bugünlerde kamuoyunun dikkatinin özellikle kırmızı etin üzerinde yoğunlaştığını bildirdi. Her yıl ramazana 15 gün kala ve ramazanın ilk haftasında talep artışı yaşandığını, buna bağlı olarak fiyatlarda nispi artış gözlediğini aktaran Hacıince, "Fiyat artışlarının yüksek veya düşük olması, arzın ve tüketicinin alım gücü ile çok yakından ilgilidir. Bu dönemin başka bir özelliği de manipülasyonlara çok açık olmasıdır. Bu nedenle de son yıllarda kamu otoritesi tarafından bu dönemde etkili bir şekilde piyasalara müdahale edildiğini görmekteyiz." değerlendirmesinde bulundu. "Sığır karkas et fiyatlarında arz ve talep dengede" Son 10 haftalık sığır karkas et fiyatlarında arz ve talebin dengede olduğunu hatırlatan Hacıince, şöyle devam etti: "Bu yıl talep baskısının yüksek olmamasında etkili olan faktörlerin, tüketicinin alım gücünün düşük olması, düşük seyreden kanatlı eti ve balık fiyatları olduğunu düşünüyoruz. Et ve Süt Kurumunun, fiyat istikrarının korunması, arz güvenliğinin sağlanması ve vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine uygun fiyatla erişiminin temin edilmesi amacıyla aylar öncesinden gerekli planlamalarını yaptığını görmekteyiz. Avrupa'dan karkas et ve Güney Amerika’dan kasaplık canlı hayvan teminine ilişkin organizasyonlar yapılmış olup, arz sürekliliği güvence altına alınmıştır." İlginizi Çekebilir "Besi materyali temini konusunda belirsizlikler ortadan kalktı" Hacıince, PERDER ve Tarım Kredi Kooperatif marketleriyle yapılan protokol kapsamındaki uygulamalara değinerek, ESK'nin kırmızı etin fiyat, stok ve lojistik boyutlarını eş zamanlı yöneterek, ramazan boyunca ürünlerin vatandaşlara kesintisiz ve uygun fiyatla ulaştırılmasını hedeflemesinin, sektör açısından son derece rahatlatıcı ve güven verici bir durum olduğunu vurguladı. Kasaplar Federasyonunun da ramazan süresince bünyesindeki bütün kasap esnafın maliyetine veya maliyete çok yakın fiyatlarla vatandaşlara kırmızı et sunmayı hedeflediğini bildirdiğini anımsatan Hacıince, kasap esnafın karkas etin tamamına yakın kısmını daha yüksek fiyatla iç piyasadan tedarik etmeleri nedeniyle işletme ve pazarlama maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkati çekti. Buna bağlı olarak kasap esnafın ürün fiyatları ile ESK'nin anlaşmalı olduğu market fiyatları arasında küçümsenmeyecek ölçüde farkın doğduğunun altını çizen Hacıince, ancak ticari gereklilikten doğan bu durumun ramazan boyunca maliyete yakın ürün satışlarıyla tüketici lehine çevrilmeye çalışılmasının da olumlu olduğunu belirtti. Et üretiminde en güncel konunun besi materyali temini konusundaki belirsizliklerin ortadan kalkarak, temin yolu ve fiyatların netleşmesi olduğuna işaret eden Hacıince, şunları kaydetti: "Geçen günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü, ithal besilik sığır talep başvurularını aldı. Besicilerimizin beklentisi bir an önce alabileceği hayvan sayısının belirlenmesi, ardından da fiyatının açıklanmasıdır. 2026 yılı ramazan ayı süresince kırmızı et arzında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağı kanaatindeyiz."

Üniversiteli Gizem kabusu yaşıyor! 'Haberi bile olmadan anne olacak'

Üniversiteli Gizem kabusu yaşıyor! 'Haberi bile olmadan anne olacak'

Bursa’da yaşayan üniversite öğrencisi Gizem Y. (20), kimlik numarası başkası tarafından kullanılınca, hakkında çeşitli suçlardan 6 dava açıldı. Bunların 4’ünden beraat eden Gizem Y. hakkında bu kez ‘Uyuşturucu kullanma’dan soruşturma başlatıldı. Samsun’daki uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan kadın şüpheli, polislere kimlik numarasını verince, hakkındaki yeni soruşturmayı, evine gelen tebligatla öğrenen Gizem Y., “Hayatımda hiç Samsun’a gitmedim. Samsun’dan kimseyi tanımıyorum. Kendimle ilgili olmayan suçların mağduriyetini yaşıyorum” dedi. Son dakika... Bir bilgisayar, bir oda, yarım kalan bir hayat! 13 yaşında Eymen'i öldüren dijital tuzağın şifresi ÜNİVERSİTELİ GİZEM'İN KİMLİK NUMARASI ÇALINDI Gemlik ilçesinde oturan K.D. (18), Gizem Y.’nin kimlik bilgilerini ele geçirdi. İstanbul'da karıştığı 3'ü ‘Hırsızlık’, 1’i ise ‘Küçük yaşta çocuğa cinsel istismar’ suçlarından yakalanan K.D., güvenlik güçlerine kimlik kartını kaybettiğini söyleyip, kendisini Gizem Y. olarak tanıtarak, T.C. kimlik numarasını verdi. Olay, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Gizem Y.’nin, 2024 Ocak'ta, Gemlik ilçesindeki evine gelen mahkeme celbiyle ortaya çıktı. İstanbul'daki bir giyim mağazasından hırsızlık olayıyla ilgili gelen tebligat karşısında şoke olan Gizem Y., ailesiyle birlikte, arkadaşı olan avukat Kemal Kapar'dan yardım istedi. SUÇUNU KABUL EDİNCE GERÇEK GİZEM Y. BERAAT ETTİ Avukat Kemal Kapar, araştırmasında, vekaletini aldığı Gizem Y.'nin ‘Hırsızlık’ ve ‘Küçük yaştaki çocuğu cinsel istismar’ suçlarından kaydının bulunduğu ve bu suçlardan bazıları nedeniyle de Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu görüldüğü bilgisine ulaştı. Gizem Y. ise yaşadığı psikolojik sorunlar ve çaresizlik sonucu üniversite eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirtti. Avukat Kemal Kapar, tutuklu görünen müvekkilinin, camide namaz kılan bir kişinin çantasından cüzdan çaldığı iddiasıyla yargılandığı İstanbul 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasına katıldı. Gizem Y., hakkında 'Hırsızlık' suçundan açılan davaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, adının Gizem Y. olduğunu söyleyen tutuklu sanık K.D. de duruşma salonunda hazır bulundu. Gizem Y., K.D.’nin duruşmada suçunu itirafıyla beraat etti. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ GİZEM'İN KİMLİK BİLGİLERİNİ VERDİ Yine İstanbul’da toplu taşıma aracında bir erkekle tartışan kadın şüpheli, Gizem Y.’nin kimlik bilgileriyle karşı taraftan şikayetçi olunca, bu kez de dava dosyasında şikayetçi olarak yer aldı. Bugüne kadar hakkında 6 dava açılan, bunların 4’ünden beraat eden Gizem Y., hakkında biri şikayetçi, biri sanık olduğu 2 dava kaldı. Gizem Y., hakkında en son da ‘Uyuşturucu kullanma’ suçundan soruşturma başlatıldı. Samsun’da bir eve düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan ve üzerinde metamfetamin ele geçirilen kadın şüpheli, polislere Gizem Y.’nin kimlik numarasını verdi. Şüpheli, savcılık sorgusunun ardından 1 yıl tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması şartıyla serbest bırakılırken, Gizem Y., hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığını da evine gelen tebligatla öğrendi. KİMLİK BİLGİLERİNİ KUZENİ ÇALMIŞ Psikolojik olarak çok yıprandığını belirten Gizem Y., sürecin 2023 yılında kuzeninin kimlik bilgilerini çalmasıyla başladığını söyleyerek, “Kendisi karakolda benim adıma yalan ifadede bulundu. Sonra hastane kayıtları, adıma otobüs biletleri alınması, sonra kendisi Çocuk Esirgeme Kurumu yurdunda, arkadaşlarına bir kağıda benim adımı, soyadımı, T.C. kimlik numaramı, anne-baba adımı, tüm bilgilerimi yazarak kullanmaları için kızlara dağıttı. Bu kızlar da Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kaçıp benim kimlik bilgilerimi karakollarda, hastanelerde, cezaevlerinde kullandılar. Bu olaylar neticesinde adıma 6 tane dosya açıldı. Şu an bu olaylar hala devam ediyor” diye konuştu. ‘SAMSUN’A HİÇ GİTMEDİM, KİMSEYİ TANIMIYORUM’ En son Samsun’dan gelen tebligatla şoke olduğunu söyleyen Gizem Y., “Tebligatı açtığımda Samsun’da uyuşturucuyla yakalandığımı, adıma bir karar verildiğini gördüm. Tebligatta, adli kontrol şartı ve tedavi kararı verilmiş. Ben hayatımda hiç Samsun’da bulunmadım, Samsun’a gitmedim, Samsun’dan kimseyi tanımıyorum. Bildiğim kadarıyla benim daha önce kimlik bilgilerimi kullanıp yakalanan şahıs, kimlik bilgilerimi orada da başka kişilere dağıttı ya da suç işlerken yakalandı. Şahıs yakalandığında hastaneye götürülüyor, psikiyatride uyuşturucu testi yapılıyor. Bunlar benim e-Nabız sistemimde pozitif görünüyor. Bu nedenle tebligat geliyor” ifadelerini kullandı. ‘DERSLERİME ODAKLANMAM GEREKEN DÖNEMDE ADLİYEDEYDİM’ Eğitim hayatına zorunlu olarak ara verdiğini ve üniversite kaydını sildirdiğini belirten Gizem Y., şöyle konuştu: “Bu olaylar nedeniyle psikolojik olarak yıprandım. Sürekli hırsızlık suçu işlemişim gibi kendimle ilgili olmayan suçların mağduriyetini yaşıyorum. Ailem bu konuda çok etkilendi. Sürekli yeni bir dosya geliyor ve bunun önüne asla geçilemiyor. Hiç kimseyi hedef göstermek istemiyorum. Fakat maalesef ki gerekli kimlik tespit işlemleri uygulanmıyor. Şahıslardan fiziki bir kimlik istenmiyor, parmak izi alınmıyor, sistemdeki fotoğraflara bakılmıyor. Benim sistemimde daha önce şikayetçi olduğum kimlik hırsızlığı şikayetlerine bakılmıyor. Şahıslar kimlik tespiti için hastaneye götürülmüyor. Sadece bir beyanla ciddiye alınıyorlar ve adıma dosya açılmasına sebep oluyorlar. Bu toplum için genel bir güvenlik sorunu. Bu olaylar nedeniyle ara verdiğim Denizli Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki kaydımı sildirdim. Çünkü psikolojik olarak yıprandım ve bunlarla mücadele etmek çok zor. Ben, derslerime odaklanmam gereken dönemde sürekli adliyelere, karakollara gitmek zorunda kalıyordum. Her gün bir ifade için çağrılıyordum. Bu yüzden evime döndüm.” 'İHMAL DEVAM EDİYOR' İhmaller nedeniyle Gizem Y. hakkında işlemediği suçlardan davalar açıldığını belirten avukat Kemal Kapar, “Gizem bize yaklaşık 1,5 yıl önce bir dosya ile geldi. Hırsızlık dosyası açılmıştı. Biz dosyayı incelediğimizde Gizem’in cezaevinde göründüğünü fark ettik. Biz olaya müdahil olmasaydık, Gizem belki de ceza alacaktı. Müdahil olduktan sonra o dosyadan beraat aldık derken, 2’nci dosya, 3’üncü dosya, 4’üncü dosya, 5’inci ve 6’ncı dosyalar geldi. Çoğu hırsızlık, taciz, en son da uyuşturucu dosyası geldi. Samsun’da bir uyuşturucu operasyonunda metamfetaminle yakalanan şahıs karakola götürülüyor. Gizem’in T.C. kimlik numarasını veriyor yine. Hiçbir parmak izi bakılmıyor. Fotoğraflara bakılmıyor. Bu şekilde beyana dayalı bir kimlik tespiti yapılmasından mütevellit böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Bu dosya da kapanır, bu dosyaya da izahat veririz. Buradaki asıl sorun, Ceza Genel Kurulu, ‘Kimlik tespitinin şüpheye mahal vermeyecek şekilde yapılması gerekir’ derken, burada kimlik tespiti beyana göre yapılıyor. Bu sadece kollukta olan bir şey de değil. Kollukla başlıyor bu ihmal, adliyede sağlık raporunda ve hastanede de devam ediyor. Şu an kirlenen sadece adli sicili değil. Bu adli sicil temizlenir. Bunların hiçbiri sicile işlenmez, buradan beraat alınır. e-Devlet’inde e-Nabız’ında da bir kirlenme var. Uyuşturucu testi pozitif çıkıyor” dedi. ‘SANIK OLMASI YETMİYOR, BİR DE BİZİ ŞİKAYETÇİ YAPIYOR’ Bu olayın herkesin başına gelebileceğine dikkat çekerek, toplumun da risk altında olduğunu söyleyen avukat Kapar, “Birisi sizin T.C. kimlik numaranızı ezberleyerek hayatına devam ediyor. Onun gibi davranıyor, onun gibi harekete ediyor. Cezaevine giriyor. Cezaevinden SEGBİS’le bağlanıyor ve o kadar yüzsüzler ki bizim bu bahsettiği 6 dosyanın 5’inde sanığız, 1’inde müştekiyiz. Yani o kadar rahat ki Gizem’in kimlik bilgileriyle karşıdan da şikayetçi oluyor. Sanık olması da yetmiyor. Bir de bizi şikayetçi yapıyor. 1 yıldır bu dosyada ‘Biz bu kişi değiliz, biz ondan şikayetçi değiliz’ diye mahkemeye anlatmaya çalıştık. Kimliği belirsiz şahsı 5 dakikada Gizem olarak kabul eden yargıya, 1 yıldır gerçek Gizem’in, Gizem olduğunu izah etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. ‘BEYANA DAYALI YARGI YAPILIYOR’ Beyanla yapılan kimlik tespitinin yeterli olmadığını savunan Kapar, “Ceza Genel Kurulu’nun ‘Beyana dayalı kimlik tespiti yapılamaz’ diye kararı var. ‘Yargılama yapılacaksa ya da karar verilecekse kimlik tespiti şüpheye mahal vermeyecektir’ diyor. Şimdi beyana dayalı yargı yapılıyor ve ceza veriliyor bir de. İnsan hayatında adli sicil mahremi vardır, sağlık dataları mahremidir. Şimdi bu mahreme insanların çok kolay bir şekilde tecavüz etmesine izin veriyorsun. Bunun önüne geçmek için ya T.C. kimlik numarasının değiştirilmesine olağanüstü hallerde izin verecekler ya da bu ilgili yetkili makamların üzerine özellikle beyanla kimlik tespiti yapılmaması için durmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. ‘BU KIZLAR DOĞUM YAPSA, GİZEM HABERİ OLMADAN ANNE OLACAK’ Gizem Y.’nin tek mağdur olduğuna inanmadığını belirten Kapar, “Belki bu şekilde haberi bile olmayan şu an bir sürü cezalar almış ya da cezaevinde yatan birçok insan olabilir. Bugün uyuşturucu testinden haberimiz yok, uyuşturucu testini görebiliyoruz e-Nabız’dan. Yarın öbür gün Allah korusun bu kız hamile kalsa, çocuk doğursa, Gizem haberi olmadan anne olacak. İşin trajikomik tarafı da var” dedi. Vahşet sonrası ilk kez konuştular: Cesedin bir parçası Anadolu, bir parçası Avrupa Yakası'nda

Ramazanda hangi ülkede kaç saat oruç tutulacak? İşte dünya genelinde oruç süreleri

Ramazanda hangi ülkede kaç saat oruç tutulacak? İşte dünya genelinde oruç süreleri

Müslümanlar, dünya genelinde ramazan ayına 18 ya da 19 Şubat'ta başlamaya hazırlanırken oruç tutma süreleri ülkelerin konumuna göre değişecek. Dünya genelindeki 2 milyarı aşkın Müslüman için ramazandaki günlük oruç süresi, coğrafi konum ve yılın dönemine bağlı olarak değişiklik gösterirken süreler yaklaşık 12 ila 15 saat şeklinde seyredecek. Kuzey yarım kürede yaşayan Müslümanlar için bu yıl oruç süreleri geçen yıla göre biraz daha kısa olacak ve 2031'e kadar kademeli olarak kısalmayı sürdürecek. 2031'de kuzey yarım kürede en kısa, güney yarım kürede ise en uzun oruç süreleri görülecek. Kuzey yarım kürede 2047'de en uzun oruç süreleri görülürken güney yarım kürede ise en kısa oruç süreleri yaşanacak. Hicri takvimin 33 yıllık döngüsü nedeniyle ramazan her yıl 10-12 gün daha erken başladığı için bu ay, 2030'da iki kez idrak edilecek. Buna göre ramazan 2030'da önce 5 Ocak'ta, ardından 26 Aralık'ta başlayacak. Bu ramazanda kış mevsimini yaşayan kuzey yarım kürede ilk gün oruç süreleri yaklaşık 12-13 saat olacak ve ay ilerledikçe bu süre kademeli olarak uzayacak. Şili, Yeni Zelanda ve Güney Afrika gibi güney yarım küre ülkelerinde ise ilk gün oruç sürelerinin 14-15 saate kadar çıkması, ay boyunca ise kısalması bekleniyor. HANGİ ÜLKEDE KAÇ SAAT ORUÇ TUTULUYOR? Suudi Arabistan merkezli Dünya İslam Birliği verilerinde başkentler esas alınarak yapılan hesaplamalara göre, ramazanın ilk gününde oruç süreleri, Türkiye'de 12 saat 23 dakika, Suudi Arabistan'da 12 saat 42 dakika, ABD'de 12 saat 25 dakika, İngiltere'de 12 saat 8 dakika, Finlandiya'da 11 saat 53 dakika, Pakistan'da 12 saat 30 dakika, Japonya'da 12 saat 27 dakika, İspanya'da 12 saat 23 dakika, Endonezya'da 13 saat 28 dakika, Brezilya'da 13 saat 47 dakika ve Güney Afrika'da 14 saat 13 dakika olarak hesaplandı. RAMAZANIN SON GÜNÜ EN UZUN ORUÇ İZLANDA VE GRÖNLAND'DA Ramazanın muhtemel son günü 19 Mart'ta oruç tutma süreleri, ayın başlangıcına göre değişkenlik gösterecek. Hesaplamalara göre, ramazanın son gününde İzlanda'nın Reykjavik kenti ile Grönland'ın Nuuk kentinde 15 saat 3 dakika ile en uzun orucun tutulacağı öngörülüyor. Ramazanın başında 15 saat 22 dakika ile en uzun orucun tutulacağı Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde ise bu süre 2 saate yakın kısalarak 13 saat 46 dakika olacak. İsrail'de sırlarla dolu ölüm! Netanyahu'nun en yakınıydı: 'Soğukkanlılıkla katletti' Dev obruk 3 hektarlık tarım arazisini yuttu! En az 3 çeşit ürün yok oldu

Polis montunda 1 kilo altın! Ankara'da akılalmaz skandal

Polis montunda 1 kilo altın! Ankara'da akılalmaz skandal

AŞTİ'de, geçen yıl 19 Ekim'de Fransa uyruklu Emir S.'nin valizinde 1'er kiloluk külçeler halinde 15 kilo kaçak altın ele geçirildi. İddiaya göre; Emir S., polis noktasına alındıktan sonra 14 külçe altını sırt çantasına koyarak kaçtı. Polis memuru Recep Ş.'nin durumu diğer ekiplere bildirmesi üzerine Emir S., 14 külçe altınla yakalandı. Külçe altınlardan biri polis noktasındaki Recep Ş.'nin montunun cebinde bulundu. Güvenlik kamerası incelemesinde, özel güvenlik görevlisi Çağlar E.'nin altınlardan birini alıp, kameranın görmediği bölüme geçtiği ve burada polis memuru Recep Ş.'ye verdiği belirlendi. Olaya ilişkin soruşturmanın ardından Emir S. ile polis memuru Recep Ş. tutuklandı, özel güvenlik görevlisi Çağlar E. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. ALTINLAR MERKEZ BANKASI'NA TESLİM EDİLDİ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 1 kilo külçe altın karşılığında diğer 14 kilogram altının kaçırılmasına göz yumulduğu, şüphelilerin birlikte hareket ettiği ve eylemin müşterek faillik kapsamında değerlendirildiği ifade edildi. Polis memuru Recep Ş. ve özel güvenlik görevlisi Çağlar E. hakkında 'Rüşvet almak', Emir S. hakkında ise 'Rüşvet vermek' suçundan 12'şer yıla kadar hapis cezası istendi. İddianame, Ankara 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Ele geçirilen altınlar ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na teslim edildi. 'RÜŞVET ALMIŞIZ İZLENİMİ YARATTI' Sanık Recep Ş., savunmasında, olayın kendisine yönelik kumpas olduğunu iddia ederek, "Şahsın panik hareketleri vardı. Sürekli bilgisayarımın bulunduğu yere geliyordu. Montum askıda asılı duruyordu. Bu şahsın, montumun içine altınları koyup kaçmayı kafasına koymuş olduğunu düşünüyorum. Şüpheli şahıs, bize yönelik rüşvet almışız, izlenimi yarattı. Eğer altını ben cebime koymuş olsaydım, mesaim bittiğinde montumu alır çıkar giderdim" dedi. ‘KİMSEYE RÜŞVET VERMEDİM Sanık Emir S. ise savunmasında altınlarının çalınacağı korkusuyla hareket ettiğini iddia ederek, "Polis memuru ile güvenlik görevlisi kendi aralarında konuştu. Altınlarımı alacaklarından şüphelendiğim için altınların fotoğrafını çektim. Türkçe bilen bir arkadaşıma ses kaydı yolladım. Arkadaşım bana, altınları çalmak için kendi aralarında konuştuklarını söyledi. Bunun üzerine altınları sırt çantama yerleştirdim ve odadan hızlıca çıktım. Polis noktasında yakalandığım sırada, 15 kilogram külçe altından 1 kilogramının dışarıda bulunan Recep isimli polis memurunun telefonla konuştuktan sonra masanın üzerine aldığını gördüm. Ben kimseye rüşvet vermedim. Kaçakçılık suçunu da kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. ‘ALTINI ALIP ALMADIĞINI GÖRMEDİM’ Sanık Çağlar E. de olay anına ilişkin, "Recep isimli polis memuru altınlardan birini incelemek için istedi. Ben de kendisine verdim. Üzerindeki seri numarasına ve hangi ülkeden geldiğine baktı. Karşı tarafla konuşması sırasında rüşvet ya da tehdit içerikli herhangi bir konuşmaya şahit olmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Recep'in üzerinden altının nasıl çıktığını bilmiyorum. Altını alıp almadığını da görmedim" iddialarında bulundu.

Kimlik numarası hayatını kararttı! Üniversiteli Gizem'e 6 dava birden açıldı

Kimlik numarası hayatını kararttı! Üniversiteli Gizem'e 6 dava birden açıldı

Bursa’da yaşayan üniversite öğrencisi Gizem Y. (20), kimlik numarası başkası tarafından kullanılınca, hakkında çeşitli suçlardan 6 dava açıldı. Bunların 4’ünden beraat eden Gizem Y. hakkında bu kez ‘Uyuşturucu kullanma’dan soruşturma başlatıldı. Samsun’daki uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan kadın şüpheli, polislere kimlik numarasını verince, hakkındaki yeni soruşturmayı, evine gelen tebligatla öğrenen Gizem Y., “Hayatımda hiç Samsun’a gitmedim. Samsun’dan kimseyi tanımıyorum. Kendimle ilgili olmayan suçların mağduriyetini yaşıyorum” dedi. Son dakika... Bir bilgisayar, bir oda, yarım kalan bir hayat! 13 yaşında Eymen'i öldüren dijital tuzağın şifresi ÜNİVERSİTELİ GİZEM'İN KİMLİK NUMARASI ÇALINDI Gemlik ilçesinde oturan K.D. (18), Gizem Y.’nin kimlik bilgilerini ele geçirdi. İstanbul'da karıştığı 3'ü ‘Hırsızlık’, 1’i ise ‘Küçük yaşta çocuğa cinsel istismar’ suçlarından yakalanan K.D., güvenlik güçlerine kimlik kartını kaybettiğini söyleyip, kendisini Gizem Y. olarak tanıtarak, T.C. kimlik numarasını verdi. Olay, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Gizem Y.’nin, 2024 Ocak'ta, Gemlik ilçesindeki evine gelen mahkeme celbiyle ortaya çıktı. İstanbul'daki bir giyim mağazasından hırsızlık olayıyla ilgili gelen tebligat karşısında şoke olan Gizem Y., ailesiyle birlikte, arkadaşı olan avukat Kemal Kapar'dan yardım istedi. SUÇUNU KABUL EDİNCE GERÇEK GİZEM Y. BERAAT ETTİ Avukat Kemal Kapar, araştırmasında, vekaletini aldığı Gizem Y.'nin ‘Hırsızlık’ ve ‘Küçük yaştaki çocuğu cinsel istismar’ suçlarından kaydının bulunduğu ve bu suçlardan bazıları nedeniyle de Marmara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu görüldüğü bilgisine ulaştı. Gizem Y. ise yaşadığı psikolojik sorunlar ve çaresizlik sonucu üniversite eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirtti. Avukat Kemal Kapar, tutuklu görünen müvekkilinin, camide namaz kılan bir kişinin çantasından cüzdan çaldığı iddiasıyla yargılandığı İstanbul 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasına katıldı. Gizem Y., hakkında 'Hırsızlık' suçundan açılan davaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, adının Gizem Y. olduğunu söyleyen tutuklu sanık K.D. de duruşma salonunda hazır bulundu. Gizem Y., K.D.’nin duruşmada suçunu itirafıyla beraat etti. GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ GİZEM'İN KİMLİK BİLGİLERİNİ VERDİ Yine İstanbul’da toplu taşıma aracında bir erkekle tartışan kadın şüpheli, Gizem Y.’nin kimlik bilgileriyle karşı taraftan şikayetçi olunca, bu kez de dava dosyasında şikayetçi olarak yer aldı. Bugüne kadar hakkında 6 dava açılan, bunların 4’ünden beraat eden Gizem Y., hakkında biri şikayetçi, biri sanık olduğu 2 dava kaldı. Gizem Y., hakkında en son da ‘Uyuşturucu kullanma’ suçundan soruşturma başlatıldı. Samsun’da bir eve düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan ve üzerinde metamfetamin ele geçirilen kadın şüpheli, polislere Gizem Y.’nin kimlik numarasını verdi. Şüpheli, savcılık sorgusunun ardından 1 yıl tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması şartıyla serbest bırakılırken, Gizem Y., hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığını da evine gelen tebligatla öğrendi. KİMLİK BİLGİLERİNİ KUZENİ ÇALMIŞ Psikolojik olarak çok yıprandığını belirten Gizem Y., sürecin 2023 yılında kuzeninin kimlik bilgilerini çalmasıyla başladığını söyleyerek, “Kendisi karakolda benim adıma yalan ifadede bulundu. Sonra hastane kayıtları, adıma otobüs biletleri alınması, sonra kendisi Çocuk Esirgeme Kurumu yurdunda, arkadaşlarına bir kağıda benim adımı, soyadımı, T.C. kimlik numaramı, anne-baba adımı, tüm bilgilerimi yazarak kullanmaları için kızlara dağıttı. Bu kızlar da Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kaçıp benim kimlik bilgilerimi karakollarda, hastanelerde, cezaevlerinde kullandılar. Bu olaylar neticesinde adıma 6 tane dosya açıldı. Şu an bu olaylar hala devam ediyor” diye konuştu. ‘SAMSUN’A HİÇ GİTMEDİM, KİMSEYİ TANIMIYORUM’ En son Samsun’dan gelen tebligatla şoke olduğunu söyleyen Gizem Y., “Tebligatı açtığımda Samsun’da uyuşturucuyla yakalandığımı, adıma bir karar verildiğini gördüm. Tebligatta, adli kontrol şartı ve tedavi kararı verilmiş. Ben hayatımda hiç Samsun’da bulunmadım, Samsun’a gitmedim, Samsun’dan kimseyi tanımıyorum. Bildiğim kadarıyla benim daha önce kimlik bilgilerimi kullanıp yakalanan şahıs, kimlik bilgilerimi orada da başka kişilere dağıttı ya da suç işlerken yakalandı. Şahıs yakalandığında hastaneye götürülüyor, psikiyatride uyuşturucu testi yapılıyor. Bunlar benim e-Nabız sistemimde pozitif görünüyor. Bu nedenle tebligat geliyor” ifadelerini kullandı. ‘DERSLERİME ODAKLANMAM GEREKEN DÖNEMDE ADLİYEDEYDİM’ Eğitim hayatına zorunlu olarak ara verdiğini ve üniversite kaydını sildirdiğini belirten Gizem Y., şöyle konuştu: “Bu olaylar nedeniyle psikolojik olarak yıprandım. Sürekli hırsızlık suçu işlemişim gibi kendimle ilgili olmayan suçların mağduriyetini yaşıyorum. Ailem bu konuda çok etkilendi. Sürekli yeni bir dosya geliyor ve bunun önüne asla geçilemiyor. Hiç kimseyi hedef göstermek istemiyorum. Fakat maalesef ki gerekli kimlik tespit işlemleri uygulanmıyor. Şahıslardan fiziki bir kimlik istenmiyor, parmak izi alınmıyor, sistemdeki fotoğraflara bakılmıyor. Benim sistemimde daha önce şikayetçi olduğum kimlik hırsızlığı şikayetlerine bakılmıyor. Şahıslar kimlik tespiti için hastaneye götürülmüyor. Sadece bir beyanla ciddiye alınıyorlar ve adıma dosya açılmasına sebep oluyorlar. Bu toplum için genel bir güvenlik sorunu. Bu olaylar nedeniyle ara verdiğim Denizli Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki kaydımı sildirdim. Çünkü psikolojik olarak yıprandım ve bunlarla mücadele etmek çok zor. Ben, derslerime odaklanmam gereken dönemde sürekli adliyelere, karakollara gitmek zorunda kalıyordum. Her gün bir ifade için çağrılıyordum. Bu yüzden evime döndüm.” 'İHMAL DEVAM EDİYOR' İhmaller nedeniyle Gizem Y. hakkında işlemediği suçlardan davalar açıldığını belirten avukat Kemal Kapar, “Gizem bize yaklaşık 1,5 yıl önce bir dosya ile geldi. Hırsızlık dosyası açılmıştı. Biz dosyayı incelediğimizde Gizem’in cezaevinde göründüğünü fark ettik. Biz olaya müdahil olmasaydık, Gizem belki de ceza alacaktı. Müdahil olduktan sonra o dosyadan beraat aldık derken, 2’nci dosya, 3’üncü dosya, 4’üncü dosya, 5’inci ve 6’ncı dosyalar geldi. Çoğu hırsızlık, taciz, en son da uyuşturucu dosyası geldi. Samsun’da bir uyuşturucu operasyonunda metamfetaminle yakalanan şahıs karakola götürülüyor. Gizem’in T.C. kimlik numarasını veriyor yine. Hiçbir parmak izi bakılmıyor. Fotoğraflara bakılmıyor. Bu şekilde beyana dayalı bir kimlik tespiti yapılmasından mütevellit böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Bu dosya da kapanır, bu dosyaya da izahat veririz. Buradaki asıl sorun, Ceza Genel Kurulu, ‘Kimlik tespitinin şüpheye mahal vermeyecek şekilde yapılması gerekir’ derken, burada kimlik tespiti beyana göre yapılıyor. Bu sadece kollukta olan bir şey de değil. Kollukla başlıyor bu ihmal, adliyede sağlık raporunda ve hastanede de devam ediyor. Şu an kirlenen sadece adli sicili değil. Bu adli sicil temizlenir. Bunların hiçbiri sicile işlenmez, buradan beraat alınır. e-Devlet’inde e-Nabız’ında da bir kirlenme var. Uyuşturucu testi pozitif çıkıyor” dedi. ‘SANIK OLMASI YETMİYOR, BİR DE BİZİ ŞİKAYETÇİ YAPIYOR’ Bu olayın herkesin başına gelebileceğine dikkat çekerek, toplumun da risk altında olduğunu söyleyen avukat Kapar, “Birisi sizin T.C. kimlik numaranızı ezberleyerek hayatına devam ediyor. Onun gibi davranıyor, onun gibi harekete ediyor. Cezaevine giriyor. Cezaevinden SEGBİS’le bağlanıyor ve o kadar yüzsüzler ki bizim bu bahsettiği 6 dosyanın 5’inde sanığız, 1’inde müştekiyiz. Yani o kadar rahat ki Gizem’in kimlik bilgileriyle karşıdan da şikayetçi oluyor. Sanık olması da yetmiyor. Bir de bizi şikayetçi yapıyor. 1 yıldır bu dosyada ‘Biz bu kişi değiliz, biz ondan şikayetçi değiliz’ diye mahkemeye anlatmaya çalıştık. Kimliği belirsiz şahsı 5 dakikada Gizem olarak kabul eden yargıya, 1 yıldır gerçek Gizem’in, Gizem olduğunu izah etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. ‘BEYANA DAYALI YARGI YAPILIYOR’ Beyanla yapılan kimlik tespitinin yeterli olmadığını savunan Kapar, “Ceza Genel Kurulu’nun ‘Beyana dayalı kimlik tespiti yapılamaz’ diye kararı var. ‘Yargılama yapılacaksa ya da karar verilecekse kimlik tespiti şüpheye mahal vermeyecektir’ diyor. Şimdi beyana dayalı yargı yapılıyor ve ceza veriliyor bir de. İnsan hayatında adli sicil mahremi vardır, sağlık dataları mahremidir. Şimdi bu mahreme insanların çok kolay bir şekilde tecavüz etmesine izin veriyorsun. Bunun önüne geçmek için ya T.C. kimlik numarasının değiştirilmesine olağanüstü hallerde izin verecekler ya da bu ilgili yetkili makamların üzerine özellikle beyanla kimlik tespiti yapılmaması için durmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. ‘BU KIZLAR DOĞUM YAPSA, GİZEM HABERİ OLMADAN ANNE OLACAK’ Gizem Y.’nin tek mağdur olduğuna inanmadığını belirten Kapar, “Belki bu şekilde haberi bile olmayan şu an bir sürü cezalar almış ya da cezaevinde yatan birçok insan olabilir. Bugün uyuşturucu testinden haberimiz yok, uyuşturucu testini görebiliyoruz e-Nabız’dan. Yarın öbür gün Allah korusun bu kız hamile kalsa, çocuk doğursa, Gizem haberi olmadan anne olacak. İşin trajikomik tarafı da var” dedi. Vahşet sonrası ilk kez konuştular: Cesedin bir parçası Anadolu, bir parçası Avrupa Yakası'nda

ADEM KILIÇÇI NEDEN GÖZALTINA ALINDI? Survivor Adem Kılıççı kimdir, kaç yaşında, nereli?

ADEM KILIÇÇI NEDEN GÖZALTINA ALINDI? Survivor Adem Kılıççı kimdir, kaç yaşında, nereli?

Adem Kılıççı gözaltı haberleri, ünlü isimlere yönelik yürütülen geniş kapsamlı uyuşturucu operasyonunun odağında yer alan iddialarla kamuoyunda gündem oluşturdu. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından koordine edilen soruşturmada birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlenirken; saç ve kan örneklerinde uyuşturucu madde tespiti yapılan diğer ünlü isimlerle birlikte operasyonun kapsamı giderek genişledi. Dosyada adı geçen Survivor Adem Kılıççı'nın da bu süreçte anılması, operasyonun medya ve magazin dünyasındaki etkisini artırdı. Peki, Adem Kılıççı neden gözaltına alındı? Adem Kılıççı kaç yaşında, kimdir, nereli, evli mi?

İpekböcekçiliği sektörü koza üretiminde çıtayı yükseltti

İpekböcekçiliği sektörü koza üretiminde çıtayı yükseltti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025'te yaş ipek kozası üretimi bir önceki yıla göre yüzde 38,4 artarak 85 tondan 118 tona ulaştı. İpekböcekçiliği yapan üretici sayısı da geçen yıl 4,9 artışla 1711'e yükseldi. KOZABİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Kaya, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yaş ipek kozası üretimindeki yükselişe, devletin destekleme politikasının artarak devam etmesinin katkı sağladığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığının "Genç Çiftçi Hibe Desteği Projesi" kapsamında ipekböceği besleme yerlerinin de modernleştirildiğini anlatan Kaya, "İpekböceği beslemesinde yaşanan olumsuzluklar da azalış gösterdi. Üretici profilinde değişimler yaşandı. Üretime katılım 30'lu yaşlara kadar indi. Bakanlığımızca üreticilerimize ücretsiz makine, teçhizat ve ekipman dağıtılıyor. Üreticilerimize ürün alım garantisi veriliyor." diye konuştu. İlginizi Çekebilir Kaya, Türkiye'de tarihi, kültürel ve geleneksel nitelik taşıyan yaş koza üretiminin, ekonomik ve sosyal nedenlerle zaman zaman azalsa da küçük üreticilerin vazgeçemediği bir sektör olmaya devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Tohum taleplerinin tamamı kendi üretimimizle karşılanmaktadır. Zaman zaman tohum ihracatımız da oluyor. İpekböceği yumurta üretiminde kendi gen kaynağına sahip çok sayıda ülke var. Sadece neslin devamını sağlamak adına gen kaynaklarını ellerinde bulunduruyorlar. Dünyada ipekböceği yumurtası üretimini gerçekleştiren 5 ülkeden biriyiz. Ülkemiz yaş koza üretiminde dünyada 10'uncu, Avrupa'da 1'inci sıradadır. Ülkemiz, dünya ipek kalitesi (filament uzunluğu, mukavemet) açısından sayılı ülkeler arasındadır. Azerbaycan, İran, Çin, Hindistan gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Talep gelmesi durumunda her ülkeye ihracat yapılabilir." "Yaş koza fiyatları yeniden değerleme oranına göre artırılmalıdır" İpekböcekçiliğinin, zamanla hak ettiği eski günlerine döneceğine yönelik inançlarının tam olduğuna işaret eden Kaya, "Devletimizin her zaman yanımızda olduğunu bilmek bizlere daha da güç kazandırıyor. Amacımız ve hedefimiz, 2026 yılında 150 ton, 2027'de 200 ton ve 2028'de 250 ton yaş koza üretimi gerçekleştirmektir." ifadelerini kullandı. Kaya, yaş koza fiyatlarının yeniden değerleme oranına göre artırılması ve Hazineye ait atıl arazilerin toplu dut bahçesi yapımı için tahsis edilmesi talebinde bulunarak, şunları kaydetti: "Bakanlığın taşra teşkilatlarının ipekböcekçiliği yapılabilecek alanların tespitinde KOZABİRLİK ile işbirliği yapması önem taşıyor. Hibe destek projelerinin genişletilmesi ve yaygınlaştırılması, sektöre katkı sağlayacaktır. Modern besleme yerlerinin sayısı da artırılmalıdır."