Güzeller güzeli karısı yıkıldı: Yalan mıydı verdiğin sözler!
George Clooney ve karısı Amal Clooney Hollywood'un en mutlu çiftlerinden biri olarak gösteriliyor. Hem de tam 11 yıldır... Gösteri dünyasında bu bir evlilik için gerçekten uzun bir süre.
George Clooney ve karısı Amal Clooney Hollywood'un en mutlu çiftlerinden biri olarak gösteriliyor. Hem de tam 11 yıldır... Gösteri dünyasında bu bir evlilik için gerçekten uzun bir süre.
Olay, 14 Şubat Cumartesi günü saat 21.35 sıralarında Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Tülay Bakaç, olay günü öğleden sonra kızı Aysun Bakaç (28) ile birlikte Sarıyer’de bir hastaneye gitti. Soğuk algınlığı nedeniyle doktorun muayene ettiği Aysun Bakaç, ardından annesiyle hastaneden ayrıldı. Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı' Eczaneden ilaçlarını aldıktan sonra metroya binen anne ve kızı, merkez istasyonunda inmek istedi. Aysun Bakaç metrodan indi ancak Tülay Bakaç kalabalık nedeniyle inemedi. Bunun üzerine Tülay Bakaç, bir sonraki durak olan Nurtepe istasyonunda metrodan indi. METRODAKİ KALABALIK NEDENİYLE FARKLI İSTASYONDA İNDİ Metrodan çıktıktan sonra kaldırımdan evinde doğru yürümeye başlayan Tülay Bakaç, bir süre sonra yolun karşısına geçmek istedi. Bu sırada 34 NFJ 304 plakalı motosikletle caddede seyreden Yasin A., Bakaç’a çarptı. Kaza sırasında yere savrulan kadın ve motosiklet sürücüsü Yasin A. yaralandı. İhbar üzeri olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Sağlık ekipleri kadına ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Tülay Bakaç ardından ambulansla kızını muayeneye getirdiği hastaneye kaldırıldı. KAZADAN 2 SAAT SONRA TABURCU EDİLDİ Acil serviste müşahade altına alındıktan sonra, gerekli kontrolleri yapılan kadına serum verildi. Kazadan 2 saat sonra kırığı olmadığı gerekçesiyle taburcu edilen Tülay Bakaç, ailesiyle evine geldi. Saat 01.00 sıralarında ise Tülay Bakaç, evinin salonunda uykuya daldı. Sabah uyanan kızı Aysun Bakaç, saat 10.00 sıralarında kahvaltı yapmak için mutfağa doğru yöneldi. Salona baktığında ise annesinin yüzüstü ve hareketsiz şekilde yerde yattığını gördü. SABAH ANNESİNİ SALONDA ÖLÜ BULDU Annesinin nefes almadığını fark eden Aysun Bakaç, sağlık ekiplerine ihbarda bulundu. Eve gelen sağlık ekipleri Tülay Bakaç’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine polis ekipleri ve Cumhuriyet Savcısı olay yerinde inceleme yaptı. Çalışmaların ardından Tülay Bakaç’ın cansız bedeni, cenaze aracıyla Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Tülay Bakaç’ın cenazesi daha sonra 16 Şubat Pazartesi günü Havuzlar Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası Hasdal Mezarlığı’nda toprağa verildi. SAVCILIK SORUŞTURMA BAŞLATTI İfadesine başvurulan Aysun Bakaç'ın, evde babasıyla birlikte 3 kişi olarak yaşadıklarını, annesinin kaza günü saat 21.40 sıralarında motor kazası geçirdiğini ve hastaneye kaldırıldığını, saat 23.30 sıralarında herhangi bir kırık veya çıkık olmadığı için taburcu edildiğini, ertesi gün saat 01.00 sıralarında evin salonda uyumak için yattığını söylediği öğrenildi. Bakaç ifadesinin devamında saat 10.00 sıralarında kahvaltı yapmak için salona girdiği sırada annesinin yerde yüzüstü yattığını gördüğünü, nefes almadığı için sağlık ekiplerini aradığını, ayrıca annesinin şeker ve diyabet hastası olduğunu belirtti. Savcılık şüpheli bulduğu ölümle ilgili soruşturma başlattı. MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ SERBEST BIRAKILDI Diğer yandan motosiklet sürücüsü Yasin A., polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Alkolsüz olduğu belirlenen Yasin A.’nın emniyette ifadesi alınarak hakkında 'Taksirle öldürme' suçundan adli işlem başlatıldı. Adliyeye sevk edilen Yasin A. çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Hayatını kaybeden kadının kesin ölüm nedeni ise otopsi sonrasında belli olacak. 'AŞIRI HIZ VAR; BU İNSAN SERBEST' Yaşadıklarını anlatan Yener Bakaç, "Benim eşim kızımı doktora götürdü hastaneye Seyrantepe’ye. Gelirken metrobüs, metro kullanmış. Kağıthane'de ineceklerdi. Kız inmiş; oradaki insanlardan geçememiş. O kalmış. Ondan sonra yanlışlıkla Nurtepe'ye gitmiş. Nurtepe'de inmiş kadın. O ara çıkmış tabii metrodan. Karşıdan karşıya geçmek istemiş. Biraz da kiloluydu. Var gücüyle motor ona çarpıyor, sürüklüyor. Koca yani yapılı bir insan sen görmüyor musun. Nasıl bir hızla gidiyorsun ki sen benim eşime vuruyorsun, metrelerce sürüklüyorsun. Halen serbest bu insan. Zaten kayıtlarda da geçiyor. Aşırı hız var ve bu insan serbest. Daha kim bilir kaç insanın canına kastedecekler. Yani yolun sonuna gelmiş. Sen ne solladın. Ne solladın da o insana var gücünle vurdun. Normal görsen zaten vurmazsın. Demek ki sen bir araç sollamışsın ya da nasıl bir hızla geliyorsun ki sen benim eşime vuruyorsun, metrelerce sürüklüyorsun. Hastaneye götürüyoruz. Hastanedeki doktor diyor ki, bütün talihler yapıldı; eve götürebilirsiniz. 'Yürüyerek eve gidebilir' diyor" dedi. 'MUTLAKA İHMAL VAR' Bakaç, "Eve geldik. Zaten çıkamadı merdivenleri; merdivenleri emekleyerek çıktı kadın. Biz çıkaramadık. Ondan sonra eve geldi, uzandı. 'Ben dinlenmek istiyorum' dedi. Ağrı kesici de yapılmıştı. Niye dikkat etmiyorsun. Bak, o kadar sana söylüyoruz' dedik. O da 'Ben dinlenmek istiyorum gidin' dedi. Kızım dışarıdan çorba ve dürüm söyledi. Siz gidin, ben biraz dinleneceğim.' dedi. Kızım ağrı kesici yapılmış 'Dinlensin' dedi. Doktor bizi uyarsa, ya sabaha kadar yanında ayrılmayın, uyutmayın dese, biz de uyutmayacağız. Biz kadın dinlensin dedik. Sabah kızım kalktı, 'Baba annem yüzüstü yerde yatıyor.' dedi. Ben de 'Tülay niye yerde yatıyorsun, kalksana kızım' dedim. Baktım tepki yok. Ondan sonra gittim şöyle kolunu silkeledim, baktım yine tepki yok. Bir çevirdim, yüzü gözü morarmış. Kalp masajı yapayım dedim. Nabzına baktım, 112'yi de aradım. Beni yönlendirdiler ama baktım bir bir tepki yok. Onlar da geldiler, zaten 3 saat önce ölmüş kadın. İhmal olmaz olur mu, mutlaka ihmal var. Çünkü doktor diyecek ki, kardeşim bu kadını müşahade altında tutun. Biz doktora güvendik, doktor hiçbirşey yok derse biz ne yapabiliriz. Mecbur alıp evimize götüreceğiz. Doktor 'Kardeşim bak' diyecek, müşahade altında tutması gerekiyordu. Ama ne yaptı; 'Eve götürün, yürüyerek götürün' dedi. Motor çarpmış bir kadına doktor der mi yürüyerek eve götürün diye. 40 dakika geçti. Su istemiş. Ben de su getirdim. Suyu içti ağrı kesici yapıldı. 'Tamam gidebilirsiniz.' dediler. Biz de doktora güveniyoruz; sonuçta doktor yani. Doktor 'Kardeşim senin bir şeyin yok, eve gidebilirsin' dedi. Biz de çıkıp eve gidiyoruz" ifadelerini kullandı. 'BU KADAR BASİT ŞEKİLDE ÖLMESİ CANIMI YAKIYOR' Bakaç, "Bence büyük bir ihmal var. Benim canımı yakan, halen onun serbest kalması. Nasıl serbest bırakırsınız o insanı. Bir insanı öldüren bir insan yarın başkasına da aynı şeyi yapabilir. Bu motorcuların, kuryelerin hepsinin önü kesilmesi lazım. Adım atamıyoruz; ben yaya geçidine geçiyorum. Araba duruyor o arabanın yanında süratle geçiyor. Nasıl yapacağız, nasıl kendimizi koruyacağız bu motorculardan, bu kuryelerden anlamıyorum ki ben. Hiçbir insanla sorunu olmayan elinde hayvan mamasıyla gezen; melek gibi bir insandı. Türkiye sınırlarını dolaşın, inan ki böyle bir insanda bu dünyada yok yani; ama bu kadar iyi niyetli bir insanın bu kadar basit bir şekilde ölmesi benim canımı çok yakıyor. Benim içim yanıyor. Annem perişan, abim perişan" dedi. 'BİR GECEDE DEPREMİ YAŞADIK' Bakaç, "Bundan sonra avukatla görüşmeye gideceğiz. Tabii adliyeye gideceğiz. Şimdi taziyemiz vardı. Biz bir gecede depremi yaşadık. Ailemin başına dünyalar yıkıldı. Depremdeki insanları anlıyorum. Yakınlarını kaybeden insanları. Ben onu yaşıyorum şu anda" ifadelerini kullandı. 'BİZ KALDIRIYORUZ KADIN DÜŞÜYOR' Yener Bakaç’ın kardeşi Tuncer Bakaç ise, "Olay yerine giden ben oldum. Ambulansla hastaneye kaldırdık. Ambulans götürünce arkasından ben gittim. Ben gittiğimde kendisi orada yalnızdı. Gittim doktor hanıma dedim ki, doktor hanım hastamız ambulansa geldi ama ben arkasında geldim durum ne. 'Röntgen ve tomografi istedim, götürün, yaptırın, gelin bana' dedi. Ben de gittim, ayak röntgenini çektik. Sonra tomografiye götürdük, tomografiyi çektik. Geldik, 'Hocam biz gereken şeyleri yaptık tomografiyi, röntgeni, nedir hastanın durumu' dedik. Açtı bilgisayara baktı. 'Ben vücut yaramasını yaptım, herhangi bir bulguya rastlanmadı, kırık çıkık herhangi bir iç kanama, herhangi beyin kanaması, hiçbir şey yok' dedi. Hatta ben dedim ağrı kesiciyi de yapmıyor. Dedim ki 'Hocam ama çok ağrısı var biz nasıl götüreceğiz' Doktor da 'Ben personele söyledim 1 ağrı kesici yapacaklar 1 tane serum taktılar. Küçük bir serum o serum bittikten sonra dosyayı bana verin gidebilirsiniz' dedi. Biz aldık getirdik eve. Kadını 5 kişi kaldıramıyoruz biz kaldırıyoruz kadın düşüyor biz kaldırıyoruz kadın düşüyor" dedi. 'MOTOR ÇARPTIKTAN 5 SAAT SONRA HAYATTAN KOPTU' Tuncer Bakaç, "Doktora güvendiğimizden dedik ki 'Ayağını çok sert vurmuş eti ezilmiş incinmiş ayağına basamıyor' düşüncesiyle eve çıkardık. Evde de biraz ağrı kesici etkisini göstersin dinlensin, bu acısını unutur hiç değilse uyuyunca. Biz nereden bilelim, sabah biz bıraktıktan sonra yengem vefat edecek. Artık iç kanama mı, beyin kanaması mı, kalp mi bunu bilemiyoruz. Sebep olan motor; vuran belli. Şöyle söylüyorum, motor çarptıktan 5 saat sonra hayattan koptu kadın. Ben çocuğum düştüğü zaman, kafası bir yere çarptığı zaman, götürdüğüm zaman bana denilen şu; çocuğu uyutmayın, sabaha kadar konuşturun, veya orada tutarlar. Bizde hiç böyle bir bilgi yok. Bize şunu diyebilirlerdi, bir eve götürdükten sonra bir mide bulantısı olur, iç kanama olur veya birşey olur geri getirin hastaneye. Yok. Tamamen öyle bir ihmal ki 'Bizi defolun gidin' gibi birşeyle gönderdiler. Doktor zaten yerinden kalkıp hastanın yanına dahi gelmedi. Yanına gittim ki bir gelsin, bir muayene etsin, baksın diye, gelmedi. Oturduğu yerden iki tane kağıt verdi bana. Birini hastane polisine, karakola veriyorsunuz, işlemleriniz tamam dedi." ifadelerini kullandı. Son dakika... Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'siyasal casusluk' davasında iddianame kabul edildi
UNDP; yerel ormancılık ve belediye personeli ile bölge halkından oluşan yaklaşık 2 bin kişiye operasyonel rehber, ekipman ve eğitim sağlayacak. Pilot köyde hayata geçirilen faaliyetlerin ardından yaklaşık 20 köye daha katkı sağlanması planlanıyor.
Kökleri Fransız stil mirasına dayanan tüvit ceketler, zamansızlığıyla gardıroplardaki yerini koruyor.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, sanal medya hesapları üzerinden DEAŞ terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda 8 şüpheli gözaltına alındı. 1 şüpheliyi yakalamak için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terör örgütünün tasfiyesi sürecinde adımlar atılacak
Yürütücülüğünü Turkcell’in üstlendiği yarışma, üniversite öğrencilerinin 5G şebekesinin sunduğu ileri seviye yetenekleri, Network API’ler ve yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirerek akıllı yol güvenliği alanında yenilikçi uygulamalar geliştirmesini amaçlıyor. Katılımcı ekiplerin; ağ kaynaklarını uygulama seviyesinde etkin biçimde kullanabilmeleri, ağ kalitesini dinamik olarak yönetebilmeleri ve yapay zekâ destekli gerçek zamanlı analizlerle yüksek katma değer üreten çözümler ortaya koymaları bekleniyor. Bu yönüyle yarışma, yalnızca bir teknoloji geliştirme süreci sunmakla kalmıyor; aynı zamanda gençlere, geleceğin dijital altyapılarını şekillendiren teknolojilerle çalışma ve üretme fırsatı tanıyor. Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören lisans, yüksek lisans, doktora ve açık öğretim öğrencileri takım halinde katılım sağlayabiliyor. En az 2, en fazla 5 kişiden oluşan takımlar, disiplinler arası bakış açılarıyla geliştirecekleri projelerle yarışmada yer alabiliyor. ÖDÜLLERLE DESTEKLENEN BÜYÜK FIRSAT Yarışmada dereceye giren ekipleri önemli ödüller bekliyor. Birinci olan takım 175 bin TL, ikinci olan takım 150 bin TL, üçüncü olan takım ise 125 bin TL ödülün sahibi olacak. Bu ödüller, gençlerin fikirlerini bir adım öteye taşıyacak güçlü bir motivasyon sunuyor. İlk kez düzenlenen bu yeni ve iddialı yarışmada yer almak isteyen takımlar için son başvuru tarihi 20 Şubat. Başvurularını tamamlayan ekipler, TEKNOFEST sahnesinde projelerini sergileme ve Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda söz sahibi olma şansı yakalayacak. TEKNOFEST GENÇLİĞİ GELECEĞİ İNŞA EDİYOR TEKNOFEST, her yıl yüz binlerce genci teknolojiyle buluşturarak sadece yarışmalar değil, aynı zamanda bir vizyon sunuyor. TEKNOFEST gençliği; üreten, sorgulayan, çözüm geliştiren ve geleceğin teknolojilerini bugünden hayata geçiren bir nesli temsil ediyor. 5G & Yapay Zekâ ile Akıllı Yol Güvenliği Yarışması da bu vizyonun yeni ve güçlü bir parçası olarak gençleri teknoloji yarışmalarına davet ediyor. Geleceğin akıllı şehirlerini, güvenli yollarını ve dijital altyapılarını tasarlamak isteyen tüm üniversite öğrencileri, TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları’na katılarak fikirlerini projeye dönüştürmeye çağrılıyor.
Transformers ve Nymphomaniac filmlerinin başrol oyuncusu Shia LaBeouf bir kez daha sorunlarla gündemde. Oyuncu, Mardi Gras gecesi New Orleans’taki bir mekânda çıkan kavga sonrası gözaltına alındı.
Püskülü parçalar, 2026’da minimal silüetlere hareket ve karakter katan bir stil unsuru olarak öne çıkıyor.
Nevşehir Acıgöl ilçesine bağlı Karacaören köyünde yaşayan Azime Doğantekin, eşi Sefer Doğantekin ve 8 aylık bebekleri Mustafa Efe Doğantekin sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendi. Evleri aynı avlu içinde olan Sefer Doğantekin'in babası, sabah oğlu ve gelini kahvaltıya gelmeyince evlerine gitti. Nevşehir'de soba faciası: Aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti Kapının açılmaması üzerine camı kırarak eve giren baba, oğlu, gelini ve torununu hareketsiz şekilde yatarken buldu. İhbar üzerine adrese sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yapılan ilk kontrolde çiftin ve 8 aylık bebeklerinin yaşamını yitirdiği belirlendi. Olay yerinde fenalaşan ailenin yakınlarına sağlık görevlileri müdahale etti. Gizli katil: Hastaneye yetişseniz bile geri dönüşü yok ANNE VE BEBEĞİNİN CENAZELERİ AYNI TABUTA KONULDU Baba Sefer, anne Azime ve bebekleri Mustafa Efe'nin cansız bedenleri, jandarma olay yeri inceleme ekipleri tarafından yapılan incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı. Anne ve bebeğinin cenazelerinin tek tabutta taşınması ise görenlerin yüreğini burktu. "YEĞENİN HİÇ UYUMADI, ONU BİR OKU" Öte yandankamyon şoförü olan ve gece eve döndüğü baba Sefer Doğantekin'in sabaha karşı saat 04.00 sularında imam olan kardeşini telefonla arayarak, "Yeğenin hiç uyumadı, onu bir oku" dediği öğrenildi.
Kudüs Valiliğin sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada, “İsrail işgal makamlarının, ramazan ayı boyunca yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskın süresini günlük olarak bir saat uzatma” kararından derin endişe duyulduğu ifade edildi. 'MÜSLÜMANLARIN DUYGULARINI AÇIKÇA PROVOKE EDİYOR' Uygulamanın ramazan sonrasında da kalıcı bir politikaya dönüşmesinden ciddi kaygı duyulduğu dile getirilen açıklamada, kararın "Mescid-i Aksa’daki tarihi ve hukuki statükoyu hedef alan tehlikeli bir tırmanış olduğu ve Kudüs, Filistin ve tüm dünyadaki Müslümanların duygularını açıkça provoke ettiği" vurgulandı. Kararın, "fanatik Yahudi derneklerinin yürüttüğü kışkırtıcı kampanyalarla" eş zamanlı geldiğine işaret edilen açıklamada, bu kampanyalar kapsamında Mescid-i Aksa’nın kapatılması çağrısı yapılan videoların yayımlandığı ve mekanın “Yahudiler için kutsal olduğu" yönünde dini içerikli iddiaların dolaşıma sunulduğu kaydedildi. 'ZORLA YENİ BİR FİİLİ DURUM DAYATMA' Söz konusu durumun "zorla yeni bir fiili durum dayatma ve Aksa üzerinde zamansal ve mekansal bölünmeyi kalıcı hale getirme girişimi" olduğu konusunda uyarıda bulunuldu. Mescid-i Aksa’nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet mekanı olduğunun tekrar edildiği açıklamada, işgal makamlarının aldığı tüm kararların "batıl ve gayrimeşru" olduğu, bu tür adımlarla uluslararası hukukun ihlal edildiği belirtildi. İsrailli fanatik grupların sosyal medya platformlarında yaptığı paylaşımlarda, ramazan ayında cuma ve cumartesi günleri hariç yerel saatle 06.30 ile 11.30 saatleri arasında Mescid-i Aksa'ya gidilebileceği ifade ediliyor. Ramazan öncesinde ise söz konusu gruplar, 07.00 – 11.00 ila öğle namazından sonra 12.30–14.00 saatleri arasında Mescid-i Aksa'ya girebiliyordu. İsrail polisinin sabah saatlerindeki süreyi bir saat uzattığı, öğle namazı sonrası girişlerei ise iptal ettiği kaydedildi. MESCİD-İ AKSA BASKINLARI Mescid-i Aksa, İsrail ile Ürdün arasında 26 Ekim 1994'te imzalanan barış antlaşmasına göre Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresinin himayesinde bulunuyor. İsrailliler, 2003'ten bu yana İdarenin izni olmadan İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabet Mescid-i Aksa'ya giriyor. Bu girişleri "baskın" olarak nitelendiren Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor. İsrailliler, içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu's Sahra'nın yanı sıra müze, medreseler ve büyük avlunun yer aldığı Mescid-i Aksa Külliyesi altında, "Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu" iddiasıyla kazı çalışmaları yapıyor. İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa'da "sadece Müslümanların ibadet edebildiği diğer dinlerin mensuplarınınsa sadece ziyarette bulunabileceği" tarihi statükonun korunduğunu savunuyor. Ancak fanatik Yahudilerin, İsrail polisi korumasında Aksa'ya düzenledikleri baskınlarda dua etmeleri ve dini ritüeller icra etmeleri sıkça kameralara yansıyor. ABD basını duyurdu: Trump büyük bir savaşa ilerliyor! İran’a 14 günlük mühlet Antarktika’da Türk-Bulgar çıkarması! Milyonlarca yıllık sırrı arıyorlar
2026 yılı, gelinlik modasında tam bir 'kendini bulma' yılı diyebiliriz. Artık sadece moda olduğu için değil, içinde gerçekten "siz" gibi hissettiğiniz, zarafetin konforla buluştuğu modeller ön planda...
Miley Cyrus, Disney+ için hazırlanan özel bir bölümle 20 yıl sonra Hannah Montana dünyasına geri dönerek serinin mirasını ve hayranlarıyla olan bağını kutluyor.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Roketsan, kentin üretim gücünü ve akademik birikimini savunma sanayisiyle buluşturmak için önemli bir adım attı. Kentteki sanayicilerin savunma sanayi alanında Roketsan ile ortak çalışma yapabilmesi için stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Törene Bolu Vali Yardımcısı Hakkı Uzun, Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit, Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci ile siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri, oda temsilcileri, sanayiciler, akademisyenler ile ROKETSAN yöneticileri katıldı. 'DÜNYADA ÜRETİMİ KISITLI' Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci, konuşmasında, Türkiye’nin tanksavar füzelerinin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcılığı açısından gerçekten çok önemli etkisi olduğuna dikkat çekerek, "Burada Karaok, dünyada en fazla aranan ürünlerden bir tanesi. Şu anda parasını verseniz de alamayacağınız bir ürün. Tek bir kişi tarafından atılabilen ve büyük tank sistemleri dahil hepsini imha edilebilecek niteliğe sahip bir silah. Şu anda dünyada üretimi çok kısıtlı” diye konuştu. İkinci, ayrıca, “Atmaca’nın özelliği, şu anda bizim bütün gemilerimizde Atmaca entegrasyonu yapılıyor. Atmaca’nın kabiliyetlerinin birçoğunu bizim karşımızda olan ülkeler bilmiyor. Çünkü Atmaca’nın üzerindeki teknolojiler, dünyanın en gelişmiş seyir füzelerinden bir tanesi haline getiriyor onu. Bu bilinmezlik unsuru da aslında dışarıdan aldığınız bir üründen çok daha büyük bir caydırıcılık sağlıyor, özellikle bize karşı denizde harekat gerçekleştirmek isteyen ülkeler için” dedi. Cem Uzan'a kötü haber! Paris İstinaf Mahkemesi temyiz talebini reddetti İkinci, Bolu’nun jeopolitik konumunun önemine vurgu yaparak, “İstanbul-Ankara arasında yer alması hasebiyle çok güçlü bir lokasyona sahip. Bolu, Türk savunma sanayisine çok ciddi katkılar yapabilecek bir il. Buradaki başarıyı ancak üniversite sanayi iş birlikleri, şehirle sanayicimizi, üniversitemizi bizim sektörümüzü buluşturarak gerçekleştirebiliriz diye değerlendiriyorum. Ekibimiz burada. Bolu'daki sanayicilerimizle ne yapabiliriz? Nasıl ortak çalışmalar yapabiliriz? Türk savunma sanayine onların katkısını nasıl arttırabiliriz? Onun gayreti içerisinde olacağız” diye konuştu. 'ÖRNEK OLACAK' Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit de Bolu’nun sanayi potansiyeli olan bir kent olduğunu ifade ederek, “Burada gerçekten çok güzel bir potansiyel var. Ama bir şekilde biz bu potansiyeli kinetik enerjiye dönüştürememiş durumdayız. İnşallah bugün bu ateşin kıvılcımını yakmış olduk. Bundan sonra bu kıvılcımı meşale haline getirmek, tutuşturmak ve harlamak, Bolu'nun, sanayicilerinin görevi. İnşallah onlar da üstlerine düşeni yaparlarsa burada güzel, başarılı, bütün Türkiye'ye örnek olacak, temiz, sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosistemini kurabilmiş oluruz” dedi. Törenin sonunda Prof. Dr. Yiğit ve İkinci, iş birliği protokolünü imzaladı.
Gülben Ergen'in "Ailem" dizisi neden iptal edildi? Ünlü şarkıcı Gülben Ergen'in tartışmalı dizi projesi hakkındaki sorulara verdiği tepki ve projenin perde arkasındaki gelişmeler haberimizde...
İkisi de evliyken aşk yaşadıkları ortaya çıkmış, iki yuvayı da yıkan bu yasak ilişkileri artık herkes tarafından duyulunca da artık saklanmaktan vazgeçerek el ele ortaya çıkmışlardı.
Çin’de havai fişek ve maytap satan dükkanda feci bir patlama meydana geldi. Hubei eyaletine bağlı Xiangyang şehrinde yaşanan patlamada 12 kişi hayatını kaybetti . Patlamanın ardından çıkan yangın iş yerinin 50 metrekarelik bölümünü kül etti. Patlamanın nedeni ise soruşturuluyor. HAVAİ FİŞEK KAYNAKLI PATLAMALAR Çin’de havai fişek kaynaklı patlamalar sık sık yaşanırken, en son Haziran ayında Hunan eyaletindeki bir havai fişek fabrikasında patlama meydana gelmişti. Patlamada 9 kişi ölürken 26 kişi yaralanmıştı. ABD basını duyurdu: Trump büyük bir savaşa ilerliyor! İran’a 14 günlük mühlet Türk basınında bir ilk! Epstein mağduru Rina Oh, Milliyet.com.tr'ye konuştu: 'Topkapı Sarayı'na takıntılıydı'