Devasa ve karanlık bir holding: Diyanet Vakfı itirafları bize ne anlatıyor?
Herkes her şeyi biliyor, yöneticilerin yakınlarına verilen işler incelense enkazın büyüklüğü ortaya çıkar. Bu sözler Diyanet Vakfı Genel Kurulu öncesi vakfa uğrayan bir din adamından. Vakfın yönetiminde yer alan isimlerin kendi çocuklarının şirketlerine milyonlarca liralık ihale verdiğini, yine vakfın imkanlarının özel mülk gibi kullanıldığını ve daha birçok usulsüzlüğü içine sindiremediğini söylüyor ilgili din adamı. İtiraf niteliğinde bu kısa notlar geçtiğimiz gün Saygı Öztürk’ün Sözcü'deki köşesine yer aldı. Peki, nedir bu Diyanet Vakfı, kimler tarafından yönetiliyor, nasıl bir para gücüne, kaynağa ve ağa sahip? Gelin bu soruların yanıtlarına yakından bakalım. Düzenin nasıl bir çürümeye neden olduğunu Diyanet dosyası üzerinden yakından görelim. Diyanet Vakfı’nı tanıyalım Türkiye Diyanet Vakfı, 'İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır' düsturuyla bütün insanlığın hizmetinde olma gayesiyle çalışan bir iyilik hareketidir. Böyle tanıtıyorlar kendilerini. 1975 yılında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyetlerine destek olmak amacıyla kuruldu, söz konusu Vakıf. Diyanet’in giremediği tüm akçeli işlere “vakıf” etiketi altında girmekti niyetleri, öyle de oldu. Bugün Türkiye genelinde tam 1003 şubesi bulunuyor, bunun dışında dünyanın 149 ülkesinde iktidar desteğiyle faaliyet gösteriyor. 1978’de " vergi muafiyeti " tanınan bu vakıf, AKP iktidarı döneminde ise “izin almadan yardım toplayan kuruluş ” olma olanağına kavuştu. Asıl büyüme ise bununla birlikte sağlandı. Büyüme konusunda sınır tanımadılar. Peki, kim yönetiyor bu vakfı ve devasa para kaynaklarını? Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ ın görev süresinin dolmasının ardından Vakfın yönetim kurulu da değişti. Yeni Diyanet Başkanı Safi Arpaguç, Vakfın yeni Mütevelli Heyeti Başkanı oldu. Vakfın diğer yöneticilerini de tanıyalım: Bu devasa paranın kaynağı ne? Vakfın parasal gücü, dikkati çeken bir hızda artıyor. 2011 yılında, 223 milyon; 2012 yılında, 299 milyon; 2013 yılında, 404 milyon; 2014 yılında ise 585 milyon lira gelir elde etmiş. Gelirlerinin büyük bir bölümü 'Diğer Bağış ve Yardımlar' dan oluşuyor. Halkta nedense birden bire Diyanet Vakfı sevgisi oluşmuş, bağış için sıraya girmişler sanki. 2011 yılında 180 milyon lira olan bağış tutarı, 2014 yılında yaklaşık 2,5 kat artarak 404 milyon liraya yükselmiş. Bu satırlar Diyanet Vakfı’na dair oldukça kapsamlı yazılar kaleme alan ve bundan bir buçuk yıl önce kaybettiğimiz yazarımız Kadir Sev ’e ait. Sev’in bıraktığı yerden devam edelim. Vakfın 2020 yılında toplam 1 milyar 275 milyon 573 bin TL gelir elde ettiği, bunun 1 milyar 98 milyon TL’sinin bağış ve yardımlardan oluştuğu açıklandı. 2024 yılında ise bu miktar tam 12 milyar 721 milyon TL'ye çıktı, bunun da 9,1 milyar lirasının bağış olduğu açıklandı. Gerçekten akıl almaz değil mi? Peki, nedir bu paranın gerçek kaynağı, kimdir Vakfın bağışçıları? Bunları bilemiyoruz… Nedeni ise oldukça basit, vakıf AKP iktidarı eliyle denetimden muaf tutulmuş durumda. Şirketler ağı: Vakıf hangi faaliyetleri yürütüyor? Kadir Sev’e dönelim yeniden, Vakfın nasıl bir şirket gibi, Diyanet’in nasıl bir holding gibi çalıştığını daha iyi anlamak için: 2014 yılında hacca gittiğinde bir basın toplantısı düzenledi ve 29 Mayıs Üniversitesini uluslararası İslam Üniversitesine dönüştürmek için çalıştıklarını müjdeledi. Aradan geçen süre içinde epeyce yol almış olmalılar. Vakfın bir de KOMAŞ adlı ticari şirketi var. 2001 yılında GİNTAŞ A.Ş, KOMAŞ A.Ş, VETAŞ A.Ş, DİVANTAŞ A.Ş, ve 29 MAYIS A.Ş adlı beş şirketinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Diyanetin, Din ve Sosyal Hizmet Vakfı adında bir başka vakfının daha olduğunu anımsayalım. Minarelere baz istasyonu kurup Metropol illerde 5 bin, diğer illerde 4 bin; nüfusu 40 binin altındaki yerlerde ise 2 bin 500 ABD doları karşılığı kira alıyor. Diyanet’in inşaat işlerini yapan bir şirketi var, sadece cami değil, otel, iş merkezi her şeyi yapıyorlar. Vakfın bunun dışında market ve gıda satışları yapan, eğitim çalışmalarını yürüten, yayın ve matbaa işlerini sürdüren ayrı ayrı şirketleri var. Halktan geldiği söylenen bağışlar nereye gidiyor sorusu varsa, işte bu holdinge gidiyor. Vakıf ticaretle büyüyor. soL Haber, halkı kandıranların, gerçekleri çarpıtanların karşısına dikilmeye devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek vermek, güç katmak için sen de soL'a abone olabilirsin. ABONE OL Kiracıya faiz ve fahiş zam, zimmete para geçirme, ihaleler ve dahası... Diyanet Vakfı, resmi sitesinde “ Amaç ve Gayemiz ” kısmında şu ifadelere yer veriyor: Yeryüzünde iyiliğin egemen olması için insanlara ve bu yolda çaba sarf eden kurumlara maddi ve manevi destek olmak. Bu amaç ve gayeye sahip Vakfa dair, basında son yıllarda yer bulan birkaç haberi hep birlikte hatırlayalım mı? Yüksek geliri ve Sayıştay denetiminden muaf tutulmasıyla dikkat çeken Türkiye Diyanet Vakfı'na bağlı dört şirket, kamudan 655 milyon liralık ihale aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan Diyanet Vakfı, 1 yılda üç defa sermaye artırırken şimdi de kafe açarak ticari faaliyetlerini artırdı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın Giresun Şube Temsilcisinin, Kurban parası ve bağışlanan 5,1 milyon lirayı zimmetine geçirdiği ortaya çıktı. Türkiye Diyanet Vakfı Bolu Şubesi’nde ise bir diğer yöneticinin zimmetine 1 milyon 940 bin TL geçirdiği tespit edildi. Ülkenin en kötü ev sahibi: Türkiye Diyanet Vakfı sonunda kiracılarını bezdirdi. İstanbul Üsküdar’daki site sakinleri, ev sahipleri olan Türkiye Diyanet Vakfı’nın yıllara yayılan baskıları sonucunda evlerini tamamen kaybedecek gibi görünüyor. Diyanet Vakfı’na TOKİ’den 239 milyonluk ihale! TOKİ, Milli Savunma Üniversitesi’nin yerleşkesine yapılacak camilerin inşaat ihalesini Türkiye Diyanet Vakfı kuruluşu TEYAŞ’a verdi. 'Diyanet Vakfı, kiracılarından ödenemeyen kiraları faiziyle istedi' Diyanet Vakfı, salgında kapalı kaldığı için kirasını ödemekte zorlanan esnaftan avukatlık ücreti talep etti. Esnaf, 'Vakfın dinle ilgisi kalmamış, sömürü düzenleri var' diye konuştu. Diyanet bilişim şirketi kurdu: ‘Coin’ işine de girebilecek! Türkiye sosyal medya yasaklarını tartışırken Diyanet’in bilişim şirketi kurduğu ortaya çıktı. Şirketin faaliyetleri arasında NFT, token, coin endüstrileri için yazılım üretmek de var. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan henüz geçen ay "emekli edilen" Ali Erbaş için şimdi de Diyanet'in üniversitesi İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde "kişiye özel kadro" açıldığı ortaya çıktı. Haberlerin dahası var ama sanıyoruz bu kadarı vakfı tanımak için oldukça yeterli. Faizcilik, yoksulun yakasına yapışmak, zimmete para geçirmek, devletten ihale almak, sermaye artırımlarıyla, otel, inşaat, gıda ve market işleriyle büyümek... Daha ne olsun? Neden önemli? Ramazan dolayısıyla söz konusu vakıf faaliyetlerini artıracak, kendine yeni bağış kanalları yaratacak ve halka masal anlatmaya devam edecek. Haberin başında bir din adamının vakfa dair söylediği sözleri yazmıştık, bitirirken yeniden hatırlatalım: “Herkes her şeyi biliyor, yöneticilerin yakınlarına verilen işler incelense enkazın büyüklüğü ortaya çıkar.” Hiçbir denetime tabi olmayan, izinsiz para toplama hakkına sahip, vergiden muaf tutulan bir şirketle karşı karşıyayız. Vakıf adı altında, “din” adı altında devasa bir holdinge dönüşen Diyanet, milyarlarca liralık bir gelirle hareket ediyor. Ne paranın kaynağı belli ne de bu paraların ne için kullanıldığına dair hesap veriliyor. Çürümenin bundan daha net başka bir örneği olabilir mi?