Hilafet, islam ve Gazze

Hilafet, islam ve Gazze

El-Kelkeşendi'nin aktarıldığına göre, Rumların elinde esir düşmüş bir Müslüman kadın “Ya Mu'tasım neredesin?” diye haykırır. Kadının çığlığı üzerine Rum valisi “Tabi, Mu'tasım beyaz atlı ordularıyla şimdi gelir ve seni kurtarır” diyerek dalga geçer. Bu haber Hilafet sarayına ulaşır ulaşmaz Abbasi Halifesi Mu'tasım Billah tam da Rum valisinin alaycı dille ifade ettiği gibi beyaz atlı 4.000 kişilik süvari birliğinin öncülük ettiği devasa bir ordu hazırlar. Rum valisine bir mektup gönderen Abbasi Halifesi, bu mektubunda aynen şöyle der: “Mü'minlerin Emiri Mu'tasım Billah'dan Rumların köpeğine! Esir aldığın bacımı derhal serbest bırakmazsan sana öyle bir ordu hazırlıyorum ki, bir ucu Bağdat'ta öteki ucu da Amuriye'de (Afyon Emirdağ'da) olacak.” Halife dediğini yapar. O şehri zaptederek Müslüman kadını kurtarır ve ona “Ey mümine hanım! Emin ol ki, çağrını işitir işitmez bir an bile beklemeden hemen yola koyuldum” der ve geçen zamanda gördüğü zulümden dolayı helallik talebinde bulunur. Zira Halife'nin bildiği ve hiddetlenmesine sebep olan şey “ulu'l-emr” denilen amirler, emirler, yöneticiler, sultanlar, devlet erkânının korkak ve umursamaz davrandıkları ve vazifelerini yerine getirmedikleri zaman Allah'ın cezasına müstahak olacaklarıydı. Çünkü Rasülullah (a.s.v.): “Allah, bir kula bir halkın başına geçmeyi nasip eder de, sorumluluğundaki halkı aldatmış olarak ölürse, ona cenneti haram kılar” buyurmuştu ve halifede de bunu biliyordu. Bir Müslüman yöneticinin, tüm teb'asının can, namus, şeref, akıl, din, nesil ve malını muhafaza etmek gibi ağır bir mükellefiyeti var. Şayet halifeyseniz bütün ümmetten siz sorumlusunuz. Şayet lider ülkeyseniz aynı mes'uliyet sizi bekler. Aksi bir bahanenin Allah katında bir karşılığı yok. Konjonktürün, şartların ve başka bahanelerin Allah-ü Teâlâ nezdinde bir kıymeti yok. Kaynak Yazı Gerçek Hayat 1118. sayıYazar Kemâl Özer

“Gazze’de köpekler o kadar çok insan cesedi yedi ki vahşileşti, havlamaları bile değişti”

“Gazze’de köpekler o kadar çok insan cesedi yedi ki vahşileşti, havlamaları bile değişti”

CNN, İsrail ordusunun kara harekatını bekleyen Gazze Şehri’ni “Bitler, başıboş köpekler ve kanunsuzluk” başlıklı haberinde anlattı: İki yıl önce Gazze’nin en büyük kenti yaşamla doluydu. Yoga stüdyosuna giderken matcha latte içmek ya da parkta oturup dinlenmek mümkündü.Bugün ise bir zamanlar bölgenin kültürel ve ekonomik merkezi olan kent, enkaz ve kanunsuzluk içinde. 40 yaşındaki dört çocuk babası Majdi Ebu Hamdi: “Geceleri köpeklerin ulumalarını duyuyoruz. Çok fazla ceset yedikleri için vahşileştiler. Havlamaları bile değişti, saldırganlaştı. Artık insanlara da saldırıyorlar.“ “Gazze’de köpekler o kadar çok insan cesedi yedi ki vahşileşti, havlamaları bile değişti” yazısı ilk önce Serbestiyet adresinde yayınlanmıştır.

Ne belediye ne de İBB çözüm oldu! 70’lik İlyas amca gece taş taşıyıp yaptı: 300 öğrenci kullanacak

Ne belediye ne de İBB çözüm oldu! 70’lik İlyas amca gece taş taşıyıp yaptı: 300 öğrenci kullanacak

Avcılar’da oturan 70 yaşındaki İlyas Tok, belediyeden ve 153 İBB Çözüm Merkezi'nden sonuç alamayınca, gece boyunca taş toplayıp öğrenciler için öyle bir şey yaptı ki , gören inanamadı. Tok, Bölgede 2 okul var, bu duraktan en az 200-300 civarı öğrenci otobüs kullanacak. Otobüsler de tıklım tıklım oluyor. Çocukların burs parası da yok, otobüsü kullanıyorlar" dedi.

Rıdvan Dilmen'den Süper Lig'e Tarihi Eleştiri: "Türkiye'de Futbol Falan Yok, Ağır Sikletler Hafif Sikletlerle Dövüşüyor!"

Rıdvan Dilmen'den Süper Lig'e Tarihi Eleştiri: "Türkiye'de Futbol Falan Yok, Ağır Sikletler Hafif Sikletlerle Dövüşüyor!"

Galatasaray'ın Kayserispor'u deplasmanda 4-0'lık ezici bir skorla yendiği maçın ardından konuşan usta yorumcu Rıdvan Dilmen, bu sonucun sadece Galatasaray'ın gücünü değil, aynı zamanda Süper Lig'in genel kalitesizliğini de gösterdiğini belirterek adeta isyan etti. "Galatasaray çok iyi ama Türkiye'de futbol falan yok," diyen Dilmen, ligi "ağır siklet boksörlerin, hafif sikletlerle mücadele ettiği" bir arenaya benzetti.

Sabahları bu alışkanlığa dikkat: Meğer beyin uyanmayı reddediyormuş

Sabahları bu alışkanlığa dikkat: Meğer beyin uyanmayı reddediyormuş

Aynı alarm sesine alışan beynin bir süre sonra uyanmayı reddettiği açıklandı. Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Ali Erdoğan, aynı alarm sesine alışan beynin bir süre sonra uyanmayı reddettiğini söyleyerek, "Alarm çalıyor ama uyanamıyor. Bu, beynin monotonlaşan uyaranı yok saymasından kaynaklanıyor" dedi. AÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, insanların alarm sesine zamanla alıştığını, bu nedenle uyanmakta güçlük çekebildiğini belirtti. Aynı alarm sesine alışan beynin bir süre sonra uyanmayı reddettiğini söyleyen Doç. Dr. Erdoğan, "Sürekli aynı saat melodisine maruz kalan kişi, artık o sesi duymamaya başlıyor. Alarm çalıyor ama uyanamıyor. Bu, beynin monotonlaşan uyaranı yok saymasından kaynaklanıyor" diye konuştu. Günlük hayatın büyük ölçüde rutinlere bağlı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Erdoğan, bunun olumlu yanlarının da bulunduğunu, ancak tekdüzeliğin psikolojik açıdan risk taşıdığını vurguladı. Doç. Dr. Erdoğan, "Okula gitmek, işe gitmek gibi sorumluluklarımız var ama bu tek başına yeterli değil. Monotonluk arttığında ruhsal sorunlara zemin hazırlayabilir. O yüzden mutlaka küçük değişiklikler yapmak gerekiyor" dedi. Sosyal etkileşim ve doğayla temasın ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Doç. Dr. Erdoğan, "Okul ya da iş dışında doğa yürüyüşleri yapmak, arkadaşlarla vakit geçirmek, farklı etkinliklere katılmak insanın ruhunu besler. Tek tip yaşam, ruhsal sağlığımızı korumamızı zorlaştırır. Mutlaka monotonluktan çıkacak alanlar yaratmalıyız" diye konuştu. Yeni eğitim dönemine de dikkati çeken Doç. Dr. Erdoğan, öğrencilerin rutin ders temposuna sıkışmaması gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Erdoğan, "Çocuklar sadece ders çalışıp, okula gidip gelmemeli. Sosyal etkinlikler, oyunlar ve arkadaş etkileşimi mutlaka olmalı. Alarm örneğinde olduğu gibi, aynı rutinlere sürekli maruz kalmak ruh sağlığını olumsuz etkiler" dedi. Hayatın akışı içinde değişiklikler yapmanın önemini vurgulayan Doç. Dr. Erdoğan, "Bazen sadece alarm sesini değiştirmek bile fark yaratır. Aynı şekilde hayatımızda da yenilikler yapmak ruhsal dayanıklılığımızı artırır. Ruh sağlığımızı korumaya özen gösterelim" diye konuştu.