İİT dışişleri bakanlarının Filistin'deki gelişmeleri görüşmek üzere olağanüstü toplantısı bugün Cidde'de yapılacak

İİT dışişleri bakanlarının Filistin'deki gelişmeleri görüşmek üzere olağanüstü toplantısı bugün Cidde'de yapılacak

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) dışişleri bakanları, bugün Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde olağanüstü bir toplantı düzenleyerek İsrail'in Filistin halkına yönelik devam eden saldırıları, soykırım ve açlık suçları ile Gazze halkını yerinden etme girişimlerini görüşecek. İİT, Tel Aviv'in Gazze Şeridi üzerinde tam kontrol kurma girişimleri ışığında, toplantının çok hassas bir zamanda gerçekleştiğini ve ‘soykırım, açlık, yerinden edilme ve İsrail ablukası’ olarak nitelendirdiği konularda İslam dünyasının ortak bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı. İİT, siyasi ve bölgesel koşullardaki değişikliklere bakılmaksızın Filistin meselesinin gündemindeki ‘merkezi mesele’ olmaya devam edeceğini belirtti. İİT yaptığı açıklamada, ‘uluslararası toplumun, Birleşmiş Milletler (BM) destekli Entegre Gıda Güvenliği Aşaması Sınıflandırması'nın (IPC) Gazze Şeridi'nde yayılan kıtlık hakkındaki değerlendirmesine yanıt olarak yüksek sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini’ ifade etti. Ayrıca, işgalci güç olan İsrail'i ‘bu suç ve sonuçlarından tamamen sorumlu’ tutarak, bunu ‘açlık politikalarının, yasadışı ablukanın, sistematik yıkımın ve yardım erişimini engellemenin doğrudan bir sonucu’ olarak nitelendirdi. İİT, bu uygulamaların savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil ettiğini kaydetti. İİT, kıtlık ilanının ‘insani, siyasi ve hukuki bir suçun küresel uyarısı’ olduğunu ve acil uluslararası eylem gerektirdiğini vurgulayarak, kuşatma altındaki sivillerin hayatlarını kurtarmak için insani yardımların derhal ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak üzere acil durum mekanizmalarının devreye sokulmasını talep etti. Ayrıca, kuşatma ve kasıtlı aç bırakma suçlarıyla ilgili dosyanın Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) sevk edilmesi gerektiğini vurguladı ve tüm ülkeleri, İsrail'e yaptırımlar uygulamak, silah tedarikini yasaklamak ve suçlarından sorumlu tutulması için uluslararası adalet mekanizmalarını desteklemek dahil olmak üzere, hukuki, siyasi ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı. Suudi Arabistan'ın çabaları önemli sonuçlar verdi Siyasi analist Dr. Nayef el-Vaka, ‘Suudi Arabistan'ın Arap ve İslam çerçevelerinde yürüttüğü çabaların önemli siyasi sonuçlar verdiğini’ belirtti. El-Vaka, “Arap Birliği ve İİT zirvelerinin sonuçları ve Filistin'i tanıyan veya tanımak üzere olan bazı Avrupa ülkeleriyle uluslararası ilişkilerde yapılan yatırımların tümü, kabul edilebilir bir siyasi performansı yansıtmaktadır” dedi. Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ‘İsrail'in politikalarını sürdürmeye devam etmesinin uluslararası dokunulmazlığı ve çifte standartları yansıttığını’ vurgulayan el-Vaka, “Tepkiyi siyasi ve medya çerçevesine sınırlamak, Tel Aviv'e saldırganlığını bedelsiz sürdürmesi için yeşil ışık yakacaktır” uyarısında bulundu. Tutumların koordinasyonu Yazar ve siyasi araştırmacı Mubarek Al Ati ise toplantının ‘tutumların koordinasyonu, safların sıkılaştırılması ve ortak çabaların birleştirilmesi çerçevesinde, İsrail'in işgali zorla pekiştirmeyi ve İsrail savaş makinesi tarafından tahrip edilen Gazze Şeridi üzerinde tam kontrol sağlamayı amaçlayan karar ve planlarına karşı koymak için yapıldığını’ söyledi. Al Ati'ye göre, soykırım, açlık, yerinden edilme, İsrail kuşatması ve Gazze Şeridi'ndeki eşi görülmemiş insani kriz suçları, İİT dışişleri bakanlarının, İsrail'in oldubitti politikasıyla dayatmaya çalıştığı ve tüm Filistin davasını baltalamaya çalıştığı durumla sorumlu bir şekilde ilgilenmelerini zorunlu kılıyor. Al Ati, ‘İİT çatısı altında düzenlenen toplantının, Filistin davasının tüm İslam ülkelerinin öncelikli meselesi olmaya devam ettiğini ve bu davayı desteklemenin İslam'ın ayrılmaz bir sorumluluğu olduğunu teyit ettiğini’ düşünüyor. Toplantının sonuçlarına ilişkin olarak Al Ati, toplantının ‘Gazze Şeridi'nde derhal ve koşulsuz ateşkes, insani yardım malzemelerinin sağlanması, su ve elektrik tedariki ve Gazze Şeridi'ne yeterli miktarda acil yardım ulaştırmak için insani koridorların açılması’ çağrısında bulunmasını bekliyor. Al Ati ayrıca toplantının, açlık, su ve yakıtın kesilmesi dahil olmak üzere soykırım ve etnik temizlik suçlarının devam etmesinin tehlikesine karşı uyarıda bulunacağını tahmin ediyor. Al Ati'ye göre toplantı, Filistin halkını topraklarından sürmek, yerinden etmek veya zorla nakletmek için yapılan her türlü girişimi kategorik olarak reddettiğini ve her türlü yolla karşı çıktığını teyit edecektir. *İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın İİT Filistin Analistler, tutumların koordine edilmesinin önemine dikkat çekti Pazartesi, Ağustos 25, 2025 - 16:15 Main image: <p>Cidde'deki İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Merkezi / Fotoğraf: İİT internet sitesi</p> Dünya Type: news SEO Title: İİT dışişleri bakanlarının Filistin'deki gelişmeleri görüşmek üzere olağanüstü toplantısı bugün Cidde'de yapılacak copyright Independentturkish:

İİT bildirisi: Uluslararası toplum Gazze'deki kıtlık konusunda harekete geçmeli

İİT bildirisi: Uluslararası toplum Gazze'deki kıtlık konusunda harekete geçmeli

Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde düzenlenen İİT Olağanüstü Dışişleri Bakanları Toplantısının ardından ortak bildiri açıklandı. Bildiride, İsrail'in Gazze Şeridi üzerinde "tam işgal" ve askeri kontrol uygulamaya yönelik planlarının ve Filistin halkını zorla yerinden etme amacıyla yapılan her türlü girişimin niteliği ne olursa olsun "şiddetle reddedildiği ve kınandığı" vurgulanarak, "Bu eylem tehlikeli ve kabul edilemez bir tırmanma, yasadışı işgali pekiştirme girişimi ve zorla bir gerçeği dayatma aracı olarak değerlendirilmekte" ifadelerine yer verildi. Bu tür yasadışı eylemlerin bölgesel ve uluslararası barışı ve güvenliği tehdit ettiği ve uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun yanı sıra uluslararası meşruiyete sahip ilgili kararlar ile Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilen danışma görüşü ve geçici tedbirler de dahil uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu ifade edilen bildiride şunlar aktarıldı: İşgalci güç İsrail'in işlediği tüm suçlar, saldırganlık, soykırım, etnik temizlik, yıkım, Gazze Şeridi'nin yasa dışı ablukası, açlığı bir savaş silahı olarak kullanmak, diğer sömürgeci yerleşim politikaları ve yerleşimci terörizmi eylemleri, aşırılıkçı yerleşimcilerin faaliyetleri, arazi müsaderesi, ev yıkımları, Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik tekrarlanan saldırılar ve Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki Filistin topraklarını ilhak etme girişimleri, uluslararası ceza hukuku kapsamında hesap verilmesini gerektiren savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlardır. Bildiride, "işgalci güç" olan İsrail'in 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı'na sunulan davanın önemi ve işgalci güç olan İsrail'in Filistin Devleti'nde işlediği ve işlemeye devam ettiği soykırım eylemlerinden sorumlu tutulmasını sağlamak amacıyla Uluslararası Adalet Divanı'nın danışma görüşüne ilişkin gerekli takip eylemlerinin önemi teyit edildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) eylül ayında yapılacak BM Genel Kurulu toplantıları sırasında İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırıları konusunda özel bir oturum düzenleme çağrısı yer alan bildiride, Güvenlik Konseyi'ndeki İİT üye devletlerinin delegasyonlarının bu konuda Filistin Devleti ile koordinasyon içinde olması gerektiğine dikkat çekildi. İsrail, Gazze'de yaşananlardan tamamen sorumlu Bildiride, "İsrail işgal güçlerinin" Gazze Şeridi'nde gıda tedarik zincirlerinin, su tesislerinin ve tıbbi hizmetlerin tahrip edilmesi dahil olmak üzere sivil altyapıyı kasıtlı ve sistematik olarak hedef alması şiddetle kınanarak, bu durumun kıtlığın patlak vermesine ve insan eliyle yaratılmış bir insani felakete doğrudan katkıda bulunduğu belirtildi. Uluslararası hukuk, adalet ve insan onuru ilkeleri uyarınca acil ve engelsiz insani yardımın sağlanabilmesi için tüm askeri operasyonların derhal durdurulması ve ablukanın tam ve koşulsuz olarak kaldırılmasının talep edildiği bildiride, "işgalci güç olarak İsrail'in" Gazze Şeridi'nde yaşanan "soykırım, eşi görülmemiş insani felaket ve kıtlıktan" tamamen sorumlu olduğu ifade edildi. Bildiride, İsrail'in tüm sınır geçişlerini açması ve Gazze Şeridi'ne yeterli gıda, ilaç ve yakıt dahil olmak üzere insani yardımın engelsiz ve koşulsuz olarak girmesine acilen izin vermesi ve yardım kuruluşları ile uluslararası insani yardım kuruluşlarının, özellikle BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) serbestçe faaliyet gösterebilmesinin talep edilmesinin yanı sıra uluslararası insani hukuk, uluslararası insan hakları hukuku ve ilgili BM kararlarına uyulması talep edildi. Mısır, Katar ve ABD tarafından yürütülen ve esir değişimi için anlaşmaya ulaşmayı amaçlayan acil ve kapsamlı ateşkes çabalarının desteklendiği belirtilen bildiride, bu yaklaşımın acıyı hafifletmek ve nihayetinde İsrail'in saldırganlığını sona erdirmek için çok önemli olduğu ifade edildi. Ayrıca bildiride bu yaklaşımın, yerinden edilen insanların evlerine veya "evlerinden geriye kalanlara" dönmelerini kolaylaştırmasına, "İsrail işgal güçlerinin" Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini sağlamasına ve bölgedeki yardım ve yeniden inşa için Arap-İslam planının uygulanmasına yönelik Kahire'de düzenlenecek yeniden inşa konferansının zeminini hazırlamasına yönelik olduğu kaydedildi. İsrail'in yaklaşımı çözüme ulaşma şansını zedeliyor Bildiride, İsrail'in gerilimi tırmandırıcı bir yaklaşım izlemesinin, acil bir çözüme ulaşma şansını zedelediği ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını daha fazla tehlikeye attığı teyit edilerek, bu tür politikalara son vermek ve İsrail'i daha önce ortaya koyduğu teklifleri ele alan arabuluculara yanıt vermeye mecbur etmek için uluslararası topluma yasal ve insani yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuldu. Ayrıca bildiride, İsrail'in eylemlerinin ve yaklaşımının, bölgeyi istikrarsızlık durumuna sürüklediği, bölgede kapsamlı barışın sağlanmasının temellerine ve şansına zarar verdiği ve bu bağlamdaki girişimlere veya yaklaşımlara zarar verdiği teyit edildi. Uluslararası toplum Gazze'deki kıtlık konusunda harekete geçmeli Bildiride, BM tarafından Gazze'de meydana gelen kıtlık konusunda ilk kez kabul edilen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) hükümlerine sorumlu şekilde yaklaşılmasının önemi ve gerekliliği vurgulandı. Gazze'deki kıtlığın meydana gelmesi suçundan ve sonuçlarından tamamen ve doğrudan İsrail işgalinin sorumlu tutulduğu bildiride, uluslararası topluma derhal eyleme geçmesi ve Gazze Şeridi'ne acil yeterli ve kesintisiz insani ve gıda yardımı sağlanması için tüm uluslararası acil mekanizmaların işlevsel hale getirilmesi çağrısında bulunuldu. Bildiride, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı aç bırakma ve abluka suçlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmesi gerektiği vurgulandı. Gazze Şeridi'nde son zamanlarda gazetecilerin ve medya çalışanlarının öldürülmesi şiddetle kınanan bildiride, bu eylemlerin savaş suçu ve basın özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. "Bu, işgalci güç olan İsrail'in, Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarındaki medya ve medya çalışanlarına karşı sistematik olarak işlediği bir dizi ihlalin parçasıdır" ifadelerine yer verilen bildiride, bu ihlallerin, 238 gazetecinin ölümüne yol açtığı belirtildi. Bildiride, "İsrail, gerçeği gizlemek, günlük suçlarını örtbas etmek ve bu konuların uluslararası kamuoyuna ulaşmasını engellemek amacıyla, uluslararası medya kuruluşlarının ve muhabirlerinin Gazze Şeridi'ne girişini kısıtlamaya devam etmekte" vurgusu yapıldı. İsrail’in tavrı kınandı Bildiride, İsrail'in, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırının başlamasından bu yana neredeyse iki yıl geçmesine rağmen arabulucuların uzlaşma çabalarına yanıt vermeyi reddetmesi ve inatçılığını sürdürmesinin yanı sıra Gazze'deki askeri operasyonları genişletme konusundaki ısrarı ve savaşı sona erdirme çağrılarını görmezden gelmeye devam etmesi kınandı. Bildiride İsrail'in Filistin tarafının kabul etmesine rağmen, arabulucuların son önerisine yanıt vermeyi reddetmesi kınanarak "Bu öneri, rehinelerin ve esirlerin serbest bırakılması, ateşkesin sağlanması ve Gazze'deki insani felaketi gidermek için acil insani yardımın etkin bir şekilde ulaştırılması için önemli ve hayati bir anlaşma ile sonuçlanacaktır" ifadelerine yer verildi. Bildiride, bu önerinin ABD'nin bu konuda daha önce ortaya koyduğu önerilerle uyumlu olduğu kaydedilerek, "Savaşın sona erdirilmesi ve tüm rehinelerin istisnasız olarak serbest bırakılması için zemin hazırlayacaktı" denildi. Bu bağlamda, devam eden savaştan ve barış girişimlerinin kasıtlı olarak göz ardı edilmesinden İsrail'in tamamen sorumlu tutulduğu aktarılan bildiride, bu durumun insani felaketin kötüleşmesine, rehinelerin ve esirlerin devam eden gözaltında tutulmasına ve sivillerin temel insani yardımdan mahrum bırakılmasına yol açtığı kaydedildi. Bildiride, devletlerin, Birleşmiş Milletler (BM) mekanizmalarıyla tam işbirliği içinde ve uluslararası hukuka uygun olarak, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukayı sona erdirmek ve acil ihtiyaç içindeki Filistin halkına insani yardımın ulaşmasını sağlamak için etkili yasal ve pratik önlemleri derhal almasının önemi vurgulandı. İsrail'e karşı etkili önlemler alınması çağrısı Sözde "Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın faaliyetleri de dahil olmak üzere işgalin araçları olarak kullanılan kuruluşların, insani yardımı kısıtlamak veya manipüle etmek için kullanılmasının şiddetle kınandığı bildiride, bunun Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına karşı kıtlık ve soykırımı sürdürmek için İsrail'in kullandığı bir tuzak ve suç aracı olarak görüldüğü ve bu kurumu ve liderlerini soykırım suçuna ortak olarak değerlendirildiği belirtildi. Bildiride, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sözde "Büyük İsrail Vizyonu" ile ilgili "sorumsuz ve küstahça" açıklamalarının en şiddetli şekilde kınandığı belirtilirken, "Bu açıklamalar, devletlerin egemenliğine karşı aşırıcı söylemlerin, kışkırtmanın ve saldırganlığın bir uzantısıdır ve uluslararası hukuku ve BM Şartını ihlal etmektedir. Bunlar, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit etmekte" ifadeleri kullanıldı. "Bu açıklamaların işgalci güç olarak İsrail'in uluslararası yükümlülüklerinden kaçınmak, Filistin halkının meşru haklarını reddetmeye ve ihlal etmeye devam etmek ve işgal altındaki Filistin topraklarını ilhak etmek için yaptığı çabaların bir parçasıdır." denilen bildiride, bu eylemlerin bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar üzerinde yaratabileceği olası etkiler konusunda uyarıda bulunuldu. Bildiride, "İşgal altındaki Kudüs'ün sözde E1 bölgesinde" 3 bin 400 adet yasa dışı yerleşim biriminin yakın zamanda onaylanması şiddetle kınanarak, bunun işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik yasa dışı bir girişim olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu eylemin, iki devletli çözümün olasılığını zayıflattığı vurgulanan bildiride, uluslararası hukuk, BM kararları ve Uluslararası Adalet Divanı'nın ilgili danışma görüşü uyarınca yasadışı kabul edilen İsrail işgali ve sömürge yerleşimlerinin sona erdirilmesi için çalışmanın gerekli olduğunun altı çizildi. Bildiride, "işgal altındaki Kudüs" de dahil olmak üzere Batı Şeria'da İsrail işgal güçlerinin koruması altındaki aşırılıkçı yerleşimcilerin terör faaliyetlerinin tırmanmasının tehlikesine karşı uyarıda bulunularak, yerleşimcileri suçlarından sorumlu tutmak için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulandı. Tüm devletleri, İsrail’in Filistin halkına yönelik eylemlerini sürdürmesini engellemek amacıyla mümkün olan tüm hukuki ve etkili önlemleri almaya çağıran bildiride, buna, İsrail'in cezasız kalmasını sona erdirme çabalarını destekleme, ihlal ve suçlarından sorumlu tutma, yaptırımlar uygulama, silah, mühimmat ve çift kullanımlı malzemeler dahil askeri malzemelerin tedarikini, transferini veya geçişini askıya alma, diplomatik ve ekonomik ilişkileri gözden geçirme ve İsrail'e karşı hukuki girişimlerde bulunmanın dahil olduğu vurgulandı. İsrail'in üyelik şartlarını açıkça ihlal etmesi ve BM kararlarını sürekli olarak göz ardı etmesi göz önüne alındığında, İsrail'in BM üyeliğinin BM Şartı ile uyumlu olup olmadığını daha ayrıntılı olarak incelemeleri konusunda İİT ülkelerinin teşvik edildiği bildiride, İsrail'in BM üyeliğinin askıya alınması hususunda çabaların koordine edilmesi gerektiği belirtildi. Bildiride, İİT'ye üye olmayan ülkeler ve bölgesel uluslararası örgütler için, İİT Grubu kurulmasına ilişkin 51/9L.O. sayılı karar göz önünde bulundurularak, İİT Grubunun, Filistin meselesine ilişkin İslam Zirvesi ve Dışişleri Bakanları Konseyi kararları uyarınca kendisine tevdi edilen görevlerin uygulanmasına yönelik çabaların sürdürülmesi hususunda görevlendirileceği belirtildi. AA İİT Filistin İİT Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı ortak bildirisinde, BM Genel Kurulu toplantıları sırasında İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırıları konusunda özel bir oturum düzenleme çağrısı yer aldı Pazartesi, Ağustos 25, 2025 - 16:15 Main image: <p>Cidde'deki İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Merkezi / Fotoğraf: İİT internet sitesi</p> Dünya Type: news SEO Title: İİT bildirisi: Uluslararası toplum Gazze'deki kıtlık konusunda harekete geçmeli copyright Independentturkish:

Düzce'de akılalmaz olay! Ev sahibi şaşkın: Doğaüstü olaylara inanmaya başladım

Düzce'de akılalmaz olay! Ev sahibi şaşkın: Doğaüstü olaylara inanmaya başladım

Bolu Dağı mevkisinde bulunan Yeşiltepe köyünde 5 kişilik Kıyak ailesinin yaşadığı evde, 19 Ağustos'ta gece saatlerinde yangın çıktı. Yangın, evdekilerin müdahalesiyle büyümeden söndürüldü. Bu tarihten 24 Ağustos'a kadar, evde 3 farklı yangın daha çıktı. 5 gün içerisindeki 4 yangında evin duvarı, gardırobunun içerisi ve 2 bazanın kenarı yandı. Aile, söz konusu yangınları kendi imkanları ile söndürdü. İnceleme yapan elektrik dağıtım şirketi, itfaiye ve jandarma ekipleri ise yangının çıkış nedenini belirleyemedi. Kıyak ailesinin 2020 yılında çıkış nedeni belirlenemeyen yangında evlerinin yandığı, 2 yıl sonra da mevcut konuma yeni ev yaptıkları öğrenildi. 'YANACAK HİÇBİR ŞEY YOK' Ev sahibi Kadir Kıyak, "Geçen salı akşamı 3,5-4 arası kendi bazamın yandığını gördüm ve söndürdüm. Ondan 2-3 gün sonra tekrar işten geldim, saat 9-10 arası. Odanın yandığını gördüm. Çocukların bağırmasına çıktım. Bunu söndürdük, tekrar dışarı çıktık, sabahladık. Sabah odadaki diğer baza yandı. Bunların bulunduğu yerde hiç yanacak bir şey de yok, elektrik de yok. Yanacak hiçbir şey yok" dedi. 'DIŞARIDA KALIYORUM' Sokakta kaldıklarını belirten Kıyak, "Elektrik dağıtım şirketi ekiplerine bildirdik, jandarmaya bildirdik, itfaiye geldi. Hepsi inceledi bu evi. Elektrikte veya başka bir yerde hiçbir şey yok. Sadece kendiliğinden yanıyor. Şu anda zaten mağdur durumdayım. Dışarıda kalıyorum. Eşyalarım dışarıda, boşalttık ve zaten bir kısmı kullanılmaz halde. Bütün yetkililerin yardımcı olmasını istiyorum" diye konuştu. Kıyak, yaşananlardan sonra doğaüstü olaylara inanmaya başladığını belirterek, "Ben mesela bazı şeylere inanmazdım ama bu süreçten sonra inanmaya başladım. Bazı şeylere inanmazdım" dedi. (DHA)