Bir öğün 30 TL 2’ncisi 215 TL

Bir öğün 30 TL 2’ncisi 215 TL

Kübra Köklü - Üniversitelerde ikinci dönemin başlamasıyla bazı kampüslerde yemekhaneler zamlı ücretlerle açıldı. Devlet üniversitelerinde bir öğün yemeğin maliyeti 25 TL ile 60 TL arasında değişiyor. Ancak bir öğrenci ikinci kez yemek isterse ücretleri 6 kata kadar aratabiliyor. Örneğin Kırklareli Üniversitesi’nde de ilk öğün 30 TL. Ancak ikinci öğün yüzde 617 zamla 215 TL oldu. Uşak Üniversitesi’nde ilk öğün için 35 TL istenirken, ikinci ve üçüncü öğün için ise yüzde 328 zamla 150 TL isteniyor. Akdeniz Üniversitesi’nde ilk öğün 55 TL’yken 2. öğün yemek 85 TL’ye, Türk-Alman Üniversitesi’nde ise 45 TL’den 140 TL’ye çıkıyor. Pamukkale Üniversitesi’nde ilk öğün 25 TL, ikinci öğün 150 TL’yken Giresun Üniversitesi’nde de bir öğün 25 TL, ikinci ya da üçüncü öğün ise 50 TL. Boğaziçi’nde kahvaltı 50 TL Boğaziçi Üniversitesi’nden güz döneminden bu yana kahvaltı öğününe yüzde 25 zam yapılarak 50 TL oldu. Öğle ve akşam yemeklerine yüzde 20 zam yapılarak 60 TL’ye yükseldi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da ise yemek ücreti 65 TL’ye çıkarıldı. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde lisans ve ön lisans öğrencileri için yemek ücreti 50 TL, yüksek lisans ve doktora öğrencileri için yemek ücreti 60 TL oldu. Üsküdar Üniversitesi’nde 190 TL olan yemek ücreti 245 TL’ye çıkarıldı. Bilkent’te yapılan zamla birlikte kahvaltı 113 TL, dört çeşit akşam yemeği 226 TL oldu. Rezervasyon şart Bazı üniversitelerde ise rezervasyon uygulaması şartı bulunuyor. Bazılarında 1 hafta önceden rezervasyon alırken bazılarında 1 gün önce yapılması yeterli oluyor. Öğrenci rezervasyon yaptırmadığı takdirde ücretler artıyor. Örneğin Amasya Üniversitesi’nde rezervasyonlu yemek 40 TL’yken rezervasyonsuz yemek 100 TL’ye çıkıyor. Hitit Üniversitesi’nde 40 TL’den 60 TL’ye, Harran Üniversitesi’nde ise 30 TL’den 50 TL’ye çıkıyor. Dışarıda yemek 350 TL Dışarıda yemek isteyen bir öğrencinin öğün başına ortalama 300-350 TL’yi gözden çıkarması gerekiyor. Üniversitelerde ise yemekhane hizmeti, devlet ve üniversite bütçelerinden yapılan sübvansiyon sayesinde çok daha düşük ücretlerle sunuluyor. Böylelikle zamlara rağmen üniversitelerdeki yemek ücretleri, piyasaya göre düşük kalıyor. Örneğin, yemeğin normal fiyatı 275,44 TL olsa da üniversite 210,44 TL’sini karşılayarak öğrencinin ödeyeceği tutarı 65 TL’ye düşürüyor. Bu ücretlere çorba, ana yemek, pilav ya da makarna ve tatlı dahil ediliyor. Bazı üniversiteler sabah, öğle ve akşam yemeği hizmeti verirken, bazıları ise öğle yemeğiyle sınırlı kalabiliyor.

Miçotakis: Gerilimsiz ve işlevsel bir ilişki istiyoruz

Miçotakis: Gerilimsiz ve işlevsel bir ilişki istiyoruz

Haftalık toplantısında gazetecilere Ankara ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Miçotakis, iki ülke arasındaki ayrılıkların sürdüğünü ancak bu konuların artık gerginlik oluşturmadan dile getirildiğini ifade etti. Miçotakis, görüşmelerde açık iletişim kanallarının kullanıldığını ve uluslararası hukuka bağlılık ilkesinin esas alındığını vurgularken “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bizi birbirimize yaklaştıran ve ayıran noktalar hakkında samimi ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Anlaşmazlıklarımız gerçek ve önemli. Bunları küçümsemiyoruz” ifadelerini kullandı. Erdoğan ile aynı çizgide olduğunu kaydeden Yunanistan Başbakanı, “Özgüvenle ve uluslararası hukuka sürekli atıfta bulunarak görüşlerimizi vurgulayabiliyoruz. Yunanistan ne gerginlik ne de atalet arıyor. Türkiye ile ulusal çıkarlara odaklanmış, gerilimsiz, normal ve işlevsel bir ilişki istiyoruz” açıklamasını yaptı.

CHP, Dede’nin ihracını istedi

CHP, Dede’nin ihracını istedi

Mehtap Gökdemir - Parti Sözcüsü Zeynel Emre, MYK gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “çocuğa karşı cinsel taciz” suçundan tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Giresun’un Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’nasevk edildiğini açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Benim kapım herkese açıktır” açıklaması hatırlatılarak “CHP’nin kendisine bir ziyareti olacak mı?” sorusu da yöneltilen Emre, “Bunlar bizim kurullarımızda karara bağlanması gereken konular. Büyük hukuksuzluk ortadayken nasıl bir ilişki yürüyecek bunu kestirmek çok güç” dedi. CHP, ‘Katlanmak Zorunda Değilsiniz’ sloganıyla yeni üye kampanyasını da geçtiğimiz hafta başlattı. Üç aylık bir kampanya yürüteceklerini belirten parti kurmayları, amacın yalnızca yeni üye kazanmak olmadığını vurgulayarak, “Her hafta farklı bir tema işlenecek. Yaşanan sorunlara dikkat çekme, vatandaşı bilgilendirme de var”derken, bu haftaki temanın “yoksulluk” olduğunu bildirdiler. Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu arasında gerginlik olduğu iddiaları için “dedikodudan ibaret” ifadesini kullanan parti kurmayları, belediye başkanlarının istifası konusunda da “Kitle partisinde ve iktidara giden partilerde bazı ayrılışların yaşanması normaldir. İktidara giderken toplumun bütün unsurları yanında olmaya başlar ve bunların arasında ayrılanlar olur arada” görüşünü dile getiriyor. ‘Sahtecilik’te ‘iptal’ davası beklenecek Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, “lisans diplomasıyla ilgili evraktasahtecilik” yaptığı iddiasıyla yargılandığı davanın dünkü duruşması Silivri 2 No’lu duruşma salonunda görüldü. İmamoğlu savunmasında “İki celseden sonra hakimi değiştirilen, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğibir uygulamayla dördüncü duruşma için buradayım. Seçimlerden ölümüne korkan bu iktidar, beni seçimlerde rakip görmek istemediği için buradayım” dedi. Savcı, diplomanın iptali için açılan davanın sonucunun kesinleşmesinin beklenmesini talep etti. Hakim de o davadaki kararınkesinleşmesinin beklenmesine karar verdi. Duruşma 6 Temmuz’a ertelendi. / DHA

Kritik hafta hareketli başladı

Kritik hafta hareketli başladı

TBMM süreç komisyonu bünyesindeki yazım ekibi Kurtulmuş başkanlığında bir kez daha toplandı. Toplantı öncesinde MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, DEM Parti’nin Umut Hakkıyla ilgili talebi konusunda “Umut hakkı başlık olarak olmasa da AİHM kararları üzerinden içerik olacak” dedi. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de “Bu konuda herkesin aklının berrak olması gerekir. Bir kişi ya da bir grup için bir düzenleme veya öneri olmayacak ama ceza infaz sistemindeki sorunlar, eksiklikler, evrensel hukuka uygun kimi düzenlemeler elbette önerilecektir” diye konuştu. Sarı zarfta sunuldu TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te grubu bulunmayan komisyon üyesi siyasi parti temsilcileriyle görüşerek sürece ilişkin bilgi verdi. Kurtulmuş, komisyon üyelerine taslak raporu sarı zarf içinde sundu. Komisyonun 19 Şubat Perşembe günü öncesi toplanmasının planlandığı bildirilirken,yarın raporun oylanmasıve ardından da TBMM Genel Kurulu gündemine sunulması bekleniyor. Rapordaki detaylar Taslak raporun çerçevesi de netleşti. Yedi temel başlıktan oluşan raporun ilk beş bölümünde “Terörsüz Türkiye” hedefi anlatılıyor. Kürt meselesi ifadesinin yer almadığı raporda, “Terör”, “Terör örgütü” ve “Terörün tahribatı” gibi vurgular dile getiriliyor. Taslakta, PKK’nın silah bırakmasının fiilen kesinleşmesi ve bunun yürütme organı tarafından tespit edilmesi şartına bağlanıyor. Düzenlemelerin “Cezasızlık” ya da “Af” algısı yaratmaması için adli süreçlerin işletileceğine de vurgu yapılırken, umut hakkı ifadesi açıkça bulunmuyor. Yine taslakta “Yargının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyumunun güçlendirilmesi, infaz eşitliği, düşünce ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki engellerin kaldırılması” öneriliyor. ‘Doğuştan gelen haklar’ Raporda, ana dil ve eşit vatandaşlık başlıkları doğrudan anılmasa da “doğuştan gelen haklar” vurgusuyla mevzuattaki sınırlamaların gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Kayyım uygulamalarına ilişkin ise görevden alma halinde belediye başkanının yerine seçimin belediye meclisi iradesiyle yapılması öneriliyor.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ramazan etkinlikleri

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ramazan etkinlikleri

Çocuklara özel eğlenceli parkurlar, atölye çalışmaları ve TRT Çocuk müzikallerinden, konserler, söyleşiler, kitap fuarı ve imza günlerine kadar geniş bir içerik ziyaretçileri bekliyor. Katılmak isteyenler “kulliyederamazan.com” adresinden ve “Külliyede Ramazan” sosyal medya hesaplarından etkinlik takvimine ulaşabilecek. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan paylaşımda da “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirilen Külliye’de Ramazan, çocuklarımızın neşe dolu seslerine ve gençlerimizin ufkunu açacak etkinliklere kapılarını aralıyor” denildi. / ANKARA Milliyet

Cemre 20 Şubat’ta çevreye düşecek

Cemre 20 Şubat’ta çevreye düşecek

MELTEM GÜNEŞ / Ankara - Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Gökgöz, Milliyet’e yaptığı değerlendirmede, tanıtım programını özellikle cemrenin havaya düştüğü tarihe denk getirdiklerini söyleyerek, çevreyle ilgili tüm konularda sahada olacaklarını anlattı. Sıfır atık eve girmeli Oksijen seviyesini yükseltmesi nedeniyle “denizlerin akciğeri” olarak bilinen deniz çayırlarına yönelik projelerine ilişkin Gökgöz, “Denizde işlem yapmak hem maliyetli hem zor. Ama biz sürdürülebilir bir gelecek için elimizden geleni yapıyoruz. Bu alana ilgi duyan gönüllülerimizi öncelikle dalgıç yapıyoruz, sertifika almalarını sağlıyoruz” dedi. Gökgöz, şunları dedi:“İklim değişikliğinde toplumun bilinçlendirilmesini önemsiyoruz. 30-50 yıl önce su olmayacak diyorduk. Sıfır Atık konusunun özellikle evde başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Ev hanımlarına yönelik bilinçlendirme faaliyetleri yapacağız.” ‘Türkiye somut adımlar atıyor’ Gökgöz, Birleşmiş Milletler’in İklim Zirvesi COP31’in Türkiye’de yapılmasını da değerlendirerek, “Ev sahipliğimiz büyük avantaj. Türkiye bu alanda Sayın Emine Erdoğan’ın başlattığı programlarla her zaman en çok somut adımları atan bir ülke olmuştur. Sıfır Atık Vakfı ile de stratejik adımlar atılıyor. COP31 için biz de çalışmalarımıza başlıyoruz. Gençlerin katılımını sağlayacağız. Oturumlar belli olduğunda da COP31’in göbeğinde olmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı. Gökgöz, Afet Ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile yapılacak iş birliğiyle arama kurtarma ekipleri yetiştireceklerini de sözlerine ekledi.

Bir ay önce evlendi ölümden döndü

Bir ay önce evlendi ölümden döndü

Sarıkaya, evlendiği eşi tarafından defalarca ağır şekilde darbedildiğini, başının yarıldığını ve gözlerinin morardığını belirtti. Şiddet nedeniyle tutuklanan eşinin, cezaevine gönderilirken bile kendisine baskı yaptığını anlatan Sarıkaya, “Bana ‘Gel şikayetinden vazgeç. Boşuna bir ay içeride yatmayayım’ dedi. İçeride bir ay kalacağından çok emin” dedi. ‘Çok korkuyorum’ Sarıkaya, eşinin tutuklanmasının ardından da tehditlerin bitmediğini, bu kez eşinin ailesinin devreye girdiğini öne sürdü. Şikayetini geri çekmesi için baskı gördüğünü ifade eden kadın, özellikle ilk evliliğinden olan çocukları üzerinden tehdit edildiğini iddia ederek, “Şikayetimi çekmezsem çocuklarıma zarar vereceklerini söylüyorlar. Eşim de bana şiddet uyguladığında aileme de zarar vermekle tehdit etti. Ailemin son anda müdahale etmesiyle şu an hayattayım” diye konuştu. En büyük korkusunun eşinin kısa sürede serbest kalması olduğunu vurgulayan Sarıkaya, “Cezaevinden çıkarsa ne yapacağını bilmiyorum. Çok korkuyorum” dedi.

Çocukların ‘mafya’ özentisi tepki çekti

Çocukların ‘mafya’ özentisi tepki çekti

Kendilerini Avcılar Meydanı’nda “her zaman hazır” olarak tanımlayan çocuklar, şu ifadeleri kullandı “Her zaman buradayız, Avcılar meydandayız ağabey” Bir başka çocuk ise, kavga ya da tehdit durumlarında kendilerine ulaşılabileceğini söyleyerek şöyle konuştu: “Bir kavgası olursa, sıkıntısı olursa, milletten korkarsa bizi arayabilirler. Biz yardım edebiliriz.” Çocuklardan biri suç jargonunu çağrıştıran ifadelerle, “Mekâna çökme, çek senet… Biz çözeriz ağabey, sıkıntı yok” dedi. Röportaj sırasında çocuklardan biri kendisini çevrede tanınan bir figür olarak göstererek, “Sorun bakalım burayı Avcılar’ın ablası kim diye?” ifadelerini kullandı. Görüntünün ardından çocukların yaşlarından büyük gösteren makyajları ve giyim tarzları da sosyal medyada büyük tepki topladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, röportaj sırasında “suçu ve suçluyu övücü konuşma yaptığı” belirlenen 18 yaşından küçük 4 kişiyi gözaltına aldı.

Gökten çamur yağdı oto yıkamacılar doldu

Gökten çamur yağdı oto yıkamacılar doldu

Bahar havasının ardından önceki akşam birçok ilde başlayan fırtına ise uğradığı yerleri adeta yıktı geçti. İstanbul dahil birçok ilde çatılar uçtu, ağaçlar devrildi. Dün ise Sahra Çölü üzerinden gelen toz taşınımı bazı illerde adeta gökten çamur yağmasına neden oldu. Rüzgarla birlikte gelen toz taşınımının ardından yağan yağmur araçların üzerini çamurla kaplarken, bazı illerde vatandaşların üzerine giydiği montlarda bile çamur izleri görüldü. Araç sahipleri soluğu oto yıkamacılarda aldı. ‘Saça faydası var’ Toz taşınımının yağmurla birleşince otomobillerin üzerinde çamur tabakası birikmesine neden olduğunu belirten CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, “Araçlara bir zarara yok, kirletir yıkatmak gerekiyor. İki gündür toz taşınımı Marmara Bölgesi’nde vardı, bugünden itibaren gidiyor. Afrika Sahra Çölü’nden gelen toz taşınımı demir bileşeni içeriyor. Bu esasında toprak için çok faydalıdır, gübre görevi yapar, zararı yok. İnsanlar için de zararı yok, saçlarına çamurlu yağmur deysin faydası var” diye konuştu. ‘İstanbul’a kar yağabilir’ Sıcak hava dalgasının yerini soğuk havaya bıracağını belirten Prof. Dr. Şen, “İstanbul’da çarşamba günü 7-8 derece kadar sıcaklık düşecek belki yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur yapabilir ama garanti yok. Cumartesi günü İstanbul’a kar yağabilir, pazar günü sabahına da sarkabilir” dedi.

Soygunun arkasından çete çıktı

Soygunun arkasından çete çıktı

FERİT ZENGİN - İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bulunan bir sitede iddiaya göre, sitede yaşayan ve Kapalıçarşı’da döviz bürosu işleten Bilal Durmaz, iş yerinden aldığı 30 milyon doları yaşadığı sitenin otoparkında bulunan 2 araca çuvallarla koydu. 2 aracının bagajında 10 çuval içerisinde sakladığı 30 milyon dolarının, araçların camlarının ve bagaj kapaklarının kırılarak çalındığı yönünde yaptığı suç duyurusuyla başlatılan soruşturmada, sitedeki ve bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen polis, olaydan 48 saat sonra 3 ilde düzenlediği operasyonlarla soygunu gerçekleştirdiği belirlenen aralarında çete elebaşları Kemal Kırmızıdemir ile Ömer Faruk Savaşçı’nın bulunduğu 7 şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı. Emanetçinin oğlu Olaya ilişkin yürütülen soruşturmada ihbarı yapan Bilal Durmaz’ın, İBB’ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı ‘emanetçi’ olarak geçen Taç Döviz’in sahibi Atilla Durmaz’ın oğlu olduğu belirlendi. 15 dakikada soygun Emniyet kaynaklarından alınan bilgilere göre çetenin, soygun günü plaka güvenlik sistemine kayıtlı bir aracın taklit plakasını takarak kendi araçlarıyla girdikleri belirlendi. Otoparkta 15 dakika içerisinde 2 aracın bagajlarında bulunan 300 kilo ağırlığındaki 10 çuval parayı kendi araçlarına yükleyerek kaçtılar. Güvenlik kamera görüntüleri ve PTS kayıtlarından kaçış izleri tespit edilen çete elebaşı Kırmızıdemir ile çete mensuplarının bir kısmı İstanbul’daki adreslerinde yakalandı. Paranın büyük bir kısmıyla kaçan diğer çete mensupları ise Kocaeli ve Antalya’da saklandıkları adreslerde yakalanıp gözaltına alındı. 4 güvenlik gözaltında İstanbul’da kaldığı siteye yapılan baskınla gözaltına alınan ve adresinde yapılan aramalarda, çalınan 30 milyon doların 1 milyon 670 bin doları bulunup ele konan çete elebaşı Kırmızıdemir’in polise ifade vermek istemeyen eşinin de gözaltına alındığı öğrenildi. Operasyon sonrasında, kaldığı sitenin güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, kamera kayıtlarının olayın yaşandığı günki bölümlerinin silindiğini tespit etti. Ekipler sitenin 4 güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Suç makinesi çete Önceden çalışılmış bir organizasyonla soygunu 15 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirdiği belirlenen 7 kişilik çetenin içerisinde dolandırıcılıktan hırsızlığa, uyuşturucu satıcılığında kara para aklama ve yaralamaya kadar farklı suç kayıtlarına sahip şüpheliler bulunuyor. Çetenin soygun öncesi yaptığı planın yanı sıra soygun sonrası parayı nasıl sisteme sokacağına dair de planlar yaptığı da tespit edildi. ‘Bankayla çalışamıyorum’ Soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, soygun soruşturmasının yanısıra kara para aklama soruşturmasının da eklendiği olayla ilgili olarak önceki gün ikinci defa ifadesine başvurulan Bilal Durmaz İstanbul Mali Şube’de verdiği ifadesinde, “Ailem hakkında devam eden soruşturma sebebiyle bankalar hesap açılışlarına ve işlemlere kısıtlama getirdi; bu yüzden bankalar ile hiçbir şekilde çalışmam mümkün olmamıştır. Döviz firmamı kısa süre önce taşıdım ve yeni dükkanımda tadilat vardı. Bu paranın bir kısmı bankadan çektiğim paradır; bir kısmı ise 2025 yılı Kasım ayında Büyükçekmece’deki lüks sitemdeki evimi 1.5 milyon dolara satmamdan gelmektedir” dedi. 2 kilo altını 4 ayda çalmış Kocaeli Adliyesi bünyesindeki adli emanet deposunda görev yapan tutuklu yardımcı personel B.B.’nin, geçen yıl zimmetine geçirdiği altın ve dövizlerin, yaklaşık 2 kilo altın ile 6 bin 400 dolar olduğu ortaya çıktı. Hırsızlıkla ilgili yeni detaylara da ulaşıldı. Soruşturma dosyası kapsamında bulunan delil poşeti içerisindeki emanetlerin 3.5-4 aylık sürede çalındığı, B.B.’nin sayım yapılacağının söylenmesi üzerine işe gelmediği öğrenildi. / DHA

‘Kara’ emekli oldu

‘Kara’ emekli oldu

Didem Seymen - Türkiye’de görme engelli bireylerin bağımsız yaşam mücadelesinde bir dönüm noktası olan Türkiye’nin ilk lisanslı rehber köpeği Kara, 9.5 yıllık görev süresinin ardından 11 yaşında emekliye ayrıldı. Düzenlenen törenle görev tasmasını çıkaran Kara, yalnızca bir yol arkadaşı değil, erişilebilirlik hakkının ve toplumsal farkındalığın sembolü oldu. İngiltere’de eğitim gören 2015 Ankara doğumlu Kara, Avukat Nurdeniz Tunçer ile eşleştirildikten sonra Türkiye’de aktif görevine başladı. Yolları aydınlattı 2016’dan itibaren toplu taşıma araçlarına binen ve kamusal alanlara giren ilk rehber köpek olan Kara, mahkeme salonlarından maratonlara pek çok platformda yer aldı. Kara’nın açtığı yol, rehber köpek eğitimine katkı sağladı. Nurdeniz Tunçer’in kurduğu Rehber Köpekler Derneği’nde eğitim ve eşleştirme süreçleri daha profesyonel bir yapıya kavuştu. Bu alandaki önemli isimlerden biri de Türkiye’nin ilk ve tek rehber köpek eğiticisi Burcu Bora. Türkiye’de 8 rehber köpek var.

Rubio: İran’la anlaşmak zor olacak

Rubio: İran’la anlaşmak zor olacak

Rubio, Macaristan’da Başbakan Viktor Orban ile düzenlenen ortak basın toplantısında gelen sorulara karşılık, Tahran’la anlaşmanın zorluğuna değindi, “İran nihayetinde Şii din adamları tarafından yönetiliyor ve kararlar da Şii din adamları, radikal Şii din adamları tarafından belirleniyor. Bu kişiler politika kararlarını tamamen teoloji temelinde alıyor” diye konuştu. Destek iddiası Bu arada ABD basınında yer alan haberlerde, Başkan Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya, anlaşma sağlanamaması halinde İran’ın balistik füze programına yönelik düzenleyeceği muhtemel saldırıları destekleyeceğini söylediği öne sürüldü.

‘Netanyahu, Trump’ı dikkate almadı’

‘Netanyahu, Trump’ı dikkate almadı’

Asena Yatağan - Türkiye, bu kararı sert biçimde kınarken, uzmanlar, gelişmeye ilişkin Milliyet’e şu değerlendirmeleri yaptı: ‘Her şey 19 Şubat’ta netleşecek’ (Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç) “Son dönemde İsrail ile ABD arasında gerek Gazze gerekse Suriye konusunda ciddi ayrışmalar var. Trump başkanlığı aldığı günden beri Netanyahu’yla 7 kez görüştü. Bu görüşmelerin sıklığı bile bazı mevzularda anlaşamadıklarını gösteriyor. ABD Gazze’de artık tek başına söz sahibi olduğunu, bölgenin yeniden şekillenmesi ve gelişmesi konusunda İsrail’in söz hakkı olmadığını belirtiyor. Batı Şeria da, ABD-İsrail arasındaki ayrışmanın en temel noktası. Bundan sonra Orta Doğu’da İsrail’in mi patron olacağı yoksa ABD’nin mi direksiyonda olacağı belirlenecek. 19 Şubat’taki toplantıyla bunun netleşeceğini görüyoruz. İsrail artık yapıp ettiklerinin etkisini göremiyor; jeopolitiği doğru okuyamıyor. Çünkü tüm dünyada ciddi bir İsrail nefreti oluşmuş durumda ve bu süreç bu nefreti daha da artırıyor. ‘Kurtulmak istiyor’ İsrail, Orta Doğu’yu kendisine göre yeniden inşa etme çabasına girmiş durumda... İsrail, çıkarları için ABD’yi kullanmaya çalışıyor. Ama ABD’de ‘America First’ diyen bir tayfa var ve Trump da bu çizgide. İsrail’in Amerikan politikasını kendi lehine manipüle etmesini önlemeye çalışıyorlar.İsrail bu kararları alırken Siyonist lobiye aşırı güveniyor ve Amerikan siyaseti tamamen arkasında gibi davranıyor. Ben böyle olmadığını, Trump’ın gelinen noktada İsrail’den ve Netanyahu’dan kurtulmak istediğini, Gazze’yi ve Batı Şeria’yı önemli bir gerekçe olarak kullanacağını düşünüyorum. ‘Bu ne perhiz...’ (Emekli Büyükelçi Uluç Özülker) “Netanyahu, ABD’ye gittiğinde Trump’tan arzu ettiği cevabı alamadı. Hatta biraz azarlandığını söyleyenler de var. Trump bu toplantıya epey zamandır çalıştı ama başarılı olur mu onu zaman gösterecek. Çünkü iki önemli faktör var: Silahları topyekün bırakacak, barış olacak noktaya henüz Trump’ın dilediği şekilde gidilmedi. 19 Şubat’ta toplanılacak ama hangi taleple ortaya çıkacakları da net değil. Bir terslik yaratabilecek gelişme de Kudüs ve Batı Şeria ile ilgili İsrail’in attığı adım. Trump Gazze’de bir şeyler yapmaya çalışırken, İsrail Batı Şeria topraklarını kendi topraklarına katacak adımlar atıyor. Yani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu... Gazze konusunda Trump bir şey yapıyor ama İsrail’i kontrol altına alabildiğini gösteren açık bir durum yok. İsrail bugüne kadar ABD desteğiyle ayakta duran istilacı güç olarak bu çizgiyi terk etmemek, daha da perçinleyip ileri götürmek istiyor... ‘Ben yaparım, ABD benim üzerime gelemez’ politikasını sürdürüyor. Bunun gerçek tarafı da var. ABD’deki Yahudiler lobi olarak ayağa kalkmış durumda, evangelistler de inanç sistemi olarak İsrail’in yanında. Trump’ın Netanyahu’yu yola getirecek şekilde baskıyı artıracak kabiliyet ve güce sahip olduğunu çok net görmüyoruz.”

Tepkiler artıyor

Tepkiler artıyor

İsrail hükümetinin, aşırı sağcı kabine üyeleri tarafından sunulan, uluslararası hukuka göre işgal altındaki Batı Şeria’da tek taraflı “arazi kayıt süreci” başlatarak Filistinlilerin topraklarının gasbedilmesini “resmi hale getirecek” kararı onaylamasının yankıları sürüyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, onaylanan kararın, “yasal anlaşmazlıkların çözümü için hakların şeffaf ve kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını” sağlayacağını iddia etmişti. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ilhakın yasa dışı olduğunun altını çizerek İsrail hükümetine, işgal altındaki Batı Şeria’daki C bölgesindeki yeni kararlarından geri dönmesi çağrısında bulundu. AB Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, “İsrail’in C bölgesinde yeni adımlar atma kararı Birleşmiş Milletler’in kararları ve iki devletli çözüme aykırı” ifadesini kullandı. El Anouni, AB’nin, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki egemenliğini tanımadığını anımsatarak, “İlhak uluslararası hukuka aykırıdır ve İsrail’e, kararından geri dönmesi çağrısında bulunuyoruz” dedi. Barış tehlikede Türkiye’nin yanı sıra bazı Arap ülkeleri de karara sert tepki gösterdi. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Mısır ve Ürdün, bu hamlenin uluslararası kanun çerçevesinde “yasadışı” olduğunu vurgularken, barış çabalarına darbe vuracağı ifade edildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, kararın, “işgal edilmiş Batı Şeria topraklarında yeni bir yasal ve yönetimsel gerçeklik dayatma” anlamına geldiğini ifade ederken, barış ve istikrar çabalarını baltalayacağı vurgulandı. İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliği bulunmadığı yinelenen açıklamada, uluslararası hukuku ağır biçimde ihlal eden bu tür uygulamaların iki devletli çözümü zayıflattığı aktarıldı. Mısır hükümeti, bunu “işgal altındaki Filistin toprakları üzerindeki İsrail kontrolünü pekiştirmeyi amaçlayan tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirirken, Katar Dışişleri Bakanlığı da, “Batı Şeria topraklarının sözde ‘devlet mülkiyeti’ne dönüştürülmesi kararını” kınadı, bunun “Filistin halkını haklarından mahrum bırakacağını” söyledi. Mamdani’den sert karar New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin göreve başlamasının ardından, İsrail’e sınır gözetleme amaçlı İHA ve dron sağladığı belirtilen “Easy Aerial” adlı şirketin, belediyeye ait Brooklyn Donanma Tersanesi’ndeki faaliyetlerine son verildiği bildirildi. “New York Post” gazetesinin haberine göre, Mamdani’nin gelişinden yaklaşık 6 hafta sonra, sanayi kompleksini yöneten Brooklyn Donanma Tersanesi Geliştirme Şirketi (BNYDC), dron üreticisi Easy Aerial ile kira sözleşmesini uzatmama kararı aldı. Şirketin tersaneden ayrıldığı belirtiliyor. Trump karşıydı ABD Başkanı Trump, 11 Şubat’taki açıklamasında İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’yı ilhak etmeye yönelik adımlarına karşı olduğunu kaydederek, “Ben ilhakı desteklemiyorum. Şu anda düşünmemiz gereken yeterince şey var” demişti. ABD, İsrail’in bundan önceki benzer girişimlerini de, Trump’ın Gazze barış planını baltalayacağı gerekçesiyle eleştirmiş, hatta geri çekilmesini sağlamıştı. Nitekim, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, geçtiğimiz yıl Ekim ayında İsrail parlamentosunda (Knesset) işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakına ilişkin yapılan sembolik oylamayı eleştirerek, bunun Trump yönetiminin politikalarına aykırı bir “hakaret” olduğunu belirtmişti. Mescid-i Aksa İmamı gözaltında İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te Mescid-i Aksa İmamı Muhammed Ali Abbasi’yi gözaltına aldı. Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yer alan habere göre, İsrail polisi Mescid-i Aksa’nın avlusuna baskın düzenleyerek Aksa İmamı Abbasi’yi gözaltına aldı. İsrail polisi, gözaltı için herhangi bir gerekçe göstermedi. / AA ‘Asla kabul edilemez’ İsrail’in Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarıyla ilgili “arazi kayıt süreci” kararına, Dışişleri Bakanlığı’nın ardından siyasiler de tepki gösterdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşim faaliyetlerini genişletme ve egemenlik dayatma yönündeki kararı asla kabul edilemez. Bu adım, uluslararası hukuka, adalete ve insan onuruna açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Hukuksuz yerleşimler ve toprak gaspı, bölgede barış umutlarını zedelemekte ve iki devletli çözüm perspektifini aşındırmaktadır” dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’ya dönük attığı son adımın, soykırım siyasetinin yeni bir aşaması olduğuna işaret etti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise, İsrail hükûmetinin attığı adımın, uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı, insanlığın ortak vicdanına aykırı kararın, soykırım politikasının ve uygulamalarının devamı olduğunu belirtti./ ANKARA Milliyet Avrupa marketlerinde İsrail boykotu yayılıyor Geçen yıl yaz aylarında, İrlandalı bir market çalışanının, İsrail mallarına yönelik başlattığı bir hareket Avrupa çapında hızla yayılırken, İsrail yanlısı grupların da karşı atağa geçtiği haber veriliyor. El Cezire internet sitesinin haberine göre, Gazze’den gelen yerle bir edilmiş mahalleler ve gömülmüş aileler gösteren görüntülerden etkilenen “Tesco” çalışanı, müşterileri markette satılan bazı meyve ve sebzelerin İsrail’den geldiği konusunda sessizce uyarmaya başladı. Daha sonra da, bu ürünleri kasada taramayı veya satmayı reddetti. Söz konusu çalışan işten atılırken, tepkiler üzerine tekrar geri aldı ancak İsrail mallarıyla ilgilenmeşdvdes bir pozisyona getirdi. Bu protesto, Avrupa genelinde de yayılmaya başladı. İsrail’le ticareti durdurma yönünde işçi sendikalarının öncülüğünde bir hareket yürütülürken, İrlanda, İngiltere ve Norveç’teki sendikalar, işçilerin İsrail mallarını elleçlemeye zorlanmaması gerektiğini belirten kararlar aldı. İngiltere’deki “Co-op” ve İtalya’daki “Coop Alleanza 3.0” dahil perakende kooperatifleri, Gazze’deki savaşı protesto etmek amacıyla bazı İsrail ürünlerini raflarından kaldırdı. İspanya ise, İsrail’in yasadışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklayan bir kararname yayınladı. İsrail yanlısı örgütlerse, İsrail’e ekonomik baskı uygulamayı amaçlayan girişimlere karşı çıkmak için çalışıyor.