Kapatılan hayvan pazarları yeniden açıldı

Kapatılan hayvan pazarları yeniden açıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, 24 ildeki hayvan pazarlarının yeniden aktif hale geldiğini açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvan pazarlarındaki şap hastalığına karşı açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Ülkemizde 1965 yılından bu yana ilk kez görülen şap hastalığı serotipi SAT-1'e karşı bakanlık olarak hızlıca harekete geçilmiş, Şap Enstitümüz tarafından bu yeni serotipe yönelik etkili aşı kısa sürede üretilmiştir." denildi. Hastalığın yayılımını engellemek amacıyla ülke genelinde hayvan hareketlerinin kısıtlandığı ve hayvan pazarlarının tedbiren kapatıldığının hatırlatıldığı açıklamada "Bu süreçte, Şap Enstitüsü tarafından üretilen 12 milyon 450 bin doz aşı sahaya sevk edilmiştir. Ağustos ayı sonuna kadar bu rakam 13 milyon 750 bine çıkacaktır." ifadeleri kullanıldı. "HAYVAN PAZARLARININ AÇILMA SÜRECİ BAŞLAMIŞTIR" Açıklamada aşılama çalışmaları ve alınan tedbirler sayesinde hastalığın yayılımının büyük ölçüde kontrol altına alındığı belirtildi ve şöyle devam edildi: "Hayvan pazarlarının açılma süreci başlamıştır. Bu kapsamda, aşılama oranı yüzde 85'in üzerine çıkan Hakkari ve Van ile Edirne, İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale ve Kırklareli illerinde hayvan pazarları geçen hafta yeniden açılmıştır. Son olarak, aşılama oranının yüzde 85'in üzerine çıktığı Çorum, Çankırı, Niğde, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat, Kırıkkale, Ankara, Amasya, Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu ve Sinop'ta da bu hafta başından itibaren hayvan pazarları yeniden açılmıştır. Böylelikle 24 ilimizdeki hayvan pazarları yeniden aktif hale gelmiştir. Aşılamadaki başarı oranlarının artmasıyla birlikte, diğer illerdeki hayvan pazarlarının da kademeli olarak açılması sağlanacaktır. Bakanlık olarak, hayvan hastalıklarıyla mücadele çalışmalarımız aralıksız devam edecek; üreticilerimizin emeğini, ülkemiz hayvancılığının geleceğini korumak adına sahadaki tüm faaliyetlerimiz etkin bir şekilde sürdürülecektir." "BİLİNÇLİ BİR DEZENFORMASYONUN ÜRÜNÜDÜR" Açıklamada ayrıca, "Şap aşısının hastalığı yaydığı, aşının etkisiz olduğu, hastalık nedeniyle et ve süt fiyatlarının artacağı, kırmızı et tedarikinin biteceği yönündeki iddialar asılsızdır ve bilinçli bir dezenformasyonun ürünüdür." denildi.

'Şifalı' denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü

'Şifalı' denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü

Olay, 23 Ağustos tarihinde Orta ilçesine bağlı Derebayındır köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İbrahim (75) ve Şerife Akkoç (80) çifti, hemoroit gibi çeşitli hastalıklara iyi geldiği iddia edilen ve halk arasında 'hışıldak' olarak adlandırılan kaynak suyuna girdi. İlginizi Çekebilir Suyun içinde bir süre oturan çiftçin hareketsiz kaldığını gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, çiftin hayatını kaybettiğini belirledi. AFAD tarafından yapılan incelemelerde, suyun çıktığı alandaki oksijen seviyesinin yetersiz olduğu belirlendi. Yaşanan olayın sudaki kükürt seviyesinin fazla olmasından kaynaklanabileceği de değerlendiriliyor. Bolu için zaman daralıyor! Sadece 3,5 aylık su kaldı Olayda hayatını kaybeden çiftin cenazeleri ise otopsi işlemlerinin ardından Derebayındır köyünde toprağa verildi. "BURADA DAHA ÖNCEDEN DE 8-10 KİŞİ ÖLMÜŞ" Daha önce aynı su sebebiyle ölümlerin gerçekleştiğini söyleyen vatandaşlardan Süleyman Demirbağ, "Kendim Ortalıyım. Şu anda bulunduğumuz yer Derebayındır köyü. Burada halk arasında 'hışıldak' olarak bilinen şifalı bir su vardı. Maalesef iki kişiyi su yüzünden kaybettik. Bu bölgede kükürtlü bir su çıkıyordu, çeşitli hastalıklara ve çocuğu olmayanlara iyi geliyordu. Bu suyun da çok ziyaretçisi oluyordu. Ben bilmiyorum ama söylenilenlere göre burada daha önceden de 8-10 kişi ölmüş. Burası yaşanan olaydan sonra kullanıma ve ziyarete kapatıldı. Burasının kapatılması iyi oldu, vatandaşlar sağlık ararken canından oluyordu" dedi. ABD'li siyasetçiden İslam'a alçak saldırı! Kur'an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu

Sıfır atık bilinci Sıfır Artı sergisiyle anlatılıyor

Sıfır atık bilinci Sıfır Artı sergisiyle anlatılıyor

Sıfır Atık Vakfı ve Rum Vakıfları Derneği işbirliğinde düzenlenen "Sıfır Artı" sergisi, Balat'taki Maraşlı Rum İlkokulu'nda "Artık atık olmasın!" sloganıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Kullanılmayanın yeniden değer kazanabileceği, unutulanın hatırlanabileceği ve atığın anlamla örülebileceği bir bakış açısı sunmayı hedefleyen sergide, farklı disiplinlerden dört sanatçının tekstil atıklarıyla ürettikleri eserler yer alıyor. Ziyaretçileri düşünsel ve duygusal bir yolculuğa çıkaran sergide, her sanatçı kendine özgü ifade biçimiyle hem bireysel hem de kolektif hafızaya temas ediyor. Sergi, sürdürülebilirliğin sadece çevresel değil,aynı zamanda kültürel ve etik bir sorumluluk olduğuna işaret ediyor. Sergi küratörü Yasin Tütüncü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde, kısa sürede uluslararası boyuta ulaşan vakfın, çalışmalarını geniş kapsamda, hatta Birleşmiş Milletler seviyesinde yürüttüğünü söyledi. Tütüncü, "Sergimiz bu vakfın yaptığı çalışmaların bir uzantısı olarak gerçekleşti. Bu eserler, aslında buluntu diyebileceğimiz atıklardan oluşuyor." dedi. "SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ" Sıfır atık çalışmalarının 2025'te "tekstil" temasıyla ön plana çıktığını dile getiren Tütüncü, "Tekstil alanındaki atıklar çevre kirliliğini ve doğa olaylarını ciddi anlamda tehdit ediyor. Bu anlamda, sergi bu farkındalığı gün yüzüne çıkarmak için tekstil atıklarından oluşan eserlerden tertiplendi. Sanatçılar buluntu kumaşlardan ve çeşitli tekstil atıklarından bu farkındalığa dikkati çeken eserleriyle izleyiciyle karşı karşıya geliyor." ifadelerini kullandı. Tütüncü, çok duyulmasına rağmen atık konusunda pek bilinçli olunmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Tekstil, herkesin hayatında çok fazla yer alan bir unsur. Pek tahmin etmiyoruz ama aslında tekstil ürünleri üretilirken çok ciddi su tüketiyor. Su, gündelik hayatımızda giderek varlığı sorun olan ve kıtlığı her geçen gün hayatımızda biraz daha hissedilen bir mefhum. Dolayısıyla tekstil atıkları, özellikle su başta olmak üzere, pek çok çevre olayına olumsuz etkileri olan bir nesne. Bunları daha az tüketmek, tekrar kullanmak, hatta bazen dönüştürerek farklı ihtiyaçları gidermek noktasında bireysel ve kitlesel bir sorumluluğa davet ediyoruz." "POTANSİYELİ BİZLERE HATIRLATIYOR" Yasin Tütüncü, kullanım ömrünü tamamlamış ve artık kullanılmaz denilebilecek pek çok nesne ile izleyicinin dikkatini çekecek veya izleyene hoş gelecek eserlerin sergide olduğunu anlatarak, "Bizim, atıkları azaltmak, doğaya saygı duymak ve verileni nimet bilmek gibi çok köklü bir geçmişimiz ve kültürümüz var. Bu bakımdan eserlerden bir tanesi Türklerin hatta dünyanın en eski halısı diyebileceğimiz 'Pazırık Halısı'nın tekstil atıklarından yeniden üretildiği bir çalışma. Bu aynı zamanda bizim bu sergide vurgulamak istediğimiz bir diğer tema." diye konuştu. "FARKLI ÇALIŞMALARI BİZLERE SUNUYOR" Tarih boyunca sürdürülebilirlik anlamında çevreye, doğaya saygılı şekilde, verilene nimet gözüyle bakma, tekrar kullanma hatta başkasıyla paylaşma noktasında Türkiye'nin toplumsal olarak kadim bir kültüre sahip olduğunu dile getiren Tütüncü, şöyle devam etti: "Bu yaklaşım biçimi bize diğer taraftan modern hayatta da bunun sürdürülebilir olduğunu ifade ediyor. Çünkü bu sergi unutulmuş, atılmış nesnelerin tekrardan bir sanat eserine dönüştüğünü gösteriyor. Dolayısıyla bu, geçmişte kalan nostaljik bir olgu ya da kültürel bir kod değil, halen günümüzde devam edebilir ve geleceğe aktarılabilir bir bilgi olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan sergimiz atıkların dönüştürülmesi noktasında bize sanat eserleriyle bir fikir verirken, toplumsal olarak bünyemizde barındırdığımız potansiyeli de bizlere hatırlatıyor ve bu konuda yapabileceğimiz farklı çalışmaları da bizlere sunuyor." Tütüncü, serginin yer aldığı Maraşlı Rum İlkokulu'nun Osmanlı son dönem yapılarından biri olduğunu vurgulayarak, "Balat Osmanlı'nın kadim şehirlerinden. Dönüşüme ve sürdürülebilirliğe işaret etmesi bakımından da anlamlı bir yer. Sergimizin bu mekanda buluşması aslında tematik olarak da konseptin bir bütünlüğü ve tamamlayıcısı niteliğinde diyebiliriz. Nasıl ki geçmişten aldığımız mirasla geleceği koruyarak devretmek istiyorsak, bulduğumuz, elde ettiğimiz her türlü nimet üzerinde geleceğe bırakmak noktasında bir sorumluluk sahibi olduğumuzu bir kez daha vurgulamış oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Sıfır atık kavramının bugünü değil, geleceği de ilgilendiren bir mesele olduğunu anlatan Tütüncü, "Bu serginin de merkezinde yer alan Pazırık Halısı ve içinde bulunduğumuz okul dolayısıyla vurguladığı en belirgin tema da bu olsa gerek. Yani bugünü korumak ve onu geleceğe sağlıklı bir şekilde aktarmak." dedi. Prof. Dr. Çiğdem Çuhadar Öz, Meyçem Ezengin, Mehlika Hilal Kırca ve Serkan Şerefhanoğlu'nun eserlerinin yer aldığı sergi, 31 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilecek.