Yasadışı bahis: İki şirkete kayyım atandı

Yasadışı bahis: İki şirkete kayyım atandı

Yasadışı bahis: İki şirkete kayyım atandı 20.02.2026 Diken İstanbul merkezli beş ilde yasadışı bahis gerekçesiyle 19 kişi gözaltı kararı verildi. Klon Ödeme Kuruluşu A.Ş. ve PBM Tech Bilişim A.Ş. adlı iki şirkete kayyım atandı. The post Yasadışı bahis: İki şirkete kayyım atandı appeared first on #site_linkat 20.02.2026 .

Milyonlarca çalışan bu detayı bilmiyor: İstifa ederken tek bir imza ile borçlu çıkabilirsiniz

Milyonlarca çalışan bu detayı bilmiyor: İstifa ederken tek bir imza ile borçlu çıkabilirsiniz

İstifa edip yeni bir işe başlamayı düşünürken borçlu kalmak istemiyorsanız bu kurala dikkat! İş Kanunu'na göre işten ayrılma sürecinde 'önceden bildirim' şartı her iki taraf için de geçerli. İhbar süresine uymadan atılan tek bir imza, işçiyi tazminat ödeme yükümlülüğüyle karşı karşıya bırakabiliyor. Milyonlarca çalışanın bilmediği ihbar tazminatı hakkındaki tüm detaylar...

Canlı yayında 'Erdoğan bağlanıyor' paniği: Sunucular ne yapacağını şaşırdı

Canlı yayında 'Erdoğan bağlanıyor' paniği: Sunucular ne yapacağını şaşırdı

Evrim Keklikler ve Erhan Çelik’in Beyaz TV'de sunduğu sabah programında rejiden gelen "Cumhurbaşkanı Erdoğan bağlanacak" uyarısı, stüdyoda hareketli dakikaların yaşanmasına neden oldu. Yayına bağlanan kişinin Erdoğan taklidiyle ünlenen Muhammed Nur Nahya olduğu ortaya çıkarken, sunucuların yaşadığı kısa süreli panik anları kameralara yansıdı.

Emergent güç, emergia ve görünmeyen egemenlik: Güç teorilerinin ontolojik yeniden inşası ve zaman boyutu (1)

Emergent güç, emergia ve görünmeyen egemenlik: Güç teorilerinin ontolojik yeniden inşası ve zaman boyutu (1)

Giriş Güç kavramı siyasal düşünce tarihinin en temel kategorilerinden biri olmasına rağmen, modern karmaşık toplumların ortaya çıkardığı çok katmanlı etkileşim ağları klasik güç teorilerinin sınırlarını görünür hale getirmiştir. Geleneksel yaklaşımlar gücü çoğunlukla bireysel aktörlerin iradesi, kurumların yapısal kapasitesi veya sembolik meşruiyet mekanizmaları üzerinden açıklamış olsa da günümüzde birçok sosyal ve siyasal düzen, merkezi bir fail tarafından planlanmadan ortaya çıkan emergent fenomenler olarak anlaşılmaktadır.¹ Bu çalışma, güç teorilerini ontolojik düzeyde yeniden gruplayarak yeni bir kavramsal çerçeve önerir. Bu çerçevede “emergent güç” merkezi bir kategori olarak ele alınmakta; emergia kavramı beliriş koşullarının yoğunluğunu açıklayan teorik bir araç olarak tanımlanmakta ve görünmeyen egemenlik, bu süreçlerin makro düzeyde ortaya çıkan alan etkisi olarak analiz edilmektedir. I. Gücün Ontolojik Katmanları Güç teorileri temelde dört ana ontolojik düzeyde incelenebilir: energetik güç, yapısal güç, ilişkisel güç ve sembolik güç. Energetik güç, maddi kapasiteye dayalıdır ve klasik realist siyaset teorilerinde belirgin şekilde görülür. Bu yaklaşımda güç; askeri kapasite, ekonomik kaynaklar veya fiziksel zorlayıcılık gibi doğrudan etki üretme araçlarıyla ilişkilendirilir.² Ancak modern sosyal sistemlerin karmaşıklığı, maddi gücün tek başına egemenlik üretmediğini göstermektedir. Yapısal güç, bireysel aktörlerin ötesinde kurumların ve normatif düzenlerin belirleyici olduğu bir düzeyi ifade eder. Bu yaklaşımda güç, görünür bir aktörün iradesinden ziyade sistemin kuralları içinde saklıdır. Foucault’nun güç analizinde ortaya koyduğu gibi, güç merkezsizdir ve toplumsal ilişkiler ağında dolaşır.³ İlişkisel güç ise sosyal ağlar ve bağlantılar üzerinden işler. Network teorisi, bireylerin sahip oldukları bağlantı yoğunluğunun ve ağ içindeki konumlarının güç üretiminde belirleyici olduğunu göstermiştir.⁴ Sembolik güç, anlam üretme kapasitesine dayanır. Bourdieu’nun analizinde güç, fiziksel zorlayıcılıktan çok meşruiyet ve kültürel kabullerin içselleştirilmesi yoluyla işler.⁵ Bu dört kategori klasik güç teorilerinin ana eksenlerini oluşturur. Ancak modern kompleks sistemlerde ortaya çıkan birçok fenomen, bu kategorilerle tam olarak açıklanamamaktadır. II. Emergent Güç: Gücün Beşinci Ontolojisi Emergent güç, lokal etkileşimlerin makro düzeyde indirgenemez sonuçlar üretmesiyle ortaya çıkar. Emergence kavramı, sistemin bütün seviyesinde ortaya çıkan özelliklerin tekil parçaların analizinden türetilemeyeceğini ifade eder.⁶ Bu bağlamda güç, bir aktörün sahip olduğu bir kaynak olmaktan ziyade sistemin belirli bir durumudur. Piyasa dinamikleri, sosyal normların kendiliğinden oluşumu veya dijital ağların davranış kalıpları gibi fenomenler merkezi planlama olmaksızın düzen üretebilir. Emergent güç: merkezi kontrol gerektirmez, dağıtık etkileşimlerden doğar, makro düzeyde yönlendirici etki yaratır. Bu özellikler, gücü statik bir nesne değil, dinamik bir süreç olarak düşünmeyi gerektirir. III. Emergia: Beliriş Yoğunluğu Emergent güç ortaya çıkmadan önce belirli koşulların yoğunlaşması gerekir. Bu çalışma, bu yoğunluk alanını “emergia” kavramıyla ifade etmektedir. Emergia: sistem içi etkileşim yoğunluğu, tarihsel zamanlama, çevresel parametreler, enerji akışları, ağ bağlantı seviyeleri gibi değişkenlerin bileşkesidir. Emergia, emergence ile aynı değildir; emergence ortaya çıkan sonuçken, emergia bu sonucun potansiyelini oluşturur. Bir girişimci örneği üzerinden düşünüldüğünde, aynı birey farklı dönemlerde aynı stratejiyi uyguladığında farklı sonuçlar elde edebilir. Bu fark, bireysel iradeden ziyade emergia yoğunluğunun değişmesinden kaynaklanır. IV. Rezonans ve Aktör Emergent sistemlerde aktör tamamen etkisiz değildir. Aktör, sistemle rezonans kurabilme kapasitesine sahiptir. Rezonans, fiziksel anlamda bir sistemin doğal frekansına uygun bir uyaranla maksimum tepki vermesidir. Sosyal bağlamda bu, aktörün sistem koşullarıyla uyumlu hareket etmesi anlamına gelir. Başarı veya başarısızlık çoğu zaman aktörün yeteneğinden ziyade sistem rezonansının oluşup oluşmamasıyla ilgilidir. V. Zaman Boyutu ve Faz Geçişi Güç teorilerinde çoğu zaman ihmal edilen unsur zamandır. Kompleks sistemlerde düzen, lineer süreçlerle değil eşik ve faz geçişleri yoluyla oluşur.⁷ Faz geçişi: uzun süre küçük değişimler birikir, kritik eşik aşılır, sistem ani dönüşüm yaşar. Bu süreç, egemenliğin ani ortaya çıkışı veya hızlı güç kaymaları gibi fenomenleri açıklamada önemlidir. Temporal power (zamansal güç), belirli bir tarihsel momentte doğru konumda bulunma avantajını ifade eder. Bu durum halk arasında “kader” olarak adlandırılan dışsal olumsallıklarla ilişkilidir. VI. Görünmeyen Egemenlik Görünmeyen egemenlik, emergent gücün makro düzeyde aldığı formdur. Bu egemenlik: tek bir aktöre ait değildir, merkezi değildir, davranışları yönlendiren alan etkisi üretir. Bu modelde egemenlik bir fail değil, sistemin faz durumudur. Bireyler bu egemenliği doğrudan kurmaz; ancak etkileşimleri bu alanın oluşmasına katkıda bulunur. Sonuç Bu makale, güç teorilerini ontolojik olarak yeniden sınıflandırarak emergent güç ve emergia kavramlarını merkeze alan yeni bir model önermektedir. Güç, yalnızca maddi kapasite veya kurumsal yapıların sonucu değildir; aynı zamanda sistemlerin belirli koşullarda ortaya çıkardığı emergent bir fenomendir. Görünmeyen egemenlik, bu fenomenin makro düzeydeki ifadesidir. Dipnotlar Steven Johnson, Emergence: The Connected Lives of Ants, Brains, Cities, and Software (New York: Scribner, 2001), 18–25. Hans Morgenthau, Politics Among Nations (New York: Knopf, 1948), 13–20. Michel Foucault, Power/Knowledge (New York: Pantheon, 1980), 98–110. Manuel Castells, The Rise of the Network Society (Oxford: Blackwell, 1996), 469–475. Pierre Bourdieu, Language and Symbolic Power (Cambridge: Harvard University Press, 1991), 163–170. Jeffrey Goldstein, “Emergence as a Construct,” Emergence 1(1), 1999, 49–72. Ilya Prigogine & Isabelle Stengers, Order Out of Chaos (New York: Bantam, 1984), 141–152. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Emergent güç emergia görünmeyen egemenlik güç teorileri ontolojik yeniden inşa Hasan Köse, Independent Türkçe için yazdı Hasan Köse Perşembe, Şubat 19, 2026 - 14:00 Main image: <p>Görsel: Gemini (Yapay zekâ aracılığıyla hazırlanmıştır.)</p> TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Emergent güç, emergia ve görünmeyen egemenlik: Güç teorilerinin ontolojik yeniden inşası ve zaman boyutu (1) copyright Independentturkish:

Koridor jeopolitiği ve Türkiye

Koridor jeopolitiği ve Türkiye

Tarihte güç, toprak fetheden ordulara aitti. 21. yüzyılda ise güç, ticaret akışını yönlendiren koridorları elinde tutanlara ait. Bugün büyük devletler, tümen tümen asker sevk etmek yerine liman inşa ediyor, demiryolu döşüyor, boru hattı uzatıyor. Bu sessiz ama dönüştürücü rekabet, uluslararası ilişkilerde yeni bir disiplinin doğmasına yol açtı: Koridor jeopolitiği. Koridor Jeopolitiği Nedir? En yalın tanımıyla koridor jeopolitiği, devletlerin ticaret rotaları, enerji nakil hatları ve lojistik ağlar üzerindeki kontrolü bir güç aracına dönüştürmesidir. Bu kavramın kökleri 19. yüzyıl sonu jeopolitik düşüncesine uzanıyor. İngiliz stratejist Halford Mackinder, Avrasya'nın iç kesimlerini kontrol edenin dünyayı yöneteceğini öne sürerken; Amerikalı Nicholas Spykman, bu iç bölgeyi çevreleyen kıyı şeridinin daha kritik olduğunu savundu. O dönemin teorileri bugün yeni bir gerçeklikle buluştu: Fiziksel koridorlar artık sadece mal taşımıyor; egemenlik, bağımlılık ve nüfuz ilişkilerini de taşıyor. Modern koridorlar, yalnızca yol ve demiryollarından ibaret değil. Bir ekonomik koridorun içinde gümrük düzenlemeleri, hukuki çerçeveler, enerji boru hatları, dijital altyapı ve kurumsal mekanizmalar bir arada bulunuyor. Kısacası koridor, bir güzergâh değil; o güzergâh üzerindeki bütün bir yönetim sistemi. Dünyanın Önde Gelen Koridorları Günümüzde küresel siyaseti etkileyen birkaç ana koridor projesi öne çıkıyor. Çin'in 2013'te başlattığı Kuşak ve Yol Girişimi (BRI), bu rekabetin fitilini ateşleyen proje oldu. Tarihi İpek Yolu'nu modern altyapıyla yeniden canlandırmayı hedefleyen BRI, 140'tan fazla ülkeyi kapsıyor. Altı ana ekonomik koridor üzerinden Asya, Afrika ve Avrupa'yı birbirine bağlayan bu ağ, Pekin'in hem ticari hem de siyasi nüfuzunu sistematik biçimde genişletti. Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Batı'nın BRI'ye verdiği en somut yanıt olarak 2023 G20 Zirvesi'nde tanıtıldı. Hindistan'ı Körfez ülkeleri ve İsrail üzerinden Avrupa'ya bağlayan bu çok modlu hat, ABD, AB, Suudi Arabistan ve BAE tarafından ortaklaşa destekleniyor. Araştırmalar, IMEC'in işler hale gelmesi durumunda transit süreleri yüzde kırk oranında kısaltabileceğine işaret ediyor. Projenin yalnızca bir ticaret yolu olmadığını da belirtmek gerekir: Veri kabloları, elektrik şebekeleri ve yeşil hidrojen boru hatları da bu altyapının parçası olarak tasarlanıyor. Rusya, İran ve Hindistan tarafından kurulan Uluslararası Kuzey-Güney Taşıma Koridoru (INSTC) ise Süveyş güzergâhına alternatif olarak öne çıkıyor. Mumbai'den başlayıp İran limanları ve Hazar Denizi üzerinden Rusya'ya uzanan bu hat, navlun maliyetlerini yüzde otuz ile kırk arasında düşürüyor. Ukrayna savaşının ardından Batı yaptırımlarına maruz kalan Moskova için INSTC adeta bir ekonomik cankurtaran halatına dönüştü. Son olarak Çin ve Rusya'nın birlikte geliştirdiği Kuzey Deniz Rotası (NSR) var. Arktik buzullarının erimesiyle ulaşılabilir hale gelen bu güzergâh, Şanghay ile Hamburg arasındaki mesafeyi Süveyş rotasına kıyasla yaklaşık sekiz bin kilometre kısaltıyor. 2024'te otuz beş milyon ton yük taşınan rota, henüz tam kapasitesine ulaşmış değil; yüksek sigorta maliyetleri ve çevresel riskler kısa vadeli engellerini korumaya devam ediyor. Hangi Koridor Önemini Kaybetti? Bu sorunun en çarpıcı yanıtı, birkaç yıl öncesine kadar vazgeçilmez sayılan Kuzey Koridordan geliyor. Rusya üzerinden geçen bu trans-Avrasya hattı, Çin'i Avrupa'ya bağlayan en hızlı ve en verimli kara güzergâhı olma özelliğini taşıyordu. Ancak Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve ardından gelen Batı yaptırımları, bu koridoru fiilen işlevsiz kıldı. Avrupa'nın Rus demiryolu ağını kullanan kargo hattına güvenmesi artık hem hukuken hem de siyaseten mümkün değil. Bu çöküş, alternatif bir hat olan Orta Koridor'u beklenmedik biçimde gündemin üst sıralarına taşıdı. Türkiye Hangi Koridorun Üzerinde? Türkiye, tam da bu dönüşümün odak noktasında konumlanmış durumda. Ülke, iki kritik projenin kesişim noktasını oluşturuyor. Orta Koridor, Çin'den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye, oradan da Avrupa'ya uzanıyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Marmaray tüneli bu hattın kritik halkalarını oluşturuyor. Kuzey Koridor'un çöküşünün ardından Orta Koridor'daki yük trafiği hızla artmaya başladı; 2030 yılına kadar yıllık on bir milyon ton kapasiteye ulaşması bekleniyor. Kalkınma Yolu ise Irak'ın Al-Faw Limanı'nı bin iki yüz kilometrelik demiryolu ve otoyol ağıyla Türkiye sınırına bağlamayı hedefliyor. 2024'te imzalanan çerçeve anlaşmayla somutlaşan bu proje, Körfez enerjisini ve ticaretini Süveyş Kanalı'na ihtiyaç duymadan doğrudan Avrupa'ya taşıyacak. Türkiye bu iki projeyle birlikte hem Doğu-Batı hem de Kuzey-Güney eksenlerini aynı anda kontrol eden bir kavşak ülke olma yolunda ilerliyor. Türkiye'nin ayrıca Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Türk Boğazları üzerindeki denetim yetkisini koruduğunu da hatırlatmak gerekir. Karadeniz'e girişi ve çıkışı düzenleyen bu hak, Türkiye'yi bölgenin tartışmasız "kilit ülkesi" yapıyor. Koridor Jeopolitiği Neleri Değiştirdi? Koridorların yükselişi, uluslararası ilişkilerin dokusunu birçok açıdan dönüştürdü. Her şeyden önce, güç tanımı değişti. Artık bir ülkenin stratejik ağırlığı yalnızca askeri kapasitesiyle ölçülmüyor; hangi hatların kendi topraklarından geçtiği, hangi boğazları denetlediği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki konumu da belirleyici hale geldi. İkinci büyük dönüşüm, ekonomik yaptırımların etki alanında yaşandı. Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların beklenenden sınırlı kalmasının önemli bir nedeni, Moskova'nın BRI ve INSTC gibi alternatif hatlar üzerinden ticaret akışını sürdürebilmesidir. Koridorlar, yaptırım silahına karşı bir jeopolitik kalkan işlevi görüyor. Üçüncü dönüşüm ise koridorların kapsamının genişlemesiyle ilgili. Artık fiziksel taşımacılığın yanı sıra dijital bağlantısallık da bu rekabetin ayrılmaz bir parçası. Dünyadaki uluslararası verinin yüzde doksan dokuzu denizaltı fiber optik kablolarından akıyor. ABD ve Çin arasındaki bu "görünmez koridor" savaşı, askeri rekabetten daha sessiz ama belki de daha belirleyici. Son olarak, koridorlar enerji geçişinin taşıyıcısına dönüştü. Yeşil hidrojen, yenilenebilir elektrik ve karbon ticareti gibi geleceğin ekonomik değerleri, hangi koridorların bu enerjiyi taşıyacağına göre şekillenecek. Sürdürülebilir altyapıyı bugünden kuran güçler, yarının enerji düzenini de yazacak. Koridorlar artık sadece ticaretin aracı değil; egemenliğin, refahın ve büyük güç rekabetinin sahnesinin ta kendisi. Bu sahnenin merkezinde olmak ile kenarında izlemek arasındaki fark ise önümüzdeki on yıllarda pek çok ülkenin kaderini belirleyecek. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Koridor jeopolitiği Türkiye Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı Dr. Osman Gazi Kandemir Perşembe, Şubat 19, 2026 - 16:15 Main image: <p>Görsel:&nbsp;Getty Images</p> TÜRKİYE'DEN SESLER Type: news SEO Title: Koridor jeopolitiği ve Türkiye copyright Independentturkish: